Henüz belirlemedik ama tabi ki haberleşiriz. Çok da mutlu oluruz birlikte yapabilirsek.
Sevgili @ggg nin işine ben de bir katkı yapayım. Paylaşmak için bundan daha güzel bir başlık olamazdı.
Güzel bir geri dönüş oldu, cebime koydum bu bilgiyi.
Öncelikle tebrikler, Strava’dan ve instagramdan gördüklerimizin ayrıntılı raporunu sabırsızlıkla bekliyorum. Şahane bir iş çıkarmışsınız![]()
![]()
![]()
Charles Darwin, yüksek irtifada yapılan mesafe tahminlerinin genelde yanlış çıkmasını, nesnelerin azlığına, havanın olağanüstü berraklığına ve
duyular düzleminde, alışılmışın ötesine geçen küçük bir çabanın neden olduğu ek yorgunluğa bağlar.
Darwin’i duyular düzleminde alışılmışın dışına iten, Şili ve Arjantin’i birbirinden ayıran, bir tarafında Pasifiğe, diğer tarafında Atlantiğe dökülen akarsuları gördüğü Piuquenes Sırtı olmuş. Bizim payımıza da, Kınalıada ile Burgazada’nın tam ortasında, kuzeydoğu rüzgarıyla birleşip boğazdan kükreyerek çıkan Karadeniz sularının akıntısı düştü. Mesafe tahminlerimiz şaştı. Madam Marta Koyu’nun kuzeyine çıkmayı planlarken kendimizi neredeyse Burgazada’yı tamamen ıskalayacak kadar güneyde bulduk. 1800m ölçtüğümüz ilk geçiş neredeyse 3500 metrelere çıktı. Böylece elimizdeki 7 parça işten 2.sini 2 saatin altında bitiremedik.
Madam Marta Koyu’na yaklaşırken arkamda ‘artık koşmak istiyorum, koşmayı özledim’ gibi cümleler duyuyorum. Kendi sözlerim buraya yazılacak gibi değil. Burgazadadaki sudan karaya- karadan suya geçişlerimiz fena olmadı. Tekne, adanın doğusundaki ve batısındaki noktalara rahatlıkla demir atabildiği için eşya transferi ve değişimi gibi işler en rahat ikinci adada oldu.
Burgazada’yı da hallettikten sonra sıra 2. ve en kısa yüzme geçişine geldi. Suda acemiydik ama çabuk öğrendik. Bu sefer suya girer girmez olabildiğince rüzgara ve akıntıya karşı yüzmeyi deneyip (kaptanın da sürekli sağ tarafımızdan bizi uyarmasıyla) son birkaç yüz metrede rüzgara arkamızı dönüp Heybeliadadaki Alman Koyu’na çıktık.
Burada hiç yanılmadık diyebilirim. Alman Koyu’nun kuzeyinde, bizim rahatlıkla çıkıp koşuya başlayabileceğimiz, Burgazadaya daha yakın olan en az 2-3 nokta daha var. Alman Koyu bizim için en son seçenekti fakat kaptan bu koyun dışında herhangi bir sahilin rüzgar ve akıntı nedeniyle yakınına dahi gelemeyeceğini söyleyince Alman koyunda mutabık kaldık.
Heybeliada bence bu işin kilit noktasıdır. Arka tarafındaki Çam Limanı Koyu’na girip çıkmadan bu iş yapılırsa herşey çok daha kolay olur. 3 gün önce @mehmetbas ile yaptığımız keşif koşusunda, Alman Koyu’nun kuzeyindeki alternatif çıkış noktalarını ve adanın doğusundaki (askeriyenin alanlarına girmeden) Büyükada’ya en yakın noktada, sanki Dilburnu’nun Heybeli’deki minyatür bir kopyasıymış gibi suyun içine uzanan kaya parçasını giriş çıkış noktalarımız olarak belirledik.
Bize en çok zaman kaybettiren geçişler Heybeli’den suya giriş ve Dilburnu’na çıkışımız oldu. Örnek olarak Büyükada’da sudan çıktıktan sonra koşmaya başlamamız 40 dk sürmüş. Su almayan iç cepli şamandıramız bir tane olduğu için bütün ekibin kuru eşyalarını 3-4 turda tekneden alıp getirmek zaman aldı.Her seferinde birimiz gönüllü olup bu transfer işini hallettik. Koşullar ne kadar zor ve sürprizli olsa da bu amfibi organizasyonun şartlarına bir şekilde ayak uydurmalıydık.
7 parça işin 6’sı bitti ve 4. adadayız. Son koşumuz 13-14km civarı sürecek. Dilburnuna tam tur dönüp, iskelede işi bitireceğiz. Buradaki ilk kilometrelerle birlikte dizlerimde ağrılar başlıyor. Evet anlıyorum… Şu alışılmışın ötesine geçen küçük çabalar meselesi… Ekipten ‘haydi millet, her gün çıkıp koştuğumuz mesafe kadar kaldı’ sesleri yükseliyor. Bunları duyuyorsanız durum vahim, aranızda düşen ya da düşmekte olan birileri var diyebiliriz.
Bu unutulmaz anları ölümsüzleştiren @muyu Murat abiye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Her adada ondan ayrılıp tekrar ona kavuşmak o kadar keyifliydi ki… Hele Dilburnu’nun en uç noktasında sarı tişörtünü uzaktan seçtiğim an… ‘buraya kadar da gelmez herhalde’ diye düşündüğüm için kendime çok kızdım.
Vücudun yere paralelken, bir dalganın seni birkaç metre yukarı ve yana itip, sonra aynı güçle aşağıya çekmesini, bu sırada altında, dipsiz karanlığı aydınlatan tek tük denizanalarının birer beyaz lamba gibi sana yaklaşmalarını ve yanında seninle aynı yöne kulaç atan dostlarından başka hiçbir şey olmamasını anlatabilmek benim yeteneklerimi aşıyor.
Son olarak.. Bu ekip 3. kez adalarda bir organizasyon yaparsa, bu sefer nasıl yapacağını haritaya biraz bakan ben söylemeden anlar diye düşünüyorum.
Sonsuz derinliklerin karanlığından, ulaşılamaz zirvelerin aydınlığına.
Bu yolculuk hiç bitmesin.
@ggg Gökhan’ın yine ışık hızıyla kurgusunu bitirdiği İstanbul’un Adımları 10 - Adalar Aquatlon videosuna buradan ulaşabilirsiniz:
Yaptığınız herşey çok güzeldi, imrenerek ve gurur duyarak takip ediyorum. Bundan sonraki sürprizlerinizi merakla bekliyorum. Tüm ekip arkadaşlarıma bol selamlar ediyorum… @ggg @Osma @mehmetbas
Müthişsiniz, diyecek başka birşey yok ![]()
Bence çıtayı çok yükseğe koydunuz. Harika bir iş gerçekten. Tebrikler… Bence en son karaya çıkışta bisiklet etabı da koyarsanız, Ironman markasına rakip bir meydan okuma olur kanaatindeyim.
El arttırıyorum. Yunan adaları turu ![]()
ondan sonra da fransız polinezyası. @muyu geliyorsun değil mi
Haha arada şehir hatları vapuru varsa neden olmasin ![]()
![]()
Şahane. Harikasınız ![]()
@husy72 @okmali @solberg @nkoner herkese çok teşekkürler![]()
Kendi adıma, herşey beklediğim kadar zor oldu. Rüzgar, akıntı, öğleden sonra bastıran sıcak, geçişlerdeki zaman kayıpları… Fakat şu da var istesek çok daha hızlı bitirebilirmişiz. Bunu bilmek de güzel. Tabi en güzeli sağlıkla bitirmiş olmak.
Saçmalamayın asla yapamazsınız diyenler, 1 haftada mı yapacaksınız diyenler, siz profesyonel yüzücü müsünüz diyenler oldu. Bu organizasyon sürecinde herşeyi herkesle konuşmamayı da öğrendim.
@muyu elinden çıkan sanat eserlerinden birkaçı:
Yağız zaten edebi bir şekilde yazdığı için hikayeye pek ekleyebileceğim bir şey yok. Fakat organizasyon boyunca düşündüklerimi de aktarmak istiyorum.
Şöyle bir ekibe bakıyorum. Belki birkaçımız bir vesileyle bir araya gelebilirdik. Fakat günlük hayatlarımızda belki dertlerimiz, isteklerimiz çok farklı kişiler bir araya geliyoruz. Yaptığımız işin bir nedeni de yok. Nedeni yok ama içinde bulunmak çok keyifli. Yapıyoruz çünkü yapabiliyoruz. Yapabiliyor hale gelmek bir ayrıcalık ama sonuçta bu dayanıklılık duygusunu sevmeyi gerektiriyor. Çok primitif buluyorum yaşadığımız hazzı. Köpek sürüleri doğada alan kazanıyor ya öyle bir şey. Belki de genetik bir mirastır.
Biz bu etkinliği güvenlik kaygısıyla oldukça kapalı yaptık. Gelmek isteyen birçok kişiye de nedenini anlatınca anlayışla karşıladı. Aynı kişiler bitirdikten sonra özelden çok güzel şeyler yazdılar. Yani katılan katılmayan herkesin kollektif başarısı oldu bu sonuç. Egoların çarpıştığı bir dünyada bu bile çok önemli.
İnsanın adaptasyonu bazen çok hızlı. Benim sahilden açılıp geri dönmeler ve sahile paralel yüzmelerim vardı bu etkinlik öncesi. İlk açık deniz yüzüşüm oldu diyebilirim. İlk denize girdiğimde her yer deniz anasıydı ve bu beni biraz geriyordu. Sonra sonra dokunarak geçsem de bir his duymamaya başladım. Ta ki onlar bana hissyatı verene kadar. Tahminim iki kez ve ikincisi ciddi acıyarak zehirli bir türle temas ettim. Temas edince ve acısı birkaç dakika içinde geçince iyice bir rahatlamaya geliyor. Başıma gelecek en kötü şeyin dozajını öğrenmiş oldum.
Başa dönecek olursam, yaparken böyle hissedeceğimi bilmiyordum ama bittikten sonra günlerdir geçmeyen kendimden memnuniyet hissi var. Dayanabiliyor olmak çok ayrı bir duygu. Tabi bizim bu yaptığımız endurance dünyasında bir damla ama bu bile çok çok güzel hissettiriyor.
Bir de ekleme yapayım. Genelde koşuya yüzmeyi ekleyince ironman yapabileceğimizle ilgili yorumlar alıyoruz. Benim kendi adıma bisikletim iyi ama sakatlanınca kullanıyorum. Karada koşmak bana daha keyif veriyor. Bence örneğin bir 100 mil koşmak ironmanden daha yorucu. Tabi bu kişiden kişiye değişecektir. Yani ironmani dayanıklılıkta bir üst basamak olarak görmüyorum. Sadece yüzerek veya sadece koşarak da çok farklı işler yapılabilir. Önemli olan herkesin sevdiği dayanıklılığı yapması. (Belki Mert abi gibi ben de bir kereye mahsus ironman deneyebilirim yapmış olmak için)
Favorim 1. fotoğraf, çok güzel olmuş.
Harika bir anlatım olmuş, direkt olarak hissiyatı yansıtıyor. Ancak bu yazdıklarınızı kamera karşısına geçip söylemenizi dört gözle bekliyorum. Vlog olarak izlemek benim için ayrı bir keyif olacaktır. Birlikte katıldığınız arkadaşları da aynı vlog içinde görmek isterim. Böylece tarihe güzel bir kayıt bırakmış olursunuz. Çünkü bu olay artık sadece size ait değil.
Aslında koşan yüzen ve diğerleri gibi bir ayrımı asla yapmıyoruz. Koşan yüzenin verdiği emek kadar Kaptan da bu işin içinde. @muyu ‘nun verdiği efor bizden kat kat ötede. Mehmet, Aykan, Yağız, Emin, Hüsrev ve ben aktivitedeydik. Ekibin güvenliği konusunda kaptanın katkısı büyük. Aktivite esnasında bizden birisi oldu o da. Sen sordun diye tek tek saydım abi, yoksa tek tek anılmak yerine ekip olarak anılmayı tercih ederim/ederizdir diye düşünüyorum.
Ama özel bir teşekkürü de atladım. Özellikle son iki organizasyonumuzda @Osma nın organizasyon yeteneklerinin konforunu yaşıyoruz. Adam kafasında her şey netleşene kadar rahat uyku uyumuyor ve sonuna kadar gidiyor. Kalanlarımıza sadece katılmak kalıyor.
Kanaldaki videoları eğlencelik tutmaya çalışıyorum. Mikrofonumuz da olmadığı için bir röportaj videosu çekecek teknik altyapımız yok
belki Namık Kemal Öner kanalına ekip olarak konuk oluruz ![]()
İş başa düştü sanırım. Çok iyi olur aslında, haberleşelim.
Her sene Adaların gürültüsüz (eskisi kadar olmasa da)güzel manzaralı yerlerinde bolca yüzer kamp yaparım Güzel olan etkinliklerinizin devamı dileğiyle Sağlıcakla
Arkadaslarimin tum etkinligi bastan sona takip ettim. Sahsen ilk yuzme bana o kadar uzun geldi ki, hala herkesin 3 yuzme etabini nasil tamamlayabildigini anlamaya calisiyorum. Gercek anlamda mental bir surec oldugunu soylemek gerekiyor bunun…
Benim acimdan organizasyonda olmak sadece ektinlik takibi ile alakali degildi. Bir nevi sureci kayit altina almak icin firsatti. Hesaplar tutmadi, firtina teknede beni bozunca sehir hatlari ile takip ettim. Sahsen firtina yuzunden tekneden inerken zorlanirken bu arkadaslar her adimda tek tek karaya esyalari cikardilar, ustlerini degistiler ve sonra tekrardan ayni rutini yaptilar. Karaya yanasmak bile cogu yerde sorun oldu.
Videonun kisa oldugu konusunda yorumlar var. Sahsen bence video o sartlarda hayli yeterli idi. Oyle bir tekrarli surec vardi ki, gokhan yine de iyi materyal olusturabilmis.
Tekrardan herkesin emegine yuregine saglik. Ben bu surec sonunda esasen konfor alanimin cok genis oldugunu da ogrenmis oldum. Yapacaklarinizin siniri bence hayal gucunuz ile alakali…






