Ben de galiba tam burada düştüm. Önce bir taşa takılıp tökezledim. 2-3 adım sonrasında da yere kapaklandım. Şans eseri kafamı çarpmadım, yüzümü ve dizimi biraz vurmuşum. Arkadan gelen bir arkadaş sağolsun yardımcı oldu kalkmama. Gerçekten böyle teknik parkurlarda deneyimsizseniz, çok temkinli inilmesi gereken bir yer burası, daha ciddi kazalar yaşanabilir. Zaten alışık olmadığım uzun inişlerden dolayı quadlarımın gerildiğini hissediyordum, bir de malesef 3 saatlik bir uykuyla başlamıştım yarışa. O yüzden bundan sonraki bütün inişleri aşırı temkinli inmeye karar verdim. Zeyniler’den sonra zaten malumunuz çok da koşulabilir bir yer yoktu:) Son 400 metrede attığım Zach Miller sprintini saymazsak yürüdüm diyebilirim.
Üçüncü trail yarışımı, bu zorlu 30k parkuruyla tamamlamış oldum. Her şey güzeldi fakat yukardaki yarış sonrası yemek eleştirisine % 100 katıldığımı belirtmek isterim. Bundan önce katıldığım Kapadokya ve Eiger yarışlarında, yarış sonrasında bol çeşitli ve doyurucu menüler verilmişti. Ayrıca iki yarışta da uzun tahta masalardan oluşan yemek alanları vardı. Burada herkes rahatça yemeğini yiyebiliyordu. Kramp giren bacaklarla yere oturmaya çalışmak bile yeterince zordu. Bu sorunun kesinlikle çözülmesi lazım, hele de uluslararası bir yarış olma iddiasındaki bir organizasyon için bu bir zorunluluk. Her koşucu minimum 3-4 bin kalori harcayıp gelmişken, 500 kalorilik menünün de zenginleşmesi gerekir diye düşünüyorum. Organizasyon için emek harcayanlara ve gönüllülere teşekkür ederim. Sakatlık yaşayan herkese de çok geçmiş olsun.
10.km sonrasında girdiğimiz single trackte, yaklaşık 2km boyunca, önümde 44 koşan kadın koşuculardan biriyle birlikte ilerledik. Kendisi başlarda tedirgin olunca rahat olmasını, geçmek için hamle yapmayacağımı söyledim. Birlikte çok güzel indik. Bana değil sadece kendi önüne odaklansın diye hiç istemedim fakat ‘şuradaki köke dikkat’, ‘burada dal parçası’ vs diyerek klavuzluk yaptı. Tam sağ arkasındayken bir noktada taşa takıldım. ‘Takıldım, duramıyorum!’ diyebildim sadece ve duyduğu seslerden hızlandığımı anladı. ‘tamam’ dedi. Bu bölüm en keyif aldığım bölümlerdendi. Bu şekilde kısa kısa konuşarak çok güzel anlaştık. Arkasında kaldığım anlarda çok dikkatli olmaya çalıştım. İstemeden bir zarar veririm de gününü mahvederim diye dediğiniz gibi sıkıştırmak yerine aramıza 1-2 metre koyarak ilerledim.
Zeyniler yakınlarında yaşadığım durum farklı. Yürüyerek inen grupların içinde koşmaya çalışıyorsunuz. Her taşın, kayanın başına gelince durup düşünen katılımcılardan biriydi zannedersem. Ben de orayı koştuğum için dolayısıyla biraz hız farkı vardı aramızda. Üzerine basmadığı, sıçramayı tercih etmediği kayalardan sıçrayarak koşmaya çalışıyorum. Onluk bi durum yok yani. Ben insanları geçerken ‘bravo’, ‘harikasınız’ gibi şeyler söylerken geçtiğim insanların da bana aynı şekilde motive edici sözler söymelerini beklerim. Genelde herkes böyleydi zaten. Yüzlerce insanla denk geldiysek aralarından 1 kişi çıktı işte beni fırçalayan.
Ayrıca yarışlarda dediğiniz gibi koşucuların karıştığı kazalar olması çok olası değil midir? Yani sonuçta yarış ortamı ya. Tabii ki de istemeden, kontrolü kaybederek bu tür şeyler yaşanabilir ve anlayışla karşılanabilir. Şahsen asla anlayışla karşılamayacağım olaya örnek ise bu olabilir:
Bu forumda kimsenin benim örnek verdiğim gibi parkurda diğer bir koşucuyu sıkıştıracağına ihtimal vermek istemem zaten. Fakat dediğiniz gibi durumlar oluyor. Hatta daha uzun yarışlarda - mesela bir 100K yarışında - son 1,2 km kala siz koşmaya çalışırken “yahu ne koşuyorsun cutoffa daha çok var hepimiz bitireceğiz zaten” diyenler de çok olur. Ben bir çok kez karşılaştım bu durumla. Sen yürü, benim sana ne zararım var değil mi?
@HalilAksoy geçmiş olsun. Bence gene de şikayet etseydiniz. Dmitry ben CumalıKızık Cp’sinde iken geldi. Benim arkamda kalacağına ihtimal vermediğim için anlayamadım gerçekten Dmitry olduğunu. Yukarıda hiç gönüllü yok diye Cp’dekilere serzenişte bulundu. Ben de Cp zaten burada yukarda ne gönüllüsü olacak dedim. Sanırım kaybolmuş. O yüzden o şekilde kızıyordu. Zaten bir hışımla gelip bir hışımla koştu gitti.
Biz burada kendi aramızda olması gerekeni konuşurken elit bir atletin bu şekilde davranması kabul edilemez.
2019 13k, 2023 30k, 2024 66k’dan sonra bu yıl adı 42k olan ama gerçekte 45 km süren yarış ile dördüncü kez Uludağ’da koştum. Yeni düzenlenen bu parkur daha önce koştuğum mesafelerin hepsinden bir şeyler barındırıyordu. Bu açıdan yabancılık çekmedim.
Geçen yıl sıfırı tüketmek üzere olan quadlarla indiğim inişten bu kez tırmanarak başladık. Bu sert ilk tırmanıştan sonraki toprak yolda ufak ufak yükselti almaya devam ettik. Kısa bir süre sonra ikinci sert tırmanışla birlikte eski madenin yanından küçük zirve eteklerine tırmanmaya başladık ve tırmanışın sonunda ödülümüz olan enfes manzaraya kavuştuk. Yaklaşık değerlerle, 4.5 km’de 700 metreye yakın irtifa kazanmıştık. Geçen sene bu kısımlar sisliydi ve görüş mesafesi düşüktü. Bu kez gözümün alabildiği uzak tepelere kadar görüş açıklığı sunan açık hava sayesinde manzarayı net şekilde ilk kez görmüş oldum.
Bu kısımlardan itibaren önce patika, sonra da geniş toprak yol üzerinden hafif iniş eğimiyle birlikte 11’inci km’deki Cennettepe CP’ye ulaştık. Bu noktayı geçtikten sonraki kısım ise Sarıalan CP’ye kadar 30k parkuru ile tamamen aynı.
Kirazlıyayla CP’ye giden orman içi patika inişine 30 ve 66 parkurlarından sonra bu yıl üçüncü kez girmiş oldum. Önceki yılların tecrübesiyle en sakin, en dikkatli koşumu yapıyordum ki talihsiz bir tezatlık doğdu ve ilk kez bu sene düştüm bu kısımda. Hala emin değilim ama sanırım ağaç köküne takıldım. Neyse ki sağ diz kapağımda oluşan ufak sıyrıklarla atlattım kazayı ve yola sorunsuz devam edebildim.
Zeyniler CP’deki geleneksel hortum soğutmasından geçtikten sonra neyle karşılaşacağımı iyi bildiğim meşhur tırmanışa geldim. Mümkün olduğunca sabit bir yürüme hızı tutturarak tırmanışa başladım. Bu kısım için beslenme planımı da iyi şekilde uyguladığımı düşünüyorum. İlki Zeyniler’den hemen sonra olmak üzere yarım saatte bir jel ve bol su tükettim. Bugüne kadar en düşük aralık olarak 45 dakikada bir jel tüketme sıklığına girmiştim. Tempoma ters orantılı değişen sindirim toleransımın arttığını görmek sevindirici oldu diyebilirim. Ayrıca geçen hafta Aladağlar’da Eznevit tırmanışında güneşin altında buharlaşmama mücadelesi verdikten sonra bu tırmanışı gölgede yapmak da çok büyük nimet gibi geldi bana
Sarıalan CP’den birkaç km sonra 30k koşanlarla ayrıldık ve Softaboğan Şelalesi yönüne doğru devam ettik. Bu bölümün zorluğu @husy72 'nin de belirttiği gibi eğim grafiğinde ve gpx dosyasında yeterince anlaşılmıyor. Yarışın mental hazırlık aşamasında kafamda küçük zirve tırmanışı ve Zeyniler sonrası tırmanış olmak üzere iki ana bölüm belirlemiştim. Normal şartlarda çok zorlu gelmeyecek bir bölüm belki, ama iki ana tırmanış hedefi belirleyince burayı ister istemez göz ardı etmiş gibi oldum. “Tamam artık bu son tırmanıştı” diyerek birkaç defa baton kapatıp tekrar açtım. Bu son 5,5 km’yi zorlanmadan 40 dakikada tamamlarım diye düşünmüştüm ama tam 1 saat sürdü ve beklediğimden çok daha zorlayıcı oldu. Hafife alınmaması gereken bir son bölümdü.
Toplamda 7 saat 33 dakikada dördüncü farklı Uludağ madalyamı aldım. Finiş koridorundan çıkınca sağdaki ilk stant masaj standıydı ve hemen sıraya girdim. Sıcağı sıcağına yapılan masaj çok iyi geldi doğrusu. Günün kalanını önceki senelere göre daha dinç tamamladım bu sayede.
Daha zor diyerek fazla iddialı konuşmak istemem ama her ikisini de koşmuş biri olarak 42k parkuru en az 66k kadar yıpratıcı ve ciddiye alınması gereken bir parkur diyebilirim.
Tüm parkurlarda koşan herkese tebrikler ve geçmiş olsun.
@sopranos Ertan kardeşim o ağaç dalları var ya… Kirazlıyaylaya inerken 2 kere tökezletti yıkılmadım ayaktayım dedim ama başprmağımı iki kere darbelemiş oldum. Tırnak hopladı yani. Artık korka korka gitmeye başladım. Daha öncede bahsettiğim gibi son 4 km hepimize sürpriz oldu. Batonları toplayıp son takviye jelimi de tükettim. Bir darbede sanırım buralarda bireyde daha aldım. Tırnak düştü düşecek derken , Tam o arada @Osma Yağız merak edip aradı abi nerdesin diye. O bitirmişti. Otelleri gördüğümü söyledim 3-5km yol kaldı dedim ama bu mesafe beklenildiği gibi değildi. Yani bu bölgeye dikkat etmek lazım…dikkat edildiği sürece en güzel parkur 42k parkuru olabilir…
Daha önce Uludağ’da 16K koşmuş olsak ya da @Osma 'nın yaptığı gibi önceden o kısmı test etme imkanımız olsa 42K’nın son 4 km’sine kafaca çok daha hazır olurduk galiba.
Şelaleyi geçtikten sonra az bir eğimin ve mesafenin ardından finişe ulaşacağımın hesabını yaparken bitmek bilmeyen 4 kilometre hem mental hem de fiziki olarak beni çok zorladı ve o kısımda çok fazla zaman kaybederek finişe gelmek durumunda kaldım ben de.
Yine de 42K’nın ilk kobayları olarak bu zorlu ve teknik parkurda ter dökmek oldukça keyifliydi.
42K parkur yorumlarına katılıyorum. Hatta antrenman olarak bu parkuru koşup yukarıda da yazmıştım. Yarış dışı koştuğumuz için keyif alarak süre hedefi olmadan koştuğumuz için eğlenmiştik.
Evet, devrik ağacın hemen yanında 90 dereceye yakın diklikte bir yer daha vardı ben orada basacak bir yer de görmedim üstelik. Oradan çıkabildiyseniz eğer Bravo diyorum, benim için imkansızdı oradan çıkmak mecburen ağacın altından geçip diğer taraftan çıkmayı denedim.
Soğuk içecek her CP’de olamaz tabi ama bazı CP’lere küçük bir buzdolabı getirilebilir en azından elektrik çekilebilen yerlere.
@barisgoker@pusulaaa şimdi çektiğim videolara baktım. Dediğinize benzer tek bir nokta ve devrik ağaç gördüm. Ben orada hep yukardan gitmişim. Full videoyu hazırlarsam orada görürsünüz
Kapadokya’nın bir senesinde kayıt, uçak, konaklama hepsini ödedikten sonra sakatlandım ve koşamadım. Ben de yarış başladığında, oraya kadar gitmişken ilk CP’ye gidip oradan 10K geri yürür herkesle geçişirim diye düşündüm. Üzerime de bir önceki senenin tişörtünü giydim. Dönerken dar mağaralara denk geldiğimde yarışanlar beni organizasyondan biri sanıp neden mağarada ışıklandırma yok diye şikayet ettiler. Bir trail yarışındasın ve mağarada ışıklandırma bekliyorsun. Komik geldi tabii. Seninki de biraz buna benziyor Barış
Mağrada ışıklandırma olmaz ama bazı CP’lerde soğuk içecek olabilir bu zor değil o kadar. Sadece ben değil bir çok koşucu da de böyle olmasını istiyor zaten. CP’de soğuk su yok diye isyan ederek bir daha kesinlikle gelmeyeceğim diyenler de oldu. Ben bu kadar katı değilim en azından, bunları da tavsiye niteliğinde yazıyorum.
Uludağ Ultra boyunca yaşadıklarımı, hissettiklerimi anlatmaya çalıştım. İlk defa böyle bir video yaptım. Mikrofon olmadığı için zaman zaman söylediklerim anlaşılmıyor. Umarım beğenirsiniz. İyi seyirler
‘‘Aşağıda sıcak yukarıda soğuk’’ Demeniz gerçekten iyi hazırlanmak gerektiğini özetliyor bu organizasyonlara Şelale sesi çok hoş gerilmeyi biraz olsun rahatlatır Nicelerine sağlıcakla
19.07.2025 tarihinde 30k parkurunu koşmuş biri olarak o neydi aman Tanrım demek istiyorum.Geçen sene ilk kez 16k parkurunu koştuktan sonra Uludağa hayran kalmış ve arkadaşımla birlikte seneye 30k koşalım diye karar vermiştik.Yarış planımda Zeyniler Cp ye kadar çok temkinli gitmek ve Sarılan Cpye sağ salim ulaşmak vardı.Yarıştada bu plana sadık kaldım.Çok sert teknik inişler vardı 20k ya gelene kadar.Birçok bileği burkulan,sakatlanan kişi oldu.20-24 arası 4k dimdik bir duvar.4k da 1k yükseklik kazanımı alıyorsunuz.Baton olmasaydı perişan olurdum.4k yı 94 dakikada tırmandım.İlk defa bir yarışta bu kadar çok oturan gördüm.23k da çeşme vardı çok kişi vardı bekleyen diye orayı pas geçtim.Buz gibi su akıyormuş şahaneymiş orası.Sonrasında 25.7k da Sarıalan Cp ye ulaştım sağ salim.Bundan sonrası rahattı artık yaklaşık 5k kadar bir mesafe kalmıştı.Son 1,5k da artık oteller bölgesi finish görünmeye başlamıştı.Parkur dümdüz olmasına rağmen herkes yürüyordu,kimsede koşacak takat kalmamıştı.Toplamda 30,80k süren,hayatımın anlamını birçok kez sorguladığım,hayatımın en zor yarışını sağlıkla bitirdim.18.10.2025 tarihindeki sıradaki yarış Kapadokya 63k için antrenmanlara devam.