Aynı mesajımın devamını da okumuşsunuzdur umarım.
“Bu konuda yanlış da anlaşılmak istemem ama.Bu tarz atışmalara hiç girmeyen,sadece işine odaklanan bir çok hoca da var ki çok takdir ediyorum onları.”
Aynı mesajımın devamını da okumuşsunuzdur umarım.
“Bu konuda yanlış da anlaşılmak istemem ama.Bu tarz atışmalara hiç girmeyen,sadece işine odaklanan bir çok hoca da var ki çok takdir ediyorum onları.”
Yanlış anlamış olmalıyım , kusura bakmayın lütfen…
Teşekkür ederim ![]()
Bu basligi her gordugumde Turkiye’de HOKA almak diye okuyorum
Eskiden yoktu, Avrupa’dan getirtiyorduk
Travmasi kalmis ![]()
Genede bundan ucuza geliyordu
Hangi başlık mert abi ? ![]()
![]()
Bence antrenörlük, ilgilenilen kişinin üç ay, beş ay veya bir yıl sonra nereye varabileceğini bilmekle ilgilidir.
Bir antrenör, öğrencisine baktığında ve onunla çalışmaya başladığında nereye ulaşabileceğini biliyorsa ve bu bilgiyi hem genel koşulları hem de çalıştırdığı kişinin bireysel şartlarını değerlendirip (siz bunu yaparsanız 5 ay sonra şuna ulaşırsınız ama anlattığınız şartlarda sürdürülebilir olmaz ileride motivasyon ve spor hayatın sektteye uğrar demeli hee belki karşıdaki kişi şaşırtır o ayrı) anlatmalı.
Yoksa antrenörlük, yalnızca antrenman programı yazmak veya Bu hafta şunu yap, iki hafta sonra bunu yap, al sana 3 aylık program demek bence değil. Ayrıca felsefi, bilimsel bir değerler toplamı da olmalı.
Olayın bir de bu konuyla ilgili yaşamını,zamanını ,kendisini vermiş insanların bizim ülkemizde malesef ziyan olma noktasına gelmesiyle de alakası var.
Teşekkürler ( bende 25 yıldır müzik,gitar dersi verdiğim için böyle didaktik oldu sporcular kusura bakmasın)
Ben de tesekkur ediyorum. Anlatmak istediginizi gayet net anladim. Bu noktada ekleyebilecegim bir sey olamaz tabi. Fakat birazcik sorunun derin oldugunu da dusunuyorum. Okumus veya okumamis, sertifikali veya sertifikasiz bir cok hoca ne yazik ki ayni yanlislari yapiyor. O elestirdikleri “niteliksiz” hocalar gibi sporcuya uzaktan egitim vermeye calisiyorlar. Yani kusura bakmayin ama bunu almak yerine o kadar elestirilen yapay zekalardan bile program almak daha mantikli bence. En azindan her istedigin anda soruna literatur tarayip en guncel cevabi, en korumaci sekilde verebilyor.
Iste sorun bu noktada basliyor, beslenme degisiyor, recovery degisiyor, antrenman metodlari degisiyor ama okumus okumamis hocalar degismeyebiliyor. Bence illa hoca ile calisacak kisi iki seye bakmali;
Ben hala ayni noktada hocanin cogumuz icin gereksiz oldugunu dusunuyorum. Ama “dogru” hoca ile calismanin buyuk bir konfor oldugunun da farkindayim. Yalniz bana okumus-okumamis veya tecrubeli-yeni ayrimi da cok mantikli gelmiyor. Bunu da belirtmem gerekiyor.
Sanki ben yazmışım gibi sahipleniyorum bu iki maddeyi…
Hoca ile çalışan bir iki örnek gördüm. Hoca dan önce ve sonra olarak kıyaslayınca fark göremedim.
Koşarken üst ayaklar nerdeyse birbirine sürtüyor, koşu posturleri bozuk, ayaklar dizler sağa sola açık ileri bakmıyor .
Hoca ya ilgilenmedi yada bizimkiler dinlemedi.
Hoca ile çalışmak isteyen hızlı olma ve kürsü kapma beklentisine girebiliyor.
Beslenme tavsiyeleri aldın mı ? pistol squat A skip B skip çalıştın mi ? yok .Ya siz antrenmanlarda ne yaptınız?
En son düzenlenen erciyes sky trail yarışından bir gün önce kit dağıtım alanında bizim herhangi bir talebimiz olmamasına rağmen kitap hediye edeyim dedi, biz de ok dedik. Kitapları imzaladı verdi sonrada parasını istedi, fiyatıda normal bi kitaba göre baya yüksekti ![]()
Eskiden Topkapı otobüs terminalindeki limonata veren elemanlar gibi yapmış.
Kalkışa bir kaç dakika kala içeri girip sanki otobusün ikramıymış gibi küçük bardakta limonata verirlerdi. İstanbul’un acemileri de içerlerdi. Sonra da normal ücretin çok daha fazlasını isterlerdi. Tabi hemen dumura uğrardı bu duruma maruz kalan kişi. Vermese bir türlü verse bir türlü. Eee limonatayi da içmiş bulunurdu.![]()
![]()
Bu numaralar eskimez mekan ve zaman değiştirir. ![]()
Offf bu nasıl bir şey hiç aklım almıyor
Herkes o kadar profesyonel olmak zorunda değil. Belki sadece bir moral, motivasyon amacı ile çalışıyordur. Formunu düzeltecek zamanı yoktur. Antrenör ile çalışan herkes olimpiyata hazırlanmayacak sonuçta. Bir de form konusunda ilave olarak Jeptoo örneği var, postür tabii ki çok güzel olsa güzel ama bazen farklılıkları da kabul etmek lazım.
Dediklerinize saygı duymakla beraber, herkesin şartlarının farklı olduğunu da kabul etmek gerekli.
Elbette herkesin profesyonel bir sporcu olması gerekmiyor; ancak yapılan sporun niteliği ve vücudun fizyolojik sınırları konusunda profesyonel bir bakış açısına sahip olmak gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü yanlış antrenman yüklenmeleri, yetersiz toparlanma ve kişinin mevcut kapasitesinin üzerinde sürekli olarak zorlanması; akut problemlerin yanı sıra kronik ve kalıcı kas-iskelet sistemi sakatlıklarına da yol açabilir. Bunun sonucunda kişi yalnızca performansından değil, uzun vadede hayatının önemli bir parçası hâline getirdiği spordan tamamen uzak kalmak zorunda bile kalabilir.
Dolayısıyla burada mesele profesyonel olmak değil; bedenin verdiği sinyalleri doğru değerlendirmek, antrenman yükünü bilimsel prensipler doğrultusunda yönetmek ve uzun vadeli sürdürülebilirliği ön planda tutmak.
Pek tabii, siz bile böyle bir riski göze almazsınız.
Yorumunuz için ayrıca teşekkür ederim ![]()
![]()
Ya 2022 yada 2023 Dağyenice Ultra da Bize Buna Benzer Yaptı. Grup olarak oturuyorduk yanımıza geldi sohbet muhabbet sonra kitabından bahsetti çantasından 2-3 tane çıkarıp grup içene dağıttı imzalayarak. Bizde Ayıp olmasın diye “hediye kabul edemeyiz ücretini verelim” dedik hemen arkasından 200₺ dedi. Normal o zamanlar kitaplar ortalama 50₺ civarlarındaydı şok olduk ama o kadar muhabbetten sonrada çıkarıp parasını verdik. Sonra birden selam verdi ve gitti bizde arkasından baka kaldık… Bence yanlış bi yaklaşımdı
İnsanlar ne rahat, kitap yorumlarınızı şaşkınlıkla okuyorum.
Benim de başıma benzer bir şey geldi. 2022’de Kapadokya’da, yarış startına yaklaşık 20 dakika kala, kendisi de yarışacak olmasına rağmen çantasından kitabını çıkarıp yanıma geldi ve kitabı adeta zorla elime tutuşturdu.
Göreme–Kızılvadi arasında vadiden çıkışta taze nar suyu satanlardan alırım diye yanıma yeni para almıştım. Kitabı verdikten sonra bir baktım, o para da gitti. Nar suyuna ayırdığım bütçeyi kitaba kaptırınca, nar suyu tezgâhına geldiğimde içimden ne kadar sövdüğümü anlatmayayım. ![]()
Ben de “Neyse, dönüş yolunda okurum” dedim. Okumaz olaydım… İmla hataları, kelime hataları, yazım hataları; özne yok, tümleç yok, cümleler kafasına göre takılıyor… Kitap değil, Türkçe ile birebir mücadele.
Sonradan “İkinci baskıda hataları düzelttiler” dediler. İlk baskıyı okuyanlar da demek ki okuyucu değil, beta test ekibiymiş. :))
O gün kendi kendime “Yürüyen kitaplık herhalde” demiştim. Meğer mesele sadece kitabı taşımak değilmiş; kitabı okuyucuya ulaştırma stratejisi de oldukça agresifmiş.
Dağyenicede ben de aldım
ama size pahalıya satmış.
Ben 50 tl den almıştım, İlk 5 sayfadaki hatalardan sonra hemen okumayı bıraktım, beynimi yormuştu . Camiada baya kitapzede varmış hayırlı olsun ![]()
Mustafa’nın yazısındaki rahatsızlığı çok iyi anlıyorum ama ben sebep-sonuç ilişkisini biraz farklı görüyorum.
Bence burada sıralama önemli: önce talep, sonra arz.
15 yıldır antrenörlük yapıyorum; ilk 5 yılı triatlon, son 10 yılı tamamen koşu özelinde geçti. TAF 3. Kademe ve Triatlon Federasyonu 2. Kademe antrenörlük belgelerine sahibim; halen İstanbul Üniversitesi Egzersiz ve Spor Bilimleri öğrencisiyim. Türkiye’de “alaylı-okullu” ayrımı ise başka bir tartışma.
Mustafa’yla uzun süredir tanışıyoruz. 2015’te Çekmeköy Ultra’da defalarca aynı parkurda koştuk, en son bu yıl Trilye Ultra 30 km’de beraberdik. Son 10 yıldaki adanmışlığına da bizzat şahidim. 10 km derecesini yıllar içinde 34 dakikalara kadar indirmiş, bugün sub-elit seviyeye gelmiş bir sporcudan söz ediyoruz. Dolayısıyla onun perspektifinden bakınca antrenörün bilgi ve niteliğinin neden bu kadar önemli olduğunu anlamak zor değil.
Benim ayrıldığım nokta, bu beklentinin koşucu kitlesinin geneline ne kadar yayıldığı.
İki-üç yıllık koşu geçmişiyle antrenörlüğe yönelen bu kadar insan varsa, bunu yalnızca “herkes pastadan pay almak istiyor” diye açıklamanın eksik kaldığını düşünüyorum. Çünkü bu profile yönelik ciddi bir talep de var.
Bu talebin neden oluştuğunu da sahada yıllardır görüyorum.
Kuvvet çalışmak, uykusuna dikkat etmek veya bazı alışkanlıklarını değiştirmek istemiyor; buna karşılık mesafeyi artırmak ya da daha iyi sonuç almak istiyor.
Bu yüzden kalabalık gruplar ve bu gruplarla çalışan antrenörler daha cazip olabiliyor.
Özellikle yeni başlayanlar çok tecrübeli bir antrenörü kendilerine uzak görebiliyor. Kendilerinden birkaç yıl ileride, iyi koşan ve kendilerine daha yakın hissettikleri biri daha cazip gelebiliyor.
Ortaya da net bir talep çıkıyor:
“Benden biraz daha tecrübeli olsun, iyi koşsun, doğru yönlendirsin ve mümkün olduğunca ucuz olsun.”
Bugünkü antrenör artışının önemli nedenlerinden biri bence bu talep. Bu yüzden artışı bütünüyle olumsuz da görmüyorum; en azından kulaktan dolma bilgi yerine biraz daha doğru yönlendirme ihtimali doğuyor.
Mustafa’nın tarif ettiği; anatomi, fizyoloji ve antrenman bilgisini yılların saha tecrübesiyle birleştiren antrenör profilini ben de çok değerli buluyorum. Zaten 15 yıldır kendi antrenörlük hayatımı da büyük ölçüde bu yönde gelişmeye adadım. Ama benim gördüğüm, Türkiye’de bu profile olan talebin az olduğu.
Buna karşılık ulaşılabilir, kendisine yakın gördüğü, biraz daha tecrübeli ve ucuz bir antrenöre yönelik güçlü bir talep var.
Arzın niteliğini tartışabiliriz; ama o arzı ortaya çıkaran talebi görmeden tabloyu açıklayamayız.
Bu ülkede antrenör nasıl olmalıdır derseniz en büyük örnek göstereceğim 3-5 kişiden birisiniz.Özellikle sosyal medya paylaşımlarınızda verdiğiniz güzel bilgiler şahane.Kimseyle kavga polemik içine girmeden süreci ve sporcularınızı çok güzel eğitiyorsunuz ![]()
![]()