Yaz Sıcaklarında Koşmak Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

Selamlar, İzmir’de yaşayan ve senenin belki de 4 ayını aşırı sıcaklarda antrenman yapmak zorunda kalan birisi olarak yaz sıcaklarından bıkmış durumdayım. Bu sıkıntıyı nispeten az yaşamak için sabahın altısında kalkacak iradeye de sahip olmadığımdan koşularımı genellikle akşama doğru yapıyorum (buna rağmen hava 33 derece oluyor ve asfalttan yayılan ısı bunu daha da beter hale getiriyor).

Benim ve birçok koşucunun da muzdarip olduğu yaz sıcakları konusunda strengthrunning.com sitesinde 2014 yılında koşu koçu Jason FITZGERALD tarafından hazırlanan makaleyi Türkçe’ye çevirdim. Çeviride hatalar olabilir bu nedenle yazının aslını buraya bırakıyorum.
Keyifli okumalar.

Yaz Sıcaklarında Koşmak Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

Running-in-the-Heat-640x379
Yaz aylarında antrenman yapmak kolay değildir. Aniden yükselen sıcaklıklar, yüksek nem ve kavurucu güneş nedeni ile iyi bir koşu yapmak imkansız gibidir.

Yaz sıcaklarında uzun koşu veya hız antrenmanları yeterince zordur.

Peki ya bir YARIŞ?

Bir arkadaşımın her zaman söylediği gibi: Sıcakla rekabet etmiyorum!

Yazın ağır ve zorlu antrenmanlar yerine sadece rahat koşular yapsanız bile yine de, yazın sıcağında ve neminde koşarken kendinizi nasıl iyi hissedeceksiniz ?

Yazın sıcağında ve neminde iyi bir antrenman yapmak, zamanlamayı, teçhizatı ve ilk etapta yaz sıcağında koşmanın neden bu kadar zor olduğunu anlamayı birleştiren dikkatli bir yaklaşım gerektirir.

Ancak buna rağmen yazın antrenman yapmak yine de zor olacaktır.

Profesyoneller bile yaz koşusundan nefret ediyor!

Sıcakta koşmanın ne kadar zor olduğundan şikayet etmek yerine, bundan en iyi şekilde nasıl yararlanabileceğimize bakalım. Belki de önümüzdeki sonbaharı şimdiye kadarki en hızlı sezonumuz haline getirebiliriz.

Sıcakta Koşmak Neden Bu Kadar Zor?

Christopher McDougall’ın harika kitabı Born to Run 'u okuduysanız, insanların pek çok nedenden ötürü inanılmaz dayanıklı hayvanlar olduğunu hatırlayacaksınız.

Avantajlarımız:

  • Koşarken önemli bir enerji geri dönüşü sağlayan dev bir Aşil tendonu
  • (Çoğunlukla) tüysüz bir vücut ve son derece gelişmiş ter sistemi
  • Büyük popolar. Yalan söyleyemem: Harvard profesörü Daniel Lieberman’a göre kalça kaslarımız “çalışan kaslar”
  • Omurgayı kafatasına bağlayan ve koşarken başımızın sallanmasını önleyen özel bir bağ

Buradaki hangi sistemimizin yaz aylarında koşudan etkilendiğini tahmin edebilir misiniz? İnanılmaz ter sistemimiz.

Terleme serinlememize yardımcı olur çünkü terimiz cildimizden buharlaşırken ısıyı da alır. Ancak nem yükseldiğinde vücudunuzun ürettiği terin buharlaşma oranını düşürür çünkü havada zaten çok fazla su vardır. Bunun sonucu olarak da kısa süre sonra aşırı ısındığınızı hissedersiniz ve yavaşlarsınız.

Colorado gibi nemin düşük olduğu kurak bir yerde yaşıyorsanız, sıcak bir yaz günü iki önemli nedenden ötürü antrenmanınıza yine de zarar verebilir.

Birincisi, kuru hava vücudunuzdaki teri neredeyse sizin ürettiğiniz kadar hızlı buharlaştırır, böylece çok daha çabuk susuz kalabilirsiniz.

Kısa bir mesafe bile koşacak olsanız yanınıza su almadan koşuya başlarsanız performansınız önemli ölçüde azalır (ve kendinizi ölüyormuş gibi hissedersiniz).

Bir koşu boyunca gittikçe daha fazla susuz kaldıkça, kalbinizin kanınızı pompalamak için daha fazla çalışması gerekir, çünkü damarlarınızda dolaşan kan yoğunlaşacağı için daha kalın hale gelir (diğer birkaç nedenin yanı sıra). Buna kardiyak kayma denir: yoğunluk aynı kalsa bile kalp atış hızınız koşu boyunca artar.

Her ikisi de vücut ısınızı yükselten ısı ve güneşi de unutmayalım. Çok ısınmaya başladığınız anda koşmak çok daha zor olacaktır. “Algılanan Egzersiz Hızınız” (RPE), genellikle rahat bir tempoda koşuyor olsanız bile artacaktır.

Daha yüksek nem seviyeleri nedeniyle daha az buharlaşma, artan dehidrasyon ihtimali ve daha yüksek iç vücut sıcaklığı sonucunda aynı antrenmanı sürdürebilmek için daha yavaş koşmanız gerektiği anlamına gelir. Yaz antrenmanlarının acı gerçekliği.

Sıcakta Koşmanın Tehlikeleri

Bu makalenin amacı gözünüzü korkutmak değil. New England ve orta Atlantik eyaletlerinin sıcağında ve neminde yaklaşık 16 yıllık rekabetçi yarış ve koşudan sonra, ne ben ne de üniversitede ve lisedeki takım arkadaşlarımdan hiçbiri sıcaktan hiçbir zaman anlamlı bir şekilde ciddi şekilde etkilenmedik. Üstelik bazen acımasız sıcaklıklarda çok zorlu antrenmanlar yapmamıza rağmen.

Ancak bu yaz antrenmanlarının tehlikelerin gerçek olmadığı anlamına gelmiyor. Temmuz ayında öğlen çok fazla koşarsanız, bir tür ısı hastalığı yaşayabilirsiniz. İşte bu sıkıntılardan kaçınmak için bilmeniz gerekenler.

Isı Krampları: Terlemeden kaynaklanan büyük sıvı ve elektrolit kayıplarının neden olduğu kas spazmları. Egzersiz yaparken veya koşunuzdan saatler sonra da ortaya çıkabilir. Endişelenmenize gerek yok, ciddi değiller - ancak su içtiğinizden ve spor içecekleri veya muz gibi meyvelerle yeterli elektrolit aldığınızdan emin olun.

**Şiddetli dehidrasyon: Hepimiz dehidrasyona aşinayız. Egzersizden kaynaklanan sıvı seviyelerinde% 4’e varan su kaybı yine de güvenlidir, ancak bundan daha fazlasını kaybederseniz baş dönmesi, yorgunluk ve hatta zihinsel yönelim bozukluğu yaşayabilirsiniz.

Koşunuza hali hazırda yeteri kadar su içmiş şekilde başlayarak (çişiniz açık saman rengi olmalıdır) ve koşmayı bitirir bitirmez kaybettiğiniz sıvıları yenileyerek bu dehidrasyonu önleyin. Sıcak bir koşudan önce ve sonra kendinizi tartarak tam olarak ne kadar sıvı kaybettiğinizi anlayabilirsiniz.

Isı Kaynaklı Bitkinlik: Sıcakta çok fazla egzersiz yaparsanız, ısı yorgunluğu yaşayabilirsiniz . Dehidrasyon, baş ağrısı, mide bulantısı ve 40 dereceye kadar iç vücut sıcaklığı vakası. Sıcağa uyum sağlamayan koşucularda bu çok daha yaygındır.

Isı kaynaklı bitkinlikten muzdarip olduğunuzu düşünüyorsanız, koşmayı bırakın, güneşten uzaklaşın ve soğuk bir içecek ve tercihen klima ile serinleyin. ve bir dahaki sefere, günün erken saatlerinde koşun!

Sıcak Çarpması: Tehlike! Sıcak çarpması çok ciddidir çünkü çekirdek vücut sıcaklığınız muhtemelen 40 derecenin üzerindedir. Semptomlar arasında sakarlık, kafa karışıklığı, zayıf denge ve terleme eksikliği ile birlikte oryantasyon bozukluğu yer alır. Soğuk bir banyo, klima ve soğuk sıvılarla soğutulacağınız yerde acil tıbbi yardım gereklidir.

1978 Falmouth Yol Yarışı’nda, Alberto Salazar (2 defa New York Maratonunu galibi) sıcak çarpması geçirdi ve 10. sıraya düştükten sonra bitiş çizgisinde yığıldı. Vücut sıcaklığı 41.6! dereceye ulaştığı için hastaneye kaldırıldı ve bir buzlu su küvetinde son duasını okudu. Neticede iyileşti ve gelmiş geçmiş en büyük koşu koçlardan biri olarak hayatına devam etti.

Sıcağı Yenmek için 7 İpucu

Yaz sıcağı, çok dikkatli olmadığınız sürece, en zorlu antrenmanınızı ve en uzun kilometre haftalarınızı koşma zamanı değildir.

Hızlı Tempoyla değil, efor ile koşun. Sıcakta koşmak, hislerle koşmak becerisini geliştirmek için mükemmel bir fırsattır. Normalde takip edebileceğiniz hız hedeflerini sıkı bir şekilde takip etmek yerine, mesafe ve hız yerine zamana ve efora göre koşun.

Erken Antrenman Yapın. Yaz sıcağında koşmak için mükemmel vakit yok. Ancak sabahın erken saatleri en düşük sıcaklıklara sahip olması ve güneşin ışınlarının en güçlü olduğu zamanlara göre daha iyidir. (nem en yüksek seviyede olsa bile).
Sunray-road-640x364
Yollardan çekilin! Asfalt ve beton ısıyı emer ve onu zayıf, solgun bedeninize geri yayar. Yaz ayları, daha fazla patika koşusu denemek için iyi bir zamandır.

Bonus: Patikalar yüzey yapıları gereği sizi daha yavaş tempoda koşmaya zorlayacağı için vücudunuzun ısısı kolayca yükselmeyecektir, ayrıca patikalarda pek çok gölgeli alanlar mevcuttur. Kazan-kazan

Beklentilerinizi ayarlayın. Meteoroloji Genel Müdürlüğü bir sıcak hava dalgası uyarısı yayınlarsa (ısı ve nemin bir kombinasyonunu yansıtan bir puan olan Isı Endeksi 40.5 derecenin üzerindeyse) hızlı veya uzun koşuantrenmanı zor ve tehlikeli olacaktır.

Bir sıcak hava dalgası uyarı olmasa bile, yazın aylarında diğer aylarda olduğu gibi koşmanın neden bu kadar zor olduğunu hatırlayın.

Koyu renkler veya pamuklu giysiler giymeyin . Kıyafetler, aşırı koşullarda önemlidir, bu nedenle uygun şekilde giyin! Polyester gibi sentetik kumaşlar bugünlerde çoğu koşu takımında kullanılıyor – siz de kullanın.

Koşunuza Su içmiş olarak başlayın (vekoşu boyunca içmeye devam edin). Son on yılda hidrasyon fazla vurgulanmış olsa da (bkz. Waterlogged , Dr. Tim Noakes), koşunuzdan önce ve sonra sıvı almış olmanız çok önemlidir. 75-90 dakikadan fazla koşmadığınız sürece, muhtemelen yanınıza su almanıza gerek yoktur. Ama sizin için neyin doğru yöntem olduğunu en iyi siz bilirsiniz.

Suyun etrafında koşunuzu planlayın. Koşarken yanımda asla sıvı taşımam (yazın 32 kilometre koşsam bile). Bunun yerine, su içebileceğim halka açık parklarda çeşmelerle koşuyorum. Kuru bir iklimde yaşıyorsanız, fıskiyelerden geçmek de serin kalmanıza yardımcı olabilir. Ve kim bir fıskiyede gezinmeyi sevmez?

Sıcakta Koşmanın Avantajları Var!

Yaz antrenmanı aslında tüm sızlanmalara rağmen sizi daha iyi bir koşucu yapıyor. Sıcakta koşmak, vücudumuzun koşullara alışmasına ve uyum sağlamasına neden olur:

  • Vücudunuz, iç bölgelerden cildinize kan göndermede daha iyi hale gelir ve ısıyı dağıtmaya yardımcı olur.
  • Cildinize akan tüm bu kanla, kaslarınız artık daha az oksijenli kan almaya başlar. Yani bunu telafi etmek için vücudunuz daha fazlasını üretir (kimin kan dopingine ihtiyacı var ?!)
  • Vücut, çekirdek sıcaklığını kontrol etmeyi öğrenir ve ortama alıştıktan sonra o kadar artmaz.
  • Soğutma sürecini iyileştirmek için daha düşük vücut sıcaklığında daha erken terlemeye başlarsınız
  • Ter daha az tuz içerir, böylece doğru elektrolit dengesini sağlarsınız

Tüm bu uyarlamalar, verimliliğinizi artırır ve sonbaharda ısı ve nem düşer düşmez sizi daha da hızlı koşmaya hazır hale getirir. Öyleyse sıcağı kucaklayın ve içinden geçin!

Ancak, sıcakta koşmanın zahmetinin en azından bir kısmının beynimiz yüzünden olduğunu bilmek yararlıdır. Bu " beyninizi eğitmek " için iyi bir fırsat olabilir.

Bunu yaptığınızda, bu sonbaharda çok daha hızlı koşmak için iyi bir konumda olacaksınız. Rahatsız edici bir koşudan sonra kazandığınız fiziksel ve zihinsel adaptasyonlardan yararlanın.

Birkaç ay içinde koşabileceğiniz sürat ve mesafeyle kendinizi şaşırtabilirsiniz!

21 Beğeni

Uzun koşularımda bir yerden sonra farkediyorum ki artık terlemiyorum :smiley: Tişört bile kuruyor. Ortalama hızı yorulunca ve mecburen düşürünce vücut toparlanıyor kendi kendine. 30 ağustos gecesi 100 km için evden Karadenize doğru yola çıkıcam, sabaha kadar 30-40 km gidebilirim serin serin, sonrasını da halledicez bir şekilde. Yanımda her zaman içtiğim sıvıları kullanıcam yine. Portakal suyu, powerade, arada maden suyu ve redbull. 20 saatte bitirebilirsem ben birinciyim, 24 saatte bitirirsem yine ben birinciyim. :smiley:

8 Beğeni

Yazı için çok teşekkür ederim.

1 Beğeni

Dün yılın benim için en sıcak ve en değerli günlerinden olan birini 100 Km mesafe ile Bayram Havasında kutladım. Yaklaşık 20,5 saat süren aksiyonumda her ne zorluk yaşadıysam da hepsinin hakkından geldim ve bir yeni normal ultramı daha tamamladım. Gece ve gündüz İstanbul’ un adeta röntgenini çektiğim bu 2. seferim oldu. Yıl sonuna bir tane daha ayarlayabilirsem 20 saatin altına inmeyi istiyorum. Zafer Bayramımız kutlu olsun. :smiley:

6 Beğeni

Ankara’da yaşayan biri olarak “gece” kısmı benim için fazlasıyla gerilim, korku dolu düşüncelere sevk etti.Tebrikler.Ramazan ayı boyunca koşu parkurları (Ankara Anıttepe, Kırıkkale Başpınar Stadyumu gibi) 24 saat açık oluyordu.Denemek için ideal.

1 Beğeni

Teşekkür ederim hocam sağolun :blush::pray: Benim koşu ile ilişkim biraz değişik. Bazen yazıyorum burada da. Öyle şeylerden geçtim ki bu yolda, ne dağda tek başına gecelemek, ne şehri tüm gece boyunca izleyebilmek, ne bir ormanın içinde insan girmeyen yerleri keşfetmek beni bir an bile durduramadı. Aksine her seferinde daha bir heyecan, daha fazla keşfetme, öğrenme, bilinçlenme ve hissetmeyi doya doya yaşadım. Usta ultra insanların sözlerini dinlesemde kendime ayrı antrenman taktikleriyle şartlarımı keyif modunda zorlayarak zaman limitine uyabilecegim ultralara katılmak bir yarış etkinliği olsa da bu durum benim pek umrumda değil :joy: Zihin, beyin, beden, bilinç dünyasını keşfetmenin güzelliğini doya doya yaşamak harika bir şey zaten. Şimdiye kadar yaptığım en tehlikeli antrenman, kış günü lodoslu havada gün ışığı olmadan sahildeki kayalıklarda koşup uçup zıplamak :joy: Sırf bu antrenman için pulseboost HD ayakkabıyı aldım. Taban Continental lastik ve düz. Kayalıkların eğimine göre basmak ve bu anda o eğime ve yüzeye tepki vererek bir sonraki noktaya odaklanmak muhteşem bir çalışma oldu benim için. Bunu bir kez yaptım ve bir müzikle harmanlayıp Instagram’da paylaştım. Sonra izlerken gerçekten korktum :joy: Bu yüzden hayatımı ultra rüyalarla düşlüyorum. Yıllar önceki koşan halime bakıp tebessüm ediyorum. Sağlıkla kalın.

2 Beğeni

Teşekkürler Aytaç çok faydalı bir yazı,emeğine sağlık.

1 Beğeni

tebrikler hocam. koşu raporu yazıyor musun? okumak tecrübelerinden faydalanmak isterim.

2 Beğeni

Merhaba, teşekkür ederim. Bazen okuyorum koşu raporlarını ama şimdiye kadar hiç yazmadım. Paylaşımlara notlar ekliyorum ara ara o kadar. O kadar enteresan, ilginç ve muhteşem şeyler yaşanıyorki uzun süreçli aksiyonlarda pek kelimelere dökülemiyor benim açımdan. 30 ağustos zafer günümüzü de 100 km ile kutladım evden Sarıyer’e gidiş geliş olarak. Mesafe veya başka bir şey sorun olmadı ama sıcak hava ile mücadele dolu bir sınav oldu benim için :smiley: Sağlam bir şekilde eve döndüm, dün evde istirahat yaptım, bugün de işime geldim toparlanıyorum yavaş yavaş ve yıl bitmeden bir daha diyorum kendime :smiley: İstediğin zaman soru cevap yaparız mesajdan istersen. Sana kendi çalışma durumumu söyle bir özetlersem: Profil fotosundaki sahil kayalıkları üzerindeki teknik taktik çalışmalar sayesinde,(öncesinde güçlendirilmiş bacak kasları marifetiyle :smiley: ) 3000-4000 yükseklik 60-100 km aralığındaki ultra mesafeleri keyifle halledersin, sağlıkla kal.

1 Beğeni

Pazar bende 40k yaptım,asfaltta, patikada değil ama. Bende acele etmeden, sistemli bir şekilde çalışarak mesafemi arttırmaya çalışacağım. Bacak kasları için bir salonda çalışmayı planlıyorum kış aylarında ama şu virüs beni düşündürüyor.

Gücünü hissettikten sonra bir sonraki mesafeye geçiş yapman sağlığın için en güzeli. Bacak kaslarını bebek besler bakar gibi çalıştırma gerektiriyor uzun mesafeli keyifler. 3 yılda vücutçuların bakıp sorduğu bacak kaslarını haftada 1-2 kez leg curl ile çalışarak, ormanda dere tepe, yağmur çamur antrenman yaparak belli bir seviyeye getirdim. Kendimi ölçüyorum bu makinedeki ağırlığa verdiğim tepkilerle ve hep buna göre haraket ediyorum bir sonraki mesafe veya hedef etkinlik için. Sevgi, saygı, sabır yoldaşın olsun.

1 Beğeni

Bravo ayaklarınıza sağlık.

1 Beğeni

Teşekkür ederim sağolun👍

Öğrenmek için soruyorum
100k ultra koşusunu 20 saatte bitirince koşulmuş mu oluyor?
Zira ort hız 5 km/h ile yürüme hızına eşit oluyo.
Ha run walk run ise olabilir
Yada koşu arası mola .
Bana göre pek fizyolojik olmayan extrem bir spor.
Onun yerine koşu hızlarında 10-20 km/h kısa oeta uzun( max 40k) parkur koşuları daha iyi olabilir mi?

5 Beğeni

Ultra maraton’un içinde tamamen koşan azdır.Yürü koş tepe tırmanırken tercih edilebilir.
https://www.thenorthface.co.uk/breaking-20.html
(Buradaki video da güzel ve bu paylaşımla haberdar oldum Pau Capell - UTMB 2020 FKT Denemesi )
Tırmanışların miktarını göze almazsak 171km 20 saat demek 8.55km/saat ortalama(1 saatte 7km yürüyebilirsem bu da 3 aşağı 5 yukarı yürüme temposu olmaz sonuçta, hem 1 saat sürmüyor).
Belli bir tempo illaki koşuyla-yürü koşu ve sadece yürüyüşü ayırt etmeye yardımcı olur.Böyle bir değer/sayı var mı bilmiyorum.
100km 20 saat koşu arası su,yemek,duş vs molalar tahminim 4-5 saat vardır.@caylakmaratoncu ne kadar yaklaşmış tahminim?

5 Beğeni

Kendisi ile hiç tanışmamış olmama rağmen gerçekten hayranlık duyduğum bir sporcu var. Belki tanıyanlar vardır. Ayhan Esen. Tuz gölünde 100 mil koştu. 161 kilometre yapıyor. İnanılmaz bir motivasyon gerek. 5 km/h bile olsa 161 kilometrede insan beyni, vücudu ne hale gelir. Üstüne birde sıcak ve susuzluk eklenince. Aklım almıyor benim. Benim için gerçekten çok ama çok büyük bir başarı.
Birde Aykut Çelikbaş var tabi. 250 kilometrelik Yunanistan’dan Sparta’ya olan yarışı bitirdi. Çok emek gerekiyor. Yeri gelmişken Aykut beyide tebrik ederim. 19 Mayıs’ta koşu bandı üzerinde 188,1 kilometre koştu.
Tabiki olimpik mesafeler değil bunlar. Tehlikeli yarışlar. Bildiğim kadarıyla en uzun olimpik mesafe 42,195 metre ile maraton.

3 Beğeni

Yürüme temposu , kümülatif yorgunluk arttıkça 10 ila 15 paceler civarında gezer, bu durumda 100 km ti bitirme süreniz 35 saatleri dahi aşar. Bunun beslenmesi ara molaları var ,10 istasyonda 5 dk bekleseniz 50 dk yapar,dolayısıyla 20 saate bitirebilmeniz için saatte 12 km hız yapmanız lazım molayı düşerseniz 14 km civarında koşmanız lazım, yürüyerek bitmeyeceği çok açık sanırım.

1 Beğeni

Ayhan Esen kardeşimle İznik’te 140 km boyunca birlikte koşmuşluğumuz vardır kulakları çınlasın çok güçlü ve efendi bir sporcudur.

2 Beğeni

Güzel soru, teşekkür ederim. Çoğu zaman haliyle anormal bir sportif bir aksiyon bu zaten hayatımızın içinde. :smiley: Koşa koşa hep ayni şeyler sıkar bazı insanları ve değişik şeyleri ekler kendince, kendi formunu ve stilini de yaratır, farklı şeylerle keyiflenir, haz alır mutlu olur. Ben uzun uzun mesafeleri zaten hep ormanda, yolda 4-5 kg ağırlık ile keyif modunda ödün vermeden yapa yapa kendini geliştiren bir insanım. Zaman veya performans konusu hiçbir zaman umrumda olmadı zaten 40 yaşımdan sonra başladım koşuya :smiley: Bir sene etkinlik sayesinde geçtiğim bir trail parkurundan bir sene sonra o parkurun yer aldığı dağı ve ormanı tek başıma en olmadık yerlerini keyifle keşfetmek benim için bambaşka bir zevk meselesi :smiley: Bunu en son Uludağ da yaptım ve şimdiden de özledim. Hayata bakış açılarımız çok farklı olduğu gibi bu konuda da koşu olsun, sportif faaliyetler olsun, performans olsun bakış açımız, yorumlama ve icra tarzımız farklı olabilmektedir. Belgrad Ormanı nda antrenman yaparken de 2-3 saat limitlerimi zorlayıp koşacağıma; sabahtan başlayıp akşama Karadeniz’de finişlenen 6-7-8-10 saat süren hepsinde de ayrı maceralar yaşadığım tek kişilik ultravari aksiyonlar tercihidir. Sırt çantamda yedek ayakkabı bile taşırım kış mevsiminde. Herkes Sahil yolunu kullanıp pace yaparken ben sahilde uzanan kayalıkların üzerinde hoplaya zıplaya bazen de uçarak antrenman yaparım :joy: Mevzuu baya derin ve uzun. Koşuda performans yerine, koşarken belli bir mesafe üzerinde normalin dışında gelişen, açığa çıkan bilinç dünyasını, beyin hâlini, beden limitlerini, extrem olarak adlandırılan bilinmezleri yaşarken keşfetmek benim en büyük zevkim oldu yıllardır. Geyik kosularina katıla katıla Geyik oldum mesela :joy: Kendimi kaptırdığım zaman özellikle arazi şartlarında çok iyi bir performans çikarabiliyorum ama yine de tercihim Kaplumbağa dan yana. Bu ikinci tek başına 100 km aksiyonum, Zafer günümüzde yaparak hem kendime hem de zihnime bir başka Zafer Bayramı yaşattım, birçok insanda yolda soru sordular, elimden geldiğince açıklamaya çalıştım ama pek anlamadılar sanırım :smiley: Finiste meşale yi yaktım bizim evin sokağını da hepsini uyandırdım :joy: Sağlıkla ve sporla kalın.

7 Beğeni

Çok güzel orneklemissiniz hocam sağolun :smiley: 30 Ağustos günü gerçekten hava çok sıcaktı. Yaklaşık 11-12 litre dehidrasyon hesapladı program. Ben de iyi bir denge tutturmuşum, yaklaşık 10 litre sıvı aldım yolda. Gece başladım çok eğlenerek yolun yarısını geçtim ama güneş çıkınca aynı hızı hâliyle uyku, yorgunluk filan derken tutturamadim. Bugüne özel 100 yapicam dedim ve sözümü tuttum. Yolda yeni şeyler denedim, yiyecek kıyafet değişik taktikler. Daha da gidecek gücüm olduğunu bilmek beni çok sevindirdi yine. Kendime aferin Geyik! Dedim bol bol :smiley::running_man::+1::deer:

3 Beğeni