İyiyim diyene bile kısaca adı, ne yaptığı, işi, kaç km koşacağı vs uslubunca sorulmalı.Yıllar önce hastanede “hadi eve gidelim” diyen ama beyin kanaması geçiren yakınım vardı.Konuşmasımdan birçok şey anlaşılabiliyor..
Yardıma ihtiyacı olanı taşımak, koluna girmekten ziyade sağlıkla ilgili sorunlu bir durumda organizasyonu, acil servisi aramak ve yanında beklemek, aslında duruma göre hareket etmek gerek.Eksik malzeme, çanta taşıyıp taşımama dışında, kural olarak belirtilmemesi gereken bir durum.
Zorunlu malzemeler hakkında ülkemizdeki yarış organizasyonlarını değerlendirirken yurt dışında yapılan yarışlardan bağımsız düşünmemek gerektiğine inanıyorum. UTMB sistemine kayıtlı yurt dışı yarışlarda zorunlu malzeme varsa ve kayıt sırasında kontrol ediliyorsa burada da bunun olmasını normal karşılıyorum (Türkiye’de yapılan yarışların birçoğunun bu sisteme girdiğini biliyoruz) Yalnızca yurt dışı yarışlarda malzeme denetiminin (yarış sırasında ve sonunda) nasıl yapıldığını bilip Türkiye’deki yarışları da buna göre değerlendirmek gerekir. Sadece kişinin inisiyatifine bırakılması her zaman usulsüzlüğe veya ihmalkarlığa açık kapı bırakacaktır. Yurt dışında da böyle düşünüyorlar ki zorunluluk var gördüğüm kadarıyla..
Ben de ülkemizdeki bir çok yarışta zorunlu malzeme listesini abartılı bulanlardanım. Aklıma yatsa da yatmasa da yazan tüm zorunlu malzemeleri taşıyorum ama maalesef birçok organizasyonun bu zorunlu malzemelerin üstünde düşündüğünü sanmıyorum. Zorunlu malzemeler zor durumda hayat kurtaran malzemeler olmalı: mesela şort tişört koştuğum soğuk bir yarışta ayağımı burkup hız yapamıyor (ısı üretemiyor) hale gelirsem ya da başka bir yarışmacı bu duruma gelirse evet acil durum battaniyesi hayat kurtaracaktır. Ama direkt yarış belirterek konuşmam gerekirse Cappadocia Medium Trail’de neden powerbank ve kafa feneri taşındığını anlamıyorum. Bazı yarışlarda CP arasında yarışmacılara ulaşmak zor fakat mesela stabilize yollardan koşulan, parkurun herhangi bir noktasından hangi yöne yürüsen yürü en fazla bir kilometre sonra insana rastlayacağın bazı yarışların zorunlu malzeme listeleri bana organizasyonun bu konuya kafa yormadığını düşündürtüyor.
Bana saçma gelen bu zorunlu malzemeleri taşıyıp bunları taşımayan başka yarışmacıların asla kontrol edilmediğini görünce de sinirleniyorum. @spinodal’ın verdiği örnek üzerinden gidersek otobanda hız sınırını 10km/s koyan bir organizasyon var, biz yine de buna uyuyoruz (evet maalesef kural bu olduğu için uyuyoruz sadece; kuralları koyanların kalifiye olduğuna, bunun gerekli olduğu için bu şekilde olduğuna dair bir inancımız yok) ve buna uymayanlara herhangi bir yaptırım göremiyoruz. Yarın öbür gün yarış sabahı “ya düdüğü bulamadım, neyse bu şekilde koşayım” dediğimde bunun az da olsa meşruiyeti olması üzücü.
Zorunlu malzemelerin hepsini aynı kefeye koymamak gerek. Bir yol yarışında telefon zorunluğunu çoğu kişi yadsır galiba, ama patika koşusunda herkes isteyerek alıyordur (umuyorum). Acil bir durum için ihtiyaç çünkü, hem koşan hem de koşturan için. Buzul geçişi olan yerde krampon zorunluluğu oluyor genelde. O aynı değil mesela, çünkü “ben biliyorum burayı, kramponsuz geçerim” diyen vardır. Geçiyordur da. Ama geçerken düşer de başına bir şey gelirse organizasyon en azından ben zorunlu kılmıştım, kendisi kullanmamış diyebilir ki haklıdır demekte. Bazen zorunluluk bundan. Her şey kontrolle çözülmüyor, insanın kendini bilmesi ve gereksiz risk almaması önemli olan.
Organizasyonların çoğu “yarış” sonuçta, o doğru. O yüzden kural konuyorsa uyulması ve kontrol edilmesi beklenir, ki başlangış koşulları herkes için (olabildiğince) eşit olsun. Karışıklık herkesin organizasyonları “yarış” olarak görmemesinden kaynaklanıyor diye düşünüyorum, sanırım bazen organize edenler de buna dahil. Belirsizliğin olduğu yerde çokluk varsa kaos genelde kaçılmazdır.
Organizasyon ihtiyaç gördüğünü zorunlu kılsın, neden zorunlu kıldığını düzgünce anlatsın, koşan yanına alsın, organizasyon bu konulara önem veriyorsa bir istasyonda mutlaka, alakası yoksa en azından kritik bir durum beklendiğinde (fırtına vb.) kontrol etsin, eksik olan (kim olursa olsun) yarışa devam edemesin. Çok zor değil bunu yapmak, kalabalık koşularda bile. Kültürün yerleşmesi zaman istiyor. Yollarda hız sınırlaması konulduğunda da hemen herkes uymamıştır herhalde, ama uymayanlar artık azınlıktır diye düşünüyorum (umuyorum).
Ultra patika ve dağ koşuları zorunlu malzemesiz olmaz diyerek bitireyim. Acil durum malzemeniz olmadan lütfen doğaya gitmeyin.
Bende acil durum malzemelerine çok önem veririm ve fazlasıyla yanımda bulundururum, İznik Derbent geçişinde aşırı batak kaygan olan yerden bastonsuz çıkamadım baton mecbur değildi almadım ama bastonlu bir arkadaşın batonları sayesinde yol alabildim,Kapadokya’da ise ilk senelerde iple inilen bir yet vardı sonra oraya merdiven yapıldı, burada birikmeden dolayı çok zaman kaybediliyordu bilenler vardır, ben sonrasında takip eden iki yıl boyunca burada takılmamak için 10 metre urganımı getirmiştim, vakit nakittir.
Buraya yazılanları okuyunca üzülüyormuş bazı arkadaşlar.
Umurumda değil açıkçası.
Benim bu mesajıma dislike verecek arkadaşlar olacak.
Onlarda umurumda değil açıkçası.
En az 100 ultra yarışına girmişimdir.
Hiç bir yarışta hiç kimseyi yardıma muhtaç bırakıp gitmedim.
Ama bu yardımları vicdanım beni öyle yönlendirdiği için yaptım.
Organizasyon bana dayattığı için değil.
Çünkü yarışmaya gelmiş birisine yardım etmeyi “zorunluluk” olarak dayatılmasının “Faşistçe” olduğunu düşünüyorum.
Çok “insancıl” düşünüyor olmanız bunun bir dayatma olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Malzemeleri zorunlu olarak dayatmayı organizasyonların sorumluluktan kurtulma çabaları olarak görüyorum.
Malzemeleri değil, teknik toplantıya katılmayı zorunlu hale getirmeliler ve teknik toplantıda parkurun tüm riskleri açıkça anlatılmalıdır.
Ayrıca daha önceki yılların teknik toplantılarının videosu web sitelerinde ve instagram sayfalarında paylaşılmalıdır.
Ama tüm bunları yapmayıp, bilinçsiz koşuculara yardım yapmayı zorunluk olarak dayatmak bence kabul edilebilir değil.
Dipnot: 5.inci günün sabahında yiyeceğimi paylaştığım yarışlarda oldu. CP’ye 30k mesafede herhangi bir sakatlığı olmayan o koşucuyu arkamda bırakabilirdim ama yardım ettim ve ertesi gün benden 1 saat önce yarışı tamamlamıştı. Ama kimse kusura bakmasın, en uzak CP’ye birkaç k mesafe olan, düz ayak parkura sahip Efes Ultra gibi yarışlarda vicdanlı koşucu ayaklarına yatıp şov yapmam, yardım etmeyenleri de vicdansız diye yaftalamam.
Karanlıkta file dokunup tarif etmeyi istemek gibi. Senin kafanda yardım edilmedi diye şaşılan düz yolda yorulmuş kişi, diğerine göre kalp krizi geçirmekte olan biri. Farklı referansları, farklı yardım durumlarını konuşuyoruz. Zorunlu olmaması konusunda çoğumuz dayatma olmasın diyoruz. Ama dünya bizden ibaret değil, her tür insan içinde acaba ciddi birşeyi var mı yok mu tereddütüne düşmeden, yoluna devam eden çıkacaktır. Bu zorunluluk bir yerde cesaretlendirme, hatırlatma görevi de görmekte.
Açıkçası cidden paronokyak biri olarak anlaşmalı iki kişi örneği benim için şu kadar doğal:
Organizasyon eşya konan yerde çantadaki ev, araba anahtarını kopyalarsa?
Madalyada dinleme cihazı varsa?
Acaba organizasyonun ilişkili olduğu terör örğütü varsa, kaybolunca aramak ne kadar doğru?(corona evhamım ve kürsüde el sıkışmadan hediyeleri almak vs)
İki kişi anlaştı ve ben yardım etmedim, ya diskalifiye olursam?
Kuralda yardım zorunluluğu oldukça istesek de istemesek de yardım edeceğiz.
Ama konuştuğumuz dilde yardım edilecek durum sakatlık yaralanma ölümcül kaza tehlikeli bir durumu hissetmek.
Aynı kural trafik kazasında ehliyet sahiplerinde yok mu? Murat yardım eder, Fatih zorunluluk olsa da yardım etmez; diskalifiye basit bir ceza.Sanki Fatih her yarış kürsüye çıkacak, acelesi var, bişey mi oldu iyi misin diyemeyecek.Yardım sırtta taşımak değil o kişiyi görmek, sormak ve ne yapması gerektiğini bilmek.
Malzeme eksikliğinden dolayı başına kaza gelene de yardım etmeli.Geçirilen kaza malzeme eksikliği olana yeterince ağır tecrübe zaten.
Birkaç hafta önce Avusturya’da KAT 100 by UTMB yarışında destek vermek için bulundum. Bu yarışta daha önce dünyadaki birçok yarışta hiç görmediğim iki zorunlu malzeme vardı.
Birincisi yarışa katılacak herkesin GPS özellikli bir saati olması ve saatte rotanın yüklenmiş olması zorunluydu. Bib dağıtımında saat ve içindeki rota kontrol edildi. (Daha önce PTL başta olmak üzere bazı zorunlu GPS isteyen yarışlarda bulundum. Türkiye’de de yıllar önce Run Fire Kapadokya 6 gün ve Likya 6 gün yarışlarında GPS zorunluydu fakat onlarda işaretleme yoktu veya çok azdı.) KAT 100’de ise parkurun tamamı işaretli, Alplerde yapılan benzer 100’lerce yarıştan farklı olmayan, onlardan çok daha ekstrem özellikler taşımayan “normal” bir yarış. Bu açıdan oldukça ilginçti. İleride bu tür “normal” patika yarışlarında GPS zorunlu malzeme olacak mı bekleyip görmek gerek.
İkincisi ise yine göğüs numarası dağıtımında zorunlu malzemeleri gösterirken yarışta kullanacağınız jellerin, barların ve diğer paketli yiyeceklerin orada üstlerine keçeli kalemle göğüs numaranızı yazıp göstermenizi şart koşmuşlardı. (yarış sonrasında parkurda mesela bir jel paketi bulurlarsa kimin attığını tespit etmek için). Ertesi gün “başka” jellerle starta gelinmesini engellemek için de yarış başlangıcında alanda kontroller olacak diye bir uyarı yapmışlardı ama yaptılar mı görmedim. Bu da ilk kez gördüğüm caydırıcı bir önlemdi.
Abant yarışında aynı şekilde kontrol ettiler. Herkesi kontrol ettiler mi bilmiyorum, ama gerçekten doğru bir uygulama. Jel konusu da iyi fikirmiş ama ülkemizde ne kadar uygulanabilir soru işareti hocam.
Haftasonu Uludağ’da antrenman sırasında Uludağ 45K’nın son 5 km’sini koştuk. Bu kısımda çok sayıda jel paketi gördük. Zaten yarışın son 5 km’si, niye jel kullanıldı neden yere atıldı anlayamadık. Çözüm olur mu bu sistem bilmiyorum ama fikir güzelmiş.
Bir arazi koşucusunun bilerek yere jel paketi attabileceğini düşünmek istemiyorum. Katıldığım arazi yarışlarında yolda düşmüş bir jel paketine rastlarsam alırım genelde. Haftasonu katıldığım Belgrad Ultra 60k yarışında da yolda çok sayıda jel paketi vardı. Bir süre sonra bu durumdan rahatsız oldum ve denk geldiğim jel paketlerini toplamaya başladım. Ben çok hızlı bir koşucu değilim, heralde hızlı koşucular jelleri tükettikten sonra o hızla paketleri ceplerine geri koyamadılar veya yağmurdan sebep jel paketleri kaydı diye düşündüm hep. Kontrol noktalarındaki çöp torbalarına cep dolusu jel paketleri bıraktım. Daha önce de katıldığım yarışlarda jel paketlerini toplardım ama ilk defa bu kadar çok jel paketine rastladım. Daha sonra instagram paylaşımında gördüğüm kadarıyla parkur ekibi tüm çöpleri toplamış.