Şort falan kesinlikle olmaz istanbulkart gibi düşünün zemine bastığınızda zeminden ayağınızdaki çip okunuyor plastik kelepçe olur. Zaten çipin üreticisi plastik kelepçe öneriyor ibb spor aş plastik kelepçe önermiyordu(işgüzarlık) finish teki elemanlar içinde kolaylık oluyor yankeskiyle pıt diye kesip çipi geri alıyorlar.
Bilmedigimden soruyorum, Istanbul Maratonunda gogus numarasina entegre cip olmuyor mu? Iki hafta once benimle beraber 30bin kisinin katildigi Moskova Maratonunda ve dun katildigim St.Petersburg Arena Maraton’da gogus numarasinin arkasindaydi cipler. Yari maratonda finish dahil 7 noktadan gecerken yerdeki pedlerin uzerinden gecerken surenizi okuyordu, goguste cip tasimak cok kolay benim icin. Bir kere Murmansk’ta OneRun etkinliginde ayak bilegimize cirt-cirtli cip baglamislardi, o da rahatsiz etmemisti.
İstanbul maratonunda ayağınıza bağlanan küçük bir kart oluyor kontrol noktalarından geçerken çip okunuyor, koşu numarası üstünde çip olup bu çipin okunduğu yarışlarda ülkemizde var ama İstanbul maratonu ve ibb’nin organize koşularda yıllardır ülkemizde ayağa bağlanan çip okunduğu sistem kullanılıyor.
Yarıştan sonra çipler toplanıyor başka yarışlarda kullanılıyor.
Çip, şort cebinden okunmuyor. Bir arkadaşımın tecrübesidir
Merhabalar
Ben sirketimin ihmali nedeniyle basvuru yapamadim eger kosmamakta kararliysaniz sizin kosucu kitinizle kosmak isterim.
Hollanda’da da en ufak yarislarda bile gogus numarasinin arkasindaki ciplerle takip ediliyor…alternatif olarak ayak bilegine takilan ciplerin verildigi yarislar var, finish’te toplaniyor (sanirim resetlenip tekrar kullanilmak uzere)…bir diger secenek ise, yarisi duzenleyen organizatorlerden kalici sahsi cip almak, ve tum yarislarda onu kullanmak (sadece o organizatorun duzenledigi)
Arkadaşlar. Başlangıç ve bitiş noktaları farklı olduğu için nasıl bir yol izlemeliyiz. 42km den sonra, büyük ihtimalle aşırı yorgunken toplu taşıma ile mi kaldığımız yere döneceğiz. Dui alma gibi bir şansımız oluyor mu? Bir de İstanbul’un yabancısıyım arabayla mı gelmek daha mantıklı, yoksa toplu taşıma ile mi? Bilenler öneride bulunursa çok iyi olır.
Duş yok masaj var tabi o sırayı beklerseniz. Dizlerimizin biraz üstünde portatif bir havuz olsa sporcuların kasları için iyi olurdu valla. Şehirdışı derken nereden geliyorsunuz belirtseniz iyi olurdu avrupa tarafından gelen için öneri farklı asya tarafından gelen için öneri farklı olur.
Düzeltme: Rüzgar yönünü yanlış yazmışım.
Benim telefonumdaki hava durumu aplikasyonu yarış günü kuzey doğudan (poyraz) 35km süratle rüzgar veriyor. Bu da geri dönüşte direkt karşıdan esecek demek. Hesapları bayağı bozabilir.
Bahsettiğiniz sistem TR’deki bazı yarışlarda kullanılıyor. Zaman ölçüm işini yapan firma eski teknolojiye sahipse ayakkabıya bağlamalı, yeni teknolojiye sahipse numaraya entegre çip kullanılıyor.
Bu şiddetli rüzgar neredeyse bütün parkur üzerinde gözüküyor pazar günü. Daha önce koşmuş arkadaşlar yazarlarsa sevinirim, rüzgarın en çok etkileyeceği bölüm hangisi, Yenikapı’dan dönüş noktasına kadar olan 11 km’lik kısım mı?
Geçen sene güney batı yönünden esiyordu. Öğlene doğru etkisi azaldı. Bu sene farklı, kuzeyli rüzgarlar görünüyor. Haritadan benim anladığım 26k dönüş noktasından sonra kafadan esecek
Yukarıdaki postumu editleyip harita paylaştım. Orada fikir veriyor.
Teşekkürler, benim kullandığım uygulamada da dönüşten sonra kafa rüzgarı gösteriyordu da emin olmak istedim. Son bölümde rüzgar olacaksa, arkadan olsa daha iyi olurdu doğrusu![]()
İstanbul maratonu diyince Bakırköy’e giderken suratına dönüşte yine suratına suratına esen bir rüzgar aklıma geliyor ![]()
Kitesurf yaptığımdan dolayı rüzgarları yaz kış takip ederim. 3 günlük tahminin yanıltıcı olma ihtimali yok. O gün çok sağlam rüzgar esecek ve de dönüşte ne yazık ki kafadan yiyeceğiz. Yarış Cumartesi olsaydı harika bir hava olacaktı. Pazar coşuyor ve Pazartesi yine rüzgar gayet azalıyor. Rüzgar arkadan iterken insan rüzgarı hissetmiyor ve performansı ciddi anlamda pozitif etkiliyor. Pazar günü rüzgar faktörünü düşünmeyen çoğu koşucu dönüşe kadar hedefledikleri pace’lerin üzerinde gidecekler, çünkü nabızları buna izin verecek. Ancak geri döndükleri anda yaptıkları hatayı anlayacaklar.
Sesli düşünüyorum.
Aslında dönüş noktasından sonra doğaya kafa tutmaktansa, ilk yarı rüzgarı avantaj olarak da kullanabiliriz. Dediğiniz gibi nabız problemi yaşamadan rüzgar arkamdayken rahat gideceksem bi tık hızlı gitmemde sorun olmaz diye düşünüyorum. 26 sonrası da kazandığım avantajı korumaya çalışırım…
Bu poyraz havayı da soğutuyor cumartesine göre… İşleri karıştırdı, zaten heyecanlıydık daha da heyecan kattı.
Bu konuda başka arkadaşların da tecrübesini duymak isterim ama bu taktik bende çalışmıyor. Yani rüzgarı arkaya alıp hedef pace’den yüksek gidince nabız da o oranda yükseliyor. Bu sefer rüzgar kafadan esince daha çok zorluyor. Yani rüzgara karşı enerjiyi korumak gerekiyor. Benim tecrübem bu yönde.
Bu iki ifade biraz birbirleri ile çelişiyor… Ancak, rüzgarın iticiliği ile sağlanan extra pace ile gaza gelip daha da hizlaninca her iki durum da gerçekleşebilir. Biz gaza gelmeden hedeflediğimiz pacein üzerine rüzgarın da sağladığı katkı ile kostugumuzu varsayarsak, dönüş sonrası kaybın ne kadar olacağı biraz kişisel sonuçlar içerir bence. Bunda vücut tipinin yaratacağı direnç dahi belirleyici olacaktır. Patika koşanlar, yol koşanlardan daha az etkileneceklerdir.
En önemli nokta da, rüzgara karşı koşarken, hiç hesapta yokken bir duvar etkisi oluşabilir.
Konuyu biraz daha genişletelim. %7 egimli yolda önce aşağı doğru 5 km, sonra yukarı doğru 5km koşacağız. Aşağı koşarken, 10km düz yolda koştuğumuz pace ile mi kosmalayiz?



