Taşeli. Aslında yukarıdan bakılınca bir dağdan bahsetmiyoruz. Fakat deniz kenarından baktığımızda torosların bir sırası gibi devam eden devasa bir duvar. Hele bu karlı kış günlerinde adeta kuzeydeki akgezenlerden winterfelli koruyor gibi görünüyor.
Uzun süredir aklımda olan, boş zamanında sağından solundan rotalar çizip yolunu bulmaya çalıştığım bir rotaydı. Rotayı da oluşturalı en az bir 5-6 ayım olmuştu. Bir whatsapp grubumuzda yarışlar hakkında konuşurken Alanya ultranın zorluğundan bahsediyorduk. Tabi Alanya Ultra’nın da hakkını yemek istemem, oldukça zor bir parkur ama hazır konuşulurken arkadaşlarıma Taşeli Platosu’ndaki rotamdan bahsettim. Çok güzel bir tepki aldım. Bir ara katılmak isteyen kişi sayısı 9u bulmuştu.
Bu rotanın benim için çok ayrı bir önemi var. Taşeli platosuna en yakın dağ köyü olan Akoluk ya da eski adıyla Sünne konar göçer zamandan beri atalarımın yaşadığı benim köyüm oluyor. Dedem zamanında buralardan göçüp Anamur ovasına yerleşmişler.
Tabi memleket olunca lojistik olarak çok rahattık. Gazipaşa havalimanına iniş yaptıktan sonra 5 kişilik ekip olarak bir maxi doblo kiraladık. Maxi doblo 5 kişiye fazlasıyla yetiyor. Ben zaten doblo fetişisti birisi olarak doblo kiralama fırsatım olunca hiç kaçırmıyorum. Sonrasında hepimiz kendi evimde konakladık.
Rotanın başlangıcı Güngören (eski adıyla Teniste) köyü, konakladığımız yere yaklaşık 1 saat mesafedeydi. Sabah çok erkenden köye vardık ve batonlarımızı açıp ortalama yüzde 11 eğimle yükselişimize başladık. Çıkarken tepede gördüğümüz karlı manzara bizi büyülüyor, yaklaştıkça güzelleşiyordu. Her güzelleştiğinde de durup bir fotoğraf çektirme ihtiyacı duyuyorduk. 8. km civarında dağın farklı bir yüzeyine ulaşıyoruz ve bir anda dağın soğuk yüzü ortaya çıkıyor. Burada kar eldiveni ve balaklavalar vs devreye giriyor.
Sonra buz zeminden bir çıkış yapıyoruz. Burası biraz zorluyor. Fakat kimse kayıp düşmeden parkuru tamamlayıp sert kara ulaşıyoruz.
Etkinlik için mükemmel bir zamandı. 5-6 belki daha fazla metreyi bulan kar son birkaç günde erimiş, sonrasında soğuk hava dalgasıyla hafif buzlanmış ve zemini sertleştirmişti. Daha soğuk olsa iyice zorlanacaktık, daha sıcak olsa, erimeler başlayacağından karı yumuşatacaktı. Ayrıca hava apaçıktı.
Çelik alanı yaylasına ulaşınca yüksek kar her şeyin üstünü kaplamış haldeydi. Tabelalar, evler, yolar, her şey. Buradan bitmeyen bir çıkışa başlıyoruz. Yer yer yumuşak yer yer sert kar bazen de buz zeminde ilerliyoruz. Bir yol yok, hepimiz minik Ali Rıza Bilal’leriz artık. Keşfimiz devam ediyor.
Ve en sonunda platoya ulaşıyoruz. Zirvede durup beslenip Kaşpazarı’na dorğu yola çıkıyoruz. Aşağıdan heybetli dağ silsilesi gibi görülen yerler artık minik minik tepelere sahip bir ova halini alıyor.
Kaşpazarı yaylası hayatımda asla unutamayacağım bir yer olacak. Evler karların altında. Çatıların üstünden geçiyoruz. Cami karla kaplı. Sadece minaresi ortada kalmış. Minareyle asker arkadaşı gibi fotoğraf çektiriyoruz.
Daha sonrasında iniş başlıyor. Öncesinde çıkarken avantajımıza olan sert kar bu sefer inişte biraz bizi zorluyor. Çok kaygan bir zeminde uçurumların kenarında yürüyoruz. Bir iniş karşımıza çıkıyor. Çok dik. Çok dikkatli inmeye çalışıyoruz ama inemiyoruz da zaten. Sonra @Osma kayıyor ve düşüyor. Bu onun için bir talihsizlik ama aktivite ve bizim için büyük bir kazanç oluyor. Baktık ki Yağız sağlam bir şekilde aşağıya ulaşabildi. Biz de popo üstü kaymaya başlıyoruz. BUradan sonra karlar bitene kadar bulduğumuz her fırsatı kayarak değerlendiriyoruz. Hepimiz çocukluğa dönüyoruz. Rota biterken artık popo üstü kayarken yön verebiliyor, istediğimiz zaman yavaşlayabiliyor, hatta durabilir hale geliyoruz.
Kar bitince bu sefer de buz dere yatağından iniş başlıyor. Burası rotanın en tehlikeli kısmı. Dikkatli bir şekilde aşağıya iniyoruz ve Akoluk köyünün yaylağına ulaşıyoruz. Alpin çayırları adeta karadeniz havası hakim buralarda.
Sonra köyüme ulaşıyorum. Bir kişiyle karşılaşıyoruz. Tabi ki de konuşunca akraba çıkıyoruz. Köyde şu anda Sünneli Kara Hasan’ın torununun 5 kişilik taytlı renkli kıyafetli bir ekiple köyden geçtiğinin konuşulduğuna eminim
Rahmetli dedem duysa sevinir miydi üzülür müydü bilemedim.
Tabi yukarıda çok vakit kaybetmiş oluyoruz ve artık beklenen finişe varış süresi akşam saat 21:30lara varmaya başlıyor. Bir de çizdiğim rotanın sonları karanlıkta geçmenin zor olabileceği bir rotaydı. Tabi geceye kalacağımızı beklemediğimden çizmiştim bu rotayı.
Aktiviteyi riske atmamak için ekip arkadaşlarımı ikna çabasına başlıyorum ve aradan bir yoldan bağlanarak tekrar geldiğimiz yoldan dönmek üzere bir karar alıyoruz.
Daha sonrasında 12 saati bulmadan hemen biraz önce, uzun bir iniş sonrası başlangıç noktasına ulaşıyoruz.
Mükemmel güzellikte, hiçliğin içinde, çok keyifli bir aktivite oldu. Bu aktiviteyi @solberg @mehmetbas @Osma @GurhanA ile tamamladık. Bir koşuforum takımıydık yani(teşekkürler @spinodal ). Şampiyonlar ligi gibi ama iyi niyetin havada uçuştuğu bir takımdı. İyi ki yaptık. İyi ki bu ekiple yaptık. Gelmek isteyip gelemeyenler de gelseydi tam olacaktı.
etkinliğin videosuna buradan ulaşabilirsiniz: