Yoğun Dayanıklılık Egzersizlerinin Metabolik Etkileri

Yakın zamanda, Fransa’daki bilinen bir 171km ve 40 km’lik yarışta koşan 23 sporcu ile yapılan ve uzun mesafe-yoğun performans içeren spor aktivitelerinin metabolizma üzerindeki sonuçlarını gösteren bilimsel araştırma çeşitli hakemli dergilerde yayınlandı.Sınırlı sayıda ve sınırlı alanda( yaş, cinsiyet vb.) örneklem içermesine rağmen bulunan bu ‘olumsuz etki gösteren’ sonuçlar önleme ve giderme yaklaşımının daha iyi hale gelmesine yardım edecek.Bu konuya ilgi duyanlar gözatabilir. Ultra Endurance Running May Accelerate Aging and Breakdown of RBCs - Hematology.org

10 Beğeni

Bu çalışmayı okudum ama böyle çalışmalarda kafam bin türlü soruyla doluyor, mesela herhangi bir koşunuzun ertesi sabahında bile bir çok değeriniz yüksek çıkabilir; mesela benim hep kreatin kinaz yüksek çıkar, sonuçta kas yıkımıyla ortaya çıkan bir enzim, ama bir gün sonra baksanız normale dönecektir. Bana anormal çıkması normal geliyor, normal çıksaydı şaşırırdım ama o anormalliğin patolojik sınırı ne ve ileride bir soruna yol açıyor mu, bunlar daha da önemli gibi.

Gerçi çalışmayı yapan kişi de benzer yorum yapmış; “We’ve observed this damage happening, but we don’t know how long it takes for the body to repair that damage, if that damage has a long-term impact, and whether that impact is good or bad.”

4 Beğeni

Ne diyorsunuz bu konu hakkında?

5 Beğeni

Dün bu konu paylaşılmıştı sanırım.

2 Beğeni

Araştırmayı inceledim. Her şeyden önce bilimsel bir çalışma varsa da hiç bir veri tam olarak belirtilmemiş. 23 denek üzerinde alınan örnekler, o kişilerin cinsiyet, yaş, yaşam koşulları vb. hiç bir bilgi yok. Kırmızı kan hücrelerinin yarış esnasında azalması ile yaşlanma arasında nasıl bir bağ kurulmuş, açıklanmıyor. Kan bağışı yapınca da kırmızı kan hücreleri azalıyor, bu kan bağışı yapan daha çabuk yaşlanır gibi manidar olmayan bir sonuç olmuş.

5 Beğeni

Bilimsel olarak cevabım: Yav he he.

9 Beğeni

küfürlü yorum yazmak serbest olsa ne güzel olur :slight_smile: @tugrulpeker 'in bilimsel yaklaşımını doğru buluyorum.

8 Beğeni

Benim anladığım şey burada medyanın olayı safsata haline getirmesi. Makale yaşlanmayla ilgili değil, eritrosit yaşlanmasıyla ilgili.

Eritrositte oluşan hasarın sebebini araştırıyorlar ve eritrositin erken yaşlandığını ifade ediyorlar, muhtemelen bu da yeni ve genç eritrosit artışına ve hatta kemik iliği hiperaktivitesine sebep oluyor, azıcık fizyoloji bilenlerin bile yapabileceği bir yorum belki de (sonuçları gördüğümde aklıma ilk gelen yorum). Bulunan bulgular fizyolojik olarak bence çok değerli, inflamasyona sebep olan maddeleri açıklamışlar, ama klinik ve gerçek hayata etkisi bakımından bir bilgi yok, çünkü araştırmanın konusu o değil. Belki mekanizmanın anlaşılmasıyla diğer araştırmalar daha spesifik noktalar üzerine yapılacaktır. Araştırmaya tü kaka demek bana doğru gelmiyor, gerçekten çok değerli, ama medya dili kesinlikle berbat. Çok fazla inflamatuar parametre ortaya çıkıyor evet bizler biliyoruz bunu ama bunların kime ne zararı oluyor, mesela acaba yarış sonrası hissedilen depresif belirtiler hedefin ortadan kalkması değil de bu marker’lar olabilir mi? Bir süre devam edebilen halsizlik? Ve bir çok diğer klinik belirti? Ve eğer sebep bu inflamasyon belirteçleri ise acaba bunları ilaçla geri çevirebilir miyiz? Antienflamatuvarlarla? Yoksa iyileşmede olmazsa olmaz mı bu belirteçler? Yani makaleyi okuduğumda aklıma bu sorular geliyor. Kandaki bu proliferasyon başka neleri etkiliyor bunlar hep muamma, geri dönüşlü olup olmadığı, uzun vadedeki etkileri ve tüm bu sorularım araştırmanın amacı değil zaten. Araştırmaları iyi değerlendirmek gerekiyor, direkt medya haberi tatsız oluyor. Orjinal makale açık erişimli, linkini buraya ekliyorum.

Uzun Mesafe Araştırma Makalesi

18 Beğeni

Ben 45 yaşımda koşmaya başladım, 2 maraton koştum, öyle süper hızlı falan değilim, uzun koşulardan da çok keyif alıyorum, ilk maratonumu 4 saat 18 dakikada, ikincisini 4 saat 6 dakika civarında tamamladım. Aralarda 10k, 21k koştum. Hepsini de keyfine koştum. Ama son zamanlarda bu tip haberlere o kadar maruz kaldım ki, sürekli vücudumu dinlemeye başladım. Herkes ne zaman sakatlanacaksın, aaa sakatlandın mı, kilo mu verdin diye o kadar çok söyledi ki bari koşu hacmimi düşüreyim dedim. Ultracılara bakıyorum gayet iyiler, senede bir kaç maraton koşanlara yüksek hacimli yol koşucularına bakıyorum gayet iyiler. Bu sefer de ben mi koşuya uygun değilim diyorum. Mesela overtrainingi araştırana kadar gayet iyiydim şimdi bu mu oldu diyorum. Son zamanlarda sürekli aynı şeyler yayılıyor hatta bazı koşu sayfalarında bile var.

8 Beğeni

Makale için teşekkürler, şimdi daha anlamlı hale geldi. İlk yazıdan bu makaleye ulaşamamıştım.

Aynı sorulara ben de katılıyorum ve hatta bu durumun akut olup olmaması ile ilgili de bir çalışma yapılıp sonrasında bu sonucu tartışmak daha mantıklı. Doktor değilim ama kıytırık biyokimya ve istatistik bilgim ile bu sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını görebiliyorum :slight_smile:

4 Beğeni

Fakat son araştırmalar, bunun aksini söylüyor!

Son araştırma yapanlar " zalgon kullanmazsanız bulaşık makineniz ölür " önermesinden öteye geçemiyor.

5 Beğeni

2017 yılında prostat kanserinden hayatını kaybetmiş. (Wikipedia)

4 Beğeni

İnsanoğlu olarak yaşlanmayı çok dert ediyoruz. Yaşlanmamak için uğraşmak yaşlandırıyor.

13 Beğeni

Bu tür araştırmalarda bana göre üzerinde durulması gereken birkaç konu var. Buradaki hemen herkes koşuyor, dolayısı ile koşmanın pozitif etkilerini söyleyen bir araştırmaya bakışı ile negatif etkilerini söyleyen bir araştırmaya bakışı aynı olamaz. İnsan doğası gereği kimse severek yaptığı şeyin kötü olduğunu duymak istemez. Koşmanın pozitif etkileri üzerine bir araştırma olsaydı bakışımız farklı olabilirdi ki, bu da gayet doğal. Ama bu işin sadece bir tarafı.

İkinci tarafı, gerçekten objektif olmaya çalışarak araştırmanın içeriğini incelemek. Yukarıda birçok kişi eksiklerden bahsetmiş. Benim ek olarak gördüğüm, değerlerin sadece yarış öncesi ve hemen yarış sonrasında ölçülmesi. Bu tür araştırmalarda yarış öncesi ve hemen yarış sonrasına ek olarak, 24/48 saat sonra ve mümkünse 7-10 gün sonra tekrar ölçüm yapılır. Böylece toparlanma sonrasında değerlerin nereye geldiği, bu değişimin ne oranda kalıcı olduğu belirlenir. Hatta uzun süreli araştırmalarda vücudun bu streslere adaptasyonu ölçülür, vücut bir daha aynı strese maruz kaldığı zaman belki değerlerin bu derecede artmadığı görülür vs.

Burada bunlar hiç yapılmamış. UTMB’de bitirenlerin ortalaması 40 saate yakın. 40 saat koşan/yürüyen birinin (antrenmanlı da olsa) kan ve hormon değerleri başta olmak üzere vücudunda birçok değişiklik olacağı zaten biliniyor. Değil koşmak, normal bir insan 40 saat uyumadan dursa hormon ve kan değerleri çok farklılaşıyor, bunlar sır değil. Ama normal hayata döndükten birkaç gün sonra değerler normale dönüyorlar. Bunların ne oranda kalıcı olduğu önemli. Burada bu hiç incelenmemiş.

İkinci konu bence şu: Araştırmalar bir yana, bence 20-30-40+ saat koşmak büyük ihtimalle vücut için pek iyi bir şey değil. Kesin kanıt olsa da olmasa da buna çok itiraz etmem. Ama burada hep atlanan bir şey var, çoğu koşucu bu kadar uzun yarışlardan yılda en fazla 3-5 tane koşar. Peki geri kalan 360 günün hiçbir değeri yok mu?

Bu yarışları istediğiniz gibi koşabilmek için yılın geri kalanında elinden geldiğince sağlıklı beslenir, iyi dinlenir, iyi uyur, zararlı alışkanlıklardan uzak durmaya çalışırsınız. Bunları hepimiz kendimizden, ailemizden, yakın çevremizden ve koşan arkadaşlarımızdan biliyoruz. Dolayısı ile uzun mesafe koşmak, yarış gününe indirgenemez. O yarışı aylarca, bazen yıllarca sağlıklı yaşamaya çalışıp iyi antrenman yapmanızla koşarsınız. Yarışı bitirdiğinizde birkaç gün belki yürüyemeyecek hale gelir, hayatınızın en kötü fiziksel durumunda olursunuz. Ama yarışın başında büyük ihtimalle hayatınızın en iyi fiziksel halinde olduğunuz hiç konuşulmaz.

Diyelim bu araştırmadaki her şey eksiksiz, doğru ve kalıcı. Peki yarışa kadar geçen ayların ve yılların sağlığa pozitif bir etkisi yok mu? Varsa terazi hangi tarafta ağır basıyor? Yılın büyük bölümünde sağlıklı yaşamaya çalışmanın pozitif etkileri mi, yoksa yılda birkaç kez vücudunu ekstra streslere maruz bırakmanın olası negatif etkileri mi?

Üçüncü konu işin zihinsel ve ruhsal boyutu. Koşmanın, kendine zor hedefler koyup bu doğrultuda özveri ve disiplinle çalışmanın, önceleri imkansız gibi gördüğün bir şeyi başarmanın insana kattığı elle tutulmayan şeyler yok mu? Bu kazanımlar hayatın diğer alanlarında da insana birçok şey öğretmiyor mu? Ailenize, çocuğunuza, yakın çevrenize örnek olmanızın, belki onları da daha disiplinli olmaya, daha sağlıklı yaşamaya yönlendirmenizin hiç pozitif yanları yok mu? Bunlar laboratuvarda ölçülebilen değerler olmadığı için hiç yokmuş gibi mi davranacağız?

İlk paragrafa dönersek, bu tür tek bir değer ölçüp, sonucunda çok kesin çıkarımlar sunmaya çalışan araştırmalara koşanların olumsuz yaklaşması özellikle bu sebeplerden gayet anlaşılır. Kısa veya uzun fark etmez, koşmanın hayatımıza kattıklarını artıları ve eksikleri ile görebiliyoruz. Birisi çıkıp sanki bunlar yokmuş gibi sadece bir negatif değer üzerinden büyük çıkarımlar yapınca da, ya sinirleniyoruz ya da fazla ciddiye alamıyoruz.

Yaşlanmak veya yaşlanmamak… Sonuçta işler dönüp dolaşıp o seçeneğe geliyor.. Hayatınıza yıllar mı katmak istiyorsunuz, yoksa kalan yıllarınıza hayat katmak mı?

35 Beğeni

@aykutc Hocam son noktayı koymuş; ben de tamamen katılıyorum. 53 yıllık hayatımın 8 yılını obez, 12 yılını da aşırı obez olarak geçirdim. O zamanki hayatımla şimdiki hayatım arasında özellikle yaşam kalitem ve ruh halim açısından inanılmaz fark var. Bu sadece koşu meselesi değil; insanın hayatının her tarafını etkiliyor.

Bir de işin araştırma kısmı var… Yeme içme konusunda özellikle neredeyse her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Eve aldığımız bir şeyi “çok faydalı” diye alıyoruz, yıllarca kullanıyoruz; sonra bir bakıyoruz zararlı olduğu söyleniyor. Böyle örnekler o kadar çoğaldı ki… Üstelik bilgiye çok hızlı ulaştığımız için sürekli bir şeylere maruz kalıyoruz.

“Gibi” dizisinde Yılmaz karakteri bir bölümde “her şey için çok uğraşıyoruz” diyordu. Gerçekten de öyle.

Ben uzun zamandır haber bile izlemiyorum. Yakın çevreme de “çok önemli bir şey olursa bana haber verin” diye tembih ettim. Hayat zaten yeterince zor.

Bir araştırmada da aynı bölgede yaşayan İtalyanların İngilizlerden daha uzun yaşadığı görülüyor. Dışarıdan bakınca İtalyanlar biraz daha kilolu, daha fazla yiyen tarafta; İngilizler de daha az yiyen, daha fit görünen tarafta duruyor. Sebebine bakınca da İtalyanların daha sosyal olduğu, bir arada yaşadığı gibi sonuçlar çıkıyor.

O yüzden anı yaşamak lazım. Gelecek konusunda zaten bir sürü kaygımız var; burada da ekstra kaygılanmak istemiyorum.

15 Beğeni

Belki haddim değil ama açıkçası bu tür çalışmalara ve haberlere çok itibar etmiyorum, etmek de istemiyorum.

İnsanı yalnızca tahlillerde ortaya çıkan birkaç parametreden ibaret görmek, sürecin öncesini, sonrasını ve hayatına kattığı anlamı hesaba katmadan değerlendirmek bana eksik bir bakış gibi geliyor. Bu süreçte kazanılan özgüven, irade ve disiplin; insanı daha bilinçli, daha planlı ve daha güçlü yaşamaya yönelten bir süreci de düşünmek lazım. Olaya bütüncül bakmak gerekir. Böyle bir bütünsel etkiyi bir laboratuvar sonucuna indirgemek sağlıklı bir yaklaşım değil gibime geliyor.

Çünkü insan, sayılarla tam olarak açıklanamayacak kadar kompleks bir varlık. En azından ben, kalan ömrümü korkularla değil; keyif aldığım hedeflerin peşinden giderek geçirmek istiyorum.

8 Beğeni

İnsanın tinsel ve fiziksel bir varlık olduğu doğru ancak yaptığımız sporda işler biraz ters gidip sakatlanınca yada rahatsızlanınca iyileşmeyi sadece pozitif düşünerek sağlayamıyoruz.Yoksa hiç kimse fellik fellik spor hekimi aramıyor mu bu forumda :)) Bu nedenle bence alanımızla ilgili yapılan bu tür çalışmalar özellikle belirli protokollerle yapılmış ve Q1 kategorideyse oldukça değerli.Çünkü bunlar bizim sevdiğimiz şeyi daha doğru, daha iyi ve daha uzun süre yapmamıza hizmet edecek.Herkes bu kadar detay bilmek zorunda değil tabii ki.Ama ben mesela uzun ve şiddetli yarışlardan sonra bağışıklık sistemimin neden çok zayıfladığını bilmeyi ve çözüm üretmeyi önemsiyorum.

4 Beğeni

Karageçit Trail bu metabolik etkilerin ölçümüne yönelik enteresan bir girişimde bulunmuş. 30k ve 50k koşanlar arasından 25 gönüllü seçip yarış öncesinde ve sonrasında kan tahlili, EKG, EKO gibi testlerin yapılmasını sağlayacaklarmış. Sanırım ülkemizde bir ilk. 25 kişilik bir örneklemin ne derece anlamlı sonuçlar vereceği elbette ayrı konu ama anonim olarak sonuçlar yayınlanır ise takibe değer olabilir.

https://www.instagram.com/p/DV8AeHsiIwo/

4 Beğeni