Video yayında …
Çocuklara çok üzüldüm. Birincisi izinsiz dağa çıkmanın cezası kabahatler kanununda 3500 civarı bir cezası var, erken ödenirse yüzde 75ini ödüyorlar. Belki dağa merak salacak çocuk, videoda dediğiniz gibi olabilecek en kontrollü ortam ve günde çıkıyorlar. Kendini dağcı sananların ilginç egoları var. Çok var kendi kriterlerine göre kendinin dağı hak ettiğini zannedip başkasını yetersiz bulan.
Videoda yer almayan ancak sonrasında Davut’la yaptığımız konuşmada da aynı şeyi söyledik:
“İnsanlar akşama kadar telefonlarına baksınlar, kötü alışkanlıklara yönelsinler ama doğada yürümesinler…”
Spor yapmak ve doğaya çıkmak isteyen insanlara engel olmak doğru değil. “Bana sorun oluşturabilecek şeyleri ortadan kaldırayım” düşüncesi ise bence asıl korkutucu olan yaklaşım. Gerekirse yarışın veya organizasyonun olmadığı günlerde de gerekli güvenlik tedbirlerini alırsın; fakat bana göre en güvenli zirvelerden biri olan Uludağ’a herkesin çıkabilmesini sağlarsın.
Ülkemizde sürekli yeni bir şeyler yapılıyor. Ancak gerekli planlama, altyapı ve denetim en başından oluşturulmadığı için sonrasında kervanı yolda düzmek zorunda kalıyoruz. Yaptığımız işlerin gereği olarak @ggg sen de ben de bunu mutlaka yaşıyoruz. Bir konuyu ne kadar kendi hâline bırakırsak, ilerleyen dönemde o kadar fazla problemle karşılaşıyoruz.
Hâlbuki burada bir dağ var ve insanlar bu dağın zirvesine çıkmak istiyor. Altyapıyı hazırla, gerekli önlemleri al ve insanların güvenli bir şekilde zirveye ulaşmasını sağla.
Üstelik dönüş yolunda zirveye çıkan hemen hemen her kesimden insanla karşılaştık. Bunların bir kısmı videoda da görülüyor. Motorcular vardı, yanlarında hiçbir ekipman bulunmayan gençler vardı, ellerinde yalnızca birer su şişesiyle yürüyenler vardı. Köy tarafından gelen insanlar da zirveye çıkıyordu.
Umarım bir gün ülkemizde işler en başından itibaren doğru şekilde planlanır ve uygulanır.
Videoyu izleyenler ilerleyen bölümlerde Emre’yi de görecekler. Emre, Ege Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu. Kendisiyle dağda karşılaştık. Hemen yakınımızda babasının keçileri vardı. Yakın bir köyde yaşadığını söyledi.
“Neler yapıyorsun?” diye sordum.
“Gündüzleri babama yardım ediyorum, akşamları da kardeşim yardım ediyor,” dedi.
Daha da önemlisi, Emre o bölgede büyüdüğü için kış aylarında kayak öğretmenliği de yapıyormuş.
Anlatmak istediğim tam olarak şu: Bu ülkede insanlara ne kadar fazla imkân sunulursa, insanlar da o kadar başarılı olurlar.
Ülkemizin her köşesi birbirinden güzel. Her şehrin kendine özgü bir sporu, meyvesi, sebzesi, bitki örtüsü, doğal güzelliği, antik şehri veya tarihî kalıntısı bulunuyor. Bu değerlerin her biri için gerekli altyapının oluşturulmasını, doğru tanıtımın yapılmasını ve insanların bu imkânlara güvenli bir şekilde ulaşabilmesini diliyorum.
Bunları başarabilirsek daha mutlu, daha sağlıklı ve daha pozitif insanlarla yolumuza devam ederiz.
Bisiklete binen, yüzen, koşan, doğada yürüyen ve kayak yapan yöneticilerimizin sayısının artması dileğiyle…
Umarım hiçbir yönetici yaptığı bir hobi veya katıldığı bir sosyal faaliyet nedeniyle dışlanmaz ya da linç edilmez. Tam tersine, aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmesi toplum için örnek olarak görülür.
Son olarak iş hayatı ve hobi ile ilgili geçen yıl yaptığım videoyu buraya bırakıyorum.
Abi harika bir şekilde özetlemişsin yürekten tebrik ediyorum. Maalesef ülkede yasakçı zihniyet hemen her zaman ön plandaydı. Bize çözüm merkezleri lazım. Video için emeğine sağlık yeni harika iş çıkarmışsın.
Çok teşekkür ederim. Uludağ zirve yapmak isteyenlere yol haritası…
Uludağ Premium Ultra 2026 gönderisinden tartışılmaya devam ediliyor:
![]()
Büyük Hedefe Doğru son bir adım: UTMB OCC Yolunda bu defa Yüksek İrtifa
Uludağ Premium Ultra Trail – UPM42k
Tarih: 18 Temmuz 2026
Mesafe: ~46 km (Resmi: 44 km)
Brüt Süre (Gun Time): 09:38:00
Net Süre (Moving Time): 09:00:00
Kısa Bir Özet
Bu yarış benim için, zamanlama açısından son 6 haftaya girdiğimiz UTMB OCC öncesinde, yüksek irtifayı bedenen hissedip, startla başlayan sert tırmanış ve teknik inişlerle kaslarımı OCC koşullarına hazırlamaktı. İznik Ultra 50k’da olduğu gibi UPM42k parkuru da, OCC’nin teknik ve fiziksel sartlarını birebir karşılıyordu. Temel amacım; nabzımı özellikle o ilk çıkışta kontrol altında tutmak, sonrasında da besleme/hidrasyon planıma elimden geldiğince uymak ve bedenimin yüksek irtifadaki tepkilerini gözlemlemekti. Malum, son üç haftayı, deniz kıyısında 35° sıcaklıkta, sabahın 6’sında kalkıp koştuğum easy runlarla geçirmiştim. Üstüne, yarıştan bir gün önce 8 saat yol yapıp aynı günde 0 dan 1800m ye çıkmak da cabası…
Ekipman ve Beslenme Planım
Ayakkabı: Altra Olympus 6 (Teknik zeminlerde ve uzun mesafede konfor/yol tutuşu mükemmeldi)
Kıyafet: Compress üst, Salomon alt, Salomon calf sleeve
Yelek & Baton: Aonijie yarış yeleği ve tüm yarış boyunca aktif kullandığım Aonijie batonlar.
Yarış İçi Beslenme & Hidrasyon:
Sıvı: Toplamda 5 litre su + 3 paket Tailwind karıştırılmış 750ml soft flask + CP’lerde 2 soda.
Katı Gıda & Elektrolit: 1 Maurten Jel, yarış içi ritüelim olan 2 küçük peynirli ekmek, CP noktalarında 4 tuza batırılmış portakal dilimi ve 2 avuç cips.
(Hamiş: Hafif bir bel ağrısı hissettiğim Zeyniler çıkışında önlem amaçlı 1 tane parol aldım.)
Hava Durumu ve İrtifanın Etkileri
Start’ı 13°C’lik harika bir dağ havasıyla aldık. Ancak Zeyniler inişine geçtiğimizde sıcaklık 32°C’ye kadar yükseldi. Finiş çizgisine vardığım saatlerde ise 30°C idi.
İlk sert çıkış ve 2500m civarındaki irtifa, fizyolojik olarak kendini, midem ve sindirim sistemime yaptığı müdahele ile hissettirdi. Bu adaptasyon çabası sonucu, 2 küçük, 1 büyük tuvalet molası vermek zorunda kaldım. 2000m ve üstünde bedenim bu tepkiyi hep veriyor. 2 yıl önce OCC’de de, 3 yıl önce Ağrı Dağı çıkışında da aynı senaryo gerçekleşmişti. Bu artık benim olağanım sanırım.
Parkur İçin Bir İki Kelam
Ufaktan bir “trail sürprizi” ile, hayaller 42 km iken yarış sonunda, saatimin gösterdiği 46 km oldu. UPUT 30k tecrübelerimden farklı olarak, bu parkurda özellikle iki ana kırılma noktası öne çıktı:
Zirve Çıkışı (Nabız Yönetimi): Yarışın başındaki sert zirve tırmanışında tamamen nabzıma odaklandım. Yarışa arkadan başlama sebebim de, önümde gidenlerin temposunun beni sürüklemesine izin vermemekti. İyi de ettim. Çıkış bölümünü zihinsel ve fiziksel olarak planladığım gibi yönettiğimi düşünüyorum. Zirve öncesi ve sonrası çarşaklı iniş gerçekten çok teknikti. İlk CP olan Cennetkaya(11.5k) ve sonrasındaki Kirazlıyayla’ya(18k) kadar genelde single track inişle vardım. Sonrasında yatay devam eden 2k ve Allah ne verdiyse inişiyle, ver elini Zeyniler(27.5k)…
2470m görüp ardından 750m’den Bursa’ya kuş uçuşu bakmak da ayrı bir deneyim. Tavsiye edilir.
Softaboğan Geçişi ve Son Bölüm (Zihinsel Yönetim): Zeynilerden çıktıktan hemen sonra sanki yeni bir yarış, yeni bir meydan okuma ile karşı karşıya kalıyor insan. Sarıalan’a kadar sürecek olan, ormanın içinde, bitmeyen tırmanışla taçlanmış bir patika, derdi olana derdini unutturan, sorunu olana çözüm bulduran bir kafaya sokuyor insanı… Ancak, Sarıalan CP’den sonra 30k parkurundan ayrılıp Softaboğan şelalesinin olduğu yöne sapınca işler biraz değişti benim için.Şöyle ki:
Geçmiş yıllardan beden kendini kodlamış ya, şunun şurasında 4-5k kaldı havasında Softaboğana saptım. CP ye varış zaten 5k sürdü, üstelik teknik iniş çıkışlarla… Hadi suya vardık diyelim, taşların üstünden gayet rahat karşıya geçince buyrun buradan dedikleri yer bildiğin duvar
Bana böyle denmemişti ama…Gayet single track, dolana dolana çıkıyoruz mütemadiyen. 2. Oteller bölgesi görünüyor, arada Tansel’in anonsları bile duyuluyor ama yol bitmiyor…
Diyeceğim odur ki, +1 km’lik ekstra bölüm ve uzayan mesafe zihinsel olarak oldukça yorucuydu. Parkurun “ha bitti ha bitecek” hissettirdiği son kısımlarında kendimi biraz fazla tükettiğimi ve zihinsel olarak zorlandığımı söylemeliyim. Ama ne desem boş, şahane bir geçişti, iyi ki bu parkuru seçmişim. Yalan yok!
Genel Değerlendirme ve Kendime Notlar
Artılar (+):
• Sıfır kramp ki, 30k parkurunda şahane anılarım vardı geçmişte.
• Ayakabım,Altra Olympus 6 ve batonlarım, gerçekten de parkur boyunca elim ayağım oldular ![]()
• Zirve tırmanışındaki nabız kontrolum
• CP noktalarında gereksiz zaman kaybetmeden, basit geçişler.
Eksiler(-):
• Zihinsel Dayanıklılık (Finish’ yaklaşırken): Yarışın son km’lerinde “az kaldı” beklentisine girmeden, saat veya mesafe ne olursa olsun çizgiyi geçene kadar zihinsel tempoyu sabit tutmayı bir kez daha cebime koydum.
• Sanki o son km’lere girmeden bir jel daha tüketseydim iyiydi. Planlarımda vardı ama kendimle boğuşmaktan unuttum. Unutmamalıydım!
Teşekkürlerce:
Başlangıcından bitişine çok iyi bir organizasyondu. Parkura çok iyi dağıtılmış ANDA, AKUT, güvenlik güçleri vs. insana emniyette olduğunu hissettiriyor. CP’lerde arkadan gelenlere de yetecek kadar takviye kalmıştı. Makarna ve çorbadan oluşan finisher yemeği sıcaktı.
Sürpriz şekilde, Asics finisher rüzgarlığı da pastadaki çilek oldu. Çok şıktı.Tekrar teşekkürler.
Uzun zamandır bu kadar zengin bir fuar alanına da şahit olmamıştım. Bu da not düşülmeli..
Sonuç olarak:
OCC öncesinde harika bir yüksek irtifa ve dikey kazanım antrenmanı oldu. Bedenimin tepkilerini ölçtüm, ekipmanlarımı tekrar test ettim ve en önemlisi anılarıma çok değerli bir tecrübe daha ekledim. Simdi artık evdeki antrenmanlara odaklanıp maç saatini bekleme zamanı! Bekle bizi Chamonix… Geliyoruz yavaştan ![]()
![]()