Yaşın itibarıyla uzun mesafe yerine kısa mesafeleri daha hızlı koşmaya odaklanman kısa/orta/uzun vadede senin için çok daha faydalı olur.
Konuyu biraz detaylara boğduk. Genç arkadaşıma ve onun gibi planı olan gençlere tavsiyem, güzel yaşlardasınız. Patlayıcı kuvvetiniz mükemmel seviyelere gelebilir. Ben 33 yaşındayım. Ben artık zor patlarım
keşke 17 yaşındayken koşu işine bulaşıp 100 metreci olsaydım. Sadece koşu da değil. Sırıkla atlama, uzun atlama, yürüyüş, gülle atma, cirit atma gibi birçok atletizm branşında denemeler yapardım. Yaş geçti artık. Giden zaman geri gelmiyor. Mecburen HM, maraton, trail, ultra yapıyorum.
100k koşma planı olan başlık sahibi arkadaşıma tavsiyem, patlayıcı kuvvetini değerlendirmendir. Keyif almazsan 5000metre koşan uzunculardan olursun. 5000 metre pist yarışları çok keyifliydi. (İzlemesi tabi koşması fena
)
Normalde bu antrenmanı buraya atmayacaktım da alıntıladığım sözü görünce dayanamadım
Öncelikle şunu da belirtmem lazım. Bu işi asla yapmasam da ben sosyologum. Sosyal psikoloji uzmanlık alanımdı. Psikoloji ile de çok haşır neşirim. Sadece deli gibi uzun koşan biri değilim. 17 yaşın getirdiği içsel motivasyon ve enerji haliyle bu postu yazdınız. Ama 27 yaşına gelince hala silmezseniz tekrar açıp okuyun ve içsel bir değerlendirme yapın. Şuan size mantıklı gelen olgu 100km değil. “17 yaşındaki akranlarınızdan çok daha başarılı olmak” istiyorsunuz. Bunda yanlış birşey yok. Tamamen arkanızdayım. Umarım sakatlanmadan nice 100-200-1000 kilometrelik ultra mesaferlerde Ayarı Kaçıklar kervanına katılıp sizi @spinodal’ın Ayarı Kaçıklar podcastinde zevkle dinleriz.
Ha ben pazar uzunumu neden attım? Egolu muyum yoksa? Var mı Türkiye’de tek tabanca karayolunda 70k koşan bir babayiğit? Cıksın ben varım bilader! Desin. (Ego böyle konuşur ama benim inanın ego mego umrumda değil. Ben Fotis abimle 246km birlikte ölümüne Sparta’ya koşmak için antrenman yapıyorum. 2 sene sonraki yarışa hazırlanan bir deli diyebilirsiniz)
Acemi arkadaşlar belki bilmez. Pazar uzunu demek haftanın son günü yapılan bir antrenmandır. 70k koşarken dinlendik degildim. Sadece bir gün önce koşmadım. 2 gün önce 800mt küsur yükseltiden başlayıp 1600mt yükseltide bulunan Alacain mağarasına koştum. Yol yoktu yol açtım. 3 kere düştüm. Yaralandım, popom acıyordu o halde mağaraya çıktım. İnerken 2 defa düştüm kolumu yaralandım. Kan revan indim mağaradan. Ailem üzülmesin diye camide yıkandım, paklandım ve onlar yaralarımı görmesinler diye çarşıdan uzun kollu üst ve uzun eşofman altı giysi aldım. Öyle girdim eve. Demek istediğimi anlamanı umarım. Buna fedakarlık ve adanmışlık denir. Üstüne bir gün aradan sonra 70k yarı aç yarı susuz, çıtır dehidrasyon ile koşu yeleğinin sürttüğü yerlerin tahriş acısı ve bacaklarıma güneş kremi sürmeyi unuttuğum için güneş yanığı acısı ile koştum. Yürümedim. Koştum. Sadece daralan yollarda güvensiz hissedince yürüdüm. Ultra antrenman zevklidir. Tadını bilene. Ben çok tat aldım. Acıyı seviyorum belki ondandır
Son söz: ego değil. Ben Türkiye’de hiçbir ultra yarışa katılmayacağım. Ben spor turizmi yapmıyorum. Açıkcası uyuz oluyorum. Yarış ücreti, yol, yeme içme, konaklama ücretileri karşılığında cpde insanlara ılık su, çubuk kraker verilmemeli. Organizasyon şirketleri kâr amaçlı yarış düzenliyor. Bu yüzden sadece her yıl Spartathlon için hazırlanıp koşacağım. Tarihselliği var. Profesyonel bir organizasyon 1983’ten beri düzenlenen bir organizasyonda noksanlık olmaz. Sağlığım, maddi durumum el verdiği sürece tek odak noktam bu.
Edit: Biliyorum arkadaşlar araştırdım tabiki. Spartathlon için kota ve kura var. Kota için Dromos Athanaton adlı yarışa katılacağım. 142k 17 saat altında bitireceğim. Bu yarışın kriteri benim hafta içi rutin yaptığım herhangi bir trail. Türkiye 'de 40k trail antrenman yarışına katılır jog atarım. Velhasıl kelam Spartathlon kota-kura süreci böyle olacak. Allah beni sever. Kura bana çıkar. Hep beraber evrene pozitif enerji gönderelim de bana kura çıksın ![]()
Ayarı Kaçıklar’dan kafamda kalan bir söz vardı. “Sen ne kadar iyi olursan ol. Yarışlarda mutlaka seni geçecek birileri çıkacak” galiba Mert hocam ile ortak yayın yapan arkadaşın antrenörünün sözüydü. Bu söze sonuna kadar katılıyorum.
Siz bugün 17 yaşında 100k koşarınız ama yarın birgün 15 yaşında biri çıkar 200k koşar. İyi antrenmanlar dilerim![]()
David Gogins yada başka influencerlar doğrudan ego’ya mı hitap ediyor yoksa uzun mesafe koşmak ,yüzmek,tırmanmak vs. ego’nun katkısıyla mı mümkün oluyor ?
Ben Goggins özelinde hatta Kouros ve Fotis örneklerinde de gördüğümüz gibi kaynağın ego olduğunu, id’in ikinci planda kaldığını düşünüyorum.Yani Goggins’in çocukluğunda yaşadığı cinsel istismarın ruhunda yarattığı parçalanmadan kaçıp kurtulma arzusu.Kouros’un çocukken sokağa atılması, Fortis’in yada Olmo’nun yaşadıkları bana hep büyük Türk düşünürü Reha Muhtarın “ Acı var mı acı!?” sorusunu hatırlatıyor.Hatta bu nedenle büyük başarıların ardında, disiplin ve çok çalışmadan önce, olumlu yada olumsuz anlamda motivasyonun daha belirleyici olduğunu düşünüyorum.Daha uç bir örnek olarak bunu fiziksel gücün bir şey ifade etmediği , ölümle karşı-karşıya kalınan çatışma anlarında da görürsünüz; güçlü olan değil , mental motivasyonu olan ayakta kalır.
“Ego” kavramını aslında genç arkadaşların anlayacağı bağlamda kullandım. Yani tipik konuşma dilindeki “kendime tamamen güveniyorum. Ben en iyisiyim” fikrine eş anlam olarak kullandım. Sizlere tamamen katılıyorum. Ben koşuya nasıl başladım? Hemen anlatayım. Psikoloji bağlamında fikirlerinize nasıl örtüşüyor göstereyim.
Ben 45 gün Tayland tatili yaptım. Bilenler bilir. O memlekette hayat çok hızlı akar. Gitmeden önce zaten mental anlamda 3/10 idim. 175 boy 78 kilo. Hep kötü beslenen alkol sigara bağımlılığı. Sıfır hareket olan bir yaşam biçimi ile Bangkok’ a indim. Orada bu hayatın 10 katını “zevkle” yaşadım. Yurda döndüğümde 80 kilo olmuştum. Ve yataktan kalkarken ciğerlerimden hırıltılar geliyordu. Göğsümde bir ağırlık vardı.
Bu böyle olmaz dedim kötü alışkanlıklardan kurtuldum. Koşan insanları görüyordum. Deneyeyim dedim. Adidas süperstar pabuçlar ile Allah ne verdiyse koştum. Midem bulandı kustum. Dizlerim ödem topladı 1 ay evde yattım. O sürede koşuyu araştırdım. Ama ben gazla çalışan bir adamım. Hedefsiz bir iş yapmam. Koşuyu iş olarak gördüm. Gökova yarı maratonu diye birşey varmış. Baktım 5k var. Acaba bitirebilir miyim diye düşündüm. Antrenman diye birşey yapılacakmış. Hoca lazım. Buldum. Baktım ben bu adamla pistte zaten 5k normal insanlar gibi koşu yapabiliyorum. E o zaman “NEDEN DAHA İYİSİNİ YAPAMAYASIN Kİ?”
tam burada ego patladı. O ego ile ilk önce Konya yarı maratonu Halk koşusuna gittim 2.4 kmlik mesafeydi. 1. Oldum
1 ay sonra Gökova HM vardı. 5k ya kaydolmuştum zaten ilk başta. Girdim GK 2. Oldum. En arkadan başladım. Deneyimim olsa en önde olur 1.lik gelirdi. Spor turistleri yolu kapatıp selfie çektikleri için ben en arkadan zorla en öne geldim ama yine 2.lik geldi.
Asıl soru şu: 30 yaşındaki aceminin acemisi bir herif neden ilk yarışında 1. Olmak ister? Normal insanlar sağlık için koşuyorken beni ne itti de kafayı kürsü ile kırdım? Ego bu sorunun içinde. Ben cevap bulamadım. Arıyorum işte 246km boyunca bunu arayacağım o yolda.
Şunu da ekleyeyim ultra antrenman yaparken güneş kafa yapıyor bende. Hayal dünyasına dalıyorum. Fotis abim gözümün gördüğü mesafede. Yol rampa olmaya başladı. Nabız 165. 175e çıkarıp sanki onu yakalamaya çalışıyorum gibi oluyor. Rampa görünce o an sanki bir ‘anı’ imiş gibi bir his. Sağlık için koşan bir insan 40lı kilometrelerde 175 nabızla tırmanmaz. Bunun bilincindeyiz hepimiz. Burada konu sağlıktan çıktı artık. Başka birşey bu. Bakıp hep birlikte göreceğiz sonum hayrolsun![]()
Backyard Dünya Şampiyonası’nda (big dog) bizi temsil edecek Savaş haftasonu bir 24 saat deneme antrenmanı yaptı.
Tebrikler öncelikle,
Hedeflediğin sürede de bitirmişsin. Neler yaptın, sıkıntılar oldu mu koşu ya da dış etkenlerde?
Bravo ![]()
Nasıl geçti peki bütün koşu? Biraz detay verebilir misin?
Öncelikle verdiği destekler ve bilgiler için herkese teşekkür ederim. koşuyu bir aile toplantısı sonrası ertelemeye karar verdik normalde ağustosun 24 ünde ve gece olacaktı ama ağustosun son günü ve sabaha aldım koşudan 1 gün önce vücuda rahatlaması ve hazır olmak için tüm hazırlığı yaptım(sıcak duş,karbonhidrat alımı,hiçbir teknolojik cihaza bakmama,1 saat yoga gibi gibi) koşu günü sabah 3 te kaktım arabanın arkasını doldurup koşunun başlayacağı yere babamla gittik koşuya çok enerjik başladım 17. kilometrede çirişli geçidine doğru fazla dik bir tırmanış vardı ve yol çalışma olduğundan dolayı tek şeritti babam ilk 15 kmyi arkamdan aynı hızla geldi çirişli geçidine geldiğimde suyumu ve elektrolitimi yenileyip babamı 30. km ye gönderdim hızım iyiydi herşey umduğum gibi gitti saat 11 de Çata vardım 50. kilometredeydim her ne kadar babama nerelerde durmasının gerektiğini söylesemde o 20 kmlik bir arada 5km sinde beni bekleyip birşey var mı yok mu diye kontrol ediyordu 60km de saat 1 civarıydı ve artık 90. km ye kadar hiçliğin ortasındaydık en yakın petrole 30 km vardı suyum 70. km de bitti babam beni 85. km de bekliyordu bu 15 km boyunca 35 derecenin altında koşmak demek oluyordu idare etmeye çalıştım çünkü babam da yorulmaya başlamıştı 80. kmye geldim ve babamı aradım ama ona ulaşamıyordum şarjı bitmişti sıcaklık dalgalarının içinde halüsinasyon görmeye başladım 85 e kadar olan ara en zor kısımdı babam bırakmak için çok ısrar etti halimi görüyordu 10 dk oturdum ve düşündüm bu güne kadar hiçbir zaman pes etmemiştim nerden geldiğimi düşündüm beni şuanki yaşıtlarımdan ayıran geçmişimi ve kim olduğumu kendime söyledim babamla ikimizde kötüydük o fazla yorulmuştu suyumu doldurum son 15km için elimden geleni yaptım saati durdurduktan sonra kendime baktım gözlerimi kapattım ve kendime sen canavarsın dedim o gece fazla su içmekten boğazım şişmişti ve ayaklarımın ağrısından uyuyamadım ama programımda hergün olan 30 dk lık gece uyumadan önce esneme rutinim beni 2 günde toparladı yarın 5 kmlik bir koşuya çıkacağım
Babaniza ne kadar tesekkur etseniz azdir. Uzun mesafe kosucusunun en onemli dayanagi destekcisidir…


