Merhabalar. Konusu açılmadığı için ben açmak istedim. Bu sene ilk defa Trakya Ultra düzenlenecek. Run’N Roll Organizasyon ile Tekirdağ Uçmakdere bölgesinde denizden gökyüzüne doğru olacak parkurlarda koşulacak. Parkurlar 7K, 18K, 39K ve 55K şeklinde. 39 ve 55 te oldukça dik bir başlangıç var. sanırım dağ keçileri için harika parkurlar. Bir çok Traile oranla daha uygun fiyatlı.
Kendi adıma çok keyifli geçeceğini düşünüyorum. Deniz, doğa ve spor birleşiyor. Takımımla beraber kamplı olacak şekilde ayarlama yapacağız.
Trakya ultra deyince geçen yıl yapılması düşünülen fakat gerçekleşemeyen longoz ultra zannettim, Instagram sayfaları halen olacakmış gibi tarihlenmiş fakat bu yıl da yetişmez gibi görünüyor
Ayağımıza Ultra gelmişse biz de ayıp etmeyelim de bir koşalım değil mi!.. Çok antrenmanım olmayacak belki ama keyfine bir 39 koşarım sanırım.
Parkurları 17-22-39-59 k olsaydı, Trakya plakalarını temsilen güzel olurdu ![]()
37K’ya katılacağım. Daha önce gezi amaçlı Kumbağ’ı görmüştüm, ancak, Uçmakdere bölgesine ilk defa gideceğim. Coğrafi olarak oldukça güzel gözüküyor. Koşuda biri 100 metreden, diğeri de 350 metreden iki kez 850 metreye çıkış var. Bu nedenle başlangıç tırmanışı, İznik 50K u.maratonu başlangıcına benzer gözüküyor. Son 3k için Teknik Bir Bölüm ibaresini yarışmanın web sitesinde Genel Kurallar bölümünde belirtmişler. Denize karşı güzel bir iniş gibi gözüküyor… Bu organizasyonun, ilk defa bir koşusuna katılacağım. Daha önce deneyimleyenler oldu mu? Şimdiden organizasyonu düzenleyenlere kolaylıklar diliyorum, katılımcılara da iyi antrenmanlar :). Görüşmek üzere…
Oralarda kamp yapmıştım harika bir alan Sağlıcakla koşmanız dileğiyle başarılar
Yine koşu organizasyonları sayesinde gördüğüm çok güzel bir coğrafya. Manzara yukarılara çıktıkça güzelleşiyor. Fakat parkur manzaradan daha çok ormanın içinde geçtiği için yarış boyunca aklımdan geçen tek şey, eğer bizim insanımız biraz daha medeni olsaydı, İstanbul ormanlarının da bu kadar keyif vereceğiydi. Orman neredeyse aynı orman ve çöp yok.
Yarış hemen çok dik bir yükselişle başlıyor. Çok dik olmasının yanısıra bazı yerlerde yol da çalılarla kaplı. Bacaklar daha 4. Km’ye gelmeden kanlanıyor. Yarış öncesi kimlerin yarışacağına bakmıştım. Asla peşine takılıp kendimi patlatmamam gerekenler listem var. O liste gözümün önünden kayboluyor ve çok da güzel giden bir grubun içinde buluyorum kendimi.
İlk çıkıştan sonra bir süre iniş çıkışla devam ediyoruz. Burada bu gruptan sıyrılmak için biraz hızlanıyorum. Sıyrılmak istememin nedeni taktik vs değil. Daha sonrasında özel bir durumu olduğunu öğrendiğim bir yarışmacı bize ana avrat sövüyor. Adamı geçmeye çalışınca küfür ediyor da ediyor. Bir ara yarışı bırakıp diskalifiye olacak şeyler yapmayı düşünüyorum. Sonra ayrılıyorum gruptan. Arkamdan hala küfür yiyorum ![]()
Sonra uzun bir çıkış başlıyor. Yarışın daha sonrasında bir daha tırmanarak toplamda iki kez tırmanacağımız en yüksek noktasına yürü koşlarla çıkıyoruz. Sonra bir loopa başlıyoruz. Single track, yine ilk kez bizim koştuğumuz bir alana giriyoruz. Burası çok keyifli. Sonra buradan çıkınca git gel yapılan bir bölüm başlıyor. Hem 37nin hem benim koştuğum 51 parkurunun yarışmacılarıyla bravolaşıyoruz. Cpye geldiğimde genel 3lüğe yükseliyorum.
Sonra yine yarışın en yüksek noktasına yükselişimiz başlıyor. Burada haddinden fazla yürüyorum. Sıcaklığa henüz uyum sağlamamışım. Daha sonrasında iniş başlıyor ve arkamdaki kişilerde beni düz yolda çok rahat geçecek isimler olduğu için ilk genel kürsümü kaçırmamak adına elimden geldiğince basmaya çalışıyorum. Sonuç başarılı.
Organizasyonda olması gereken her şey vardı. Hiç kaybolmadım, hiç kaybolmaya müsait bir durumla da karşılaşmadım. İşaretlemeler yerindeydi. Uçmakdere çok güzel bir yer. Yarış için kamp alanında konakladık. Hem deniz kenarı olduğundan dolayı yarış sonrası denize atlamamız kolay oldu hem de kamp alanı sakin ve huzurluydu. Taşkınlık yapan kimse yoktu.
Yarışın videosuna buradan ulaşabilirsiniz:
Bu nasıl bir şey yahu???
sanırım psikolojik ruhsal vs olarak engelli bir arkadaş. Eğer gerçekten öyleyse durumu yok sayabiliriz. ama diğer koşucuların bu durumu mutlaka bilmesi gerekir. kendi adıma konuşuyorum böyle bir şey başıma gelse sanırım yarışı bırakır o arkadaşla ilgilenirdim. Düşünsenize hiç tanımadığınız biri arazinin ortasında size ana avrat sövüyor. umarım hiç yaşamayız böyle bir şeyi.
Evet, tam olarak da durum buymuş ama bizim bu durumdan haberimiz yoktu. Arkadaşın başına çok dertler de geliyormuş. Ben o an böyle bir şey olabileceğini düşünerek yarışı bırakmadım. Yarış sonunda organizasyona şikayet ettik, fakat yarış sonunda yarışın içindeki adamdan eser yoktu. Özür diledi(bir de sahada olan sahada kalır, nasıl futbolda oluyorsa gibi enteresan bir savunması vardı), organizasyon tutanak tutmak adına ısrar etse de özürden sonra uğraşmak istemedik.
Fakat organizasyonların bu koşucuyu önceden diğer koşuculara bildirmesi gerektiğine katılıyorum. Tabi örneğin bu organizasyonun haberi yoktu koşucunun durumundan. O zaman o ihtimal de ortadan kalkıyor.
Evet, arkadaşımız bizim önümüzde bir çalıya takıldı ve oldukça sinirlendi, bir hayli söylendi. Doğrudan bize olmasa da moralimiz bozuldu. Ancak kısa bir süre sonra arkadan gelen başka bir koşucu kendisine esprili bir şekilde takılınca, durumu kişinin motivasyonuna bağladık. Muhtemelen tanışıyorlardı. Daha sonra kendisiyle iki farklı CP’de karşılaştım. Doğal olarak biraz önyargılı yaklaşsam da o anlarda gayet normaldi. Belki de bu durumu pozitif anlamda yönetmeye çalışıyordu. Tabii önceden bilinseydi, gereksiz yanlış anlaşılmalar da önlenebilirdi.
İlk defa düzenlenen bir koşu için organizasyon gayet başarılıydı. CP’lerden işaretlemelere ve gönüllülerin desteğine kadar her şey oldukça iyiydi. Ancak 15-20 km arasını aynı noktadan gidip gelmek (toplam 10 km) konusu belki bir sonraki sene gözden geçirilebilir.
Organizasyonda emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ederim; benim açımdan oldukça keyifli bir koşuydu.
Koşunun başındaki dik tırmanışta, genç bir arkadaş “Böyle parkur mu olur?” diye isyan edince ben de hemen “O zaman evinin önünde koşarsın” modunda cevap verdim. Meğerse genç arkadaş babasıyla birlikte koşuyormuş ve aslında ona söyleniyormuş. Durumu öğrenince gönlünü aldım tabii. Zira aynı durumda ben olsaydım, benim kızlar bana neler söylerdi, empati yapmak bile istemiyorum. ![]()
Yine yeni insanlar tanıdığım, daha önce görmediğim ve hayal bile edemediğim bir parkurdu. Konaklama için deniz kenarındaki kampingde çadır kurmak ve geceyi orada geçirmek de ayrı bir keyifti.
Biz koşucular için yarış fotografları çok değerli. Trakya Ultra olarak çekip yayınladığınız fotografları çok beğendim. Teşekkür etmek isterim…
İlk defa yapılan ve nitelik ve nicelik olarak yeterli, dar bütçe ile harikalar yaratmış , herşeye ve tüm imkansızlıklara , kamudan da fazla destek görmeden insan üstü gayretle organizasyonu kazasız belasız ve mutlu yapabilmek her yiğidin harcı değildir. Emeği geçen herkesin ve koşanların eline ayağına sağlık ![]()
![]()
