Bu sorun en kısa zamanda çözülmeli ama nasıl olduğu hakkında bir fikrim yok. Çünkü hangisi uygulanabilir hangisi masraflı vs ciddi araştırma gerektiriyor. Tabi ki vicdan sahibi olan herkes 4*4 lük barinaklar yapılsın kısırlaştırma yapılsın ve buralarda bakılsın ister ama bu yapılabilir mi? Barınak yapımı, kısırlaştırma aşıları, söylenen 4m hayvanın yem masrafı, barınaklarda çalışacak personel vs vs derken bunun ülkeye maliyeti ne kadar olur bilmiyorum. Diğer taraftan uyutulma içinde mutlaka bir bütçe ayrılacak. Burada devreye maliyet-zaman-uygulanabilirlik-bilgili personel gibi bir sürü faktör girecek. İnşallah en kısa sürede vicdanları da rahatsız etmeyecek en uygun çözüm bulunur.
Belediye bünyesinde zehirlemek için ayrı birim ölüleri toplayıp gömmek için iki ayrı grup olacak biri zehirleyecek diğeri ölüleri toplayıp gömecek.
Mert abi, Köpek sorununun oluşmasında bir numaralı suçlu, köpeğin kısır olmadığını bile bile sokakta sistematik olarak besleme yapan bilinçsiz vatandaşlar.
Zorda kalan canlılara tabiki yardım edeceğiz ancak vebal almamak için o köpeğin başkalarına zarar vermemesi amacıyla gerekenleri de yapacağız.
Sokakta köpek beslemeyi holiganizm üzerinde savunan kişiler bu işte suçlu ararken, sanki tüm suçlu hayatında bir kere bile sokakta hayvan beslememiş insanlar gibi davranıyor. Halbuki bu hayvanlar olurda itlaf edilirse en önden izlemesi gereken kişiler kendileri haberleri yok…
Üstelik sorun artık çığ gibi büyümüş olmasına rağmen nasıl daha çok nasıl büyütürüm diye uğraşan pek çok insan var.
Sonuç olarak siz beslediniz, sizin çözümleriniz işe yaramadı. Bu bir şekilde çözülecek. İster sorunun parçası olmaya devam edin ister çözümün…
cok dogru sorular.
bu sorularada, sokaklara boydan boya yem doken, et kemik atiklariyla heryerde besleyen, sehir icinde besleme noktalari ile besleyen, israrla hayvanlarin sokakta yasamalarini isteyenler dusunsunler. dag bayir heryerde bu hayvanlari dusunuyorlarsa buna da destek olurlar
kontrolsuz bir sekilde ureyip artmalarinin tek sebebi sacma sapan bir yasa ve bu yasadan guc alan kontrolsuz besleme.
ayrica hemen itlaf yok hocam. once barinakta sahiplendirme bekleyecekler. ulkeyi ayaga kaldiran dernek ve hayvanseverler 3-5-10 sahiplenirler. binlerce liralik mama parasi toplayanlar, barinaklar veya acik alanlar acip binlerce kopegi sahiplenebilirler.
hatta uyutulacaklar icin uyutulmayip sahiplendirilmeleri icinpara toplamaya devam edip son bir rant saglayabilirler.
ama bunlarin hicbiri olmayacak. o kopekler sokakta oldugu icin rant var. aksi durumda kimin umrumda sokaktaki sari kopekler.
Bu gecikmiş düzenleme Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk olmayacak. CHP’nin tek parti iktidarı döneminde de halk sağlığını tehdit ettiği için Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in başıboş köpek sorununa karşı aldığı önlemleri herkesin incelemesini öneririm.
Resmi Gazete’de 13 Haziran 1932 tarihinde yayınlanan genelgeye göre Atatürk hükümetinin, “sahipsiz ve maskesiz dolaşan köpeklerin itlaf edilmesini” kararlaştırdığı görülüyor.
Merak eden google da aratirsa genelgenin detaylarına ulaşabilir.
Burada hayatın her alanına sirayet etmiş bir zihniyet problemi var. Beni rahatsız eden nokta bu. İnsanlar çevresiyle, toplumla, tarihle, doğayla ilişki kurarken kendisini merkeze alma eğilimindedir. Bu bilinen tüm toplumlar için böyledir. Bir toplum yahut kişi, kendisini en üstün, özel, farklı vs. olarak görebilir. Bu kabul aynı zamanda bir dışlamayı barındırır. Çünkü her anlam ancak zıttı ile var olabilir. Sessizlik-sesi, savaş-barışı, ölüm-yaşamı çağırır. Kendisini en üstün gören toplum yahut kişi için ‘öteki olan’ daima aşağılayıcı, küçültücü niteliklere sahiptir. İnançlar, ekonomik sistemler, devletler vs. evren kurgusunda insanı en üste koyar. En üstte olan insan yeryüzü hiyerarşinin tepesinden tektir. Dünya, doğa artık insan için fethedilebilecek, ona hizmet edecek faydacı bir zihniyetin tekeline girer. Bu merkezileşmiş zihniyet kendi kültürünü yıllar boyunca, bir ilişki ağı içinde kendini yeniden üreterek ‘kültüre’ ve onun ellerine doğan insana empoze eder. İnsan yeryüzünü yeniden sınıflandırır, aynı zamanda insan sınıflandırılmış bir yeryüzünün içine doğar. Değerli gördüğü bitkiyi ‘mahsul’ olarak adlandırır. Onunla rekabet eden türlere ‘ yabani ot’ der. Fayda adı altında ağaçlar kesilir, doğa talan edilir. Bu kültürün içine doğmuş olan insan bu tarz fikirleri destekleyerek toplumsal kimliğini pekiştirir. Toplumda var olan huzursuzluk, gerilim, kin de ancak öteki dediği bir şeye aktarılarak kendi şiddetiyle geçici doyuma ulaşır. Daha sonra yeni nesnesini arar.
Fikirlere itiraz edilebilmelidir. Demokrasi dediğimiz şey budur. Bir canlı için yaşam olasılığı varken, kendi adıma ölümü savunamam.
Lütfen kötülüğünü de al git buradan. Sokaklar insanlarındır gibi kötü ve narsist bir tanımlamayı yapmanı sağlayan yaşantın bir köpeğe bağlı olur dilerim.
En temizi başıboş köpekleri toplayıp köpek eti yenilen ülkere ihraç etmek. Toplama masrafları da çıkarılmış olur.
Evrim Ağacı YouTube videosu başlığı “Sokak Köpeği Sorunu Nasıl Çözülür?”.
Öğretmene, kadına şiddet; kaçak göçmen; depreme dayanıksız binalar; trafik kazaları;falan filan tonlarca sorun nasıl çözülemeyecekse bu da böyle çözülemeyecek.
Çözmek için değil, çözecek en iyi kanunları yapıp sorun çözülmüş gibi yapmak için varız.Dostlar alışverişte görsün, en az iyi mevzuat olsun ama mevzuatı da esnetelim.
(Görme engelliler için kaldırım mı düzenlenecek.Çıktı yasa, başka mevzuatla ileri tarihe ertelenir. @ismaileren’e katılıyorum.)
Öldürmeden (zaten sokak hayvanlarının ömrü kısıtlıymış) sorunu cidden çözmek için yaklaşmadıkça, “hayvanları topla, sahiplenmezse 1 ay sonra öldür” ile günü bile kurtaramayız.
Kaç köpek küpeli, kaçı aşılı, kaçı kısırlaştırılmış,cinsiyet yaşı ne bilmeden (sanki insanı biliyoruz da!); “sen topla,sen internete koy,sen uyut/öldür” çok harika plan olmaz mı(!?).
Bu kadar basitse işte yukarıda öneri, köpek yiyen ülkelere gönderelim de çözüm önerisi (!!!).Belki ironidir. Ama çözmez.
Ülkemizdeki asıl sorun birlik olamamak.
Sürekli kutuplaşarak birbirimizle kavga ediyoruz ve işimizi çözmesi gerekenler bizi seyrediyor.
Köpekleri sevenler ve sevmeyenler bir araya gelip bu işi çözmesi gerekenlere baskı uygulasa bu işin çözülme ihtimali olabilirdi,
ama böyle gidersek öyle bir ihtimal yok.
Birbirimizi üzdüğümüz ile kalacağız.
İstanbul’da İsmini vermeyeceğim bir üniversite kampüsünde köpekler koloni kurmuş durumda. Geneli uysal olsa da aralarından saldırgan olanlar çıkabiliyor. Hatta güvenlik bile sarı köpekten karanlıkta uzak durun ne yapacağı belli olmuyor diyor. Sokaklarda köpek sorunu çözülemeyecek gibi dursa da en azından saldırgan olanlar toplanabilir. Bu köpekler az çok tanınır mahalle sakinleri tarafından.
Bir anım var, vakti zamanında koşarken uzaktan karşı şeritte beni gören köpek havlamaya başladı, benim şeridime geçti ama hala uzakta. Ben de yürümeye geçip diğer şeride geçtim. Köpek bu arada havlayarak yaklaşıyor. Tam hizamda benim olduğum yere geçerken, ısırılacağımı kabullenmiştim. O esnada yola atladı, köpeğe araba çarptı, köpek yuvarlanırken hemen kendimi göremeyeceği bir yere attım. Hayvan kalktıktan sonra hala beni arıyordu.
Canlıları ne kadar sevsek de bazıları hayati tehlike barındırıyor.
Arkadaslar, bu konu ulkedeki bircok konu gibi topluluklari cok derin bir bicimde yaraliyor ve ikiye boluyor. Her iki taraf da duygularina kapilmis, asiriya kacan tepkilerle yaklasiyor konuya. Ben bilimi dinlemeli ve o ne diyorsa onu yapmaliyiz diye dusunuyorum, ortaya koydugu cozum ne olursa olsun.
Ancak burada biz kosu sporu ozelinde bir forum olarak bu konuya kosu ile ilgili daha fazla bir sey katamayiz. Tartismalar, kavgalar cikar. Zaten duygusallik almis yurumus, nefret ve ofke dili buraya da yansimis. Yukarida zaten kosu ile ilgili bazi konulara deginilmis. Bundan fazla buraya yazacak bi sey yok. Bu konunun tartisildigi baska yiginla mecra var, tartismak isteyenler orada devam etsinler.
Katki verenlere tesekkur ediyor ve affiniza siginarak bu konuyu kilitliyorum.