Koşucu Sarhoşluğu (Runner's High)

Merhabalar,

Runner’s High diye bilinen, Türkçe’de literatür karşılığını bilmemekle birlike koşucu sarhoşluğu diye çevirebileceğim olguyu yaşayanlarınız anılarını paylaşmak ister mi?

Spor yaptıktan sonra vücudun saldığı hormonlardan dolayı kendimizi iyi hissederiz. Ancak Runner’s High hemen hemen herkesin hissettiği antrenman sonrası mutluluğuyla karıştırılmamalı.

İnternette araştırdığım kadarıyla farklı tanımları olmasıyla birlikte, genelde şu ortak görüşler var:

  • Genel olarak en az bir saat süren orta derece yoğunluktaki uzun süreli antrenmanlarda gözleniyor. Koşmaya yeni başlayanlarda görülme olasılığının az olduğundan bahsediliyor.

  • Önceleri sebep olan hormonun endorfin olduğu düşünülse de Almanya’da 2015 yılında yapılan çalışmalarda vücudun endocannabinoid üretmesinden kaynaklandığı belirtiliyor. Bu kimyasal aynı zamanda hint kenevirinde (esrarotu) bulunuyor. Bu makalede egzersiz yaptırılan farelerde bunun nasıl tespit edildiği anlatılıyor.

  • Bu duruma, aşırı yorgunluğun yaşandığı egzersizlerde vücudun ağrı kesici görevi gören hormonlar salgılayarak tepki vermesinin sebep olduğu düşünülüyor. Böylece koşucu acı hissetmeden daha hızlı koşabiliyor. Bu sitede anlatılana göre, antropologlar Runner’s High olgusunun bir ihtiyaçtan doğduğunu söylüyor. Av ve avcı olan insanın tehlike anında yaşadığı strese, acıya ve korkuya rağmen olabildiğince hızlı koşması sonucu olan doğal seçilim ile açıklanabilir.

  • Koşucular bu anı genel olarak acının hissedilmediği, zaman ve mekan hissinin kaybolduğu, endişenin hissedilmediği, uçuşa geçildiği coşku anı olarak tanımlıyor. Bu linkte ve bu linkte bu olguyu yaşadığını iddia eden koşucuların yorumlarını bulabilirsiniz.

  • Hiçbir şey olmasa da kesinlikle bir şeylerin olduğunu düşünen, vücudun karmaşık hormonal düzeninine kafa yormak istemeyip bu olguya inanmayanların sayısı da az değil.

Çok da uzun olmayan koşu hayatıma baktığımda bu tanıma en yakın anı geçen sene arkadaşımın yerine katıldığım ilk yarışımda yaşamıştım. Yarı maraton yarışında bitiş noktası bir stadyum pistindeydi. Bitişe giderken kalan tüm enerjimle koşmayı tercih ederim. Stadyumun içindeki pistin verdiği his mi, yoksa benim yaşadığım koşu sarhoşluğu mu bilemiyorum ama ayağımı yere bastığımı hissetmiyordum. Attığım her adım o kadar uzunmuş hissi veriyordu ki, aşağıdaki fotoda görüldüğü gibi adeta uçtuğumu hissediyordum.

Belki yaşadığım bu an Runner’s High denilen koşucu sarhoşluğu anıydı, belki de değildi ama Nazım Hikmet bir koşucu olsaydı belki de şunu derdi:

En güzel Runner’s High, henüz yaşanmadı.

Daha sonra katıldığım ikisi 60 km civarı, sonuncusu 120 km olan yarışlarda bunu hissetmedim. Hep kontrollü gitmeyi tercih ettiğimden hiç sarhoşluk hissi hatırlamıyorum :slight_smile: Fakat Kapadokya’da bu sene 120 km koşarken hep zaman sınırı stresi yaşadım ve yarışı bitime 15 dakika kala tamamladım. Koşabileceğimi hiç düşünemediğim son anlarda depar atabildiğimi hatırlıyorum. Stres vardı fakat acı hissi koşarken devam ettiğinden bu duruma Runner’s High diyemeyeceğim :slight_smile:

5 Likes

@spinodal Mert hocamın podcastlerinde daha geçen akşam dinledim bu konuyu. Ya 9 ya da 10. bölüm idi sanırım. Tavsiye ederim

2 Likes