Tüm kışı yarış bakınarak geçirdim, özellikle güneyde hava her daim tatlı bir soğuk, 10-14 dereceler seyrediyordu, yani tam yarış havası ama gel gelelim koşu organizasyonu sayısı çok azdı, olana da olabildiğince gittik. Ramazan ayının bitimi ile koşu yarışı enflasyonu olan dönem başladı, her hafta sonu 3-4 yarış, birbirine benzer parkurlar, benzer uzunluklar, benzer madalyalar, nispeten az sayıda katılımcı.
Katılımcıların yarışları beğendiğine şüphem yok, Türkiye’nin doğası muhteşem gerçekten hepsinin de değerli olduğunu düşünüyorum ama aynı güne 3-4 yarış , gerekli mi? Arz-talep ile mi doğdu bunlar? Maddiyatta hepimiz şikayetçiyiz zaten ve hepimiz kendi bölgemizdeki yarışlara katılma eğilimindeyiz ama bu da sanki o birlikteliğin ve uzaktaki arkadaşları görmenin getirdiği heyecanı azalttı, hep aynı yüzler, hep aynı kürsüler, simülasyonun içinde gibi hissediyorum kendimi. Hem hep patika yarışı? Gerçekten mali kazanç mı var işin içinde? Kazanç olmasa trail fun run olurdu herhalde? Neden Park Run’lar olamıyor, oysa ne kadar ilgi çekici ve sürekli yapılabilir yaz-kış. Night Run çok az, kırk yılın başı duyduk o da Pazar’ı Pazartesiye bağlayan gece; sabah 6’da iş için kalkan bizler için dram. Akşam 8’de olan Night Run’lara gıptayla bakıyorum. Organizasyonlarla ilgili değil de yerel idarecilerde izin almakta mı sorun var bilmiyorum.
Kendi kendime dertlendim, sizlere içimi dökeyim dedim koşu dostları, hepsine bakıp en sonunda gitmemeye karar veriyorum, o eski heyecanı hissettirmiyor bana bu yarışlar. Yine boomer gibi konuştum ama neyse…
Eğer farklı zamanlardaysa ve koşucu profili farklıysa olabilir bence, mesela Gomeda’ya bu hususta olumlu bakıyorum. Kast ettiğiniz belli bir yarış var mı? Butik yarışlar elbette olsun ama hepsi aynı mevsim hatta aynı ay ve daha kötüsü aynı hafta sonu olmasa mı diye düşünüyorum
Çoğalacaklar, sonra azalacaklar. Kaliteli olanlar kalacak. Yarışlar olmadan da koşuyorum ama hedef olmayınca da biraz sıkıntı oluyor. Geçen hafta 4 ay aradan sonra bir yarışa gidince motivasyonum arttı ama maddi olarak da ciddi yük getiriyor. Yarışları daha organize ve verimli günlerde yapmak daha iyi gelebilir. Cumartesi olduğu için de trail koşularına gidemeyenler de çoğunlukta. Zaman ne gösterecek bakalım…
TOBB’dan Oğuz Hocam’ın sanırım bir tantuni eğrisi vardı. Yok mu aramızda boş vakti olan veri analizine ilgili biri şunun da algoritmasını çıkaralım.
Şakası bir yana, her geçen gün yarışlara katılma motivasyonum biraz daha düşüyor. Havalar biraz daha ısınsın, kendi parkurum kendi CP noktam diye bir şeyler yapmaya çalışacağım sanırım.
Yazmaya başlayınca fark ettim bu konuda epey doluymuşum Allah şahit çok şey yazdım ancak yanlış anlaşılır, kalp kırılır korkusuyla sildim.
Ülkemizde hiçbir şey kolay değil. Takvimi açıp koşmak istediklerinizi seçip koşabiliyorsanız kıymetini bilin Her şeyin heyecanı zamanla azalır bu da doğal bir süreçtir biliyorsunuz. Bunu fark edince bisiklete başladım ve iyi ki diyorum.
Belediye koşuları bile kapıyı 1000 liralardan açmaya başladıklarından beri hiçbir yarışa kayıt olmuyorum. Vatandaşa hizmet vazifemiz olduğundan koşucu olamayınca da gönüllü olacağız mecburen
Önceden kamu kaynaklarıyla birazda gazlanarak katılım yaratılıp koşular düzenlenirdi.şimdi talep var koşular ticari olabilecek eşiği geçti bu ne demek su çıkarana herşeyi deneyecekler demek. Bir artma var ama gerçekten benzer nüfuslu ülkelerle kıyaslanırsak koşu sayısı ve katılımcı sayısında neredeyiz katılımcı kalitesinde neredeyiz pekte iyi bir yerlerde değiliz.
Patikalardan yol maratonlarına geçen seyrek türde insanlar olarak geçen arkadaşımla plan yapıyorduk, başkentlerde maraton koşma hevesimiz var, kendi major’umuzu yapıyoruz, heyecanlandık, işte planlar vs; Berlin ve Roma koştuk, Madrid mi olsun sırada derken aklımıza kendi ülkemiz geldi, birbirimize boş boş baktık, başkentimizde maraton yok, her sene olan yarı maraton var mı ondan da emin olamadım. Koşu kültürümüz farklı kulvarda ilerliyor, yine de ilerliyor, eskisinden iyiyiz bence ama ilerleme değil de evrilmenin olması gereken bir noktadayız. Su akacak yolunu bulacak belki ama umarım hızlı bulur.
Bir senedir koşuyorum ve bir çoğunuzun aksine deneyim sahibi değilim muhtemelen. Kendi ayarıma göre sadece yol koşularına dahil oluyorum ancak geçen seneye kıyasla bile zilyon yarış düzenlendiğini görüyorum.
Bir çok yarış için ise kâr amacı güdüldüğünü düşündüğüm için kendimi koşu parkurunda bir katılımcı olmaktan çok organizasyon firmalarının hedefi olarak görüyorum. Dolayısıyla seçici olmak faydalı olacak gibi düşünüyorum ve daha çok belediyelerin ya da federasyonun düzenlediği yarışları takvimime ekliyorum.
Bu konuda düşünürken ülke genelinde bir takvim düzenlenmesi gerekiyor gibi fikir geldi aklıma. Tabi ki bu işin sorumluluğu federasyonda olmalı. Koşu etkinliklerinin-yarışlarının düzenlenirken, örneğin; bir şehirde ayda sadece bir yarış düzenlenebilir olmalı ve ihale usulüne göre hareket edilmeli. Yarışları kategorize edip yine örnek olarak milli bayramlara özel koşular, belki şehirlerin simgesel koşuları olabilir. Bunları yaparken de tabi ki toplulukların hedeflerine göre Maraton, yarı maraton, trail, ironman vb. gibi seçeneklendirmek gerekebilir.
Sanki başıboş bir durum var ve herkes koşucu tayfadan koparabildiğini koparma derdinde gibi geliyor.
Yarı maratonlar var sanırım ama nispeten yeni oluşumlar, Runkara mesela 3-4 senedir var sanırım ama Ankara maratonu hak ediyor diye düşünüyorum, henüz maraton kültürünün yerleşmediği ülkemizde nasıl olacaksa. Bir de Ankara’da yükselti ,iniş-çıkış fazla gibi o nasıl yapılır bilmiyorum. Runkara gibi isimler yerine Ankara Yarı Maratonu olsun mesela, başkentimiz bu konuda epey geri kalmış, oysa ben Ankara’yı çok seviyorum, düzenli bir oluşumda her sene seve seve giderdim açıkçası. Başkentimiz maratonu hak ediyor olsa gerek (hayallerim ve ben). Görünürlük arttıkça spora heves artacaktır, sosyal medya bu konuda aslında iyi bence ama koşu kültürü kendi bölgesinde görünerek artacaktır. Her ay yapılan bir park run (aklıma Adana merkez park geldi, ne şahane yer bunun için) bölgedeki insanların ilgisini ve katılımını arttıracaktır.
Burada size katılmadığım noktalar var, işin içine ihale ve müdahale girerse neler olabileceğini bence herkes tahmin edebilir. @nkoner hocamızın söylediği gibi yarışmalar artacaktır azalacaktır. Kaliteyi sorgulayamıyorum çünkü katılmıyorum ama katılımcı sayısı azlığı gördüğümde üzücü oluyor, eskiden tek tük vlog olurdu izlerdim şimdi sağolsunlar bir çok koşucu arkadaşımız vlog çekiyor ve ben şahsen izlemeyi çok seviyorum, günün stresini atıyor. Son dönem videolarında gözüme en çok çarpan şey katılımcı sayısının azlığı, İznik uzun mesafeler de buna örnekti ki yılların koşusu (lojistik problemi olmasa her yıl giderdim galiba).
İnsanlarda maddiyat ve zaman problemi var, en yakın en ucuz evimizin dibinde patika yarışı varken uzağa gitmiyor, en basit deyimiyle “dağ aynı dağ nehir aynı nehir gök aynı gök”. Patika yarışları biraz daha doğaya aşkın ve içe dönük yarışlar, benim açımdan performans yapmadığım doğanın keyfini çıkardığım yarışlar ama şunu biliyorum ben yol yarışlarında kendimi geliştirebiliyorum, yol yarışı vardı da gitmedik mi? Vallahi yok, senede 1 olan yarışları bekle dur. Olanlar da yok oluyor gözümüzün önünde. İzmir’de yol yarışı yasaklandığını gördü bu gözler.
İnsan sirkülasyonunun fevkalade olduğu bir cadde üzerinde saçmasapan bir alet sattığınızı düşünün. Tıpkı vapur seferlerinde meyve/sebze soyma aparatı satanlar gibi. Sirkülasyon o denli yüksektir ki siz o aletten her gün o günkü yevmiyenizi doğrultacak kadar satabilirsiniz.
Mesele biraz buna döndü bence. Kitle her gün daha çok büyüyor. Koşmaya başlayıp 2 hafta antrenman yapan “influancerlar” 3. hafta antrenman tavsiyesi vermeye başlıyor. Bu insanların yeni insanlara erişme ve koşuya başlatma gücü de epey fazla. Bu da sürekli büyüyen bir kitle demek.
Sürekli büyüyen kitle sayesinde o haftasonu 2 yarış varken 3. yarışı organize eden şirket de bir şekilde maliyetini kurtarabiliyor. Nereye kadar böyle gider? Bir noktada kitle doygunluğa ulaşır ve artık organizasyon yapmak zarar ettirmeye başlarsa, o noktada yarış sayısında azalma görürüz.
Maratonun keyfini alınca yarı maratona burun kıvıran şımarık koşucu olduğumdan şüpheleniyorum Ama düşünün Ankara’ya bahar maratonu yakışmaz mı? @fatihboyaci Bürokrasinin çok yoğun olduğu bir şehirde Yarı Maratonda bile bir sürü sıkıntı çıkıyordur. E peki diğer ülkeler nasıl yapıyor diye düşünüyor insan; Kıskanma mode on. Maratonu olmayan Avrupa başkenti var mı diye biraz bakındığımda yine hüzün, Avrupa saymayayım kendimi dedim, sonra baktım Şam’da da var. Her neyse umarım bürokrasi değil de Ankara’nın tepeleri iniş çıkışlarıdır sebep, zira yürümesi bile zor. O halde canım Ankara için YM planlayalım, şükretmeyi bilmiyorum olmasın, Stoacılık’a buradan yol olur
İfadelerimde neyin nasıl olabileceğini düşünürken yazıya dökmüştüm ve tabi ki noksanlıklar mevcuttur.
İhale sistemini siyasi veya kayırmacı bir şüphe üzerinden öne sürmedim. Ticari bir sömürü noktasında düzenlenen organizasyonların (bana böyle geliyor) faydadan çok zarar getirdiğini düşünerek faydacı bir şekilde konsolide edilebilmesi noktasında fikrimi paylaşmak istedim.