Kalp rahatsızlığı nedeniyle koşuya veda etmek

kalp
#1

*Selamlar
Hayatımın son on yıllık dönemininde yaşam tarzımı değiştiren, maratonlardan ultra maratonlara kadar katıldığım pek çok yarışta farklı insanlarla tanışmama vesile olan ve kendi sınırlarımı görebilmeme olanak tanıyan koşu sporuna sağlık sorunlarım nedeniyle nokta koyuyorum.
Forumdaki pek çok kişi gibi ben de bu spora hareketsiz ve monoton yaşam biçimimde bir değişiklik yaratmak ve kilo vermek amacıyla başlamıştım. 2009 yılından önceki dönemlerde, 2 kilometre mesafedeki bir yere gitmek için 20 dakika otobüs beklemeyi göze alan bu adam, koşuya başladıktan sonra verilen kilolarla birlikte, daha fazlasını yapabileceğine inanarak yarışlara katılmaya başladı. Önceleri hayal bile edemediğim, 5 km., 10 km. Yarı Maraton ve Maraton mesafelerini, planlı ve disiplinli çalışmalarım sonucunda iki sene gibi bir sürede koştum. Tahmin edebileceğiniz gibi önceleri sadece bu mesafeleri koşabilmek için verdiğim mücadele, daha sonra yine bu mesafelerde kişisel en iyi dereceleri kovalama yarışına dönüştü. Bu süreç boyunca koşu forumdaki üyeler ve yöneticilerle pek çok değerli bilgi paylaşımında bulunduk. Buradan herkese teşekkürlerimi sunuyorum.
Yol maratonlarını pek çok defa koştuktan sonra ultra maraton eşiğini denemek için yoğun antrenmanlar yaptım ve evet o virüs de kanıma karıştı. Pek çok ultra maraton koştum, pek çok değerli arkadaşla tanıştım.
Aslında koşuya başladığım 2009 yılında sayısı bir elin parmağını geçmeyen yarış organizasyonu sayısının, aktif olarak yarışlara katıldığım on yıl boyunca nasıl çoğaldığını da deneyimleyerek gözlemledim. Sadece organizasyonların değil, koşuya gönül veren insanların da artmış olduğunu gördüm ki bu müthiş bir şey.
On yıllık süreç boyunca gerek antrenmanlarda, gerekse yarışlarda, yaptığım pek çok hata yüzünden ortopedik rahatsızlıklar geçirdim, hatalarımdan ders alarak bunların sayısını azalttım.
Yaşım 46 olmasına rağmen, koşu geçmişim, yol bisikleti antrenmanlarım ve fitness çalışmalarım ile beslenmeme dikkat etmem sonucunda fiziksel olarak kendimi yaşıtlarımdan hep daha dinç ve daha genç görüyordum. Hangi akranım ha deyince 42 kilometre koşabilir ki? gibi yanlış bir özgüven içerisine girmiş ve bu da benim sağlıklı bir bünyeye sahip olduğumu gösteren en önemli etkenmiş gibi bir ruh haline bürünmüştüm. 30 km. patika koşusu yapan, 120 km. 31 km./h ortalamayla bisiklete binen ve haftada 4 gün fitness antrenmanı yapabilen birisi demir adamdır diyordum kendi kendime.(ne hata!)
Hiçbir rahatsızlığımın olmaması nedeniyle yaklaşık olarak beş yıl boyunca hastane kapısından içeri girmemiştim.
Ta ki düne kadar,
Temmuz sonunda koşacağım Runfire Tuz Gölü 80 Km. yarışı için sağlık raporu almak üzere kız kardeşimin zorlamasıyla bir kardiyoloji profesörüne göründüm. Normalde yarış için gerekli olan sağlık raporlarını aile hekiminden alırdım. Bana bir şeyin var mı? diye sorarlar, ben de yok der ve raporumu imzalarlardı. (Aslında bunun hem aile hekimi, hem de biz koşucular için ne kadar yanlış bir durum olduğunu şimdi çok daha iyi anlayabiliyorum)
Profesöre 80 km. koşacağım için yarış organizatörlerinin sağlık raporu istediğini ve bu nedenle kontrole geldiğimi söyledim. Hiçbir sağlık sorunum olmadığını da belirttim tüm özgüvenimle.
Bana, eko ultrasonunun yanındaki sedyeye uzanmamı söyledi ve başladı kalbimden görüntüler almaya. Yaklaşık 25 dakika süren detaylı muayene sonucunda kalbimde sırasıyla aort darlığı, mitral yetmezlik, kalp kapaklarında kireçlenme, hipertrophy gibi çok ciddi ve riskli rahatsızlıklar bulunduğunu söyledi. Bu güne kadar bu rahatsızlıkların nasıl olup da tespit edilemediğine ve benim nasıl olup da on yıl boyunca bu kadar ağır sporları hiçbir kalp sorunu yaşamadan yapabildiğime şaşırdı. Bu işin şakasının olmadığını ve bana bırakın Temmuz sıcağında ultramaratonu, hafif tempo kısa koşuyu bile önermediğini söyledi.
Resmen şok oldum, koca bir yolcu uçağı dağa çakıldı, Titanik battı, ikiz kuleler bir daha yıkıldı kafamda.
Bugün tekrar daha detaylı bir tetkik yaptırmak üzere Dokuz Eylül Tıp Fakültesi kardioloji polikliniğine gittim. Kalbimde yukarıda saydığım rahatsızlıklar ve daha fazlasının bulunduğunu söyledi doktorlar. Aort kapakçığı normalde insanlarda üç tane olması gerekirken bende iki adetmiş. Bunun doğuştan olduğunu öğrendim.
Klasik tepkiler;
"ne! 100 km. mi koşuyorsun?! hayır yapmamalısın! Biz kardiyologlar maratonu kesinlikle önermiyoruz vb…
Bu durum beni üzmüş de olsa, geç de olsa durumun farkındalığını edinmiş olmayı bir kazanım olarak görüyorum. Kalp rahatsızlıklarının diğer pek çok sağlık sorunundan farklı olarak, son evrede kendini belli ettiğini ve o noktayı da artık iş işten geçmiş olduğu an olarak tanımlamak çok da yanlış olmaz sanırım.
Koşu hayatımın son on yılını şekillendirdi. Antrenman disiplinini bir yaşam şekline dönüştürdüm, vücuduma saygı göstermeyi öğrendim fakat buraya kadar. Bir ailem var ve çocuklarımın büyüdüklerini görmek istiyorum. Hiçbir spor hayatımızı riske atacak kadar önemli değil. Bu aşamadan sonra artık yürürüm, eğitmenlik yaptığım için de hep ayaktayım aktif bir rutinim var zaten ama daha fazlasına gerek yok.
Bu bir koşuya veda yazısı, aslında bu yazıyı kendime yazıyorum, bu bir mektupsa eğer gönderilecek en iyi yer de koşu forum olur diye düşündüm.
Sonuç olarak;
Yukarıda yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere hiçbir sağlık sorununuz olmasa bile düzenli kontrollere gidin arkadaşlar.
Hepinize sağlık ve spor dolu yıllar dilerim.

26 Likes

#2

Cok cok gecmis olsun. Kosuyu birakmak zorunda kaldiginiz icin cok uzuldum ama erkenden farkedip daha kotusunden korunmaniz da sizin ve aileniz icin tabiki daha iyi. Hayatinizda herseyin yolunda gitmesini dilerim.

3 Likes

#3

Geçmiş olsun öncelikle.

Batıdaki doktorlardan almayacağınız kesinlikte/sertlikte bir cevap almışsınız, bence genel olarak hekimlerimiz biraz korumacı.

Koşuyu/sporu/hareket etmeyi bıçakla keser gibi bıraktığınızda yaşayacağınız kalp problemleriniz gelecekte daha ağır olacaktır diye düşünüyorum.

Bence kalp ritminiz aerobic zone üzerine çıkmadan, kalbinizi zorlamadan, tatlı tatlı koşmaya/jogging yapmaya devam edin, koşamadığınız için yaşayacağınız depresyondan da, ileride yaşayacağınız kalp ve damar yağlanmalarından da korunmuş olursunuz :slight_smile:

Koşmayı bıraktığınızda zaten 3-4 ay içinde belki merdiven bile çıkarken 130’a çıkacak kalp ritminiz. O ritmi sürekli yaşayacaksınız, kalp ve damarlarınız yağsız ve sağlıklıyken yaşasanız daha iyi olmaz mı??

Bunlar bir diş hekimi olarak benim uzaktan düşüncelerim tabii ki… iyi günler, tekrar geçmiş olsun…

8 Likes

#4

Lisans için kalp doktoruna gittiğimde “madem hobi amaçlı koşuyorsun koşma abicim gerek yok, kapakçıklarda kalınlık var demişti”
Ertesi gün bir başka doktora gittiğimde " bir problem yok abicim koşabilirsin demişti, bizim beklediğimiz referans aralıklarında değerler" demişti,
Bir ay sonra bir başka doktora gittiğimde " fazla tahlile falan yok koş abicim bir şeyin yok senin" demişti

Şunu öğrendim, gidilecek doktor önemli, maratoncu kalbi ve değerleri bir farklı oluyor sanırım.

Sizin durumunuza çok üzüldüm geçmiş olsun, hiç bir şey insan sağlığından değerli değil. Sevdiklerinizle sağlıklı ömür dilerim, belki onlara program yazarsınız.

6 Likes

#5

Aytaç çok geçmiş olsun. Sağlık her şeyden önemli.

1 Like

#6

Aytaç kardeşim çok geçmiş olsun.Tek bir doktordan ziyade böyle durumlarda birkaç doktora görünmekte görüş almakta fayda var.Koşuya ultralara seninle başladım senden çok şey öğrendim güzel koşularımız oldu.Dilerim organizasyonlarda tekrar görüşürüz.Ama birdenbire bırakmanında kalp için iyi olmadığını söylüyorlar .Bırakmanı istemeyiz ama önce sağlık tabiiki.Zorlamadan spora devam bence.

1 Like

#7

sağlık alanında akademisyen barındıran bir aileden geliyorum ve ailemizde kalp ve şeker hastalıkları olduğu için özellikle bu iki konuda çok genç yaşlardan itibaren doktor muhabbetlerinin içersindeyim (kendim 38 yaşındayım, bu yaşa kadar 3 defa şeker yüklemesi, 4 defa kardiyoloji testlerinden geçtim, profesyonel olarak spor yaptığım gençlik dönemim hariç)…ne yazık ki ülkemizde spor ile kendi branşını birleştirebilen doktor sayısı çok az ve bu olmadığı zamanda da herkes sadece kendi penceresinden olaya bakıp yorumluyor…elbet burda yazılanlar üzerinden yorum yapacak kadar hadsiz değilim, fakat tavsiyem spor yapan bir kardiyoloğa görünmeniz, öneri isterseniz (koşu ve triatlon yapan) özelden yazabilirim (kendi gittiğim artık aile kardiyoloğumuz haline gelen kişiyi önermeyeceğim, reklam/iş paslıyor vs. gibi düşünmesin kimse)…

3 Likes

#8

Abi geçmiş olsun ALLAH c.c.sifa versin.

1 Like

#9

Öncelikle çok geçmiş olsun. Son zamanlardır gelen mailleri pek takip edemiyorum ama bugün açacağım tuttu. Ve durumun ilgimi çekti ve forumda devamını okudum. Benzer bir hikayeye ben de sahibim ve 5 sene önce ameliyat oldum. Senin yazını okuyunca ameliyattan sonra yazdığım ‘Koşmasaydım Yaşayamazdım’ adlı yazım geldi.

Ben de İznik Ultra’ya bir hafta kala öğrenmiştim kalbimde iki delik olduğunu. Sonrasında acilen ameliyat oldum ve şimdi üzerinden 5 yıl geçti. Dün 6 aylık kontrolüm vardı. Şu anda kalbimdeki damarlarda daralma, kalbimde 3 kapakçık yerine 2 kapakçık olmasına ve ilaç kullanmama rağmen koşularıma devam ediyorum. Evet, belki maratonun üstünü koşmuyorum. Çok da zorlamıyorum ama geçen sene Mont Blanc’ta 42 km koştum. Öncesinde de bir ay bisikletle İtalya’da tur yaptım.

Yani demem o ki her şey bizim için. Herkesin de durumu farklı olabiliyor. Ama inanın can tatlı. Kontrollere önem vermeli öncelikle. Ama böyle bir şey çıktı diye de insan sevdiği şeyden vazgeçmemeli. Diye düşünüyorum.

Herkese sağlıklı günler dilerim…

8 Likes

#10

Moral veren paylaşımınız için teşekkür ederim. İnsan, sıkıntı yaşadığı bir konuda deneyim sahibi kişilerin fikirlerine karşı daha bir seçici oluyor. Sizin durumunuz anladığım kadarıyla benim şu andaki durumumdan daha ileriymiş o dönem. Bütün bunlara rağmen - tabii ki tedavinizi oöduktan sonra- koşuya dönebilmiş olmanız moralimi bir nebze olsun düzeltti. Şu an tüm ritm değerlerimi kaydeden holter isimli cihazla dolaşıyorum. Yarın itibarıyla bu değerler incelenip, bir tedavi açıklanacak. Düzenli olarak da her üç ayda bir kontrollere gideceğim. Tetkik yaptığım her iki doktor da maraton koşmamı istemediler fakat kendimi çok zorlamadan hafif koşular yapabilirim kontrollerin sonucuna göre tabi. Bakalım hayırlısı artık.

3 Likes

#11

Sevindim moral verebildiğime. Evet tedavi sonrasında 1-1.5 yıl kadar hiç koşu yapmadım diyebilirim. Sonra zamanla düzeldi. Şu anda kardiyoloğum bana bağış STK önerecek kadar destekliyor. Ama ben de ilaçlarımı düzenli olarak kullanıyor ve onun sözünden mümkün olduğunca çıkmıyorum. Kalp konusunda tam bir çözüm yok anladığım kadarıyla. Durumu kabullenip ona göre davranmak gerekiyor.

Benim de doktorum ilk zamanlar damar ve kapakçık problemi sebebiyle koşmamı istemiyordu. Fakat yukarıda belirttiğim gibi zamanla düşüncesi değişti. Yine de tabii ki çok zorlamamı istemiyor. Ben de baraj olarak 42k belirledim ve onun üstünü koşmuyorum. Zorlamanın da manasız olduğunu düşünüyorum.

Yardımcı olabileceğim bir şey olursa her zaman yazabilirsin… Tekrar geçmiş olsun.

4 Likes

#12

Öncelikle geçmiş olsun.aynı rahatsızlık oğlumdada var.(aort biküspit) teşhisi kondu.onunda doğuştan.bundan sonra 6 aylık periodlarla kontrolden geçecek ve değerlerine bakılacak.aort damar genişliği kapak işlevi gibi degerler.aort kapak mercedes amblemi gibi 3 yapraklı olur kiminde doğuştan ikisi yapışık buda yetersizlik yaratır.sizde bugüne kadar sorun olmadıysa degerler normal sınırlarda kalmış bu sevindirici.belli bir yaştan sonra herkeste kalp kapak sorunları başlıyor zaten.önce kontroller sonra hafif yürüyüşler devam ediniz.unutmayın yaşta ilerliyor zaten. hiç bir sorun olmasa bile dikkat etmekte fayda var.son olarak benim gözümde efsane oldunuz bu bir başarı hikayesidir.sağlıklı günler dilerim.

1 Like

#13

Aytaç Bey,
Lafın gelişi “geçmiş olsun” demek isterdim, ancak sizin bahsettiğiniz konu doğuştan gelen bir özellik olduğundan ne kadar uygun olur bilemedim.
Belki bu ve başka sitelerde yazdığım konulara rastlamışsınızdır: Ben koşu ve egzersiz yapmanın her türlü rahatsızlığa fayda sağlayacağı konusunu, okuduğum uluslararası makalelerde görmekteyim. Yıllarca bunu kendi üzerimde de uyguluyor ve faydalarını görüyorum. Bizde doktorların en ufak bir şikayette bile “koşma” demelerine defalarca şahit oldum. On beş yıl önce belim tutulması nedeniyle aldığım fizik tedavi sonrası doktora sorduğumda “sakın koşma” demesi sonrası ara verdiğim egzersizlere beş yıl önce başlayıp, aynen sizin gibi önce 10k, sonra yarı ve tam maratonlar ve ultralarla devam ettim ve ne belimde ne başka bir yerimde şikayetim kalmadı. Aynen sizin gibi haftanın 4-5 günü fitness-koşu ile 5 yıldır lisans için muayene ve yakınlarımı taşıma dışında hastane ve doktorlardan uzak kaldım. Ancak gerek spor salonlarında rastladığım kişiler gerek yakınlarıma şiddetle spor önerisinde bulunurken öncelikle kalp ve dizlerine baktırmaları ve olur almalarını tavsiye ediyorum. Ben de bu alışkanlığa (yılda bir kez muayene) aksi bir sağlık ocağı doktoru sayesinde kavuştum. Aslında çok haklı olan ve prosedürü işleten doktora önce kızmıştım. Yine sizin yazdığınız tavsiye “düzenli kontrollere gidiniz” kapsamında beni hizaya getiren, sonradan kendimin de herkese önerdiğim şekilde, Hipokrat Yeminine sadık hareket eden bu doktoru takdir ediyorum.

Sizin semptomlara baktığımda doğuştan BAV (Bicuspid Aortic Valve) sorunu olduğunu öğrendim, internetten baktığımda. Bu durumda bir tıp doktoru ve uzman olmadığımdan herhangi bir yorum yapma cür’etinde bulunmak istemem. Ancak bu konuda ki bazı referansları okumanızın da zararlı olacağını düşünmüyorum.

More on Athletes and Bicuspid Aortic Valve yazısında BAV’nin en yaygın doğuştan gelen kalp durumu olduğunu yazıyor, yazar, %2 ve devam ediyor.

Kalp kapakçık, aort durumuna göre farklı kategorilerde farklı öneriler var. Yine bu yazıya yapılmış yorumlardan çeşitli fikirler edinilebilir.
Yine aynı yazar bu durumla ilgili daha teknik yazısı: http://www.athletesheart.org/2009/10/aortic-stenosis-and-bicuspid-aortic/#!http://athletesheart.org/2009/10/aortic-stenosis-and-bicuspid-aortic/

Daha teknik yazılarda var: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3926276/
Siz de bakmışsınızdır sanırım, Bicuspid Aortic Valve ve athletes, exercise gibi ilgili kelimeler ile yapılan aramalarda pek çok yazı çıkıyor. Tabi internet doktorluğu için fazla yönlendirme yapmak istemem, ancak doktor da olsa, tanıdık da olsa kişinin kendi sağlığı başkalarına bırakılacak kadar ucuz olmasa gerek diye düşünüyorum.

Bilgilendirme için de teşekkür ederim…
Umarım en iyi sonuç alacak hareket tarzını bulur ve uygularsınız, daha nice yıllar,
Cengiz Yardibi

6 Likes

#14

Merhabalar. Öncelikle geçmiş olsun diyor, Allah’tan şifa vermesini diliyorum.

Ben de spora ve sağlıklı yaşama olan ilgime, 8 yıl önce anneme pankreas kanseri teşhisi konulması ile başlamıştım. Allah’a şükürler olsun, sağlık durumu iyi. Bende de geleneksel tıpta tedavisi olmayan Haşimato var. Bağışıklık sistemime yanlış koordinatlar girilmiş sanırım, sürekli kendi kalesine saldırıyor :slight_smile: Kaliteye olan ilgim sebebiyle rahatsızlığım bile Made in Japan :smile:

Size tavsiyem konusunda uzman ve ün yapmış bir doktor ile tekrar görüşmeniz. Nitekim nasıl oto tamircisinin iyisi ve kötüsü varsa, doktorlar da aynı şekilde. Teşhis doğru konulmuş olsa bile bence sporu bırakmamalısınız. Tabi ki kontrollü bir şekilde. Sporu bırakırsanız kalp sağlığınız için bence daha kötü olur.

Tabi spordan kastım eskisi gibi nabzı zorlayan anaerobik düzeyde değil de, nabzın %65-75 düzeyinde attığı (yaşınıza göre 113-130 arası oluyor) daha sakin bir antrenman şekli olur ise, yağ yakma modunda olacağınız için, beslenmenize de dikkat ettiğinizi var sayarak sağlıklı ve fit kalabilirsiniz. Aksi taktirde yağlanmanız kaçınılmaz olacak. Bu da kalbiniz için daha kötü olacak. Üstelik spor yapınca insan stresi ve vücudundaki toksinleri de atıyor, metabolizma hızlanıyor.

Sizden yaş olarak küçüğüm, 35 yaşındayım. Ama bu hayatta öğrendiğim en önemli şeylerden biri haktan gelene razı olup her şeye mümkün olduğunca olumlu bakabilmek. Allah size aileniz ve çocuklarınız ile birlikte sağlıklı, huzurlu ve uzun bir ömür nasip etsin inşallah.

Esenlikler dilerim.

3 Likes

#15

@aytacdirek çok geçmiş olsun, veda yazının altına birçok defalar birşeyler yazdım ve sildim. Bu tip bir konunun çok hassas ve tavsiye için (en azından bir süre) uygun olmadığını düşünüyorum. Ben de yakın bir zamanda tedavisi olmayan ve dönem dönem spor yapmama, normal yaşamama engel olacak bir rahatsızlığımın olduğunu öğrendim. Bu sebeple hissettiklerini anlayabildiğimi düşünüyorum. Her ne kadar benimki (gelinen son noktada teşhis konulduğunda anladığımız üzere) yaşamımı tehdit etmese de yapmayı çok sevdiğim bu aktiviteleri gerçekleştiremeyecek olmak rahatsızlığın getirdiği birçok sıkıntının içinde daha bir buruk, üzücü gelmişti, büyük bir yenilmişlik hissiydi. Sanıyorum bu duygu dayanıklılık sporlarına bedenen ve ruhen emek veren herkes için tanıdık. Sporcusun, kendini ve bedenini tanıyorsun, tanısı konulan bu rahatsızlığı da tanıyacak, öğrenecek, başka fikirler, görüşler alacak ve ona göre rutinler oluşturacaksın diye düşünüyorum.

Çok çok geçmiş olsun. Hiçbir sorun yaşamadan sağlıkla, ailenle uzun bir ömrü paylaşmanı diliyorum.

2 Likes

#16

Öncelikle aranıza yeni katılan biri olarak herkese selamlar. Koşmaya iki ay önce başladım forumu takip ediyordum ama üye olmak şimdiye kısmetmiş. Aytaç hocam geçmiş olsun diyerek bir kaç bilgi vermek istedim belki haddim değil ama sizin gibi bir sporcuyu gereksiz yere spordan uzaklaşmasına içim elvermedi. Henüz taze bir hekimim.Kendimi bildim bileli çeşitli branşlarda amatör olarak sporla ilgilendim. bu yüzden tıp fakültesi hayatımda sporcu sağlığına ayrı bir başlık altında ilgilendim. Öncelikle şu çok net ki ‘erinc’ in dediği gibi sporla tıbbı birleştiren hekimler ülkemizde çok az. Defansif hekimlik gereğinden fazla popüler ve empati yeteneğinden genel olarak insanımız yoksun. Sadece doktorlar için geçerli bir durum değil ama bizde olması ayrı bir tatsız. Sizin durumunuzla ilgili bir kaç makale okudum hocalarıma danıştım.Hem derleme he de sayısal olarak AY , MY ,TY ve Bicüspüd aort valve ile kombine patolojilere sahip sporcularla ilgili yapılan araştırmalar bunlar. Spor branşları kendi aralarında öncelikle 3 sınıfa ayrılıyor ve her 3 sınıf da kendi içlerinde 3 ayrı gruba ayrılıyor. Bu sporlara 1A 1B 2A vs gibi adlandırmalar yapılıyor. Benzer şekilde aort yetersizliği ya da mitral veya triküspit farketmez bunlar da kendi içlerinde 1,2,3,4. derece diye ayrılıyor. 0-1 arasına ise eser yetmezlik kavramı koyuluyor. Eser yetmezlik şu an mevcut hasta olmayan bireylerin yarısında vardır zaten yani bir önemi yok. Bicüspüd aort kapak kendini yetmezlik ya da darlıkla gösterebilir ya da aort kökünde genişleme yapabilir.Ancak hiç bir sorun yaratmayadabilir. küçük çaptaki yetmezlikler sorun yaratmaz genelde. Kaçak olabilir yani. Darlık olursa da aorttan vücuda pompalanan kan yeteri kadar kapaktan geçemez ve az gitmiş olur.

Bu kısa bilgilendirmeden sonra sporla İlişkilendirme kısmına geçmek istiyorum.

Her kalp hastalığı bütün sporları yapamaz diye bir bilgi kesinlikle yanlış ve çok acımasızdır. Her farklı hastalık her farklı spor dalıyla birebir ilişkili olabilir ya da spor grubuyla. Ancak bütün spor branşlarını yasaklanacak diye bir durum söz konusu değil. Bicüspid kapak morfolojisine sahip bireyler için eser miktarda ya da 1. derece AY olması WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ve Amerikan Kardiyoloji Derneğine göre İzometrik egzersizler dışında bir spor kısıtlamasına gerek yok diyor. İzometrik kasılma demek kasın boyu değişmeden kasın kasılmasıdır , mesela bicepsini kasarken kolunuzu bükmeden sadece kolunuzu kastığnızı düşünün. Bu gibi hareketler ileri derece yetmezliklerde (3. 4.) dolaşım sisteminde sorun yaratıp senkopa yol açabilir. Hatta hafif kaçaklarda yetmezliklerde bile ağır GYM antrenmanlarında hiç problem yaratmıyor çoğu zaman. Ama zaten koşu izometrik bir egsersiz değildir. Plank egzersizi izometrik bir egzersizdir. Bu yetmezlikleri sadece rakamsal boyutta düşünmek elbette yetmez. Kişinin spor geçmişi,kilosu,ek komorbit hastalıkları ,genetik yatkınlıkları ,zihinsel sağlığı ve kendini tam olarak nasıl hissettiği çok önemlidir. Özetle biküspid kapak artı hafif yetmezliklerin koşuya engel olmadığını biliyorum. Kesinlikle size koşun demiyorum bir kardeşiniz olarak sizin derdinizden anlayan bir hekimizine danışmanızı tavsiye ediyorum:)

Kesinlikle bir spor hekimi olan kardiyoloğa görünüp ondan onay aldıktan sonra Holter sonucunuzda da bir aritmi ya da blok saptanmadıysa sporunuza devam etmeniz bizim yüzümüzü güldürecektir. Sağlık bireyseldir, kişiye özgüdür. Her insan fizyolojisi aynı değildir ama maalesef uygulanan standart tedaviler her bireyi aynı kabul eder. 1 derece yetmezlik bile kendi içinde bir aralık değeri içindedir. Her 1. derece yetmezlik aynı değildir. Sizi baştan sonra muayene edip derdinize çare bulacak bir hekim bulmanız dileğiyle. Tabi 100 km koşmaya hangi kardiyolog okey der orası da ayrı bir soru işareti.

Geçmiş olsun Sağlıklı hayatlar :slight_smile:

9 Likes

#17

@mehmetsaglam
Mehmet bey, mevcut sağlık durumum ile ilgili hiç üşenmeden araştırma yapmışsınız, çok teşekkür ederim. Yazınızı iki defa okudum, durumum ile ilgili olarak, beni muayene eden kariyologların hiç girmediği detayları içeriyor.
Holter sonuçlarımda (hem tansiyon hem de kalp değerlerim) hiçbir sorun tespit edilmedi. Bunun neticesinde de herhangi bir ilaç tedavisi veya cerrahi müdahaleye gerek olmadığı, sadece 6 ayda bir kontrole gelmem söylendi. Muayene olduğum üçüncü kariyolog, kalbimdeki mitral yetmezliğin minimal seviyede olduğunu, kalp kası büyümesinin ise 11 mm olduğunu ve sınır değerin az da olsa altında bulunduğunu söyledi. Kapakçıklardaki kireçlenmenin ise yaşlanmaya başlamanın doğal bir sonucu olduğunu ve pek çok kişide olduğunu belirtti. Geriye ciddi sorun olarak nitelenebilecek aort yetersizliği kalıyor. Kapakçık sayımın doğuştan iki adet olması ve bugüne kadar hiçbir sorun yaşamamış olmam ilginç bir durum. Bu durumu sorduğum üçüncü kardiyolog, benim durumumda olup da 65 yaşına gelmiş olmalarına rağmen ameliyat olmalarına gerek duymadığı hastaları olduğunu söyledi.
Sizin de yazınızda belirttiğiniz gibi, korumacı hekimlere denk gelmiş olabilirim fakat onların bu tepkileri vermelerinde benim de hatam olmuş olabilir.
Muayene sırasında 80-100 kilometrelik koşu yarışlarına katıldığımı, haftada 80 km.koştuğumu, yoğun bisiklet antrenmanları yaptığımı ve tüm bunlar on yıldır devam ettiğimi söyleyince pozisyon alma gereği duydular belki de.
Bu konuda sizin de bahsettiğiniz üzere sporcu kardiyolojisi konusunda uzman bir hekime tüm bu sonuçlarımı göstermeliyim sanırım. (Muayene olduğum kardiyologlar da oldukça deneyimli insanlardı. Dokuz Eylül Tıp Fakültesinden profesör ve doçent)
Maraton ve ultra maraton koşmak konusunda ısrarcı değilim zaten. (7 maraton, 11 tane ultra maraton koştum, ileride olursa torunlarımın kafalarını şişirmeme yeter bunlar)
Hareketsizliğin doğal sonucu kilo almak (Bu gönderiyi yazdığım süre boyunca hiç koşmadım ve bir buçuk kilo aldım). Bunu önlemek için günlük, zorlamadan hafif koşular yapabilsem bana yeter.
Durumumu bir uzmana danışarak tekrar gözden geçirip, bir karar vereceğim. Tekrar teşekkür ederim.
Sağlıklı günler dilerim.

6 Likes

#18

Çok teşekkür ederim Erol bey

1 Like

#19

@aytacdirek Sonuçlarınız yüz güldürücü. Çok sevindim tekrar geçmiş olsun dileklerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Sağlıklı ve sporlu hayatlar diliyorum:)

1 Like

#20

Bende de buna benzer bir sorun var. Mitral valp prolapsusu. Sizin durumunuz tabiki de farklıdır, ama benim gittiğim hekimler bir sorun olmadığı, kendimi çok zorlamadan istediğim sporu serbest bıraktı. Hatta benim için şöyle bir pozitif tarafı var kan basincim kostugum zamanlarda hep iyi normalde 14-10 sinirindayken antrenman yaptığım dönemlerde 12-8 civarı ve tabi ki koşunun pozitif psikolojik etkisi.

0 Likes