IDA Ultra Trail 2023

Ben de Ida Ultra özelinde son dönemde ülkemizdeki trail koşularıyla ilgili bir iki kelam etmek isterim. Belki ayrı bir başlık bile açmak gerekir bilemiyorum.

Artık mevcut ekonominin getirdiği zorluklardan mı yoksa pandeminin ardından bazı şeylerin kaybolup geri gelmemesinden mi bilmiyorum ama ne etkinlikler 4-5 sene önceki kadar eğlenceli ve canlı geçiyor ne de sunulan hizmet açısından tatmin edici oluyor.

Dediğim gibi trail yarışlarına ilk katıldığım 4-5 sene evvelki zamanlardaki amatör heyecanı bulamıyorum artık katıldığım etkinliklerde. Bilmiyorum belki de bunun en büyük nedeni katılımcı olarak verdiğimiz kayıt ücretinin karşılığını alamıyor olmak olabilir, ona biraz sonra tekrar değineceğim ama işin bir de PR boyutu var ki bazen fazlasıyla canımı sıkıyor.

Son dönemdeki koşu etkinliklerinin çok büyük bir kısmı bir antrenörün etrafında toplanan koşu gruplarının kendini gösterme çabasına giriştiği yerler olmaya başladı gibi geliyor. Trail yarışları koşmaya başladığım ilk dönemde de koşu grupları hep vardı ama sanki daha amatördü her şey. Aynı amaç etrafında toplanıp birlikte eğlenmeye gelen insan toplulukları görüyordum etrafımda o zamanlar (ya da ben farkında değildim olanların bilmiyorum) ama artık iş daha çok antrenör gruplarının kendini gösterme, sporcu çekme yarışına döndü gibi. Organizasyonlar tarafından belirli gruplara indirimli kayıt hakkı sağlanması, belirli sporcuların yarışlara ücretsiz katılması vs gibi detaylar belki de hep vardı ama bu kadar gözümüze sokulmuyordu sanki. Koşu camiasında sosyal medyanın da giderek güçlenmeye başlamasıyla daha belirgin ve (benim için) rahatsız edici olmaya başladı her şey. Öte yandan, bu tarz şeylerin bu etkinliklerin var olma sebeplerinden olduğunun ve bunlar olmasa koşacak etkinlik bulmakta bile zorlanacağımızın da farkındayım elbette. Sonuçta burası bir piyasa en nihayetinde. Ama son dönemde sanki herkesin (hem katılımcıların, hem organizatörlerin) asıl amacı eğlenmek ve güzel vakit geçirmek değil de maksimum ‘çıktı’ alabilmekmiş gibi geliyor.

İşin ekonomik boyutuna gelirsek, eskiden madalya tasarımlarından tutun tişört tasarımlarına kadar her şey daha özenli ve kaliteliydi. Artık çoğu zaman aynı etkinliğin tüm parkurlarına verilen birebir aynı, hiçbir şekilde mesafeye göre özelleştirilmemiş madalyalar, hem fazlasıyla kalitesiz ve çoğu zaman üzerimize çok büyük veya çok küçük gelen, beden standardı olmayan tişörtler görüyoruz. Eskiden kit alımında ufak da olsa birer çanta verilirdi, onlar zamanla önce bez çantalara sonra da birer zarfa bıraktı yerlerini. (Çanta konusunda çok bir şikayetim yok aslında, hiç olmasa bile olur.) Yarış öncesinde yapılan makarna partileri ya çok basitleşti ya da hiç yapılmamaya başlandı. Orta ve uzun mesafe yarışların ardından koşuculara verilen ikramlar bile kaybolmaya başladı. Sıcacık çorbalar, makarnalar, lezzetli sandviçler yerini bir şişe suya, bir tutam çiziye bıraktı. Parkur içi, öncesi ve sonrası fotoğraf çekim hizmetleri giderek eski kalitesini aratır oldu. Sadece start/finiş alanında ya da CP noktalarında konuşlanan fotoğrafçılar görmeye başladık. Ve şimdi aklıma gelmeyen daha bir sürü şey. Bunların büyük kısmının ekonominin getirdiği zorluklarla bağlantılı olduğunu biliyorum ama sanki biraz da o amatör ruhun kaybedilip daha fazla kâr elde edebilme çabası varmış gibi geliyor. Dediklerim yanlış anlaşılır mı bilmiyorum ama aslında derdim sadece verdiğim kayıt ücretinin karşılığını alabilmek değil bir katılımcı olarak biraz daha önemsenmek. Ya da yapılan işe biraz daha özenilmesi.

Kısaca şöyle düşünüyorum, Türkiye’de koşu ve trail etkinlikleri hem nitelik hem de nicelik olarak zirvesini gördü ve artık her geçen sene daha da geriye gidiyor.

Bilmiyorum benim gibi düşünenler çoğunlukta mıdır ya da herkes mevcut durumdan mutlu mudur.

Bir de bunlarla doğrudan bağlantısı olmayan üçüncü bir husus da teknik toplantıların amacına uygun düzenlenmiyor oluşu. Ben mi yanlış düşünüyorum acaba ama teknik toplantıların asıl amacı parkur hakkında bilgi vermek değil midir? Fakat artık organizatörler düzenledikleri teknik toplantılarda tamamen organizasyonel mevzulara odaklanıp yarışın kaçta başlayacağını, kit alımının ne zaman nerede olacağını, servislerin ne zaman nereden kalkacağını anlatıyor bizlere. O bilgilerin hepsi internet sitelerinde ya da sosyal medya sayfalarında paylaşılıyor zaten. Benim teknik toplantıda duymak istediğim parkurun yapısı nasıldır, nasıl bir hava durumu bekleniyor, ne tür bir ayakkabı giymek yararımıza olur, baton kullanmalı mıyız, hangi kritik noktalara dikkat etmek dönüşleri kaçırmamak gerek, hangi noktalarda köpek vs gibi sıkıntılar olabilir tarzı bilgileri ilk elden alabilmek. Ayrıca teknik toplantılar yüzyüze değil de online olarak düzenlenince çoğu zaman soru cevap şeklinde etkileşimli bir bilgi alışverişi olmuyor malesef.

Son olarak, ülke çapında koşu ve trail etkinliklerinin sayıca artıyor olmasının da bizler için olumlu taraflarının olduğu kadar nicelik ve nitelik açısından da olumsuz yönleri olduğu kanısındayım. İlerleyen dönemde hiçbirimiz etkinlik çöplüğünde kendimize yarış seçmek durumunda kalmak istemeyiz herhalde.

Neyse çok uzun oldu ama şunu da ekleyeyim. Örneğin Ida yarışı senelerdir katılmak istediğim ama bir türlü denk getiremediğim bir yarıştı. Önceki senelerdeki videoları fotoğrafları gördüğümde hissettiğim heyecanı (belki de yukarıda saydığım birçok sebepten) bu sene etkinliğin içerisindeyken yaşayamadım malesef.

14 Beğeni