Benim de katılmak istediğim bir yarıştı ama geç açıklanması sebebiyle daha önceden kayit olduğum Bodrun da kostum
winterrun ile çakıstı. Winter daha önce kayıt açtığı için Geyik koşuları seneye kaldı.
Winterrun da fena değildi. En azından çamura bulanmadık ![]()
Bu benim 4ncü Geyik Koşum oldu. Daha önce 14k ve iki kez 28k koştum. Önceki iki 28k’nın ortalaması 3s:40dk civarındaydı. Açıkçası bu kez aklımın bir köşesinde “acaba 3s:20dk–3s:30dk bandına çekebilir miyim?” düşüncesi vardı. Ancak son İstanbul Maratonu’nda hedef süremi tutturduktan sonra beklediğim iş yoğunluğum başladı ve bu dönemde olması gereken hacimde antrenman yapamadım. Bu benim için sürpriz değildi. Bu yüzden bu yarışta asıl hedefim, zemini de gördükten sonra, süre kovalamaktan çok parkuru tamamlamak ve iyi bir patika antrenmanı yapmak oldu.
Yarış startı bu sene önceki yılların tersine öğleden sonra 15:00’da idi. Hava güneşli görünüyordu ama alana gittiğimizde organizasyonun da uyardığı gibi zemin ciddi şekilde çamurdu. İlk tur fena gitmedi. Çamura rağmen düşmeden, 1 saat 40’lı dakikalarda tamamladım. Tempo olarak kötü hissetmiyordum ancak ikinci tur daha yorgun olacaktım ve bir öngörüm yoktu, gerekirse yürüyecektim.
CP’de beslendikten sonra ikinci tura çıktığımda önümde ve arkamda kimseyi görememek beni biraz tedirgin etti. Patika yarışlarında tek başına koşmak durumunda kalınan bölümler doğal olarak oluyor ama genel olarak birileriyle birlikte ilerlediğimde kendimi daha rahat hissediyorum. Üstelik hava da kararmaya başlayacaktı. Buna rağmen sakatlığım olmadığı sürece parkuru tamamlamaya kararlıydım. Birkaç başıboş köpeğin yanından sakin şekilde geçtim, onlar da sessiz kaldı. İkinci turun 4ncü kilometrelerinde 8k ve 14k koşan iki genç arkadaşa denk geldim. Domuz gördüklerini söyleyip durmuşlar ve organizasyona telefon ile ulaşmaya çalışıyorlardı, ve kendilerine bilgi verip/alıyorlardı. Biraz ses çıkardığımızda zaten uzaklaşacaklarını söyledim kendilerine ve birlikte ilerledik. Yaklaşık 1 km sonra 8k ayrımı görevli noktasına ulaştık. İkisi de 8k parkuruna dönmeye karar verdi. Ayrım noktasında arkamdan gelecek 28k koşucusunu beklemeye karar verdim. O ana kadar herhangi bir 14k koşucusuna yetişememiştim. Gelen bir arkadaşla birlikte devam ettik ve bir süre sonra birkaç 14k koşucusunu geçtik. Hava kararmaya başlayınca kafa lambası almamış olmamın hata olduğunu kendime tekrar hatırlattım. İhmal ederek almamıştım ve son 3 kilometreyi orman karanlığında, zorlanarak ve bir kaç kez de düşerek tamamladım, ve mecburen bir süre cep telefonu ışığından faydalandım.
Bu şartlarda parkuru bitirebilmiş olmak benim için değerliydi. Bu arada o zemin şartlarında çok iyi dereceler yaparak bitiren, ya da daha yavaş gidip bitiren, DNF olan tüm arkadaşları kutlarım. Yaş grubumda bitiren 4 kişiden 3ncülüğü almışım. Sonuçlara hemen bakmadığım için kürsüye kalamadım ama bu da işin benim açımdan bir anısı oldu. Yarışı 4s:16dk’da tamamladım. Bu yarış bana bir kez daha şunu hatırlattı: Yeterli hacim ve hazırlık olmayınca zemin ve doğa çok daha fazla belirleyici oluyor. Ve ekipman ihmale gelmez.
Organizasyon genel olarak gayet iyiydi. Güzel bir deneyim fırsatı sundukları için teşekkür ederim.
Madalya konusunu hortlatmış gibi olacağım ama yine de insanların fikirlerini yansıtacağı için belirtmek istiyorum; değişim için ayrılan tüm madalyalar bardaklar ile değiştirilmiş, bizim gruptaki son bardağı değiştirdiğimizde 3 adet madalya kalmıştı. Üstelik değişim yapılabileceğinden herkesin haberi yoktu. Yine altını çizeyim; bir spor etkinliğinde bitirme ödülü “madalya” olmalıdır.
Bunun dışında organizasyon her zamanki gibi güzeldi. Çamurda bol bol eğlendik, 4K için hiç ihtiyacımız olmasa da zengin bitirme ikram alanında uzunca vakit geçirdik. 10 yaşında kızım çok memnun ayrıldı ve bir sonrakinin tarihini sordu, tekrar gelmek için sabırsızlandı.
Koşu fotoları da ücretli satılıyormuş.
Katıldığım diğer yarışlarda böyle bir durum yaşamamıştım.
Katılımın çok olmamasının gerekçesi bu tarz handikaplar olsa gerek.
kit içerisinde t-shirt yok.
yarışa az bir süre kala madalya olmayacağı söylendi.
servis ile ulaşım imkanı yok. (otostop ile gidip geldim)
koşu sonrası zengin ikramlarda cips ve kraker gördüm, kaçırdığım şeyler varsa bilmiyorum.
fotoğraflar paralı ama bu noktada mesleğini icra eden arkadaşların hatrına hepsini satın alacağım.
genel anlamda güzel bir koşu ama naçizane kötü bir organizasyon vardı. kimseyi suçlamak ya da akıl vermek değil isteğim sadece aradığım ama bulamadığım şeyleri belirtmek istedim. muhtemelen son kez katıldım.
Her ne kadar madalya konusunda eleştirim olsa da bazı taraflarını da savunacağım.
Tişört: Bu forumda defalarca konuşuldu, olup da diğer yarış tişörtleri gibi dolabın bir tarafında duracağına kayıt maliyetini düşürüp seçimli olması mantıklı.
Servis: Ormanın biraz içinde kaldığı için bu organizasyon için servisin olması iyi olurdu, haklısınız. Muhtemelen katılım az olacağı için maliyeti düşürmek adına bundan vazgeçmiş olabilirler. Metroya kadar bir iki tur atacak toplu taşıma aracı olan servisin karbon ayak izi hesabına girmeye gerek yok.
İkramlar: Katıldığımız benzer birçok patika yarışına göre ikramlar gerçekten zengindi. Kaçkar by UTMB’de bile sadece makarna ile soğuk çorba vardı mesela. Burada ise hatırladıklarımı sayayım: Greyfurt, portakal, ayran, 5-6 çeşit sütlü tatlı, iki çeşit cips, kekler, birkaç çeşit kraker, cezerye tarzı şekerleme, Metro bar, çay, kahve vs. Diğer yarışlarla kıyasladığımda ben buna zengin ikram derim.
Fotoğraflar: Facebook’a yüklenen ücretsiz fotoğraflar var ve gayet yeterli. Tamamının ücretsiz olmasını ben de isterdim.
Tüm bu anlatılanlar içerisinde benim için en can sıkıcısı servis olmaması olurdu sanırım. Şehir dışından gelen birisi olarak servis olmasaydı vazgeçerdim ben muhtemelen. Tişörtün ücret farkını yansıtarak opsiyonel olmasını destekleyenlerdenim. Burada yapılanları doğru varsaysak bile usül yanlış gibi. Bence madalya herkese verilmeli, kupa ise kayıt sırasında ek seçenek olarak belirtilmeli, ya da kupa- madalya seçenekleri olabilir, yine kayıt sırasında tişört seçeneği, servis kullanıp kullanmayacağı seçenekleri olsa, tişört ve servis için gerekirse ek ücret alınsa daha makul olurdu sanki. Fotoğraflar yurt dışında yine kayıt sırasında ücretli seçenek olarak sunuluyor, bu da kayıt sırasında belirtilmeli belki de. Kısaca insanlar gelecekse ne olduğu bilerek gelmeli, yarıştan hemen önce ve sonrası öğrenilenler hayal kırıklığı ve gücenmeye sebep oluyor.
Geyik Koşuları’na bu yıl 3. katılışımdı, genel anlamda güzel bir organizasyon oldu. Aynı parkurda koşu gruplarıyla yıllardır antrenman yapıyoruz, bildiğimiz parkur ancak yarış atmosferi tabii ki farklı.
Finisher ikramları her zamanki gibi boldu ancak kit çantasında geçen yıllara göre eksilme vardı. Geçtiğimiz yıllarda çanta içeriği daha zengindi, içecek v.s de olurdu. Bu sefer kit çantasından göğüs numarasıyla, 1 adet Cezy çıktı.
Madalya yerine finisher Mug’ı verilmesi bence daha orijinal oldu en azından ben böyle düşünüyorum.
Yarış alanına servisle ulaşım geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine mutlaka olmalıydı. Geyik Koşuları’na servis konmaması büyük hatadır. Herkesin özel aracı olmayabilir, herkesin arabasında boş yeri olan bir arkadaşı da olmayabilir. Toplu taşıma var ancak sadece Hacıosman’dan tek İETT hattı çalışıyor o da 2,5 saatte bir var. En yakın durak Neşet Suyu Yolu durağı oradan da Geyik Parkuru’na kadar 3 km yürüme mesafesi var. Tabii ki biz koşucular için 3 km yürümek bir şey değildir ancak yarış öncesi ve yarış sonrasında o kadar mesafeyi yürümekle gereksiz yorgunluk olur.
Birde şunu sormak gerekir. Macera Akademisi ve Turset’in düzenlediği tüm yarışların fotoğrafları neden ücretli satılıyor? Sadece bu iki firmanın yarış fotoğrafları ekstra ücrete tabii diğer firmaların yaptığı yarışların fotoğrafçı ücretleri organizasyon tarafından karşılanıyor.
Tişört ayrıca satılıyordu zaten, Tişört’ün ücretli olduğu bu yarışta da önceden belirtilmişti. Servisi kullanmak isteyenler için de geçen yıllarda ekstra ücret alınıyordu. Bu sene servis konmadı.
Her 15-20 dakikada bir orman girişine otobüs kalkıyor. 42HM.
42HM ile gidilirse son durak Bahçeköy ve oradan Geyik Parkuru başlangıç noktasına yürüme mesafesi: 4400 m
ve normal bir yürüme mesafesi değil bunu yürüyerek ulaşmış biri olarak söylüyorum. yaklaşık 1 saat sürdü. dönüşte dayanamayıp otostop çektim ve etkinlikte kitap standı açan 2 hanımefendi sağ olsun metroya kadar bıraktı.
servis imkanı olmadan bir daha katılacağımı düşünmüyorum.
ben de kendimce yorumlamak istedim.
öncelikle organizasyon ekibine teşekkür ederim.
ilk geyik koşumdu, 14k’ya katıldım. yarış başlangıcında sunucunun “yol ayakkabılarıyla gelenler oluyor her sene… (gülüşler) sizin ayaklarınızda kısa kayaklar varmış gibi olacak” sözünün hitap ettiği kişilerden birisiydim. acemilikle beraber hava durumunun iyi olmasına da aldanarak yol ayakkabılarıyla yarışa katıldım. baştaki ~%35’lik tırmanışın sonrasında başlayan çamurdan itibaren kayak yarış sonuna kadar benim için başlamıştı. ondan fazla kez kayıp yere düşüp çamura bulansam da geyik gibi zıplayarak genel olarak keyif aldım. bir noktadan sonra kayıp ciddi bir yuvarlanmadan kaçınmak için daha da hızlanamadım ve oryantiring yaparmışçasına çalılardan koştuğum da oldu. tartışılan konular hakkındaki yorumlarım ve deneyimim:
1- başta madalya olmamasını olumsuz bulmuş olsam da sonrasında bardağımı çok beğendim ![]()
2- ormana kendi aracınız yoksa önceki girdilerde de bahsedildiği üzere 3-3.5 kilometre kadar önünüzde bir mesafe var. neyse ki şanslıydık ve 1. kilometreden sonra ormana yürüyüşe gelen bir çift bizi alana bıraktı. bence 2-3 tane shuttle seferi ile bu konu sorunsuz bir şekilde çözülebilirmiş, çok bir iş yükü ve maddi yük oluşturmayacağını düşünüyorum. organizasyon ekibinin koşuyolunda instagram hesabından da bahsettiğini unutmamak gerek, çözüm önerileri vardı.
3- geyik koşularında ilk defa koştum, belki de hep böyleydi ancak parkurun bazı bölgelerindeki çamur kaçınılması zor olan bir risk yaratıyordu, özellikle 10. kilometreler civarında yolun enine tamamen ve boyuna 2 metre kadar çamur ve su kaplı olduğu bir alan vardı ve kaçınmak mümkün değildi. yarışta hızını almış herhangi birisi hemen solumuza yuvarlanabilirdi. buna yarışın doğası böyle denirse cevap olarak çok bir şey söyleyemem ama eminim ki bu ve bunun gibi kısımların böyle olmasını yarış ekibi de tercih etmezdi diye düşünüyorum. yarış esnasında ve sonrasında aklıma iki çözüm geldi: ilki, acaba bu yoğun çamur 14k ve 28k parkurunun biraz ayrıştırılmasıyla önlenebilir miydi? (önlemeli miyiz de ayrı bir soru) ikincisi ise bu gibi kısımlar yarışın işleyişini bozmadan ve herhangi bir katılımcıya ekstra avantaj sağlamayacak şekilde örneğin bir kürek aracılığıyla düzenlenebilir miydi? bu ikinci önerimin aynı zamanda organizasyon ekibinin başına büyük bir ağrı çıkarabilecek bir şey olduğunun da farkındayım. aynı zamanda böyle bir uygulama belki de direkt olarak yasaktır, bilmiyorum. örnek bir olay veya ilgili bir kural varsa bilen varsa bahsedebilirse sevinirim.
4- fiyat biraz fazla geldi ama aynı zamanda da son kayıt döneminde kaydoldum. ayrıca öğrenci indirimi olsaydı keşke.
5- yarış sonrası çamurundan temizlenmek için prefabrik bir çözüm üretilebilir miydi acaba? örneğin traktör arkası bir tankere bağlı hortum. alandaki sabit çeşmelerin havuzu bir noktada tıkanmıştı ve temizlik zordu.
6- fotoğraflar çok kaliteliler ama yarış ücreti içerisinde olmasını tercih ederdim.
buralardaki ilk, genel olarak da ikinci orman yarışımdı ve çok keyif aldım. yarış sonrasında gözlemlediğim kadarıyla insanlar genel olarak neşeli ve konuşkandı. bu da genel iyi bir deneyime işaret ediyor. tekrardan teşekkür ediyorum.
bazı tanıdık yüzlere selam verip onlarla ayaküstü muhabbet etmekten keyif aldım, yarış sonrası ikramlar çok güzeldi; greyfurt yediğim en iyi meyve gibi hissettirdi. çokça kayıp düşmeme rağmen bunun birkaç katı kadar ise dengemi koruyup devam ettiğim an var, vücuduma ve özellikle stabilizörlerime minnettarım. bir dahaki sefer en uygun ayakkabı ile yarışacağım.
1 saat 31 dakika 22 saniye, 30/149