Koşanları görmüyorsanız ters değil gittiğiniz yönde koşmaları ne değiştirecek?
Tam tersi daha savunmasız bir çarpışma imkanı doğmuyor mu,
Kötü bir durumda aksiyon alabilme imkanı daha mantıklı geliyor bana açıkçası.
Genişleyerek koşanları her durumda sevmiyorum, pist sahil yol farketmez.
Karanlıkta koşanlara şu ürünü öneririm. Ben zamanında mediamarkt’tan almıştım. Gayet başarılı. Koşarken kırmızı bir flaşör yanıp sönüyor. Ben boğazda koşarken araçlar beni görsün diye aldım.
Linkini verdiğim site ile bir bağlantım yok. Güvenilir mi bilmiyorum. Arayınca en uygun orada çıktığı için paylaşıyorum. Ama ürün Varta 16620 diye geçiyor. Bu şekilde siz de aratabilirsiniz.
Mantığı bence şu:
Araçlara ters istikamette, araçları da görecek şekilde (doğru ve mantıklı) grup halinde yayılarak (yanlış) koşanlar, hem kalabalık hem de gelen aracı görmenin güveni ile onlar da bizi görür sanıyor.Gerçekte buna güvenme, görülmüyorsun.
Arkanı araçlara verdiğinde ise ne yayılırsın, ne yolu ortalarsın.Tedirgin gidersin.
Aslında iki virgül aradındaki kısım koşanları detaylı anlatmak için.
Not:Gündüz vakti bile üzerinize süren (kasıtlı veya acemice) araçlar çıkarken; tedbirsiz, grup halinde koşacaklar bu iş şakaya gelmez.
Ek:Yanlış anlaşılma olmasın, aşağıda da bahsedildiği gibi yüz gelen araçlara bakmalı, kaldırımda yürürken bile, belli olmaz trafik.Ama reflektör ve azemi tedbir, yola açılmamak şart.
Katıldığım ilk yarış Taşdelen Çekmeköy’ de gerçekleştirilen bir gece yarışıydı. Aslında bu tecrübesizlik ile yapmamam gerekiyordu. Arkadaşlara bunun üzerine naçizane tavsiyelerim var:
Kafa lambası muhakkak olmalı ve iyi aydınlatmalı. Gece karanlığında ters ve zayıf ışıkta basacağınız yeri seçerken göz yanılması yaşayabiliyorsunuz. Bileğinizi burkabilirsiniz.
Kesinlikle katılıyorum. İstanbul’da trafiğin hiç durmadığı bir güzergahta, Beşiktaş-Sarıyer sahil yolunda, tamamına yakınını emniyet şeridinde gerçekleştirdiğim, çok sayıda interval ve tempo çalışması da içeren binden fazla koşu yaptım. Her zaman karşıdan gelen araçları görebilmeyi öncelikledim, olur da birisi güvensiz bir şekilde yaklaşırsa her an kaldırıma çıkmaya hazır bir şekilde, emniyet şeridinin çok daraldığı yerlerde ve karşıdan aniden bir aracın çıkabileceği virajlarda ise risk almadan kaldırıma çıkarak koştum. Zamanla o rotada tehlikeli olabilecek her noktayı çok iyi öğrendiğim için sürücüleri ve kendimi tehlikeye atmamak için ne zaman kaldırımdan koşmam gerektiğini çok iyi biliyordum.
Bu nedenle o güzergahta hiç bir kaza riski yaşamadan ve yaşatmadan 10 bin kmden fazla yol koşusu yaptım. Trafiği arkama alarak, sürücülere güvenerek 100 metre bile koşmak istemem, koşanları da aklım almıyor. O şekilde koşsam muhtemelen ölmüş olurdum.
Ayrıca Karayolları Trafik Kanunu’na göre de kaldırım varsa kaldırımın kullanılması, yola inmek zorundaysak trafiğe karşı hareket edilmesi isteniyor.
Bu konuda ben kararsız kalmaya başladım. Araç farını gözüme yememek için sarı ton gözlük kullanıyorum. Bende miyop ve astigmat var. Galiba ışık hassasiyetinin vereceği rahatsızlıktan ziyade araçları karşıma alıp kafa feneri, ışıklı köpek savar (köpek yok bildiğim rota derseniz de çakar gibi ritmik ışık veren fenerler) ile daha görünür olup güvende oluyorum. Hem karşımdan geldikleri için selam veriyorlar bu da güzel motive ediyor.
Araçları arkama alırsam sanki bana çarparlar diye sürekli arkama bakıyorum. Yaşadığım yerde yakın zamanda gece yürüyüşü yapan bir doktor aile dostumuz, arkadan gelen sarhoş araç sürücüsü tarafından öldürüldü. Aile dostumuz olan kişi tabi reflektör, ışık gibi önlem almamıştır. Orası ayrı konu ama umarım doğru ifade etmişimdir. Ölmek mi? Yoksa karşıdan göz alan ışık, tır rüzgarı mı? Ben 2. yi tercih etmeye başlamaya çok yakınım.
Zaten kafayı Spartathlon ile bozdum. Fotis abim ben ölürsem üzülür. Onunla gece Sparta’ya birlikte yapıştıracağız. Bana şans dileyin. 2027 Eylül’e kadar gece antrenmanlarımda vurulmadan, ezilmeden, bıçaklanmadan Fotis abime kavuşayım amin
Şöyle ki; koşarken araçların varlığını kanıksıyoruz. Araçların varlığı nedeniyle hareketlerimizde bir değişiklik olmuyor. 100 km/s hızla giden bir aracın normal seyrini terk edip bize çarpacak bir hal içerisine girdiğini algılamak normal insan algı hızı ile pek mümkün değil. Daha biz aracın bize çarpacağını idrak etmeden olay olup bitmiş olur. Algılamayı başarsak bile kendimizi kurtaracak bir hareketi kendimizi kurtaracak bir hızda yapabilmemiz normal insan refleksleri ile mümkün değil.
Yani demek istediğim şey; aile dostunuz o araç karşıdan gelseydi yine kurtulamayacaktı.
O yüzden ben araç yolunda koşacaksam, yanlarında emniyet şeritlerinin olduğu bölünmüş yolları tercih ediyorum. Araçların gidiş-geliş şeklinde işlediği dar yollarda yolun ne tarafında koştuğumuz fark etmeksizin büyük risk altındayız.
Karşıdan araç gelse 10m öteden değil 300m öteden görüp adamın aracı kullanma şeklinden üzerine gelme ihtimaline dikkat edebilirdi.
Emniyet şeridinde dahi arkadan çarpan araçların ülkesinde gözlemi 1 çift şöför gözü dışında kendin de yapmalısın.
Normal şartlar ve normal sürücülerin olduğu bir yer değil ülkemiz. Bomboş yolda sabah aydınlığında emniyet şeridinde bisikletini süren sporcuya arkadan çarpacak kadar beyin göz direksiyon kordinasyonu olmayan tonla sürücü var.
işte bu normal koşullarda sadece filmlerde olabilecek bir şey. Araç trafiğinin olduğu yollarda insan araçları kanıksar ve 300mt öteden gelen aracın nasıl kullanıldığına hiç kimse ama hiç kimse dikkat etmez. Yok böyle bir dünya. Hem yüzlerce metre öteden gelen araçları analiz et hem koş. Bu münkün olan bir şey değil.
Ya karşıdan gelen araçları görüyorum, onlar beni önden görüyor ve koşarken dikkat edebiliyorum ama sen genelleme ile hiçkimse dikkat edemez diyorsun.Kendimden kuşku duydum
Bu analiz et kısmı beynin yapamayacağı birşey değil, her an tetikte olup fark edemezsin denebilir ama çoğu zaman da fark edersin karşından gelen aracı.
İnsan trafiğin olduğu yollarda araçları ve trafiği kanıksar ve artık araçlara dikkat etmeyi bırakır diyorum.
Normal yolunda giden bir araç ile bize zarar verecek şekilde yönünü değiştirmiş araç arasındaki farkı idrak etmek için gerekli sürede araç bize çoktan çarpmış olur diyorum.
Ne sen, ne ben, nede bir başkası, yolda koşarken hareket eden her bir araca bu üstüme mi geliyor yoksa normal yolunda mı gidiyor diye analiz eder bir gözle bakmıyoruz.
@spinodal Mert hocam, Bu konu bu başlık altında tartışılmıştı. Belki oraya taşımak daha uygun olabilir. Ya da oradaki son girdileri buraya aktarmak…
Yolun hangi yönünde kosulacagi, trafik yoğunluğu, yol aydınlatması, gün ışığı gibi durumlara göre kişisel tercihlere kalabilse de… bu konuda yasal bir düzenleme var. Kaldırim gibi yayaya özel bir bölüm yoksa ve yaya, yolu kullanmak zorunda ise, yolun solunu, yani trafiği karşısına alacak şekilde yolu kullanmalıdır.
Triathlete.com’dan tercüme; Bisiklet sürdüğünüzde kurallar, bisiklet şeridinde, trafiğin akış yönünde hareket etmenizi gerektirir; çünkü teknik olarak bisikletler de trafiğin kendisidir. Ancak koşu söz konusu olduğunda, güvenlik uzmanları tam tersi kuralı izlemenizi, yani trafiğin akış yönünün tersine yürümenizi ve koşmanızı önerir. Araştırmalar, yayalar ister kaldırımda, ister bisiklet şeridinde, isterse yol kenarında olsun, trafiğe doğru yürüdüklerinde araba-yaya çarpışmalarının önemli ölçüde daha az olduğunu göstermektedir. Yayalar karşıdan gelen trafiği gördüklerinde, hemen durmak veya kaldırıma atlamak gibi hızlı ve güvenli bir şekilde kaçınma eylemi gerçekleştirebilirler. Yayalar ayrıca bir çıkışa veya kavşağa girmeden önce görüldüklerinden emin olmak için sürücüyle göz teması kuracak kadar yavaş hareket ederler…
İstanbul’da yaşayan birisi olarak yolda sadece haftasonları ve sabahları erken saatte koşuyorum. Anadolu yakası sahil yolunda koşanlar (ben de dahil) genellikle deniz tarafında dolayısıyla hem trafiğe karşı hem de trafik yönünde koşuyorlar. Açıkçası trafiğe karşı koştuğumda kendimi daha güvende hissediyorum. Bu saatlerde yoğun bir trafik olmadığı için karşıdan sağ şeritten gelen bir aracı kanıksamadan takip edebiliyorsunuz, ilave olarak erken de olsa belediye otobüsü, hafriyat kamyonu vb. geniş araçlar da sağ şeritten geldiğinde rüzgarından vs. etkilenmemek için kaldırıma çıkabiliyosunuz. Kaldırım olmayan yollarda koşarken de genel uygulanan bildiğim kadarıyla kör virajlar hariç trafiğe ters koşmak. Reddit’de konuyla ilgili başlık var, hemen herkes trafiğe ters demiş hatta bazı ülkelerde bunun kural olduğunu söylemişler. https://www.reddit.com/r/running/comments/it1csb/which_side_of_the_street_do_you_run_on_when_there/
Geceleri bisiklet süren biri olarak her zaman trafik yönünde, güvenlik şeridinde bisiklet sürüyorum. Arkada kuvvetli iki ayrı ışığı iki ayrı modda kullanıyorum. Biri selede, diğeri sele borusunda olmak üzere. Güvenlik şeridi olmayan Balıkesir-Bursa istikameti yerine Çanakkale istikametine sürüş yapıyorum. İlçede olmanın avantajı ile sakin yollar.
Yollarda koşan biri değilim ama koşmak zorunda kaldığımda her zaman ters şeritte karşıdan gelecek aracı görecek şekilde koşuyorum. Bazı virajlarda karşıdan gelen kapalı dönebilir diye gidiş yönüne, karşı şeride geçiyorum. Bu bahsettiklerim tabiki gündüzleri, kısa geçişler ya da köylere yaptığımız koşularda. Yaklaşık 10 yıllık koşu hayatımda hiç gece şehirler arası yollarda koşmadım. Tehlikeli bir durumdan kaçmıyorsam koşmam da. Geceleri patikada koşmayı güvenli buluyorken yollarda koşmayı hiç güvenli bulmuyorum.
Buralarda kisin Hava cok erken karariyor, hatta gecen sene yasadigim sehir kutup dairesinin 300km yukarisindaydi, orada 2 ay hic gunes dogmuyor, dogal olarak kisin antrenmanlari surekli karanlikta yapiyordum. Herkesin tercihine saygi duymakla beraber ben yolun ters tarafinda kosmayi cogu zaman tercih ediyorum ama tek farkla, yogun kar yagisi zamanlarinda karsi seritten kosarken eger tir, kamyon, otobus gibi buyuk araclar hizli gelirse onun ruzgari ve ardindan tasidigi kar kutlesi nedeniyle rahatsiz bir ortam olusuyor. Bu gibi durumlarda trafigin akisi yonunde kosmayi tercih ediyorum.
Ben geceleri yürüyüş ve bisiklet sürüşlerimde reflektör yelek eksik etmem Çantalı bisiklet sürüşlerimde de yeleği çantaya giydiririm 20 yıldan fazla motosiklet kullandım Harleyindan BMW GS serisne bir çok motosikletle Türkiyenin gezip kamp yapmadığım yeri kalmadı Bisiklet ile yol içlerinde en tehlikelisi Maalesef askeriyedeki devrecilik,kuracılık yollarda Otomobiller motosikletlilerden,motosikletlerliler hatta yayalar bisikletlilerden önce yol hakkına sahip olduğu düşünmekte Herkese kazasız,belasız koşular,sürüşler Sağlıcakla
Bir sorun yasamadim, 24 saat karanlik oldugu icin adapte oluyor insan, sehirde de isiklandirma cok kotu degil 7/24 yaniyor sokak lambalari, cevre yolu dahil. Bir de 40 senedir numarali gozluk kullaniyorum, sogukta kosarken goz Ile arada kucukte olsa bir bariyer olusturuyor.