Doğal olarak, avantaj sağlandığı için diskalifiye kararı çıkıyor. Bisikleti yokuş yukarı elde taşımak ise bir avantaj değil. Kimse %10 eğimli bir yokuşu elinde yaklaşık 7-8 kg’lik bir bisikleti taşıyarak kilometrelerce çıkmak istemez. Saniyelik aerodinamik avantajların bile hesaplandığı bir sporun doğasına aykırı zaten.
Kaldı ki, değil bisiklet taşımak, mücbir sebeplerin olması ve suistimal etmemek kaydıyla bisikletsiz koşuya bile tolerans gösterilebiliyor. @aktr ‘nin videolarını gördüğüm anda gözümde sadece bisiklet tarihinin değil bence spor tarihinin en ikonik anlarından birisi olan Chris Froome’un 2016 Tour de France’ında Mont Ventoux zirve finişine sayılı metreler kala yaşadığı durum canlandı
Her sporun kendi doğası var diyoruz ya, bisiklet cidden bambaşka bir dünyaymış. Öyle bisikleti aldım, kaskı aldım hadi süreyim gibi bir şey olmuyormuş.
Sırf araştırma sürecim 6 aydan fazla sürdü. Bu konu başlığı, Reddit, bisikletforum, yabancı kaynaklar, ulaşabildiğim bisiklet mağazaları ve daha bir sürü yer. Eğer benim gibi en son 15 sene evvel seleye oturmuş biriyseniz samimiyetle yol gösterecek birileri mutlaka gerekiyor. Bizim forum özelinde fikirlerini ve yönlendirmesini esirgemeyen @1Roadrunner 'a buradan tekrar teşekkür etmek isterim.
Yukarıda belirtmiştim, telefonda bana 15-20 dakikasını ayıran arkadaşımızın mağazasını defalarca ziyaret ettim; her seferinde çok rahat 3 saat kadar onlarca konu üzerinde muhabbet etmişizdir. Bisiklet bitti, sırf bana uygun kaskı bulmak için bile 3 hafta uğraştık. Böyle bir işe giriş yapılacağı zaman işin satıcısını değil, ustasını bulmak gerekiyor. Bu süreçte bunu çok net anladım, şans ki karşıma öyle bir arkadaşım çıktı.
Yol bisikleti zaten ayrı bir geometri. Olay bisikleti hareket ettirebilmek, dengede durabilmek ya da ilerletebilmekten ziyade vücudun bir uzvu gibi benimseyebilmekte sanıyorum. Kurulumu yapılan bisiklete ilk birkaç denememde oturamadım bile. Yine şansıma o gün mağazayı ziyarete Ankara’daki bisiklet gruplarından oldukça deneyimli bir abimiz geldi. Sele ve vitesle alakalı kontroller için bisikleti kendisine emanet ettim. 1 turda zaten gereken bazı ince ayarları söyledi. Hemen yapıp hallettik.
Vücudu dinlemek diğer sporlarda olduğu gibi çok kritik. Seledeki 3 cm yükseklik (agresif geometride biraz daha güvende hissetmem için olması gerekenden biraz alçak bırakmıştık) ya da açı bile farkediyor. Nihayetinde kendimce ilk uzun sürüşümde o bölgedeki bir sinire uzun süre baskı yaptığı için birkaç gün geçmeyen bir uyuşukluk oldu. Onu da çözeceğiz bir şekilde.
Özetle birkaç ay önce bisiklet için araştırmalarını yapan ben, şimdi tork anahtarı seti bakıyorum.
Niyetlenen herkese kolaylıklar ve keyifli sürüşler dilerim.
Ben tam tersi hiç araştırmadan girdim işe, sanırsın yaşım 13. Bisikleti aldım benden büyük, kaskı bir türlü ayarlayamadım, ama sürüşte yine sanırsın 13, ellerimi bırakıp sürüyorum falan Amacım zaten adım atmaktı, 20 yaşıma kadar en sevdiğim şeydi bisiklet sürmek sonra hayat memat. Sizin gibi araştırsaydım muhtemelen vazgeçerdim erteler üşenirdim, tebrik ediyorum valla gıpta ile baktım, ben çok uygun fiyatlı gravel aldım, denemek amaçlı oldu bir nevi ama bayıldım. Gravel tam benlik gerçekten çünkü saçma sapan arazilere giriveriyorum, çok hoşuma gidiyor. Ama bisiklet bariz büyük, önce inkarlardaydım ama uzun yolda fark ettim, daha yeni aldım bir hevesle, 1 yıl kadar kullanıp aklı başında bir bisiklet alışverişi yapacağım. Şehir içinde mi kullanıyorsunuz? Şehir içinde bisiklet kullanmak çok zor, ama sessiz saatlerde bisiklet yolunda yapmaya çalışıyorum bir şeyler.
Size de hayırlı olsun. Gravel ve Yol arasında ben de çok gittim geldim.
Sele testi ve temel denge için kapalı spor sahasında, sonrasında da genel trafiğe kapalı ve Bisiklet-Koşu parkuru olarak benimsenen Eymir’de bir kere kullandım. Kendi adıma şehir içi kullanıma geçmeden önce oturtmam gereken çok fazla teknik var. Temel hakimiyet, vitesler, doğru fren kullanımı, keskin-geniş dönüşler, gidonda elleri farklı pozisyonlara dengeyi bozmadan geçirebilmek gibi. Havalar bir düzelse ivme hızlanacak ama bakalım.