Tabelasını görmek için bile önce Sincan’a ulaşmanız gereken Ankara’nın en güzel ilçelerinden biri Beypazarı’nda; çakır dikenleri arasında, Anadolu bozkırında, Hitit, Roma, Selçuklu, Galat, Ermeni, Alevi ve daha saymakla bitmeyecek pek çok detayın arasında koştuk, koşmaya çalıştık. İz bulmaya, kendimizi bulmaya çalıştık. Oryantiring tadında bir parkurmuş.
Kendimi biliyorum ama yine de eski forum yazılarıma da baktım. Ne birini isim vererek eleştirdim ne bir markayı başka bir markayla kıyasladım. Yani demek istediğim şu: Bugüne kadar net olarak birisini eleştirmemeye çalıştım. Bunun sebebi eleştirmeyi bilmemem değil; gereksiz kırgınlıklar yaratmaktan kaçınmamdı.
Bu organizasyon için ise yazdım, yazdım, sildim.
Beypazarı’nın tarihi ve doğal güzellikleri, mutfağı, görece düzgün esnafı söz konusuysa oturur sabaha kadar başka bir başlık altında konuşuruz zaten. Memleketimiz. Beypazarı’nı bilmeyenler için koca Ankara’nın tarihini bir kenara koyun, Beypazarı’nın tarihini ise ayrı bir kenara koyun, o derece.
Beypazarı Ultra Trail’i ise sakin kafayla değerlendirdiğimde güzel detayları vardı, hem de çok.
Organizasyon öncesinde kendilerine ne zaman mesaj atsam gayet olumlu geri dönüş yaptılar. Peki saha nasıldı? Saha tam beklediğim gibiydi! Bu cümle maalesef bazı kötü durumları da barındırıyor.
Aslında geçen seneki coşkunun olmadığını, bu başlığı açmadan önce bile hissetmiştim.Bu durum etkinlik alanında da hissedildi. Ankara’dan çok daha fazla katılım beklerdim fakat aman aman bir katılım yoktu. Keşke organizasyona katılım artarak ilerleseydi.
2025 – 52K: 38 katılım / 37 finisher
2026 – 52K: 31 katılım / 25 finisher
2025 – 39K: 52 katılım / 50 finisher
2026 – 39K: 40 katılım / 39 finisher
2025 – 19K: 195 katılım / 195 finisher
2026 – 19K: 142 katılım / 142 finisher
Bu kıyaslamayı, eğer birileri üşenmeyip okursa, sadece şehrimde yapılan bir organizasyonun katılımcı sayısının artmamasına üzüldüğüm için yazıyorum. Çünkü diğer parkura katılan @yamcothegreat kardeşimizin de yazdığı gibi, yazdığınızda, sorduğunuzda cevap veren veya en azından öyle görünen birileri vardı. Parkur genelinde de yer yer bu kadirşinas tavrı gördüm.
Başta da belirttiğim gibi ben beni az çok neyin beklediğini biliyordum. Galiba bu kültürün hamurunu iyi kötü hazmettiğimiz için de artık daha bilinçliyim. Özellikle GPX ve işaretlemeler konusunda her şey tam beklediğim gibiydi!
Benim için efsane mertebesinde koşu geçmişi olan kıymetli isimler de vardı. Görünce şaşırdım, mutlu oldum.
Hafta içine oranla UV’nin daha yüksek olması, daha hissedilir ve nahoş bir sıcak hava oluşturdu. Yer yer kuru Ankara rüzgârı da vardı. Tam bölgesiyle müsemma bir hava yani. Eğer yağış olsaydı parkurun benim için keyifsiz bazı kesimleri ıslak havada daha da keyifsiz olabilirdi.
CP detayına hiç girmiyorum. Yıl olmuş 2026 : ) halâ CP’de o yok, bu yok demeyeceğim. Su, temel gıda, meşrubat, belki bir iki meyve yeter. Zaten bunlar da yeterli miktarda vardı. Yani bana CP’de tuzlu çubuk kraker değil de yaban mersinli turta da verseler bu süreyi yapardım. Fakat CP’de görevli tertemiz yurdum gençlerini çok sevdim.
Biraz da nahoş detaylardan bahsetmek istiyorum.
GPX ve işaretleme uyumu rezillik seviyesindeydi.
GPX tamamen fıkradan ibaretti. Ne birinci olmak ne kürsü yapmak için gidiyorum buralara; zaten 3-4 Arveles içerek zor bitiriyorum koşuyu. Ama canlarım, ciğerlerim, bir GPX düzenlemesi ne kadar zor olabilir? Hemen size farklı parkurlarda kaybolmuş on farklı kişi bulabilirim.
İşaretlemeler kısa parkurlarda, açık sahalarda belki yeterli gelmiş olabilir. Fakat uzun mesafelerde yeri geldi işaret, yeri geldi GPX evlere şenlikti. Hadi ben yetersiz bir koşucuyum diyelim; çok daha deneyimli insanlar da kayboldu.
İşarete bakıyorsun, işaret yok.
Saate bakıyorsun, rota bambaşka.
Geri dönüyorsun, bakıyorsun yine işaret yok.
Bir daha aynı yere gidiyorsun, dön dön dön… Tamamen bir bilinmezlik, zaten kafa patates olmuş moral kalmıyor insanda.
Organizasyona GPX’i sorduğumda “merak etmeyin, çok fark yok” dediler. Aşağıda paylaşacağım bakarsınız fark var mı? yok mu?
Evet, derece peşinde değiliz ama mal gibi dolanıp duruyoruz. Bir noktadan sonra işin bir gram tadı kalmıyor. Bir yerde işaret yok, saate bakıyorum rota 30 metre yukarıda. Geri dönüyorum çünkü o dakikaya kadar yaşananlar parkurda sürprizlerin olacağının işaretini verdi, bakıyorum yine işaret yok!
Ben yarışı sonuncu bitirdiğimi düşünüyordum açıkçası, çünkü 10-15. km’de beni geçenlerin hiç birini parkurda yakalayıp geçememiştim. Herhâlde en son ben gireceğim finish’e dedim. Fakat beni geçen insanlar finish’e benden sonra geldi. Üstelip bazı CP’lerde gereğinden fazla zaman geçirip muhabbet etmiştim. Adamlar nerelere gitti nerelerden döndü acaba.
Arazide koşulacak rota az biraz kendini belli eder hani. Bu ve buna benzer, görece küçük ölçekli organizasyonlarda artık neden bilmiyorum; mesafe tutsun diye mi, yoksa başka sebeplerden mi bilinmez, koşucuları alakasız yerlerden ilerletiyorlar. Aranızda “Trail’in ruhunda bu var.” diyenler olacaktır belki. Hayır arkadaş, Ed Stafford ayarında fantezi işler yapılıyor. Ve ne hikmetse, ne zaman katıldığım bir organizasyonda rotada saçmalıklar yaşasam, ardından aynı ismi duyuyorum, görüyorum.
Şimdi size şunu diyeceğim: Doğanbey Yayla Evlerinden sonra vadi içinde 2-3 geçiş vardı. Aranızda parkurun heyecanından belki çok detaylı incelemeyenler olmuştur, belki benim gibi dikkatini çekenler olmuştur.
20-30 metre uçurum kenarından, 10-20 cm genişliğinde olmayan toprak sırtlar üzerinden geçişler vardı. Düşmeniz hâlinde sizi ne zaman, nasıl bulacakları tamamen kadere kalmış noktalar. “Ne var kardeşim, hepimiz geçtik. Ne abartıyorsun?” diyecek olanlarınız varsa hemen bu hafta sonu beraber gidelim. Bir drone ile bölgeyi çekelim, burada insanlarla paylaşalım. Bakalım abartıyor muyum.
Evet, hepimiz geçtik ve şükür kimseye bir şey olmadı. Lan, bir şey olmadı diye bunu masumca geçiştirmek veya “woow süper zorluk” demek mümkün mü? Yahu o noktalar ip ile bile geçiş yapılmayacak yerler. Bilenler için St. Paul Ultra’da kenarından koşulan bir uçurum var. O uçurumu ve 15 cm’lik bir toprak sırtı düşünün. Neyse…
Güzel olacak. Çok güzel olacak detaylar da var.
Umarım seneye katılımcı sayısı iki üç kat artar. Çünkü bu organizasyonun büyümesini isterim.
Madalyası güzel; renkli, hoş. Madalyalara değer veren ben gibiler için sevimli. Bitiren hediyesi hiç gerek yoktu, düşünmüşler, uğraşmışlar; sağ olsunlar.
Jandarma ve Emniyet Teşkilatı’na da ayrıca teşekkürler.
Parkurda, Orman İşletme sahasında kafası ve ayakları duran ama ana gövdesi yaban hayatı tarafından yenmiş bir eşek vardı. Bir an “Lan, o ne?” dedim. 
Beypazarı’nda farklı kuş ekosistemleri bulunuyor. Gözlerim akbaba aradı, kuzgunlar çok güzeldi.
Bir noktada köpek tehlikesi yaşayan bir abimizle karşılaştım, sürü halinde gelmiş. Ben de başka bir noktada denk geldim; çoban köpeği olduğu için geçmek için birilerinin gelmesini bekledim, tak başıma maçam yemedi.
Özetle; GPX, parkur işaretlemeleri ve bazı rota tercihleri dışında, sağlık ve güvenlik açısından beni rahatsız eden birkaç noktayı da saymazsak, güzel şeylerin ağır bastığı bir etkinlik oldu.
Katılan herkesin ayaklarına sağlık.
Aşağıya rotadan bazı görseller ekleyeceğim.
Yeşil hatlar benim Garmin kaydı, kırmızı hatlar ise organizasyon tarafından paylaşılan GPX’e ait.
1
2
3
4
Görsellerin sunucuda yer sorunu yapması halinde mesajımdan silebilirim. Kendi hatam diyerek kabullendiğim! 2-3 noktayı paylaşmadım.