Merhaba,
Belgrad Maratonu yarış raporu. Biraz uzun ve dağınık olabilir.
Öncelikle İzmir Maratonundan önce sanıyorum corona olduğum için hani şu meşhur 4 haftada geçmeyen öksürük tüm hedef ve antrenman planim dağıldı. En son İzmir Maratonunda 22km durmadan koşarak ciğerleri test ettim ve yarış için son ayarları yapmıştım.
4000 kişiyle maraton koşmak
Keşke bizde de Izmir olsun, Mersin olsun, Antalya olsun sayıları 1000’leri geçen kişiyle maraton koşabilseydik.
Yaklaşık 8 gün Belgrad’da kaldım. Kaldığım otelin mekanında parkta bir koşu pisti vardi. Her sabah kahvaltı öncesi kulaklığı takıp telefona ve pasaport almadan koşuya çıkıp otele dönme lüksü süperdi.
Yeri gelmişken bir olayı da anlatayım. Bakın arkadaşlar yaşım 36 ve ben bu yaşa kadar bu örneğe denk gelmedim. Daha öncesinde de gene Kiev’e gitmiştim. Orada bile yoktu böyle bir şey.
Hava 10 derece ve akşam saat 21.30 civarıydi. Ben sabah antrenmani bitirmiş ve akşam yemeği yediğim restorandan otele dönüyordum ki akşamın 21’inde o saatte en az 60 kişi bireysel antrenman yapan, ve 70 kişiden fazla sanırım bir koşu takımına denk geldim. En az 130 kişinin parkın içinde ki koşu pistinde antrenman yaptığını görünce bende gaza geldim.
Otele gidip hemen kıyafetleri giyip tekrar antrenmana çıktım. Bu arada hava 10 dereceydi. Yani 20 derecede herkes koşuyor değildi.
Gecenin o saatinde 130 kişiyi yarış gibi antrenman yaptığını görünce bende gaza geldim. Akşam o gazla 2.antrenman yapmis oldum. Bu olayla Sirplara spor konusunda saygım 2 kati artti.
Gelelim yarışa:
Ortamı anlatamam kelimeler yetmez. 3000 kişiyle maraton koştuk. 21k ve 10k yi saymıyorum bile. Yarışin başından son yokuşa kadar parkurda destek hiç bitmedi ama öyle böyle eğlence yok. Aşmış bir yarış.
Yarış zor. Hatta şöyle örnek vereyim, yolda en az 6 kişiden fazla gördüm kramp yiyenler ambulansin oraya gidip sağlık muayenesi olanlar, çimenlere düşüp kusanlar ayılanlar bayilanlar. Hatta sub5 paceri olan erkek bile önümde kustu düşünün zorluğu.
Antalya, Izmir gibi dümdüz parkur yok hatta İstanbul Maratonu parkuru Belgrad parkuru yanında Konya ovasi düzlüğünde kalıyor. Hani İstanbul’da o sondaki Gülhane yokuş zorluğunun 2 katini düşünün.
Ve birde 25 derecede güneşte kolum bacağım yengeç gibi yandi üstüne rüzgarda vardi. Hava çok ilginçti. Güneş hem tepede yakiyor ayni zamanda sert rüzgar hızımızı kesiyordu.
Tüm verilerde ve data analizinde hedefim olan 4:45 maraton hedefinde corona nedeniyle yaklaşık 15 dakika gerileme oldu. Yarışı 5.05’de bitirdim.
Son olarak, starta giderken tanıştığım maratoncu Macar çift, 3 sene Ankara’da bir hastanede çalışmış İtalyan arkadaş, evi starta yakin olduğu için evinde kalmama yardim eden Sirp bayan arkadaş, yarışta formamdaki Türk Bayrağını görüp sohbet ettiğim Yunan Hellas arkadaşlar, ve yine formamadaki Türk Bayrağını ve göğüs numarasındaki ismimi görünce Türkçe selam verip komşu komşu diyerek destek olan Sirp arkadaşlar.
Tek kelimeyle kusursuz bir rüya gibiydi.