Çarşak zeminde inmek çok zevkli. Geriye yaslanarak , akışa ve yumuşaj zemine kendini bırakarak gitmek güzel. Zemin değişkenliğine karşı batonları hazırda bulundurmak ve biraz uzatmak gerekiyor. En tehlikeli unsur ani zemin değişikliği. Önünüzde ki 5-10m tahmin edemezseniz bazen batonlarda kurtarmıyor. Temkinle be baton desteği ile keyifli bir iniş oluyor. Ufak taşların ayak içine girmesini engellemek için tozluk şart gibi duruyor. Cici ve pahalı ayakkabıların ökçelerine ne olduğunu aklınıza bile getirmeyin. Videoda arkadaşımız batonlarını sürekli serbest kullanmış el bağcıklarını kullanmamış
Merhabalar arkadaşlar, ben de kısaca uzun parkurdan bahsetmek isterim ki katılacak arkadaşlar seneye ona göre değerlendirme yapsınlar,
parkur dağcılara özgü bir rota olmuş, inanılmaz teknik inişler ve çıkışlar barındırıyordu. Onun için uzun parkuru düşünen arkadaşların dağcılık deneyimi varsa, yada yüksek irtifalarda idman yapmışlarsa öneririm, yoksa kesinikle katılmayın derim! yükseklik korkusu olanlar, tehlikeli yerlerden geçmekten (dağ sırt boyunca bir yanınız uçurum ve altınızda kaygan bir zemin) korkanlar kesinlikle gitmeyin! tozluk olmadan baton olmadan aman sakın, benim tozluklarım karasay inişinde paramparça oldu ve 10 kere falan ayakkabı temizlemek için durmak zorunda kaldım yarışın devamında. Uzun parkurun asıl kısmı karasaydan sonra başlıyor ve gerçekten alacaya çıkmak tam bir işkence oluyor. ben 2 defa emler zirveye çıkmış biri olarak karasay kesinlikle başka bir boyut olduğunu zirveyi gördüğümde ve tırmandığımda anladım
daha önce erciyes ve tahtalı sky yarışlarına katılmış biri olarak ne coğrafyanın ne de arazi yapısının benzerlik olmadığını ve yine tekrarlıyorum çok daha teknik ve tehlikeli bir rota olduğunu belirtmek isterim. Yarış sırasında arkadaşın da bahsettiği gibi uzun parkurda bırakanlar ve kısaya yönelenler çok olmuş ki ben de alaca sırtlarına geldiğimde en doğru kararları verdiklerini düşündüm ![]()
Tahminimce bu rota -aynı kalırsa- seneye uzun rotaya katılımın çok az olacağı kanaatindeyim (dağcılar katılacaktır ama koşucular için söylüyorum) Sanırım daha önceki senelerde emler çıkarıp yedigöller tarafında irtifa çok kaybetmeden zirve yapıp geri indirmişler. (bu çok daha makul rota bence biz koşucular için) Ayrıca koşu hayatım boyunca 1-2 defa düşmüşümdür, bu yarışta 15 defa falan düşmüş olabilirim, daha doğrusu kaymış olabilirim
ellerim ve vücudumun çeşitli yerlerinde yaralanmalar oldu.
Netiyece gelirsek, genel klasmanda sonuncu olarak finisher olmaya hak kazandım neyse ki, yoksa açık kalan bir defteri kapatmak için bir daha gitmeyi düşünebilirdim.
(bu arada bütün bu süreçte Gürhan (Akdağ) abi ile yarışı beraberdik ilk kısımlar hariç sonrasında beni yakaladı ve o devam etti. Benim alaca zirvesinde motivasyon düşünce zaman sınırında kalmayı tercih ettim biraz.) @ggg ahuahau videoyu yeni izledim, çok iyi olmuş ![]()
İnişlerde batonları bileğinize elinize sabitlemeyin, çok tehlikelidir.
Teknik inişlerde doğru kullanılabilen baton beladan uzak tutar.
Bileği tersten takıp başparmakla işaret parmağı arasına ipi ve batonu alan bu duruş doğru. Hem normal zamanda batonu kavrma derdi olmaz yere sabitlenen batondan daha iyi güç alınır. Hem de acil durumda elinizi bırakırsanız baton bilekte kalır. Farkettiyseniz batonu kavramanız gerekmez.

Yarışlarda genel olarak gördüğüm bu tutuş ise yanlış. Batondan yeterli desteği alamazsınız. Batonu sürekli sıkmanız gerekir. İleriye atarken fazladan efor ister. Yerden aldığınız kuvvet tutuş kuvvetiyle doğrudan etkilenir. Ayrıca acil durumda bırakırsanız büyük ihtimalle baton elinizden düşer.
Merhaba, öncelikle tebrik ederim, harika bir parkuru tamamlamışsınız
Merak ettiğim bir konu var, tozluk olarak standart dağcılık/hikingde kullanılar cordura kumaş vs. bir malzeme mi kullanıyorsunuz yoksa patika koşusuna özel tozluklar var mı?
Teşekkür ederim, şimdiden.
Teşekkür ederim, benim kullandığım, zamanında lazım olursa diye fazla araştırmadan aldığım bir model. Dediğim gibi iniş sırasında ip kısmı parçalanarak kullanılmaz hale geldi. Ben de diğerini de çıkartarak battı balık yan gider mantığı ile sonrasında kullanmadım.
Hatta artık o kadar ayakkabıyı giyip çıkarmadan sıkılmıştım ki bağcıkları da bağlamayıp içerisine koyarak devam ettim son 15 km. hazır hatırlamışken onu da belirteyim quicklace bağcıklar böyle durumlarda daha mantıklı olabiliyormuş.
Tozlukta kullandığım modeli de paylaşıyorum.
Tamamdır, çok teşekkür ederim.
Ben kullabmadım ama patika tozlupu kullanan arkadaşları gördüm. Ayakkabının üstünden olacak şelilde
3 senedir özlemle beklediğimiz yarışın - 2024 Aladağlar Sky Trail - Alaca uzun parkur yarış raporunu paylaşıyorum, değerli yorumlarınızı bekliyorum.
Yarışa Hazırlık
2024 Aladağlar sky trail yarışı, yapılacağı açıklandığı an, 2024 yılının hedef yarışı olarak yarış takvimine eklendi. Bir önceki yarış 2021’de yapılmış ve o yarışta kısa parkuru koşmuştum ama aklım uzun parkurda kalmıştı.Çünkü uzun parkuru koşan arkadaşlarım Alaca zirve çıkışını öve öve bitirememişti
Bu sefer uzun parkur koşmam için 3 sene beklemem gerekti.
Kayıtlar açıldığı gün kaydımı yaparak yarış hazırlıklarına başladım. Nisan ayında Latmos Ultra 45K ve Mayıs ayı sonunda Ohrid ultra 107K yarışlarını antrenman olarak koşup bitirdim. Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında Kilian Jornet tarafından hazırlanan 12 haftalık gelişmiş dağ maratonu programını neredeyse titizlikle uyguladım. Program yoğun ve ağır olduğundan yorgun olduğum bazı günleri dinlenerek geçirdim.Haftanın her günü koşunun olduğu programda kabaca, 1 gün arazide uzun, 2 gün interval birisi tepe intervali, 1 gün tempo ve diğer 3 gün easy koşular var. Tahminim bu program daha hızlı, genç ve güçlü olan koşucular için ideal. Programın açıklaması şu şekilde :
“Kilian Jornet’in 12 haftalık Gelişmiş planı, sporcunun dayanıklılığını ve daha uzun süreler boyunca performans gösterme yeteneğini geliştirmek için tasarlanmıştır. Yoğunluk, uzun aerobik koşular ve yüksekliğe odaklanmanın bir karışımıyla, patika etkinliklerini veya engebeli arazi parkurlarını hedefleyen sporcular hedeflerine göre hazırlanacaktır. 4+ saatlik bu planda birden fazla uzun gün vardır, bu nedenle daha uzun/ultra etkinlikleri hedeflemek isteyenler için en iyisidir.”
Bu plan dahilinde Haziran ayında Erciyes, Temmuz ayında da Uludağ ve Erciyes olacak şekilde yüksek irtifada vücudun vereceği tepkileri görmek için koşular yaptım. Tuz-su-elektrolit-jel tüketimi, katı gıda alımı, nabız dengesi, inişlerde verimli baton kullanımı, doğru ayakkabı seçimi gibi konularda en verimli faydayı sağlayacak şekilde denemeler yaparak yarışa hazırlanmış oldum.
Yarış haftası oryantasyou sağlamak için İstanbul’dan Miguel ve Yiğit ile birlikte Aladağlar’a Çarşamba geldik. Akşam 1 saatlik koşu ve ertesi gün 3000 mt. irtifaya yürüyüş yaptık.Serdal Televi sağolsun bizi fazla yormayacaktı ama toplam 6 saat civarı arazide kalmış olduk. Cuma gün yarış kitlerini teslim alıp fazla gezinmeden dinlenmeye çekildik.
Yarış
Yarış sabahı 02:00 civarı hafif bir kahvaltının ardından yarışın başlangıç noktasına ulaştık. Diğer koşucu arkadaşlarla fotoğraf çektirip biraz lafladık.
Ufak ısınma hareketlerinden sonra yarış tam saatinde başladı.
Bu yarış için uygulayacağım stratejinin en kritik yeri, 2.kontrol noktası olan Sarımemedin yurduna olabildiğince yavaş ve düşük nabızla gelmekti. Çünkü yarış aslında burada yani 20.kmde başlıyordu. İlk zirve Karasay görece Alacaya göre daha kolaydı, hem zemin yapısı düzgündü hem de sabah serinliğinde ve yorulmadan Karasaya ulaşıyorduk.
Dağevi - Sokulllupınar arası 5K mesafe ve traktör yolu olması itibariyle ortalama 8 pace yürü-koş şeklinde geçti.
Daha sonra Karayalak vadisinden tırmanışa başlayarak sırasıyla Karayalak Kapı-Çelikbuyduran Çatal-Karasay sırttan sonra 3 saatte Karasay Zirveye ulaştım. Bir önceki yarışta 2:50 sürede zirveye gelmiştim ve 3 saat tam istediğim ideal süreydi.
Sırada uzunca bir iniş vardı, yaklaşık 3kmde 1800mt irtifa kaybı ile Karasay çarşak, Aladağlarında en uzun ve dik inişlerinden olması ile de yarışa ayrı bir hava katıyordu.Çarşak başlarda güzel aksa da orta ve son kısımda bozularak denge kaybı ve düşmelere neden oldu. 3-4 kere ciddi olmayan düşüşler yaşadım. Aslında düşmeden ziyade ayakkabının zemine iyi tutunamamasından ötürü kıçüstü oturdum diyelim. Zaten arazi koşusunun fıtratında var düşmek ![]()
Sağ salim Emli ormanına giriş yaptıktan sonra 3km kadar traktör yolunda biraz tempo yaptım. 4 saat 10 dakika civarı 2.kontrol noktası Sarımemede ulaştım. Yiğit, Serdal ve Atilla abi ile burada beslenip sularımızı doldurduk. İyice dinlenip esas etap olan Alaca tırmanışına başladık. Serdal, Yiğit ve ben önde Atilla abi de 5-10 dk arkamızda tırmanıştaydık. Arkamızdan Itır da ekibe katılmıştı hep beraber yavaş yavaş yükseliyorduk. Kale tepe ve Katır Kaya ayrımları sıcak hava ve dik tırmanışlarla zor geçiyordu. Bu bölümde fazla İzotonik ve jel kullanımına bağlı olarak midesinin kötü olduğunu söyleyen Yiğit, biraz dinlenip yavaşlayacağını söyledi. Biz de Serdalla birlikte tırmanışa devam ettik.
1.kontrol noktasına 20., 2. kontrol noktasına 18. girmiştim. Alaca yaylaya ulaşa kadar da 3 kişiyi geride bıraktım. Yarışın ortasına geldiğimizde yavaş yavaş kopmalar başlamıştı. Sıcak hava, sindirim ve solunum problemleri, yüksek irtifadan dolayı baş ağrısı-dönmesi, kronik ayak-quad-calf sorunları…vs. Güçlü olanlar yola devam ederken, antreman eksiği olanlar yada yarışa hasta, dinlenmemiş gelenler geride kalmaya başladı.
3.kontrol noktasını Teke Kırına(3000 mt) geldiğimizde Serdalla birlikte güzel tempo tutturmuştuk. Artık önümüzde son Alaca zirve çıkışı kalmıştı. Burada da beslenip suları doldurduk. Yarış boyunca 2 lt su ile gittim ve her kontrol noktasına geldiğimde mataralarım boşalmıştı. Yani bu yarış özelinde 2 lt su taşımak opsiyondan ziyade bence zorunluluk olmalı.
3500mt irtifada %30-35 eğimde ve sürekli taşların geriye kaydığı bir zeminde zirveye ulaşma tutkusu Alaca zirve çıkışını gerçekten efsaneler listesinde ilk 3’e sokuyor. Bu yarışa fiziksel açıdan çok iyi hazırlanmanızın yanında, mental olarak da çok hazır olarak gelmeniz önemli. Özellikle hangi bölümde ne gibi zorluklarla karşılaşacağınızı iyi çalışmış olmanız gerekli.
8.saatte Alaca zirveye ulaşıyorum. Ordos’tan Soner Büyükatalay beni karşılıyor, beraber zirve fotoğrafı çekilip inişe geçiyorum. Ne yazık ki zirveye ulaşınca yarış bitmiyor. Kazaların büyük kısmının iniş sırasında yaşandığı bilincinde olarak devam ediyorum. Soner “iniş bitince büyük siyah bir baba göreceksin oradan sola dön, yan geçişle Avcı Beline kadar devam et” demişti. Aşağıda Serhan Poçan büyük siyah babanın yanında. Yaklaştıkça siyah babanın siyah bir sedye olduğunu görüyorum
Evet olası senaryolara karşı organizasyon tüm önlemleri almıştı. Her 2km de bir telsizli gönüllüler, her kontrol noktasında gelen koşucuyu değerlendiren doktorlar, zirvenin altında bekleyen sedye ve transfer için katırlar. Parkurda koşucudan daha fazla gönüllü vardı ve işlerini ciddiyetle yapıyorlardı. Bu sayede güvenle yarışa devam ediyorduk.
Serdal, ben ve diğer bir koşucu arkadaşla güzel bir tempo ile Avcı beline geliyoruz, burada dik ve kaygan bir iniş başlıyor. İnişlerin kralı Serdal öne geçiyor ve bir anda gözden kayboluyor. Ben de hafiften gaza gelip koşarak inmeye çalışıyorum ama bu çabam yaklaşık 20sn sonra yere oturmamla son buluyor
hemen kalkıp devam ediyorum ama tabi ki kendi tempomda. Yaklaşık 30-40 dk süren iniş sonrası Koca Dölek son kontrol noktasına ulaşıyorum. Ben gelince 3 kişi aynı anda çıkış yapıyorlar, Serdal da arkalarından. Ayakkabılarıma dolan taşları boşaltıyorum hafif kramp giriyor gibi oluyor. Görevli doktor benim halimi görünce hemen magnezyum atıyor matarama. Suları doldurup 11. sırada çıkıyorum Koca dölekten.Buradan sonra 600 mt civarı tırmanış olmasına rağmen güneş en tepeye ulaşmış ve yorgunluk hafiften kendini hissettirmeye başlamıştı.
Eznevit Yaylaya doğru yürü-koş ilerlemeye çalışıyorum ama koşma kısmını 20-30 sn kadar yapabiliyorum. Bu bölümde daha fazla mental savaş veriyor insan. Önündekileri yakalayıp geçmek mi yoksa sadece yarışı bitirmeye odaklanmak mı doğru seçim bilmiyorum. Karasay çarşak kavşağa gelmeden Serdalı geçiyorum. Sen git ben yorgunum yavaş geliyorum diyor. Önümde 3 kişi var hepsi de görüş alanımda ilerliyorlar. Onlar da benim gibi sıcakla ve arazi ile boğuşuyorlar. Eznevit yaylaya kadar yakın takip devam ediyorum. Yaylada 2 kişiyi geride bırakıyorum ve artık önümdeki koşucu ile yalnız kalıyoruz.
Karayalak vadi girişinde yakalıyorum ve Sokullupınar girişine kadar beraber gidiyoruz. İkimizin de durumu iyi sayılır ama son bölümünde kimin hızlı olacağını kestiremiyorum. Biraz tempo düşürüp muhabbet ediyoruz, nabzım istediğim düzeye gelince yavaştan hızlanmaya başlıyorum artık traktör yolundayız ve yokuş aşağı tatlı bir eğim var. 5-6 dk sonra Alinin ayak seslerini duymuyorum geride kalıyor ve biraz rahatlıyorum. Son 3km ortalama 5 pace civarı bitişe geliyorum.
Bitiş çizgisini 11:38 ile geçerek genel 7. yaş 2. oluyorum. 12 saat hedef süremden daha iyi gelerek seviniyorum tabi ki. Ama yine de değişken dinamikleri olan bu yarış için hedef süre vermek çok zor. Hedef ilk etapta yarışı bitirmek olmalı diye düşünüyorum hala.
Aladağlar sky trail yarışı arazi koşusu olmasının yanında dağlarda vakit geçirmiş, zirvelere çıkmış, kamp yapmış kısaca dağlara aşina olanların daha avantajlı olduğu bir yarış. Zaten organizasyon bu yarışa katılanlar arasında bir eleme yapıyor ve yeterli görmediği koşucuları yarışa kabul etmiyor. Yine de ilk defa koşacaklar için Karasay kısa parkuru koşmalarını öneririm, eğer severlerse bir sonraki sefer Alaca uzun parkuru deneyebilirler.
Koştuğum her dakikasından keyif aldığım, yarışmaktan ziyade orada, o anda, dağda olmanın verdiği haz ile (elbette acı çekiyoruz her fani koşucu gibi
) sağ salim bitiş çizgisini geçtiğim bu yarışı, kendi sınırlarını görmek isteyen her koşucuya tavsiye ederim.
Bu yarışın oluşmasında büyük rol alan Dazspor ve Ordos’a çok teşekkür ederim. Özellikle yarış esnasında dağ şartlarında maksimum güvenlik önlemleriyle yarışmamızı sağlayan tüm gönüllüleri tebrik ediyorum.
Alaca zirveyi göreceğim bir sonraki yarışı iple çekiyorum şimdiden…
Sevgili @Bashocan Alacadan kaçmıştım ben sen kaçmamış müthiş bir şekilde başarmışsın tebrik ediyorum. Raporun koşacaklar için klavuz olur inşallah
Rekabetçi yarış raporu da bir başka oluyormuş, şahane olmuş.
Özellikle ara notlar altı çizilerek okunmalı, tebrikler
Aladağlar Sky trail 2024-1 gönderisinden tartışılmaya devam ediliyor:
Aladağlar Sky Trail 53K+ koşusuna ilkdefa katıldım.Önce Karasay zirve (3550 Metre ) sonrasında Alaca zirve (3588 Metre) yaptık. Çok zorlu bir dağ koşusuydu. Ama organizasyon harikaydı. 54 adet katır ile malzeme taşımışlar. Daha ilerisi için ise malzemeleri sırtlarında taşımışlar. Tam bir gönül işi, Tam bir organizasyon işi. Bu bakımdan Daz spora ve ekibe ayrım yapılmaksızın teşekkür ediyorum.
@husy72 teşekkürler
Alacadan kaçılmaz ama
bir sonraki sefer yaparsın inşallah
Çok daha fazla rapor yazılsa ne güzel olur, herkesin yarıştaki ruh hali ve yarışma heyecanı farklı oluyor. Bazen keyfine koşuyoruz bazen de gerçekten yarışıyoruz.
Abi hoşgeldin, sefa geldin. Seninde yazılarını bekleriz
Merhaba uzun zamandır katılmak istediğim.Aladaglar 53k parkuruna bu yil hemen kayıt oldum önce mental hazırlık sonra antrenmanlar derken geldi çattı yarış fakat o inişler işin içinde yoktu ve gerçekten en büyük zayıflığım ile karşılaştım benzeri bir yerde antrenman yapamadigim için çok yavaslamak zorunda kaldım çoook ve 40k gibi cut off.a kaldım açıkçası çadırda iyi dinlenememem yarış öncesi antrenmanların dozunu biraz fazla tutmuş olmam da dengemi bozmuş olabilir fakat herşeye rağmen unutulmaz anılar yaşadım elimden geldigince video filmime bunları aktarmaya çalıştım umarım seversiniz.
Uçurumun Kıyısında
@Alp_Aslan selam. Biraz yukarıda senden önce tanıtımını yapmıştım videonun
bu vesileyle tekrardan ayaklarına sağlık. İzlerken çok keyif aldım. sonunda da üzüldüm tabi biraz.
Kanalında zevkle izledim. Böyle videolar çok özendirici eğlendirici ve bir o kadar da işin ciddiyetini anlayın tarzında tii ye almışsın. Hayat dersle dolu. Sonu sağlık olduğu sürece herşey güzel. Düşüşün bile ibretlik gelecelere ders. Ayaklarına sağlık (baton ve düşüşlerinde sebeb olarak bizlere video çekmek için olduğunu düşünüyorum.)
Gökhan çok teşekkürler yolculuk esnasında olduğum için gözden kaçırmışım üstelik gözler zaten pek iyi değil eee onu da düşe kalka iniş yapmamdan fark etmişsindir ![]()
Konuya biraz geç katılmış olsam da kendi tarafımda neler oldu paylaşmak isterim, videonun üzerinden yazılanlar gayet yerinde olmuş kendimi geliştirmem gereken yerler aşikar ancak öncesine dönersek antrenmanlarımda hep tırmanış vardı, kafamda oluşan simülasyon hep tırmanış ile ilgiliydi ancak inişi hafife almışım, çalıştığım yerlerde de inişi maalesef test etmenin pek imkani yok fakat en azindan kafa olarak hazırlıklı olsaydım daha sakin kalabilirdim belki. Bunun dışında korkunç bir yolculuk ile Aladağlar’a ulaştım çadır imkanlari çok kötüydü, pehh pehhh başıma neler geldi birgün yüz yüze anlatırım. Tavsiyem ya arabanız ile ya da arabalı bir arkadaşınız ile gitmeniz ve yataklı bir yerde iyice dinlenmeniz, 8 Ağustos’ta irtifa için yaptığım yürüyüş uzun oldu ve bence gereksiz yordum kendimi yarış başladığında ise herşey iyi gidiyordu ama bence alışkanlıklarıma yenildim ve yetersiz beslendim yani ezberledigim klasik yarış beslenmesini yaptım ve bu da az geldi sanırım havanın sıcaklığı su kaybı derken koordinasyon güçleşmeye başladı derken videoda gördüğünüz gibi sonuç ortada keşke panik butonu olsaydı ve aklı selim düşünüp inişe daha iyi konsantre olsaydim ve korku yerine çözüme odaklansaydim, bu arada eskiden kış aylarında yol bisikleti yerine dağ bisikleti yapardık ve ben korkudan inislerde frene asılır yine düşerdim yani altta yatan eski bir korkum da var ve bu işleri içinden çıkılmaz hale getirdi. Genel olarak baktığımızda ise 40km acayip bir macera yaşadım eger son düşüş olmazsa bitirme şansım da olacaktı şimdi düşündüğümde ise iyi ki bitmemiş harika bir anı oldu diyorum, herkese sağlıklı koşular dilerim…














