Örnek spor İstanbul belediye şirketi olunca, şu kar zarar tablosunu da eklemek istedim. Kar elde etmesin demiyorum ama sanki kar miktarı önceki yıla göre enflasyondan fazla artmış.
Su tesisatçısı da araba tamircisi de “yok abi pahalı değil” diyor yaptığı işe ama işçi memur isen bir tek senin gelir enflasyon altında,gerisi ister spor organizasyonu ister esnaflık olsun çok dalgalı.
Hasılat ile edilen karı karşılaştırınca karı oranı düşük kalmış. Kar Yüzde 1,5’dan yüzde 3,5 çıkmış. Satış maliyeti kalemini açmak lazımdı. Belki satış maliyeti kalemlerinden kısarak(daha rekabetçi ihale, gereksiz kalemleri çıkarmak) daha fazla kar oranını ulaşılabilirdi. Abartı bir kar marjı falan yok.
Az önce Instagram’da karşıma çıkan bir reklamla 1.6 KM’lik bir yarışa 1000TL kayıt ücreti istendiğini gördüm. Konunun başlığını mı değiştirsek mevzu artık patika bağımsız gibi?
Sanki bir organizasyonu ya da yarışı hedef gösteriyormuş gibi olmamak için isim vermemiştim hocam. Bu sanırım “park koşusu” statüsünde bir yarış oluyor. Ankara Atakule civarında koşulan Run Atakule isminde bir yarış .Gördüğüm kadarıyla madalya+tişört vb bir kit var. Parkur’un çok özel oluşu kişiden kişiye değişebilir elbet. Muhtemel bir challenge olayı var gibi.
Selamlar! Bence bu konuda içiniz ferah olsun, öyle hedef gösterilecek bir durum yok, rahat rahat konuşalım. Geçen yıl Atakule’de Dazspor’un düzenlediği organizasyonu hatırlıyorum, çok da keyifli geçmişti. Özel gereksinimli çocuklarımızın da katılımlarıyla 2 tur parkur koşulmuş, hafta sonu etkinliği olarak koşudan ziyade tam bir sosyal buluşma havası yaratmıştı. Katılanlar, ben dahil epey mutlu ayrılmıştık. Açıkcası bu yıl belirlenen fiyatın o lokasyonda katılımcı sayısına etki edeceğini düşünmüyorum.
Bu yıl parkur da organizasyon ekibi de farklı ama yine de amaç benzer: Hafta sonunu renklendirecek bir sosyallik sunmak. Atakule, yenilendikten sonra böyle konsept etkinliklerle dikkat çekiyor ve bence oturmuş müşteri kitlesine bu tür eğlenceli aktiviteler sunarak güzel bir iş yapıyor.
Tabii 1500 metre için 1.000 TL deyince insan bir durup düşünüyor, haklısınız, kulağa biraz ilginç gelebilir. İlk başlarda ben de organizasyon fiyatlarına daha katı bakıyordum ama artık şuna inanıyorum: 1.000 TL de olur, 5.000 TL de, yeter ki hizmet kalitesi katılımcıyı gülümsetsin, üzmesin yeter diyorum. Organizasyon en iyisi yapmak için çabalasa bile mutlaka bazen mutsuzluk, memnuniyetsizlikler olacaktır. Bazı üyelerin dediği gibi “Bu alanlar halka açık, istediğiniz zaman ücretsiz koşarsınız” sözü de o kadar doğru ki.
Ben maddi olarak beni çok sarsmayacak etkinliklere ayda 1-2 kez şehir içi ya da dışı fark etmeden, sırf keyif almak için katılıyorum ve sağlığım el verdiği sürece katılacağım.
Eğer ücreti bana mantıksız gelirse, o etkinliğe gitmek yerine parkuru beğendiysem başka bir gün kendi başıma antrenman yapmaya giderim, mesele değil. Mesela 1500 metre Atakule koşusu yerine Ulus, Kızılay, yenilenmiş Saraçoğlu Mahallesi, Bulvar ve Cinnah Yokuşu’ndan oluşan keyif alacağımı düşündüğüm bir hat belirledim. Hem keyifli olur hem de “Ankara’nın Adımları” diye bir ritüelin ilk turunu yapmış olurum.
Koşunun sitesine baktım maalesef bir mil bile değil hadi parkurdur gözardı edilebilir. Bu kadar kısa bir koşusunun 1000 tl(150 tl taf alıyormuş) olması bir milat. Lisedeyken ibb İstanbul maratonu halk koşusuna kayıt için adam gönderip kayıt almaya çalışırdı. İkramları sponsora yüklemişler bir sağlık hizmeti verileceğine dair beyanda yok. Bir short bir t-short yeter denilerek başlanan koşu pahalı bir spor olmaya doğru gidiyor.
Benim de bu konuda naçizane birkaç gözlemim var. Özellikle yurt dışındaki yarışlarla kıyaslayınca, Türkiye’deki organizasyonların bazı konularda ne kadar “cömert” olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Yurtdışında kit = sadece göğüs numarası.
Bazı yarışlarda birkaç sticker, belki minik bir jel çıkıyor, o kadar. Tişört dersen… ücretli. Buff mı istiyorsun? Alırsın ama kasaya gitmen lazım. Rüzgarlık? Onun için neredeyse ikinci bir yarış parası ödeyeceksin.
Bizzat yaşadığım örnek: Aralık ayında Karadağ’da Bokeški Maratonu’na gideceğim. Start Tivat’ta, finish Kotor’da. Yarış kitinde sadece göğüs numarası var, diğer her şey ekstra ücretli.
Hadi buff ve tişört parayla satılıyor, anlayabiliyorum ama…
Start alanına otelden servis bile ücretliydi. Yanlış hatırlamıyorsam 5–15 € arası ödedim.
1 euro = 45 TL olunca siz düşünün artık.
Aynı durum Mısır Piramitler Yarı Maratonu için de geçerli. Start alanı için ekstra ücretli servis ayarlanıyor.
🇹🇷 Türkiye’ye dönelim. Mesela Eker I Run’da, Bursa merkezden Uludağ’daki start noktasına ücretsiz servis vardı. Vestel Manisa Yarı Maratonu’nda, Karşıyaka’dan Manisa’ya ücretsiz servis kalktı. Konya, Kayseri, Eskişehir gibi pek çok şehirde organizasyonlar, start alanı ulaşımını ücretsiz sağladı.
Fotoğraf konusu da ayrı bir dert. Türkiye’de koşu fotoğraflarının çoğu gönüllü ekipler tarafından çekilip ücretsiz paylaşılıyor.
Yurtdışında ise “fotoğraf mı istiyorsun kardeşim?” diyorlar Buyur 20 euro daha ver.
Yani özetle:
Yurtdışında organizasyon kalitesi iyi olabilir ama “ekstra ne varsa para” modeliyle çalışıyorlar. Bizde ise hala bazı şeyler “koşucu dostu” kalmayı başarıyor.