Zugspitz Ultratrail, 100k, 5400m., Almanya

2015 yılında katıldığım ve büyük keyif aldığım bu yarış hakkında yazdıklarımı burada paylaşmak istedim. Sormak istediklerinizi aklımda kaldığı kadarı ile yanıtlamaya çalışırım. Aşağıya özetlemeye çalıştım. Daha detaylı halini bloğumdan okuyabilirsiniz. http://dincerkose.blogspot.com.tr/2015/08/zugspitz-ultratrail-100k-5400-mt.html?m=1

Yarışın web sitesi : http://zugspitz-ultratrail.com/en/

Zugspitz Ultratrail 100K

GENEL BİLGİLER

Yarış merkezi Almanya’nın Bavyera bölgesinde, Grainau isminde küçük bir kasabada. Burada başlayıp bitiyor. Münih’e inip iki tren ile Grainau’ya iki saatte varılabiliyor. Münih’te indikten sonra tren bileti almak ve en hızlı nasıl ulaşabileceğinizi öğrenmek için özel bir gişe var. Size detaylı olarak tarif edip biletlerinizin tamamını verebiliyor. Daha önceden almanıza gerek yok.

Kalacak yer olarak da Grainau’nun içinde bir Gästehause ayarladım, günlük 16€’ya ilave 2.5 € vergisi var. Buradaki evlerin tamamı bu tarz misafirhaneler halinde çalışıyor. Aslında Almanya’nın en ünlü kayak merkezlerinden. Atlama rampası da var. Misafirhaneler aynı zamanda lokal tren için free-pass kart veriyor. Konaklama süresinde ücretsiz treni kullanıp Garmisch-Partenkirchen ve Eibsee arasında gidip gelebiliyorsunuz. Eibsee gölünü mutlaka görün. İsterseniz teleferik ile buradan Zug dağına da çıkabilirsiniz. Ekranlardan zirvede sis olup olmadığını kontrol edin. Market vb. alışveriş için Garmisch’e gitmeniz gerekecektir. Grainau’da bakkal, iki üç restoran ve bardan başka bir şey yok.

Bavyera bölgesi geçmişlerine çok bağlı. Yaşam tarzları, konuşmaları, evleri, yeme içme alışkanlıkları ile geçmiş alışkanlıklarından çok da kopmadan yaşamaya devam ediyorlar. Pazar ve Çarşamba hemen hemen bütün dükkanlar (ki zaten çok az) kapalı. Gündüz 13-15 arası kapalı. Akşam 18:00’e kadar açık.
6-7 km mesafede Garmish-Partenkirchen diye başka bir ilçeleri var. Burası nispeten daha büyük. Merkezi yerlere vasıtlar da buradan hareket ediyor.

YARIŞ

Aynı parkurda, farklı noktalardan başlayıp Grainau’da biten altı farklı mesafede yarış düzenleniyor. Ben Ultratrail 100K parkuruna kayıt oldum. Daha sonra Bahadır İşseven ve Soner Ulutan da ultratrail parkuruna, Nesrin İşseven, Aytuğ Çelikbaş ve Mehmet Yıldırım supertrail 80K parkuruna kayıt olunca toplam 6 kişi olduk.

Çarşamba sabahı lezzetli bir kahvaltı yaptıktan sonra giyinip rotayı tanımak için koşmaya çıktım. İlk önce başlangıçtan birkaç km gittim, pek hoşuma gitmedi. Kestirme bir yol bulup dönüş rotasından geriye koşmaya karar verdim. Başlangıçta zaten bir dünya insan olacak. Dönüşte yalnız olma ihtimalim var. Hem de yolu bilirsem son bölümü daha rahat koşarım diye düşündüm.

Dönüş rotasından geriye doğru koşunca hep tırmanmak zorunda kaldım. Ama orman, ağaçlar, patika, hava, oksijen vb. etkilerden dolayı kendimi kaybedip son kontrol noktasına kadar çıkmışım.
Cuma, kayıt işlemlerimizi tamamladık. Yarış kiti, çanta, jeller, flesk suluk ve daha bir sürü hediye verdiler. Fuar açıldı. Küçük ama yeterli bir fuar oldu. Salomon’un 20 € değerindeki indirim kuponunu da değerlendirdim. Fiyatlar yaklaşık yüzde yirmi indirimli idi. Ama kur farkından dolayı TL’ye çevirince Türkiye’de daha ucuza alabileceğim bir fiyata geliyordu.

Aynı zamanda makarna partisi ve kamçılı, müzikli, yerel kıyafetler ile gösteriler de yapıldı. Brifing verildi.
Ayakkabı olarak Speedcross 3’leri seçtim. Çünkü öncelikle Elena bir sene önce burada başarı ile bu ayakkabı ile koşmuştu. Benim Çarşamba günü yaptığım deneme koşusunda da zemine çok iyi tutunduğunu gördüm. Eğer Slab ultra softground’larım olsaydı tercih edebilirdim. Ama özellikle inişlerde speedcrossları seçtiğime çok mutlu oldum. Yarışın başından sonuna kadar hep yağmur yağdığı için zemin de yumuşaktı.

Cumartesi sabahı yarış alanı girişinde çanta kontrolü yapıldı. İki-üç şeye bakıyorlardı. Bir tanesi handy idi. Alman görevliye defalarca ne demek istediğini sorduktan sonra çantamı açınca en üstte cep telefonumu görünce okey dedi ve kontrolü geçtim.

Bahadır ile start fotoğrafımızı çekildik. İşaret verildi ve yarış başladı. Aslında başlamamış. Çünkü önümüzde gösteri korteji ilk sokağı geçene kadar yürüdü. Sokağın bitimine doğru ayrıldılar, kontrol bantının üzerinden geçtik ve koşmaya başladık. Yağmur da başladı. Yarış bitene kadar da hiç kesilmedi. Sokakları dönüp patikaya girdik.

Çok hızlı gitmeden kontrollü bir şekilde tırmanmaya başladık. Zemin yağmurdan dolayı oldukça yumuşaktı. İlk kontrol noktası Eibsee Gölü yakınında. Orman içinde dar patikalarda rahat bir şekilde geldik. Su veya gıda ihtiyacımız olmadığından hiç durmadan devam ettik. Seyirciler ve çan sesi çok güzeldi.

Bir iki ufak tırmanıştan sonra bir kayak pistine vardık. Çim zemin üzerinde oldukça dik bir tırmanış idi. Burada batonlarımı kullanmayı öğrendim. Benim için ilklerden biriydi. Tırmandıkça uzuyormuş gibi geliyordu. Bitmek bilmedi. Manzara mükemmeldi. Bir noktadan sonra sağdan tekrar patikalara daldık, küçük bir tepe ve dar-çamurlu geçişlerden sonra başka bir kayak pistinden biraz aşağı inerek ikinci kontrol noktasına vardık.

Burada da fazla oyalanmadan ikmallerimizi yaptık ve pisti yanlamasına geçerek tekrar patikalara daldık. Ormanın içinden kesik dallar, ağaçlar arasında bir miktar aşağıya indik. Hızlı indiğimizi farkedince Bahadır’ın uyarısı ile biraz tempo düşürdük. Sonuçta yarışın daha başı sayılırdı. Zaten biraz daha gittikten sonra tırmanmaya başladık. Hava sisli ve soğuktu. Yağmurun hiç kesilmediğini söylemiş miydim?

Üçüncü kontrol noktasına geldiğimizde uzun alt ve üst giymenin zorunlu olduğu belirtildi. Ben zaten uzun başlamıştım ki :slight_smile:

Devamında tempomu düşürüp İsviçre’yi düşünmeye başladım. Bahadır ufukta gözden kayboldu. Sıkı tırmanıyorduk. Ben mümkün olduğu kadar İsviçre’de hedeflediğim yarış temposunda koşmaya çalışıyordum. Yükseldikçe karla karışık yağmura döndü. Daha sonra epey uzun bir iniş sonrası dördüncü kontrol noktasına vardım. Saatime baktığımda buraya kadar dakik bir şekilde tutan ara mesafe ve süre hedeflerim dördüncü kontrol noktasında saptı. Hem süre hem mesafe kısa çıktı. Ben suçu saatime bulsam da yarış sonrası öğrendiğime göre tepeye çıkmadan başka bir yola sokmuşlar bizi ve parkur biraz kısalmış. Saatimin suçu yokmuş ama ne kadar kısaldığını bilemediğimden ve o anki yarış psikolojisinden tahmin edemediğimden bir daha da saatime bakmamın bir anlamı kalmadı.

Dördüncü kontrol noktasından çıkınca yine tırmanmaya başladık. Buradaki tırmanışı iki etaplı düşünebilirsiniz. Yarısı, ilk etap, ara ara koşma imkanı da veren manzarası çok güzel, kimi yerde ağaçların arasından kimi yerde düz yollardan giden bir bölüm. İkinci etap yani tepeye çıkan yolun ikinci bölümü gerçekten çok yıpratıcıydı. 2048 metredeki zirveye çıkarken bir noktada durmak ve nefes almak zorunda kaldım. Sonuçta antrenmanlarını 0 rakımda deniz kenarında yapan biriyim. Baktığımda dağların üst kısmı karlı, alt kısımları yemyeşil görünüyordu. Koşucuların tek sıra halinde batonlarına asıla asıla çıkmalarını izleyebiliyorsunuz. Kısa bir video çekip devam ettim ve devam ettim.

Zirvede de foto ve video çektim. Biraz etrafımı seyredip anın tadını çıkardım. Üşümeye başlayınca koşmaya devam ettim.

Zirveden iniş en zor bölümlerden biriydi. Çünkü çimde koşuyorduk ve yerler aşırı kaygandı. İki kere düştüm. Speedcross da bir yere kadar yardım edebildi. Çim bittikten sonra single track dediğimiz bir kişinin geçebildiği bir parkurdan inmeye başladık. Döne döne, merdiven gibi bir iniş yolu vardı. Beşinci yani dropbag noktasına varmam epey zamanımı aldı. Bu dönerek ve bazı yerlerde ağaç köklerinin üzerinde zıplayarak gittiğim bir bölümde sağ dizimi sakatladım. IT bandın diz kemiklerine değdiği yerde şiddetli bir ağrı başladı. Hemen o bölgeye biraz masaj yapıp esnettim. Esnetince rahatladı.
Beşinci kontrol noktasına vardığımda çantamı almadan önce bir şeyler yemek ve içmek istedim. Bahadır da çıkmak üzereymiş. Yanıma gelip üzerimi değiştirmemin iyi olacağını söyledi. Karnımı doyurduktan sonra çantamı aldım. Çok oyalanmadan bırakıp çıktım. Küçük, kalabalık ama yeterli bir yer hazırlamışlar. Değişme kabini var mıydı bakmadım ama varsa da kullanmadan değişenler de vardı :slight_smile:
Yarışın bundan sonraki bölümü epey düzdü. Asfaltta, toprak yollarda tırmanmadan ya da inmeden epey mesafeler kat ettik. Ama sağ dizim ara ara kendisini hatırlattı.

Sekizinci kontrol noktasından sonra yine dik bir tırmanış başladı. Tırmanmayı sevmeye başladım. İnmekten daha kolay geliyordu. Yağmur, yağmur, yağmur…

Dokuzuncu kontrol noktasına gelince rahatladım. Çünkü son bir tepeyi çıkıp, inip, tekrar buradan geçip aşağıya sallanacaktık. İyice karnımı doyurdum, ne de olsa sisli ve karlı bir tepeye tırmanacaktım. Hava da kararmaya başlayacak belki son bölümü karanlıkta koşacaktım. Toparlanınca işaretleri takip ederek ilerledim. Ama yol tepeye değil aşağıya dönüyordu. Teleferik istasyonunun altına döndüğünü görünce durup geriye baktım, sağa sola baktım. Herkes bu yoldan gidiyordu. Tepeye çıkan yol şerit ile kapalıydı. Ve duruma uyandım. Son tepeyi parkurdan çıkarmışlar, direk aşağıya inip finish’e gidiyorduk. Bir anda içimi bir sevinç kapladı. Ne de olsa iniş yolunu da biliyordum.

İniş keskin ve kısa dönüşlerden oluşuyordu. İlk bölümü nispeten sert kayalardan oluşuyor. Sonrası yumuşak ama dar patikadan… Teleferik hattının altından geçince bir miktar çim ve geniş bir alandan geçip yine yumuşak bir zeminden geniş güzel bir iniş bölümü başlıyor. Son bölümde de kaygan ve geniş bir yoldan geçip derenin kenarından gidip kilisenin yanından asfalta bağlanıyor.
Saldım gitti. Sanki tepeden aşağıya yuvarlanmış bir taş gibi gidiyordum. İniş single track olduğu için nefes alış verişimi duyan kenara çekilip yol veriyordu. Bir tanesi yol vermek yerine benim önümde bir süre koştu. Ama baktı ki kendisinden daha deli birisi, kenara çekilip geçmek ister misin dedi. Ben de teşekkür edip uzaklaştım. Yokuşun sonlarına doğru Nesrin’le karşılaştım ve kısa bir süre koştuk.
Ve asfalta indim. Asfalt demek yarış bitti demek sayılırdı. Normal bir tempoda koşmaya devam ederek, camlardan, yol kenarından alkışlayanlara teşekkür edip, güle oynaya finishe vardım. Kendimi çok iyi hissediyordum. Finishte Aytuğ karşıladı. Tanıdık birini görmek ve sevincimi onunla paylaşmak çok güzeldi. Fotoğraf çekildik. Biraz dinlendik ve masaja gittik.

Organizasyondan gelen maile göre yarış 90.9 km uzunluğunda ve 4.500 metre toplam tırmanış ile bitmiş. 14 saatte tamamlamışım. 490 kişi bitirebilmiş. Yaş kategorimde 35., erkeklerde 118. olmuşum. Son tepeyi sis ve kardan dolayı gece karanlığında kimseye bir zarar gelmemesi için çıkarmışlar.

Duş alıp üstümü değiştirdim. Masaj ikinci kattaydı. Merdivenleri batonlarımla çıktım. Çünkü sağ dizim artık taşımak istemiyordu beni. 22 € ödemesini yapıp bacaklarımı masöze teslim ettim. 20 dakika sonra artık yürüyebiliyordum, mucize :slight_smile:

Başta koçum Bahar Saygılı’ya, hafta sonları beraber koşarak hazırlandığımız, birbirimizin motivasyonunu arttıran, destek olan, can ciğer kuzu sarması Çekmeköy grubu arkadaşlarıma ve aktardığı bilgi-tecrübe üstadlarım Aykut Çelikbaş, Serkan-Sertan Girgin kardeşler ve bilgisini paylaşan tüm arkadaşlarıma çok teşekkürler.

12 Beğeni

Koşu kadar yazı da güzel .Uzunmuş yaf dedim ama bi solukta bitti muhtemelen bir daha okurum. Sen hem koş hem yaz üstat

1 Beğeni

Anlaştık :+1: :slight_smile:
Bu kadar sevileceğini bilseydim daha önce paylaşırdım.

1 Beğeni

Yarışı yaşattınız bize tebrik ederim.

1 Beğeni

Dinçer kalemine sağlık :)! Bir rapor da benden olsun (yıl 2014) :)!

3 Beğeni

@Yelena teşekkürler :slight_smile: senin raporunu gitmeden iki üç kere okumuştum. Çok yardımı oldu. Çok güzel bir yarışmış gerçekten :slight_smile: tekrar tebrikler :slight_smile:

1 Beğeni

@dincerkose çok teşekkürler :smile:!

1 Beğeni

tebrik ederim, Bahar Saygılı ile çalışmanızıda ayrı bir kıskandığımı belirtmek isterim :blush:

Çok teşekkür ederim :slight_smile:
Bahar hocanın küçük yaşlardan itibaren sporun içinde olması, milli atlet olması, üniversite ve master eğitimi ve kazandığı başarılardan dolayı onunla çalıştığım için çok rahat ve huzurluyum. Bu işlerin önemli bir kısmını antrenmanlar oluşturuyor. Yarışlar ise sonuç. Antrenman kısmında kendimi tamamen ona teslim ettim. Yarışlarda da meyvesini yiyorum :slight_smile: