Yiannis Kouros’un kendi sitesinde 2024’te yayınladığı yazısını çevirmeye çalıştım. Sanırım Yunanca’dan İngilizce’ye çevrildiği için dili beni biraz zorladı. Anlaşılabilir olduğunu düşünüyorum. Onun ultra konusundaki görüşleri hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Ultra-koşunun terminolojik bir açıklaması aşağıda sunulmuştur.
ULTRA KOŞU NEDİR?
Ultra koşunun gerçekte ne olduğu hakkında yıllardır bir yanlış anlama var, ki bu da kafa karışıklığına ve bazen yanlış yorumlamalara yol açıyor. Aşağıda, ultra koşunun kriterlerini tam anlamıyla karşılayan kategorileri ve ardından bunları karşılamayanları ve gerekçelerini bulabilirsiniz.
Kesin tanımıyla (gerçek) Ultra koşu, rekabetçi, sürekli olan (yarış saatinin aynı ve tüm yarış boyunca durmadığı), uluslararası belirlenmiş kurallar altında resmen yürütülen, hakemlerin tüm etkinliği ve skor gelişimini kontrol ettiği bir spordur. Ayrıca mekanik veya elektronik olarak hareket eden bir alet (koşu bandı gibi) üzerinde değil, pistte veya yolda yere temas ederek gerçekleşir. Buna ek olarak, koşucuların başka herhangi bir yapay araç, yasadışı madde, izin verilmeyen ayakkabı veya tabanlık, elektronik cihazlar veya sporu yöneten kurallara aykırı diğer haksız araçlar tarafından sağlanan metabolik bilgi kullanmasına izin verilmez. Gerçek Ultralar, 24 saatten uzun bir süre boyunca gerçekleşen etkinlikler olarak kabul edilir. Çünkü koşucu, gündüz ve gecenin tüm koşullarıyla yüzleşmek ve devam edebilmek zorundadır. Bunu yaparken koşucular, bu unsurlar, süre ve kas yorgunluğu nedeniyle ortadan kalkacağı için genetik yeteneklerinin ve fiziksel kondisyonlarının ötesinde koşabileceklerini kanıtlamak zorundadırlar.
Ancak, gerçek anlamda bir ultra koşucu, zihinsel dayanıklılığa sahip, sıradan beklentilerin ötesine geçen ve yüksek performanslar sergileyen benzersiz bir kişi olması gerektiğinden, ruhsal yeteneklerinin sonuçları etkin bir biçimde kanıtlanmalıdır: örn: Bir koşucu, birçok mola ve dinlenme nedeniyle, sınırlarını aşmak konusunda yeteri kadar çabalamazsa, bu kötü performansa yol açar ve bu da koşucunun gerçek anlamda bir ultra koşucunun özelliklerine ve tutumuna sahip olmadığı anlamına gelir. Bu nedenle, 24 saat, 48 saat, 6 gün vb. yarışlarının dünya rekorlarınının (erkek, kadın ve yaş grubu koşucuları için farklı) 5 bölü 6’sı ya da en azından %80’i kadar mesafe ve/veya performans yalnızca resmi etkinliklerde gerçekleştirilmelidir. Bu, bu spora gerçekten ait olanların seviyesinde olmanın kanıtı olacak ve dolayısıyla koşucuyu var olanın ötesine geçen statüye taşıyacaktır.
Hal böyleyken, zamana dayalı etkinliklerin bazı örnekleri şunlardır: 24 saat, 48 saat, 72 saat, 6 gün, 10 gün yarışları vb. –elbette 48 saatin üzerindeki yarışlar çok günlük yarışlar olarak adlandırılabilir. Mesafeye göre belirlenen yarışlar açısından da 200 mil, 300 mil, 500 mil, 1000 mil vb. veya km cinsinden benzer mesafeler (400 km, 500 km, 1000 km vb.) sayılabilir, ancak bunun için zamanın kesintisiz olarak (aşamalar halinde değil) tutulması ve aynı zamanda koşucunun belirli mesafeyi kat etmek için makul bir tempo tutturmaya çalışması şarttır.
Yukarıdaki tüm kategorilerde rekorlar, tüm kurallara uyulduğu kontrol edildikten sonra kayıt altına alınır, uluslararası tanınırlık kazanır ve koşucunun ait olduğu yere ve elde ettiği başarıya göre ulusal, kıtasal (ör. Avrupa, Avustralya, Afrika, Asya, Avustralya, Latin Amerika veya Kuzey Amerika) ve dünya rekorları olarak kabul edilebilir (yaş grubu rekorları için de aynı durum geçerlidir).
Kısaca söylemek gerekirse, bir insanı ne ultra koşucu yapar? Bedenin fiziksel sınırlarını aşma ve belirli performansları, etkinliğin süresine göre kriterleri karşılamak için gerekli olan makul bir hızla gerçekleştirme arzusu ve var olanın ötesine geçme felsefesine sahip zihinsel özgünlüğü.
Gerçek ultra olmayan diğer uzun mesafe koşu etkinlikleri
a) 50 km/mil ile 100 km/mil arası ve 6 saat ile 12 saat arası etkinlikler.
Bu etkinlikler elbette maratondan daha uzundur, ancak bu alanda da (ve bunu kabul etmeliyiz) genleri ve antrenman formları sayesinde harika performanslar sergileyen koşucuları gördüğümüz için, yaklaşımları maratona benzerdir ve fiziksel yetenekleri de ergofizyolojik yöntemlerle ölçülebilir, çünkü fiziksel yasalara aittirler ve bunlara uyarlar. Bu nedenle, bu koşucuların metafiziksel özellikleri kanıtlanamaz (ancak gizli olabilir veya bir koşucu “potansiyel Ultra koşucu” olabilir) çünkü genlerinin ve antrenman biçimlerinin ortadan kalkması ve kaybolması için süre yeterince uzun değildir. Dolayısıyla, zihin durumu ve metafiziksel yetenekler kontrolü ele geçiremez ve onlarla devam edemez. 50-100 km/mil koşan bir sporcunun 24 saatten uzun süren yarışlarda ve çok günlük yarışlarda iyi performans göstermesi durumunda bir istisna düşünülmelidir.
Bu nedenle, yukarıdaki yarış kategorisi uzmanlar içindir; bu yüzden bu tür etkinlikler 50 km, 50 mil, 100 km, 100 mil ve 6 saatlik ve 12 saatlik pist veya yol yarışları gibi özel terimlere sahiptir, ancak süre yeterli olmadığından, gerçek anlamda ultra koşu kriterlerini karşılamazlar.
b) Etap koşusu kategorisi.
Bunlar, gün başına belirli bir mesafesi olan çok güne yayılmış rekabetçi yarışlardır (Fransa Turu gibi bisiklet yarışları gibi), ancak bu tür koşu yarışları aynı zamanda özel şartlara sahip yarışlardır (örneğin, 10 etap veya 100 km’lik 10 etap ya da etapların mesafesi değişebilir - 1.gün:120 km, 2.gün:100 km, 3.gün:80 km vb. veya diyelim ki 30 etap, diğer rakiplerle birlikte günde 30 mil koşmak-ancak tek başına değil, çünkü tek başına koşmak resmi bir performans olarak kabul edilemez). Burada kazanan, tüm etaplardaki performanslar dikkate alındığında toplam süresi en hızlı olan koşucudur ve tüm etapları kazanmak gerekli değildir.
Ancak, koşucuların her gece veya günün başka bir saatinde dinlenmek için durmaları ve bir sonraki aşamaya (önceki aşamaların baskısı altında olsa bile) yeniden başlamaları nedeniyle, fiziksel yeterlilik burada da şarttır, ancak kriterleri karşılamak ve daha fazlasını yapabileceklerini kanıtlamak için sürekli koşmazlar-tıpkı uyku yoksunluğunun da dinlenme eksikliğine ek olarak dahil olduğu 24 saatten uzun yarışlarda olduğu gibi. Etap koşucularının performanları esas olarak kondisyona bağlıdır ve bu nedenle fiziksel “yakıt” -kondisyon seviyesi- tükendikten sonra dahi enerji bulabilen gerçek ultra koşucuların özelliklerini taşıdıkları kanıtlanamaz. (Ve burada, hem 24 saatten kısa hem de uzun yarışlarda ve çok günlük yarışlarda iyi performans göstererek gerçek ultra koşucu olduklarını kanıtlayan koşucuların istisnaları geçerlidir) Performanslar yalnızca etap-parkur rekorları (mesafe ve yüzey kalitesi değişmediği sürece) ve her etabı ve/veya tüm yarışı kapsayan kişisel süreler olarak tutulabilir, ancak ulusal, dünya vb. Ultra rekorları olarak tanınamaz.
c) Patikalar.
Patika etkinlikleri, Ultra yarışlarının gerçek anlamını yansıtan kriterleri karşılayamaz ve bu şekilde tanınamazlar, çünkü:
- Tam doğru şekilde ölçülemezler.
- Yüzey ve yükseklik detayları birbirinden farklı olduğu için, aynı mesafedeki (km veya mil) diğer patikalarla -yol yarışlarıyla- karşılaştırılamazlar.
Elbette, veriler sadece parkur rekorları için tutulabilir, ancak bazı parkurlar doğal veya yapay değişikliklere tabi olduğu, zemin iyileştirilebileceği ve/veya değiştirilebileceği için, aynı yarışın önceki yıllardaki parkur kayıtlarıyla karşılaştırılması gerektiğinde bir “soru işareti” oluşabilir.
d) Solo koşular/kendi başımıza koşmak.
Yarışma dışı koşular, tanınma kriterlerini kesinlikle karşılamaz.
Bunlar kesinlikle resmi olmayan koşu etkinlikleridir ve Ultra maratonların en bariz olanları da dahil temel kriterlerini karşılayamazlar. Spor kurumları, bu tür koşuları yarış olarak bile değerlendirmemelidir, çünkü hiçbir onay almaları mümkün değildir. Bunun nedenleri:
- Diğer yarışmacıların olmaması
- Hakem ve görevlilerin olmaması
- Mesafenin tamamlandığına dair kanıtın olmaması (aile/arkadaş/ekip üyelerinin beyanları kabul edilemez)
- Resmi parkur ölçümlerinin, resmi zaman tutucuların olmaması (zamanlar alınsa bile, ciddiye alınamaz)
- Çoğu kişisel girişim/solo koşu, sürekli değildir, küçük parçalara bölünmüştür (etaplara benzer).
- Resmi olmayan ve kişisel bir testtir, yarış değildir.
Genellikle, solo koşuların amacı kişiseldir; örneğin antrenman, bir yerden bir yere seyahat, kişisel hayal, yemin veya tatmin, hayır işi vb. ancak hiçbir şekilde yarış olarak kabul edilmezler.
e) Eğlence koşusu
Ultra maratonların gerçek anlamından yoksun olan en bariz aktivite türlerinden biri olan eğlence koşusu, bazen maraton koşusunun bile gerçek anlamından yoksundur. Ancak bu tür koşu, koşucular şampiyon olmayı veya büyük performanslar sergilemeyi hedeflemedikleri zaman (eğer yapanlar kendilerini tanıyorlarsa ve nereye ait oldukları konusunda bir yanılsamaya kapılmıyorlarsa) en güvenli koşu aktivitesidir. Bu durumda, strese girmezler ve kendilerini sınırlarına kadar zorlamazlar. Rekabetçi bir şekilde koşmadıkları göz önüne alındığında, bu durum iyidir ve çoğunlukla doktorlar ve hekimler tarafından insanların sağlık durumu için tavsiye edilir. Ancak bazen -ve bu zihinsel veya fiziksel hastalıkların başlangıcıdır- diğer sporcular tarafından yanlış motive edilen bu eğlence koşucuları, yukarıdaki yönergeleri izlemez ve rekabetçi hale gelirler. Bu da yanlış tarafa geçmelerine yol açar ve zihin/ruh ve beden için sağlıksız ve tehlikeli bir aktivite haline gelir.
Kişinin koşmanın keyfini çıkarmak ve başka bir spor (örneğin takım sporu, çapraz antrenman veya bayrak yarışı) yaparken koşmak için gerçekleştireceği diğer tüm koşu aktiviteleri, eğlence için veya ciddi olması, kısa veya uzun süreli olması fark etmeksizin,
Ultranın yukarıdaki kriterlerini karşılamamaktadır.
f) Yarış ve/veya antrenman mesafesi biriktirmek.
(Bu kategoriyi bana hatırlatan dünya çapında bir kadın ultra maraton koşucusu olan kişiye teşekkürler.)
Bu tür koşu grubu, yukarıda belirtilen birçok nedenden dolayı kriterleri karşılamaz, ayrıca tam ve sürekli bir etkinlik de değildir. 100 maraton, belli sayıda eğlence koşusu veya herhangi bir sayıda herhangi bir mesafede yarış biriktirenler için bu bir spor değildir ve bu nedenle ultra maraton olarak değerlendirilemez. Ayrıca, örneğin sabah 25 km ve akşam 25 km koşan kişiler, toplam mesafe yükü daha küçük parçalar halinde tamamlandığında, maratondan daha uzun tek bir ultra maraton koşusu veya etkinliği tamamladıklarını iddia etmemelidirler. Başka bir deyişle, haftalık antrenmanlarında 200 km’den fazla mesafe yapan bir maraton koşucusu, ne böyle bir zihniyete sahiptir ne de ultra maraton koşucusu olarak değerlendirilmeyi bekler.
g) Bayrak yarışları.
Aynı şey (ultra koşu olmamak anlamında) maratondan çok daha uzun mesafeleri bir grup koşucu olarak bayrak yarışında (24 saatlik bir yarış gibi) kat edenler için de geçerlidir. Bu tip etkinliklerde her koşucu belirli bir mesafe veya belirli bir süre boyunca koşar ve toplam mesafeleri örneğin 300 km’dir.
Genel bir özdeyiş:
“Potansiyel Ultra-koşucu” olarak değerlendirilebilecek binlerce koşucu var, ancak şu ana kadar bunu kanıtlama fırsatı bulamadılar,
öyle oldukları hala kanıtlanmayı bekliyor.
Son not: Yukarıdaki terminolojiyi pekiştirmek amacıyla, Yiannis Kouros’un açıklamalarından, röportajlarından ve “Sonsuza Dek Koşmak” adlı DVD belgeselinden bazı alıntılar yardımcı olabilir.
Örnekler:
- 24, 48 saat veya 6 gün boyunca koşarken kimse yarışı bedeniyle tamamlamaz, zihniyle tamamlar.
- “Dayanmak” fiziksel bir fiil değil, ruhsal bir fiildir. Dayanmak, direnmek demektir.
- Sabır olmadan, dayanıklılığı asla fethedemezsiniz.
Yiannis Kouros, 2024