Para için her şey mübah değildir..!

Değerli koşucu arkadaşımız, ablamız Sevim Yılmaz; 5 gün önce Ağrı Dağı tırmanışı sırasında kaybolmuştur.

Günlerdir iyi bir haber alabilmek umuduyla bekledik, sabrettik… Ancak gelinen noktada, mevcut şartlar altında umutlarımızın ne yazık ki ciddi şekilde azaldığını üzülerek ifade etmek zorundayım.

Bu tür acı olaylar maalesef daha önce de yaşandı. Ne ilktir ne de son olacaktır. Ancak bu denli ağır ve belirsiz bir durumun, uzun süre sonuç alınamadan devam etmesi oldukça sarsıcı ve düşündürücüdür.

Yaşanan bu hadisenin sorumluluğuna dair değerlendirmeleri ve tur rehberi ile ilgili detaylı bilgileri, sürecin ilerleyen aşamalarında ayrıca paylaşacağım.

Şu an önceliğimiz; tüm gerçeklerin netleşmesi ve yaşanan bu acının en doğru şekilde anlaşılmasıdır.

Sevim için beklemeye devam ediyoruz….:pleading_face::cry:

:pencil: Bu yazı sadece bir uyarı değil, doğrudan bir yüzleşme…

Dağ; romantize edilecek, pazarlanacak ya da “zirve” kelimesine indirgenecek bir yer değildir. Dağ; hatayı affetmeyen, bilgisizliği tolere etmeyen ve egoyu ilk fırsatta cezalandıran bir ortamdır.

Bugün hâlâ; teknik yeterliliği tartışmalı, uluslararası standardı olmayan, kriz yönetimi ve risk analizi konusunda yetersiz yapıların insanları en sert kış koşullarında yüksek irtifaya taşıdığını görmek, kabul edilebilir değil.

Bu işte sorumluluk nettir:

Rehber; sadece yolu gösteren kişi değil, karar verici ve nihai olarak hayatı emanet aldığınız kişidir.

Risk yönetimi; “zirveye gider miyiz?” sorusu değil, “geri dönebilecek miyiz?” sorusuyla başlar.

Ve en kritik kural şudur: Yönetilemeyen riskte faaliyet sonlandırılır. Tartışmasız.

Ama ne yazık ki bugün bazıları için;

Zirve, güvenli dönüşten daha değerli…

İstatistik, insan hayatından daha önemli…

“Başardık” cümlesi, “kaybettik” gerçeğinin önüne geçebiliyor.

İşte asıl kırılma burada başlıyor.

Ağır kış şartlarında, yüksek irtifada, sınırlı oksijen ve agresif hava dinamikleri altında yapılan her karar; teknik bilgi, tecrübe ve uluslararası kabul görmüş standartlar gerektirir. Bu, iyi niyetle telafi edilebilecek bir alan değildir.

Açık konuşmak gerekirse:

Bu seviyede bir faaliyete, standardı belirsiz hiçbir yapı ile gidilmez.

Gidilmemeli.

Çünkü dağda “şans” diye bir şey yoktur.

Hazırlık vardır, disiplin vardır, doğru karar vardır.

Ve unutulmaması gereken en sert gerçek:

Zirve opsiyoneldir.

Dönüş zorunludur.

Bugün hâlâ bunu ayırt edemeyen herkes, sadece kendini değil, yanında götürdüğü hayatları da riske atmaktadır.

Bu yüzden;

Daha fazla sorgulamak, daha fazla öğrenmek ve gerekirse geri dönmeyi bilmek zorundayız.

Çünkü dağ orada kalacak…

Ama biz kalamayabiliriz.

Hayatta kalmak, her şeyden önce gelir…

12 Beğeni

Bildiğim kadarı ile beş kişilik bir gruptan tek başına dönmeye karar vermesi ve buna müsaade edilmesi gerçekten inanılır gibi değil. Aklım almıyor, böyle bir şeye nasıl izin verilir?

5 Beğeni

“22 Mart’ta yurdun en yüksek noktası olan 5 bin 137 rakımlı Ağrı Dağı’nın zirvesine tırmanışa geçen 5 kişilik dağcı grubu arasında yer alan Sevim Yılmaz Hasanova 4 bin 700 rakımda gruptan ayrılarak dönüşe geçmiş, daha sonra kendisinden haber alınamamıştı.”

Böyle bir ibare var haberde. Düşündürücü…

4 Beğeni

Şimdi haberim oldu. Mevzu çok başka yerlere de gidebilir. Ekiptekiler çok iyi sorgulanmalı. Aklı başında hiçbir kadın o kararı öylece almaz. Hakkında daha fazla bilgiye ulaşabileceğimiz yerler var mı? Koşularda falan karşılaştığımız biriydi belki de.

4 Beğeni

Şüpheli durum çok üzücü

2 Beğeni

Çok çok üzüldüm. Detayları bilmeden yorum yapamayacağım, bilsem de yorum yapmayı haddim görmüyorum ama net ilkeleri hatırlamak gerekir. Dağların şakası olmaz. Dağ ile inatlaşılmaz ve ne olursa olsun, en iyi dağcı yaşayan dağcıdır. Her yerde trekking, hiking, tırmanış gibi faaliyetleri hakimiyet olmadan yürüten gruplar görmeye başladık dediğiniz gibi. Bunun önüne nasıl geçilir bilemiyorum.

Diğer 4 kişi inişi sorunsuz gerçekleştirdi gibi bir şey okudum. Ama gruptaki birinin 4700 rakımda faaliyeti sonlandırıp tek başına geri dönmesine nasıl izin verilebilir bunu anlayamıyorum.

4 Beğeni

Sevim akıllı kadındır, ve temkinlidir, orada neler olduğunu düşünemiyorum, canım çok sıkılıyor, bazen nefes alamaz oluyorum, haberi aldığımdan beri çok üzgünüm. Dağda ve su altında dalışta kimse tek başına bırakılamaz, bu kural evrenseldir ve değişmez; hangi koşulda olursa olsun. İkisinde de düşünme ve muhakeme yeteneği azaldığından grupça hareket edilir, yani Sevim neden ve nasıl yalnız bırakılıyor, bu ihmal nasıl kabul edilebilir ben anlamıyorum. Çok çok üzgünüm :disappointed_face: Bana hep dağ ile ilgili tavsiyelerde bulunurdu, her patika koşumda sözlerini aklıma getirirdim ve getirmeye devam edeceğim, bir mucize olsun isterdim ama umudum kalmadı artık.

5 Beğeni

Olası senaryo arkadaşları onun sağlık durumunu kendi kişisel hedeflerine ulaşmaları için engel görüp durumunu umursamadan kendi yollarına devam ettiler. Zaten ondan siz gidin ben hallederim kabilinden bir söz duymuşlarsa canlarına minnet. Beraber yola çıktığınız arkadaşlara her zaman dikkat edin.

6 Beğeni

Değerli arkadaşlar, üyesi bulunduğum dağcılık grubunda bu muhabbetler çok sık dönüyor 2 3 gündür. Arama kurtarma çalışmalarına ara verilmiş maalesef yoğun tipi sebebiyle. Henüz Sevim hanım’a ulaşılabilmiş değil. Ayrıca grup içerisinde ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Söylenen ilk ifadeye göre Sevim Hanım dönmek istemiş ekipteki diğer arkadaşları da Zirve yolculuğuna devam etmiş. Sevim Hanım kamp alanına inmeye çalışırken yolu kaybetmiş ve kamp alanına ulaşamamış. Tamamen söylenteden ibaret ama; Sevim Hanım kendi başına inmekte ısrar etmiş. Ne olursa olsun tek başına bırakılmamalıydı. Ya yanına orayı iyi bilen bir kişi verilmeliydi veya ekip tamamen dönmeliydi. İlk 24 saat çok önemliydi maalesef kendisine ulaşılamadı. Sanırım en kötü senaryoda cehennem deresi dediğimiz bölgeye inmiş olup orada yolunu kaybetmiş olabilir veya başına bir iş gelmiş olabilir. Hala umudumuzu tam yitirmedik diliyorum ki güzel bir haber alırız. Şu süreçte bir kar mağarasına sığınmışsa hayatta kalma ihtimali çok yüksek. Ve öyle zannediyorum ki yoğun tipide başka hiçbir seçeneği yok. GPS kullanmadan kamp alanına inmesi mümkün değildi.

3 Beğeni

Dağcılıkta para işlerini bilmiyorum ama zirve heves ve hırslarını az çok tahmin ediyorum, başlık para ile ilgili ama konunun para olduğuna emin miyiz gerçekten? Bu yine bir “ben xx kere zirve yaptım” söylemi ile ilgili olabilir mi diye düşünüyorum. Gerçi “ben süper bir dağ rehberiyim xx kere zirve yaptırabiliyorum” söylemi de ticari alt yapılı değilse nedir, yine kendimle çeliştim, yine olay paraya döndü.

2 Beğeni