Olympus Marathon 2026 / Olympus Ultra

Selamlar herkese. Yine güzel bir yurt dışı yarışı hakkında bilgi vermek, daha önce katılmış olanlar varsa tecrübelerinden faydalanmak için geldim.

Olympus Marathon, Yunanistan’daki Olympus Dağında (mitolojide Tanrılar Dağı diye geçiyor) düzenlenen bir skyrunning yarışı, aynı zamanda Skyrunner Dünya Serisi parkurlarından biri.

Katılmayı düşündüğüm 44K parkuru Dion Antik Kentinden başlayıp Antik Yunan’da Zeus’a ulaşmak için kullanılan tarihi patikaları takip ederek Litochoro’da sona eriyor.

Resmi sitesinde gpx kaydına göre 44.01 km uzunluğunda, 3128 metre yükseklik kazanımına sahip ve ulaşılan en yüksek rakım 2742 metre.

Itra 2025 sonuçlarına göre yarışın “dağ seviyesi” 12 üzerinden 11, yani aşırı teknik.

Bu yıl 26-28 Haziranda gerçekleştirilecek ve 44K parkurunun şu anki fiyatı 60 euro.

Birlikte gitmeyi planladığım seyahat arkadaşım en kısa parkurda eğlenmek için koşmak istedi ve onun fiyatı (5 km) sadece 10 euro.

Bu yarışa daha önce katılmış olan var mıdır? Ulaşım, konaklama ve organizasyon hakkındaki tecrübelerini paylaşırsa çok sevinirim.

(Edit, internette Pirin’den sonra Olympus için de Umut hocamın raporunu buldum, tekrardan teşekkürler :slightly_smiling_face:)

11 Beğeni

Selam, ben 2023’te 44K’ya kayıt yaptırmıştım fakat vizem yetişmediği için gidememiştim. O zamanki araştırmalarımı hatırladığım kadarıyla yazayım.

Ben arabayla gitmeyi planlamıştım, o yüzden toplu taşıma nasıldır bilemiyorum. En yakın şehir Selanik olduğu için önce oraya uğrayıp, oradan otobüsle Litochoro’ya geçiliyordur tahminimce.

Konaklama için en rahat yer yarış merkezi Litochoro. AirBnB’ler ve oteller mevcut fakat yer sorunu olursa ve altınızda araba da varsa sahil tarafında da (Plaka) konaklayabilirsiniz.

Parkur aslında diğer dağ yarışlarına göre fazla teknik değil ama zor. Uzun çıkış (bizdeki Tahtalı’nın az daha zoru), biraz yüksek irtifa etkisi ve uzun iniş şeklinde bölebiliriz rotayı. Çoğunluğu single-track patika. Yorucu olacağı kesin ama patikalarına Akdeniz’den aşinayız, yabancılık çekmezsiniz bence.

Şimdiden güzel koşular, iyi eğlenceler. Gidemediğim için ukte kalmıştı içimde. Tecrübelerinizi duymayı merakla bekliyorum.

6 Beğeni

Çok teşekkürler, yarış raporumu büyük bir memnuniyetle yazacağım. Umarım böyle güzel parkurlarda bir gün karşılaşırız.

4 Beğeni

Yarışa kaydolurken kafamda daha iyi bir süre hedefi vardı ancak geçen ayların sakatlıklar ile geçmesi sebebiyle çok koşamamıştım. Yarıştan iki hafta önce bir zirve yapıp ağrı hissetmediğim için iyi olduğuma ve yarışa gitmeye karar verdim, en kötü bırakırım ya da DNF olurum diye kendimi zorlamayacağımı kabullenerek gitmiştim.

Yarış alanına (Litochoro) cuma akşamı araba ile gittim. Etraf çok canlıydı. Uzun süre standlarda dolaştım, ürün fiyatları da çok uygundu. Litochoro’da akşam yemeğimi yedikten sonra da oteli tuttuğum ve yarışın başlangıç noktası olan Dion’a geldim. Kaldığım otel starttan 5 dakika yürüme mesafesindeydi ve yarış rotasının tam üzerindeydi. Yunanistan’a yarıştan tam bir hafta önce geldiğim için hava durumuna güvenemiştim ve yanıma en kötü koşul için gerekebilecek her şeyi almıştım. Çantamı toplarken hava durumuna baktığımda hala kafamda net bir plan çizememiştim. Deniz seviyesine yakın olan start ve finish çok sıcak, yarışın tam ortasında, tam öğle vakti bulunacağımız 2700 rakım 8 derece ama rüzgarlı olacaktı. Rüzgarlık giyip koşarsam yine sorun yoktu ama ya koşamazsam? 2700 rakımda CP’den ve insanlardan uzak bir yerde tendonuma giren ağrı ile kırvanırsam ne yapacaktım? Yarışın zorunlu malzemesi sadece 0.5 su şişesiydi diye hatırlıyorum. Hatta sağlık raporu da istemiyor, böyle ciddi bir yarışa gerçekten sağlıklı değilseniz kendiniz gelmeyin yazıyordu. Gerekli malzemeler için de zorunlu malzeme yok ama burası sonuçta bir dağ, sonraki CP’ye gidebilecek şekilde yarı-otonom olun yazıyordu. Ben de en sonunda kararımı verdim, dağcılıkta yaptığım zirve çantası gibi bir çanta yapacaktım ve en güvenli şekilde koşacaktım.
Yarışa üzerimde tişört - şort ile başlayacaktım ve çantama her rakım farkı için rüzgarlık, hardshell, base layer, eldiven ve buff koyacaktım. Ormandan çıkıp alpin araziye girdiğimizde rüzgarlığa geçecek, en yüksek irtifada CP’de hareketsiz ve soğuk beklerken hardshelli giyecektim. Base layer ise tamamen kendimi garantiye almak içindi ve giymeyi planlamıyordum.
Bunun dışında bandajım, acil durum battaniyem ve buz spreyim vardı.
Beslenme olarak ise yanıma 45 dakikada bir içeceğim jel, sadece başlangıçta 0.5 su ile karıştıracağım karbonhidrat da içeren elektrolit, bir adet Clif bar ve bir adet jelibon aldım. Cpler çok zengindi ve Cplerde jel, karpuz, cips, tuz, bisküvi, tahin helvası, haşlanmış patates vardı. Limon yoktu ama sanırım. Cplerdeki gönüllüler çok yardım ettiler, hepsiyle uzun uzun sohbet muhabbet de ettim, birisiyle Türkiye’deki dağları bile konuştuk.


Yarış 06.05’te Dion’dan başladı. Önümüzdeki ilk 6 km asfaltta gittikten sonra ormana gireceğimiz single track gelecekti. Bacağımın durumu nasıl bilmediğim için asfalttaki bu koşuya çok yavaş başladım. Garmin de hemen -12 kondisyon puanı vererek beni ödüllendirdi :slight_smile: Durumun böyle olduğunu biliyordum şaşırmadım. Yavaş gittiğim için single trackte en sonlarda kaldım ve mecburen yavaş yavaş tırmanmaya başladım. Bu arada bu single trackte baton kullanmak yasak, daha sonra orman yoluna girdiğimizde izin veriliyor. Başlangıç tatlı bir ormandan başlıyor ve uzun süre böyle devam ediyor. Gittiğimiz yollar hep tek patikadan oluştuğu için mi bilmiyorum işaretleme çok azdı. Sürekli saatime bakarak yolu takip ettim. İlk cpden sonra orta gruptan çok geride kalmıştım, önümdeki birkaç kişiyi daha geçtikten sonra arkamdaki sadece 5 6 kişiyi görüyordum, muhtemelen daha geride olanlar cutoffa yetişememiştir. Hava çok sıcaktı ama ormanın içi yeterince gölge olduğu için bir nebze rahatlatıyordu. Yaklaşık 2200 rakıma kadar her yarışta olduğundan farklı bir durum yoktu. 2200 civarına geldiğimde (en azından ben böyle hatırlıyorum, buraya yakın olan cpden hemen sonraydı) artık orman azalmaya başladı ve en sonunda tamamen rüzgarla karşı karşıya kaldık.

Tişörtüm artık çok terli olduğu için rüzgar beni üşütüyordu. Yarış öncesi planım tişörtün üstüne rüzgarlık giymekti, rüzgarlık iyi nefes aldığı için tişört içeride kuruyacaktı. Ama o an tişörtün beni rüzgarlıkla dahil üşüteceğini fark ettim, ıslak tişörtü çıkarttım, sadece çıplak tenimin üzerine rüzgarlığımı giydim. Artık rüzgarı da hissetmiyordum, her şey planladığım şekilde gidiyordu. 2476 rakıma geldiğimizde burada bir su istasyonu daha vardı. Yarıştan sonra baktığımda burada Κορυφή Σκούρτα zirvesi olduğunu öğrendim. Zeus’un tahtı için önümde son 3 km kalmıştı. Bu noktadan sonra yarışın en teknik zeminine gelmiştik.

Burası rahat ve koşulabilir bir noktaydı. Dağ evindeki cpye gelene kadar yanımdakilerle sohbet ederek 2693 rakımdaki cpye kadar koştuk. Bu bölümde buzlanma başlamıştı. (Çantamı yazarken kesin bir şeyleri atladım demiştim, şimdi hatırladım :slightly_smiling_face:. Facebooktan bölgedeki yerel dağcılık kulüplerini takip ediyorum ve bu yüzden burada boyumu aşan buz tabakası olduğunu görmüştüm. Organizasyon yolu açacağını söylediği halde kendimi garantiye almak için çantama microspikes de koymuştum.)

Yarış öncesi yapılan çalışma:

Yarış anı:

Microspikes kullanmama gerek kalmadı ve sadece batonlarımı kullanarak burayı da çok rahat geçtim.

2693’teki CP gerçekten soğuktu, görevliler ve gönüllüler kaz tüyü montları ile bekliyordu. Benim de planım burada üşemeden oyalanıp biraz dinlenmekti. Hardshelli ve eldivenlerimi burada giydim. Böylece hareketsiz beklediğim bu anda da sert rüzgar yemekten kurtuldum ve üşümedim.

Buradan sonra iniş başladı. Yavaş ve kontrollü bir şekilde iniyordum. O esnada karşıdan gelen iki dağcıya yol vermek için durdum ve çarşak kaymaya başladı. Gerçekten tehlikeli bir durum oluşturabilecek bir çarşak vardı ve burada dikkat edilmesi gerekiyor. Burayı da kazasız belasız atlattıktan sonra arkamdan başka bir koşucu geldi, cutoff yaklaşıyor diyerek yol istedi. Daha önce hiç bu kadar yavaş koşmadığım için hiçbir zaman cutoff saatine bakmamıştım. Ben de biraz hızlandım aşağıya doğru inmeye başladık. Ormana geri döndüğümüzde yarışın en zor kısmı başlamış olabilir :grinning_face: Yol resmen merdiven gibiydi, 20 km koşup 3000 metre tırmandıktan sonra merdiven inmeye çalışmak ne büyük işkenceydi. Keşke inmek yerine birkaç bin metre daha tırmansak diyordum. Bu arada hava da ısınmaya başlamıştı. Tişörtü geri giyerek oyalanmak istemiyordum. Rüzgarlığın fermuarını her birkaç yüz metrede yavaş yavaş aşağıya indiriyordum ve en sonunda tamamen açtım. Son cutoff noktasına geldiğimde sürenin 22 dakika önündeydim. Son 15 km ve 2 saatim vardı, belki biraz daha fazla. Merdivenler yüzünden çok yorulmuştum ve biraz dinlenmek istiyordum. Cpde yemek yiyerek oyalanırken yaşlı bir adam yanıma geldi ve artık git finishe yetişemeyeceksin dedi. Ben yemek yemeye devam ediyordum. Kalan sürenin yeterli olduğunu düşünüyordum. Adam gitmediğimi görünce bu sefer Türkçe “git git” diye bağırmaya başladı. Bir bildiği varmış… Kalan mesafe hiç de saatte gördüğüm gibi değildi ve hızlı gidemiyordum. Bir noktada (acaba tam rotada değil miydim) rotaya kayalardan tırmanarak devam ettim. Saat durmadan ilerliyor ama mesafe bir türlü azalmıyordu (hiç kaybolmadım sadece bu bölüm yavaş). Artık rakım da azalmış ve nem bunaltmaya başlamıştı, tamamen soyunarak devam ettim. Artık son cp, jungledan çıkıp patikaya dönmüştük ama 3 km için sadece 24 dakikam kalmıştı. Koşamadığım ya da yanlış yola girdiğim an her şeyin biteceğinin farkındaydım. Saatimden bir rotaya, bir paceime bakıyorum. Bir hata yaptığım an DNF olacağım ve yarışı “bitiremeden”, “madalya bile alamadan” eve döneceğim. Son km, artık şehrin içindeyiz. Tempom iyi, asfalttayız. Yine de bir gerginlik var üzerimde. Artık son sokağı da döndüm ve yolun sonunda Litochoro Parkı gözüküyor. Şu an yazarken aynı duyguları tekrar yaşıyorum, tarif edilemez bir his. 44,5 km ve +3300 m bitiyor, Olympus Maratonu bitiyor. 12 saat cutoffu olan yarışı 11:54 ile tamamlamıştım. Yarış boyunca ettiğim küfürler, çektiğim acılar… her şey bitmişti artık. Finish çizgisinden geçtiğim an madalyamı boynuma taktılar ve bir elime suyumu bir elime biramı verdiler. Bu saatten sonra dünyada benden mutlu kimse yoktu. Acaba sakatlığı yenebildim mi stresiyle başlayan, acaba madalya alabilecek miyim stresiyle biten yarıştan geriye bir şey kalmamıştı. Burada iyice oturup soluklandım, artık daha fazla koşturmama gerek yoktu :slight_smile: Ben en sonlarda olduğum için mi, yoksa sınırsız mıydı bilmiyorum ama soğuk bira ve soğuk su istendikçe tekrar veriliyordu.

Buradan sonra finisher yemeğimi yemeye gittim. Tavuk şiş, sanırım dana şiş, domuz sosis ve ekmek vardı. 6000 kalori yaktığım halde o durumda iştah kalmamıştı, tabiki zorla yemekleri bitirdim.

Bu arada yarış öncesi makarna partisi de olmuştu. Yarış tişörtü ise kalitesiyle benim hayatımda gördüğüm en kaliteli tişört oldu.
Yarışta 3 fotoğrafçı gördüm ama kritik noktalardaydı ve çektikleri toplam 62 fotoğrafla hayatımın en güzel yarış fotoğraflarını çektiler.

Son olarak yarış boyunca etrafta sürekli sağlık ekibi vardı ve bu konuda da benden tam puan aldılar.

Sonuca gelirsek, nasıl geçti önerir miyim… Ben hayatımda bu kadar iyi bir yarış görmedim. Ama bu kadar yıpratıcı bir yarış da görmedim. Türkiye’de kıyaslayabileceğim bir örneği var mı bilmiyorum. Hem mental hem fiziki olarak gerçekten çok zorlayıcıydı. Belki biraz ara veririm ama gelecek yıllarda burada olmayı kesinlikle isterim.


16 Beğeni