Monterosa Skyrace 2026

Merhaba. Yazma ve anlatma motivasyonumu tetikleyen bir yarış olunca detaylıca yazmayı severim. 13.06.2026 da koştuğum Monterosa Skyrace bu yarışlardan biri oldu.

İtalya’ nın İsviçre sınırına yakın dağ kasabası Alagna Valsessia’ da ilk kez 1993 yılında Skymarathon formatı yapılmış. Avrupanın en yüksek dağ kulübesi olan 4.554 mt deki Margherita kulübesine çıkıp geri inmek üzerine bir rotası var ve 35 km sürüyor. 2 kişilik takımlar halinde, belli kısımlarda halat ile emniyete alınarak yarışmak gerekiyor. Bu yıl tek kişilik rekabet edilebilen versiyonu 25 km Skyrace formatı düzenlendi. Bireysel katılabilmek ve yarışın teknik kısımlarının fazlalığı beni cezbetti ve aylar öncesinde kayıt oluşturdum. Kayıt olurken bu tarz bir yarışa katılabilir olduğunuzu ispatlayan bir cv isteniyor sizden. Organizasyon inceleyip kaydınızı onaylıyor veya iptal edebiliyor.

Parkur Alagna Valsesia şehir merkezinden başlayarak, teleferik istasyonu olan Indren İstasyonuna ilerliyor. İkisi arasında bir cp noktası var. Indren e gelmeden bir noktada kar örtüsü nedenli mikrokramponları ve kaskınızı takmanız zorunlu. Dönerken de bu noktada çıkarabiliyorsunuz. En son noktada Rifugio Gnifetti 3.647 mt ye ulaşıp geri dönüyorsunuz.

Yarış öncesi zorunlu toplantı ile bütün versiyonlar için rota bilgilendirmesi yapılıyor. Örneğin rüzgar durumu, 0 derece kaç mt de, 4.554 mt de sıcaklığın -10 derece olduğu söyleniyor. Yarışın olacağı gün özellikle Skymarathon parkurunda 70-80 km/h rüzgar maruziyetinin yüksek rakımda olabileceği uyarısında bulunuluyor. Su sebepten yarış esnasında uzun parkurda rota kısaltıldığını sonradan öğreniyoruz. Skyrace parkuru ise bir değişiklik olmadan tamamlanıyor.

Böyle bir yarışta taşımanız gereken malzemeler bir miktar fazla. Mikrokrampon, kask, uygun su geçirmez yagmurluk, uzun katmanlar özellikle çok önemli. Vadi tabanı gündüz 30 dereceleri görse de, yükseldikçe ısı değişimi çok fazla oluyor. Yükseklerde maruz kalacağınız rüzgarlar ve kar örtüsü, bu malzemelerin önemini bir kez daha size hatırlatıyor. Tırmanış kemeri ve via ferrata kiti ise yarışın teknik yapısından dolayı zorunlu. Tehlikeli ip geçişlerinde kendinizi bunlarla emniyete almanız bekleniyor. Bunun handikapı tırmanış kemeri ile koşmak oluyor, başta tuhaf gelse de zamanla alışıyorsunuz.

Yarış kitinden bir göğüs numarası, bir çantaya takmanız gereken çip, bir de sizi anlık takip eden arama kurtarma durumunda ekipleri yönlendirecek bir bant çıkıyor. Bant çok önemseniyor ve yarış öncesi mutlak kontrol ettirmeniz bekleniyor. Bu bölgelerde bu tür yarışlarda tecrübe ettiğim şey, arama kurtarma ekiplerinin ve lojistik imkanlarının çok zengin oluşudur. Teleferik alt yapısı bir çok noktaya erişimi kolay hale getirse de, teleferiğin bittiği noktadan sonraki kulübelere helikopter ile erişimleri var. Malzeme tedariği ve arama kurtarma durumları muhtemelen bu şekilde ilerliyor. Yarış sırasında gördüğüm ise dağın çok aktif oluşu. Yarış harici yüzlerce kişi, trekking yapıyor, kayak kayıyor, zirveye ilerliyor. İnsanlar tırmanış veya kayak için son istasyona teleferikle ulaşıp haftasonu etkinliği yapıp iniyorlar. Biz vadiden uzun yolu seçenleriz :slight_smile:

Sabah 07.15 de Skyrace start aldı. Kaskı sırt çantamın baton taşıma kısmına iliştirdim. Plan mikrokrampon, kask, via ferrata kitini, kar tozluğunu, bunların gerekeceği yerde tek seferde değiştirmekti. Hava nispeten serin olsa da start sonrası dik tırmanışlarla orman içinde epey terletmeye başladı. Sürekli yüksek eğimlerle başlayan bir parkur olduğundan baton desteği ile koş yürü yaparak ilerliyordum. Diğer yarışmacıların hepsi de baton açmış ilerliyordu. Bir kısmı muhtemelen kayak disiplininden geliyordu, batonları tek parçaydı. İlk istasyona kadar mümkün olduğunca kişiyi yokuşlarda geçmeye çalışarak ilerledim. 5-6.km ler arası istasyonda sıvı takviyesi ile devam ettim. Kar geçişleri bu vadi gibi kısımda başlamıştı. Az miktarda olsalar da, derinliğin görünmediği yerlerde dize kadar gömülme izleri olduğundan pek koşmaya izin vermiyordu. Bir süre sonra dik kayalık tırmanışlar başladı. Ardından bir görevlinin yanına kar birikintilerinin yoğun olduğu kısımda, krampon - kask- tozluk - via ferrata kitini çıkarıp taktık. Mikrokrampon sonrası insan kendini süpermen gibi hissetmiyor değil. Karda tutuş ciddi miktarda artıyor. Bu özgüven ile eğimler izin verdikçe hızlanıp koşmaya başladım. Indren istasyonuna geldiğimde ciddi kalabalık coşkulu bir karşılama ile karşılaştım. Teleferik istasyonu olması burayı metrobüs aktarma durağına çevirmişti. Kayak takımlı insanlar, tırmanış yapan dağcılar, herkes bir yana gidiyordu. Sıvıları tazeleyip devam ettim. Kar bu kısımlarda donuk, ciddi bir tırmanış vardı.

Kar kısmı bittiğinde kayalık bir patikada teknik tırmanış başladı. Burda via ferrata için sabit ip ile bir rota oluşturulmuştu. Dağ görevlileri via ferrata uyarısı yapıyor ve kontrol ediyordu. Bir yandan tırmanıp bir yandan kendimi emniyete alıyordum. Bu kısım biraz uzunca sürdükten sonra yine karda uzun bir tırmanış beni bekliyordu. 3.647 mt deki Gnifetti kulübesini uzaktan görür hale gelmişti, fakat buraya doğrudan çıkamıyordum, rota arkasında dolaştırıp yine bir via ferrata tırmanışı yaptırtıyordu. Ardından merdivenler ile kulübeye ulaşıp U dönüşü yaparak rotaya geri bağlandım. Karda iniş çoğunlukla koşarak geçti. Zaman zaman kaymalar düşmeler olmadı değil :slight_smile:

Indren istasyonunu geçtikten sonra iniş malesef çok dik hale geldi ve karla kaplıydı. Burda hızlı çözüm oturup kaymaktı :slight_smile: Kulağa eğlenceli gelse de ilk denemede korkutucu biçimde hızlandım, tam kayalara yaklaşmışken durmayı başardım 2. ve 3. denemelerde biraz durmak için fazla çabalarken yara bere alarak inebildim. Böylece 200- 300 mt irtifayı hızlıca kaybetmeyi başardım. Mikrokrampon çıkarma bölgesinde hemen çıkarmayıp biraz daha karlı kısımları inmeyi tercih ettim. Sonrası vadi gibi kısımda durup çıkardım ve koşmaya başladım. Patikalar başladı ve koşa koşa olabildiğince hızlı inleme çalıştım.

Ben vadi tabanına indikçe sıcaklık iyice yükseldi. Sıcaklık yükseldikçe ben daha da hızlanmaya ve sonlara yaklaştığımı hissetmeye başladım.

Ve sonunda 05.38.41 sürece finishe gelmeyi başardım.

Bitişte içecek ve atıştırma noktası vardı. Gölgede oturup toparlandım. Görevliler gelip çipleri aldı. Böylece dağdan indiğinizden emin oluyorlardı. Şayet biri dönmemiş ve dağda ise arama kurtarma çipler ile yer tespit edilip hemen başlayabiliyordu. Bu yıl öyle bir durum olmadı.

Finish alanının 100 metre ilerisinde bitiren yemeği alanı vardı. Buraya gidip ücretsiz yemek aldım. Organizasyon, planlama, destek her şey düşünülmüş ve kusursuzdu.

Ödül töreninde beni etkileyen şey ise, 1993 te yapıldığında ilk edisyonunu bitiren yarışmacılardan bir ekibin 1 gün önce Skymaraton parkurunu tamamlamak üzere yola çıkıp aynı noktada aynı fotoğraf pozlarını yaklaşık 30 yıl sonra vermeleri oldu. Onlar öncüydü. Yaklaşık 30 yıl geçmesine ve yaşlarına rağmen rotayı tamamlamışlardı. Organizasyon onları tebrik etmeyi ihmal etmedi.

Başka bir dünya, başka bir yaşam biçimi gibi görünse de, 1-2 yıl önce ben de youtube videolarında görüp izlediğim bir yarıştı. Katılım için biraz bu tarz yarışlar ve teknik konularla haşır neşir olmanız gerekse de hiçbiri imkansız değil.

Nice yarışlar anlatabilmem dileğiyle…

36 Beğeni

Ayağınıza ve harika rapor için de elinize sağlık hocam, çok tebrikler. Zorunlu malzemede frenli bir kızak da fena olmazmış:)

5 Beğeni

Tebrikler, ayrıca çok güzel ve faydalı bir paylaşım olmuş.

5 Beğeni

Samet tebrikler :clap::clap:.Harika bir deneyim,çok da güzel yazıp anlatmışsın :fire::fire:.

5 Beğeni