Mısır nişastasının karbonhidrat değeri çok iyi geldi bana şeker yok hemde gece gece aklıma takıldı nişastadan karbonhidrat jeli olarak internette arattığımda birşey bulamadım tek bulduğum vitargo ürününün ham maddesinin nişasta olduğuydu çok az servis sunuyordu ve çok pahalıydı bende evde yapmaya karar verdim işe yararmı acaba nişastanın emilimi falan nasıl oluyor piyasada satılan jellerden farkı olurmu uzunlardan önce tüketilirmi. Kafama çok takılmıştı konu açayım dedim
İlginç bir konu ve yaklaşım olmuş, gördüm şimdi benim de ilgimi çekti açıkçası ve biraz araştırdım.
Bu enerji jellerinde çok kullanılan malzemelerden birinin maltodekstrin denen karbonhidrat olduğunu gördüm. O da aslında nişasta bazlı, yani nişastadan üretilen bir karbonhidrat.
Maltodekstrin anladığıma göre insanlarda hızlıca sindirilebilen ve kolayca enerjiye dönüştürülebilen bir madde. Nişastaya baktığım da ise hem böyle bir kolay sindirim bilgisiyle karşılaşmadım hem de genel olarak sindirimin zor olabildiğine yönelik birkaç bilgi okudum.
Hatta daha spesifik olmak gerekirse pişirilmediği durumlarda genel olarak ancak kalın bağırsakta emiliminin gerçekleştiğini okudum, bu da oldukça yavaş/geç bir emilime işaret ediyor. Yani enerji jeli olarak kullanılacaksa da öncesinde pişirilmesi gerekiyor gibi duruyor. Tabii nasıl bir işlem gerekir pişirme anlamında onu tahmin edemiyorum.
Enerji jellerinde de nişastanın direkt pek kullanılmayıp önce maltodekstrin üretip onun kullanılması bence biraz nişastanın enerji jeli olarak kullanılmasının zor olduğunu gösteriyor gibi. + bu sindirilme mevzusu da işin içine girince ben emin değilim başarılı olacağından. Bu arada bu konuda pek bir tecrübem olmadığını söylemek isterim, yani dediklerim yanlış da olabilir. Boş bir zamanımda biraz daha araştırma yapabilirim belki
Maltodekstrini bende araştırdım siz dedikten sonra nişastayı maltodekstrine evde biz pişirerek yapamıyormuşuz farklı malzemeler gerekliymis onu ayırmak için bende normal nişastayı meyve suyuyla karıştırıp pişirmiştim belki pişirince emilimi daha iyi olmuş olabilir denemeden bilemeyiz bugün kullancam antrenmanda.
Maratoncular 10-15 yıl öncesine dek jelsiz koşuyorlardı. Şimdi jel kullanmadan koşana tuhaf gözle bakılıyor. Yıllarca 21k’yı hurma ile tamamladım. Maraton koşan arkadaşlarım jelsiz maraton olmaz dedikleri için sonunda ben de aldım (Maurten jel-maalesef burada satılmıyor ve pahalı). 31k denememde 2 hurma ve 1 jel almıştım ama farkını pek anlayamadım. Valencia maratonunda hala kaç hurma, kaç jel alacağıma karar veremiyorum. Sanırım 2 jelli bir uzun deneme sonrası belli olacak.
Yunanistan’daki Marathon kasabasında minik bir müze var, belki gezdiniz. Buradaki koşu giysilerini, özellikle o basit ayakkabıları gördükten sonra, bu işin milyar dolarlık bir endüstriye dönüşme ironisini anlamakta zorlanıyorum.
Böyle yeniyi yeren, eskiyi öven söylemler çok beğeni topluyor, aksini söyleyenler pek sevilmiyor ama ben yine de bir kaç şey söyleyeceğim.
ilk jel 1987 de ortaya çıktı. 1990’ların başından itibaren yaygınlaşmaya başladı. Yani en az 30 yıldır dünyada yaygın bir şekilde kullanılıyor. Kaldı ki jeller başka dünyadan gelmiş bir şey değil. Jellerin ana maddesi tüm meyvelerde ve mısırda bolca bulunan früktoz ve maltodextrin gibi şeyler. Meyvelerden tek farkı; meyvelerdeki liflerin jellerde olmayışı. Zaten yarış esnasında lif alımı pek işe yarayacak bir şey değil.
At arabası müzesini gezince şimdi ki arabalara bakıp araç endüstrisi ne hale geldi diye hayıflanmak ile bu bakış açısının bir farkı yok. 200 sene önce insanlar arabaları sevmedikleri için beygirler ile geziyor değillerdi. Ellerinde o vardı ve onu kullanıyorlardı. 100 sene önceki insanlara bugünkü imkanlar sunulduğu halde onlar basitliği tercih edip o ekipmanları ve yöntemleri kullandılar gibi bir hava yaratmaya gerek yok. Onların o günün en iyi şeylerini kullanmaya çalıştılar. Bizde bugünün en iyi imkanlarını kullanıyoruz. Olay bundan ibaret. Yoksa onlar basitliği seviyordu ama biz sevmiyoruz durumu yok.
100 sene önceki maraton dünya rekoru 2:29, Bu sene Berlin maratonunda bu süreyi geçen koşucu sayısı 255.
Demek istediğim şey; ayakkabılardaki gelişim, yarış sırasındaki beslenme yöntemlerindeki gelişim, antrenman yöntemlerindeki gelişim ve bunun gibi unsurlar sayesinde bugünkü seviyemizdeyiz.
Yoksa öyle basit ayakkabılar her yerde satılıyor. FLO’dan gayet ucuza o müzedeki ayakkabı gibi basit bir ayakkabı ile maraton koşabilirsiniz. Yanınıza muz, portakal gibi gıdalar alıp hiç jel almadan o maratonu koşabilirsiniz. Hiç kimse niye böyle yapıyorsunuz diye engel olmaz.
Yani demek istediğim şey; ortada ironi falan yok. Daha iyi sonuçlara ulaşmak istiyoruz ve bizi daha iyi sonuçlara ulaştıran şeyleri alıyoruz. Olay bundan ibaret. Özgür irademiz ile hareket ediyoruz.
Not: Bir uyanış yaşamak isteyip milyar dolarlık endüstrinin ağından kurtulmak isteyenler için FLO’dan bir koşu ayakkabısı tavsiyesini alta bırakıyorum.
Maltodekstrin ve dekstroz kullanınca sindirim hazımsızlığı ve barsak rahatsızlığı yaşıyorum.
5 yada 40 gram fark etmiyor ve faydası zararından az oluyor .
Üretimleri amino asitlerden daha basit ve masum görünse de kötü kalitede bir BCAA dan daha fazla barsak şikayeti yaşıyorum.
Sıkıntının ne olduğunun çözemedim, maltodekstrin pH değerleri mı yüksek mide asidi mi bozuyor yada maltodekstrin alınca safralar fazla mı salınıyor bilmiyorum. Alternatif olarak pekmez yada sıkılmış üzüm hurma tercih ediyorum.


