Likya yolu ultra maratonu 2021

Likya yolu ultra maratonu 57km yarış raporu

2015 yılı iş değiştirmiş artık kendime daha fazla zaman ayırabiliyordum. Aklımda hep likya yolunu yürümek ve ona uygun yol arkadaşları seçmek vardı. Bir türlü kısmet olmadı ve o zamanlar koşu da hayatımda yoktu.

Yıllar geçti ve 6 sene sonra likya maratonu artık beni bekliyordu. Aslına bakarsanız iznik ultradan sonra ne zihnen ne de bedenen hazırdım bu yarışa. Hatta birkaç kere katılmamayı ya da parkur değişikliği hep kafamdaydı. Ne idman düzgün yapabildim ne de iznik sonrası vücudumun verdiği tepkilere alışabildim.:slightly_smiling_face:

Eşimle bir hafta öncesinden kaş tatili planlayıp yarış öncesi tekirovaya geçme planı yaptık. Kaşa ilk geldiğimiz gün koşu çantası olarak hazırladığım valizimi adanada evde unuttuğumu farkettim. Evet artık bu bir işaret olmalıydı dedim. Birkaç haftadır bunun gibi sebepler hem zihnen hem de bedenen yarışa hazır olmadığım sinyallerini veriyordu.:unamused: sonrasında hemen ailemi arayıp durumu anlatıp, çantanın içindekileri azaltarak göndermelerini istedim.

Yarış haftası 3 adet 5km lik kısa koşular yaptım kaş yarımadasında. Bir türlü zihnen hazır olamıyordum. Sağ ayağımda stres kırığı tarzında bir ağrıda 2 haftadır ben burdayım diye sinyal veriyordu. Yani ilk defa bir yarışa bu kadar isteksiz ve motive olamamış halde girecektim. Perşembe günü otelde bu sene koşulan utmb videolarında biraz gezineyim dedim, motivasyon sağlasın diye:)

Biraz işe yaradığını söyleyebilirim.

Koşu çantam da gelmişti bu arada. İçinden dizlik, çorabım ve gözlüğüm çıkmayınca amaan zaten bu yarış benim için başlamadan bitmişti kafasına yeniden girdim. Artık olanlarla bir şekilde bu yarışı tamamlamaktı niyetim. Kapadokya yarışı öncesi antreman olarak görüyordum.

Cuma günü geldi çattı ve kaştan ayrılarak yarışın finishi olan ve bizi servislerle karaöz mevkiine bırkacak servislerin kalkacağı yer olan tekirovaya vardık. Yarış kitimi teslim aldım ve teknik toplantıyı internetten yayınlayacaklar mı diye sorduğumda evet cevabını alınca konaklayacağımız yere geçtik. Ne yazık ki akşam bağlantı sebepleri ile yayınlanmadı ve bu duruma çok sinirlendim. (Sanırım hala yarışa katılma isteksizliğimin de tam gaz devam etmesinden) Gece 4.30 da servis noktasında olmalıydık ve kısa bir uykuyla yerimi aldım. Dün gece yayınlanmayan teknik toplantı hakkında da oradaki yetkiliye ciddi bir çıkış yaptım. Sonradan sağolsun ayak üstü kısa bir teknik toplantı yaptı bana özel:)

Servislere bindik ve yola çıktık start alanına ulaşmak için ve 1 saat süren yolculuğun sonunda vardık.

Hava beklediğimden çok soğuktu, uzun kollu üst kıyafetimde adanada kaldığı için ayaklarımdaki tozlukları çıkarıp kolluk görevi için giyindim:) Dediğim gibi bu yarış benim için bir türlü olmamıştı.

Bütün bu hislerle yarış başlamış oldu.

Orta sıralarda yerimi aldım ve biraz beklediğimden hızlı bir tempoda yarışta ilerliyordum. Şafak yavaş yavaş sökmeye başlıyor ve gelidonya fenerine yaklaşıyordum. Morelim gün doğumu ile birlikte artmaya başlıyor parkurdan keyif almaya başlamıştım. Gelidonya sonrası çıkışla birlikte birkaç arkadaşı geride bırakıyorum. Hedefsiz olmanın verdiği rahatlıkla fıtı fıtı ilerliyorum. Derken teknik iniş başlıyor, manzara enfes ve en sevdiğim parkur tipi!! artık iniş takımlarını açıp hafiften kanatlanıyorum. Koştukça yüzüm gülüyor bir taraftanda tek tek insanları geçmeye başlıyorum. Erciyes yarışında da farkettiğim teknik parkurlardaki iniş hızım burada da tam gaz devam ediyor. Bu gazla ilerlerken artık bir hedef koyup ilk 10 da bitirsem fena olmaz diyorum.

Derken çaaaat diye sağ ayağım L şeklinde basarak burkuyorum. Uvvvvvv diye bir haykırışla hemen yürümeye geçiyorum. Lanet olsun diyorum, tam da keyif almaya başlamıştım. Ne var biraz daha idare etseydi.

Spor geçmişimde çok ayağımı burktuğum için umarım hızlı bir şekilde geçer diye bekliyorum somurtarak iniş sırasında. Aklıma kilian jornet in hafta içi ayak bileği üzerinde zıpladığı video geliyor ve gülümsüyorum. Neyseki bir 15-20 dk çok dikkat ettikten sonra hafiften iyileşmeye başladı bilek. O sırada 3 koşucu yeniden beni geçmişti. Yeniden iniş takımlarını açıp hızlanmaya başlıyorum adrasana doğru ilerlerken. Beni geçen arkadaşları geride bırakıp ilerlemeye devam. Biraz sonra birkaç kişi görüyorum yamaçta. Ne yazık ki bir koşucu çok fena düşmüş yüzü kan içinde ve bir an afallıyorum nasıl olur diye :confused: sanırım takılıp yüz üstü düşmüş. Sarmışlardı kafasını, bir iki koşucu da başındaydı. Bir ihtiyaçları olup olmadığını soruyorum. Teşekkür ediyor ve ileride ara noktaya haber vermemi istediler. (Kendileri de ulaşmış ama benim de iletmemi söylediler) Oradan birkaç koşucu ile beraber inişe devam ederken onları geride bırakarak tek başıma ilerlemeye devam ettim. Jandarmaları gördüm yaralı koşucuyu ve yerini tarif ettim. Suyumu doldurup adrasan ara noktasına hızlı bir şekilde girip, beslenip yola devam ediyordum. Bu arada son geçtiğim koşucu 8 veya 9. Olduğumuzu söyledi. İçimden iyi dedim bu şekilde devam. Adrasandan hemen sonra korkulu musa dağı çıkışı bizi bekliyordu, ve hemen bir kayboluş (birincisi) başladı:) miss gibi nehir kenarında aşağıda gitmek varken dağa erken tırmanmaya başladım. Önümde iki rus koşucu da kaybolmuşlardı. Sonra saate bakarak 300-400 metre sonra bağlanabileceğimizi söyledim. Neyseki bağlantı gerçekleşti ve çıkış başladı. Orada Onur diye bir koşucu arkadaşı yakaladık. Uzun bir süre beraber devam ettik. İki rus arkamızda kalmıştı artık. Sonrasında tek başıma ilerlemeye devam ettim geride bırakarak arkadaşa. İlk defa bu noktada yaa acaba kaçıncıyım? Kaç kişi geçtim? İlk beşte olabilir miyim? Düşüncelere dalmaya başladım:) derken olimposa doğru teknik iniş başlamış oldu. Daha öncede dediğim gibi teknik inişler benim kalemimdi. İniş takımlarını açtım ve 2 kişiyi de bu ara noktada geçmiş oldum. Derken ikinci kayboluş ve yolu baya uzatarak olimposa ulaşıyorum. Biraz moralim bozuluyor arkasına bir de kumsal geçişi başlayınca sıcakla beraber, yeniden lanet okumaya başlıyorum. Bu noktada çok yıprandığımı hissediyorum ve çıralı ara noktasına giriyorum. Kaçıncı olduğumu sormak istiyorum içimden aman boşver zaten iyi bir sırada olsam bana söylerlerdi diyorum. Hızlıca beslenip son 20 km yolculuğuma başlıyorum. Yeniden teknik parkurlarda bir iniş bir çıkış, sağ tarafımız muhteşem akdeniz, sol yanımız yeşil. Hızımı koruyarak ilerliyorum ve istasyon karşıda, kumsalın sonunda beliriyor. Ara noktaya ilerlerken ingiliz bir aile alkışlıyor beni görünce kumsalda. Sonra adam hangi km de yarıştığımı soruyor, ben de 57 olduğumu söyledikten sonra, ooo you are second dedi. Ben anlam veremedim. Sanırım beni 100 koşanlarla karıştırdı yada nerden bilecek bu kumsalda gezen adam bizim kategorinin durumunu dedim:)

5 dk sonra ara noktaya girdiğimde 57km lerin ikincisi geldi dedi adam yüksek sesleee.

Tüyleer dikeeeeeeeen!!

Abi ne diyorsun dedim, ben kendimi 7-8 falan sanıyordum. İkincisin, birinci de 10dk ileride dedi. Haydaaa diyerek ara noktadan ayrıldım. Ara ara gözlerim doldu hem şaşkınlık hem sinirlerim boşalmıştı. Aklımın ucundan geçmeyecek bir yarışta ikinci pozisyondayım ve kendimi çok iyi hissediyordum. Artık aklımda tek hedef vardı kürsüyü korumak ve sağlıklı bir şekilde bitirmekti. Son istasyondan çıkarken artık kalan km lerin geniş patikalarda geçileceğini öğrenmiştim. Bunu duymak güzeldi ama benim sevdiğim teknik parkurların bitişi arkadaki koşular için avantaj olabilecekti:)

Kafamda nasıl olur ya, ikinci miyim? Acaba önümdeki aksilik yaşar da birinci olur muyum? Soruları kafamda.

Ama hızımı arttırmak kafamdan bile geçmiyor, bu yarışı kazanacaksam öndeki hata yaparsa devreye girecektim. Yoksa bu sıra da benim için gayet yeterliydi:)

Bu düşüncelerle son 11 km kala geçmiş olduğum Onur isimli koşucu beni yakalıyor. Haydi dostum ikincisin dedi ben de ikinciydim dedim sen gelene kadar:) o da gülümseyerek olur mu bu işi beraber bitireceğiz dedi. Ben de elimden geldiğince ayak uydurmaya çalışacağım ama benim için artık yokuş yürü iniş koş zamanları başladığını söyledim. Arkadakilerin çok geride olduğunu söyleyince içimden iyi ya sanırım 3.lüğü korurum diye düşünmeye başladım. Son ara noktaya da beraber girdik. Artık önümüzde 6km kalmış ve ben iyi durumdayım. Yine de yokuş yukarı yürüyorum, arkadaş koşarak çıkmaya başlayınca beni çağırıyor ama ona devam etmesini söylüyorum ve gözden kayboluyor ikincilik son 3km kala:)

Tabii keyfim süper bu duruma rağmen, artık tekirova görünüyor, kabim pır pır. Asfalt yola çıkıyor bir anda rota. Biraz hızlanıyorum. Güzel bir iniş başlıyor ve karşımda lyum 1km finish yazısı beliriyor. Hemen gözlerim doluyor, yine bir sinir boşalması ufak çaplı:) ve arkasına finish beliriyor. Hiç beklentim olmadan geldiğim yarışı genel klasman 3.sü olarak geçiyorum. Hemen buz dolu kova içerisinden süngeri alarak her yerimi ıslatıyorum. Aklım hala almıyor olanları ve sıralamamı. Eşime tahmini bitirme saatimi vermiştim ona dediğimden çok önce gelince beni karşılayamıyor o da. Telefonda ee erken gelmişsin dedi, evet ya hiç sorma 3. oldum ben de beklemiyordum dedim.

İşte bu şekilde ilk kürsümü yapmış oluyorum.

Beslenme konusuna gelirsek wup, koska helva ve yer fıstığıyla beslendim.

Ayakkabı olarak pegasus trail 1 vardı bence parkura göre koruması az kaldı. Bir çok defa çaaat çuut diye tırnakları yedim:)

Tabii salomon sense pro ların İznik’te bana yaşattıklarından sonra hiç sıkıntı etmedim bu durumu.

Organizasyondan çok memnun kaldım. İki konuda şikayetim oldu. Birincisi netten yayınlanmayan teknik toplantı. Diğeri de makarnayı yemek fişiyle dağıtıyor olmaları. (Sanırım ekonomik krizin etkileri. Makarna bile fişle yenir oldu bazı yarışlarda. Hoş yemedim zaten ama üzücü bir durum.)

Bir koşu hikayesi de benim için böyle son buldu arkadaşlar.

Herkese keyif dolu koşular ve okumalar dilerim. Çok iyi olmayan dil bilgisi bilgim umarım gözlerinizi kanatmamıştır. :slight_smile:

18 Beğeni

Tebrik ederim ve geçmiş olsun!

Ayrıca çok akıcı yazmışsınız, sizinle koşuyor gibi hissettim, elinize sağlık.

Nice kürsülere!

2 Beğeni

Teşekkür ederim. Dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım sadece.
Her koşucunun emeklerinin karşılığını alması dileğiyle :slightly_smiling_face:

4 Beğeni

Sadık Taşkın’ın konuk yazarlığında;

Keyifli okumalar.
Ürgüp’te dostlarla görüşmek üzere.

5 Beğeni

tebrikler, gözümde kürsü canlandı, ne güzel bir duygu, birşey merak ediyorum hiç trail yarışına katılmadım, kaybolmalar nedne oluyor, gpx dosyası yüklemiş miydiniz? saat ile takip etmek mümkün olmuyor mu?

1 Beğeni

Teşekkür ederim :slight_smile:
Rotayı attım ama yarış heyecanı, o sırada yaşınılan yorgunluk ve en önemlisi arazinin yapısı. Çok sık ormanlık alanlar ve küçük değişken patikaların yoğun olduğu kısımlarda yaşanabiliyor. Özellikle patika yollardan çaat diye ormanlık alanlara giriş kısımlarında. Tabii hızınızda biraz yüksek olursa ister istemez kaçırabiliyorsunuz. Zaten saat yardımı ile yeniden girebildim rotaya. Bazen de beraber koşu sırasında yan yana geldiğimiz koşucu arkadaşlarla önleyebildik kaybolmaları. Bunlar benim genelde yaşadığım durumlar. Kişiden kişiye değişiyordur, kaybolma hikayeleri. :slight_smile:

1 Beğeni

bilgi için teşekkür ederim. aklınıza ayrıntı geldikçe bu başlığı editlerseniz mutlu oluruz. bu sene lyum 20k için kayıt yaptırmıştım ancak sağlık sorunları nedeni ile katılamadım, parkurla ilgili her tür anınızı severek okuyacağızdır :slight_smile:
aslında bu tarz yarışlar için daha evinizden başlayan hazırlık süreçlerini anlatmanız (antreman değil) bizler için çok faydalı olur. eğer vaktiniz olursa tabi. bir sonraki yarışta görüşmek dileğiye :raised_back_of_hand:

1 Beğeni