Kayıt ücretlerinin belirlenmesi

Başarılı bir yarış organizasyonu nasıl olmalı?

İyi işaretlenmiş güzel bir parkur, gerektiğinde müdahale edebilecek sağlık ekibinin varlığı, check pointlerdeki yeterli besin olması, güzel bir anı madalyası, zamanların sağlıklı şekilde ölçülmesi, belki tişört. Eminim unuttuğum başka unsurlar da vardır. Kişisel olarak en basit hali bu şekilde sıralayabilirim.

Bu unsurların her birinin ayrı bir maliyeti olduğu kesin. Hatta federasyona yatırılan katılım parası ya da sigortalar, hakemlik ücreti gibi bilmediğim başka maliyetler de vardır. İzinler, yasal zorunluluklar birçok zahmet ve riski olduğu açık.

Her geçen gün kayıt ücretleri artıyor. Ciddi rakamlar isteniyor. Gözüktüğü kadar pahalı da olmayabilir. Belki kar oranları çok düşüktür. Bunu organizasyon yapan, yarış düzenleyenler belki burada yazar. Ama kayıt ücretleri 2021 için ciddi boyutlara ulaşıyor gibi. Pandemi nedeniyle iptal edilen yarışların zararları da belki maliyetlere ekleniyordur.

En son açılan yarış Salomon Cappadocia’da Medium Trail parkurunu ele alırsak, kayıt ücreti 490 tl / 550 tl. Organizasyon kesinlikle çok değerli. Çok güzel iş yapıyorlar. Yarışı tamamlanırsa geçen senelerde olduğu gibi poların verileceğini varsayarak, ücret makul bile kabul edilebilir.

Ama bu yarışa her sene katılan koşucuların polar ya da tişört ihtiyacı olmayabilir. Diğer yarışlar için de geçerli. Belki da yanlış düşünüyorum, yurtdışında yarışlara göre ücretlendirme daha uygun ve verilen hizmet kalitesi daha iyi olabilir.

Ortada bir emek var. Saygı duyuyorum. Ama yarışların 500 tl ve üstü olacağını varsayarsak katılımcıları biraz yorabilir. Sadece Kapadokya için söz etmiyorum. Her yarış için geçerli. Fiyatlar arttıkça insanlar daha seçici olacaktır.

Bu nedenle bazı tercihlerin katılımcılara bırakılabilinir. Her yarışta tişört talebi olmayabilir. Birden fazla katılınılan yarışlarda, bazı katılımcılar için çip ve numara yeterli olabilir. Farklı opsiyonlar sunulabilinir. Check pointler açık büfe yerine asgari ama yeterli tutulabilinir.

Benim açımdan, katılım ücretlerinin 500 tl sınırlarında olması yıl içinde katıldığım yarışların sayısının azalmasına neden olacaktır. En sevimsizi, kit olmadan yarışanların sayısı artacaktır.

Sağlıklı ve bol yarışlı günler dilerim.

14 Beğeni

Guzel tespitler. Her sey olsun, gereginden fazlasi olsun, su da verilsin o da sunulsun isteyenler icin bazi seyler opsiyonel olmali kesinlikle. Bu yurt disinda yapiliyor. Tisort, canta ve hatta madalya bile tercihli olarak sunuluyor. Kayit sirasinda bunlari secerek ilerleyebiliyorsunuz. Ben mesela kullanmayacagim malzeme yerine bana ek bir fiyatla sunulacak cayma hakki satin almak isterim. Yani 300 tl degil de 325 tl odeyeyim ama son haftaya kadar iptal edebileyim ve 300 tl ucreti geri alabileyim.

8 Beğeni

Ayrıca, aynı yarışmaya her sene katılan koşucular için de, kayıt ücretlerinden indirim yapılabilir, sadık müşteri kategorisinden :slight_smile:

5 Beğeni

Aslinda @caner @ALPER @PolatDede @atilulas gibi arkadaslar aramizda. Onlar isin diger tarafindan nasil goruyolar/dusunuyorlar acaba? Bu tur opsiyonlar koymak hem onlarin maliyetlerini artirabilir hem de sureclerini karmasiklastirabilir. Denemis olanlar bile olabilir.

3 Beğeni

Başka bir başlıkta yine benzer bir konu tartışılmıştı, yazmıştım oraya da. Tekrar olacak,
yine de ekleyeyim. Burada mesele ne verileceği ya da verilmeyeceği değil, koşucular hep "ne aldım"a bakmakta, bu bakış açısı değişmeyince sonuç o yarış o bedel etmez oluyor… halbuki bazı yarışlar var ki o eşsiz deneyim için aynı yarışa tekrar tekrar gitmemizi sağlıyor. Buna en iyi örnek Geyik Koşuları. Kayıt ücreti içinde tshirt yok, opsiyonel, o parkur hep orada, işaretli, git koş, ama Geyik Koşuları’nda koşmak bambaşka bir deneyim olunca kayıt ücreti tartışma dışında kalıyor… en azından benim için böyle…

İznik UM, 5 kez üst üste ultra mesafelerde koşan koşucularını ayrı özel çini bir plaketle ödüllendiriyor, onurlandırıyor…

Cappadocia UT, 5 yılda, 5 kez üst üste gelene kayıt ödülü verdi. Bunlar zaten var olan bildiğim uygulamalar…

Günümüz şartlarında organizatörlerin işi artık daha da zor, ek maliyetler, çok büyük zamlar, kur farkları,… ama kayıt ücretlerinde artış olmasın beklentileri… Diğer taraftan her madalya, tshirt büyük israf. 1 tshirt için kaç litre su tüketiliyordu? Nasıl olacak?

Sevgiler,

4 Beğeni

Bundan benim haberim olmadı.2015’den itibaren bütün yarışlarda vardım :thinking:

3 Beğeni

Ben de 5 sene katıldım ama bundan haberim olmadı :slight_smile:
Ayrıca konaklama konusunda da yardımcı olma ihtimalleri olabilir mi acaba. (eğer kayıt ücretinde bir indirim yapamıyorlarsa) :thinking:

2 Beğeni

Belki belli bir mesafeyi koşanlaradır, ben karşılamadığım için sorgulamadım hiç :slight_smile:
@artan

1 Beğeni

Yakın tarihte bizzat bu işi organize edenlerden duyduğum rakamlar beni şok etti. Tahmin et diye sorsalar en fazla dörtte birini söylerdim, aradaki makas o kadar açık yani. Ben de birçok şey opsiyonel olsun isterdim: madalya, tshirt, çanta… Bana bir yarış numarası versin yeter ama Kapadokya’da bizzat tanık oldum kısa parkuru 6 küsür saatte koşup bana niye madalya yok deyip üstüne polar isteyen bir koşucu arkadaşımız vardı. Şuur konusunda da makas çok açık. Her konuda bir ortasını bulmak icap edecek.

5 Beğeni

2015 hariç Kapadokya’da her sene start alanın yanındaki caminin bahçesine çadır kurup kaldım.Yarış zamanı boyunca ne yazık ki biz yarışçıların o kadar tuhaf isteklerine şahit oldum ki anlatsam bitmez.Hak etmediği halde polar,madalya isteyen,1polar ve madalyayla yetinmeyip 2nci ,3ncüyü isteyen,sülalesiyle yarışa gelip yemek kuponu isteyen ve daha neler neler :zipper_mouth_face:

4 Beğeni

Ben de “organizatörler neyi değiştirsin” demenin yanında “biz neyi değiştirebiliriz” deme taraftarıyım.

Benim yurt dışında deneyimim %90 böyle olsa da, bizde tişört opsiyonel olunca, yarışın çok ticarileştiği yönünde yorumlar gelecek.

Kırılması gereken kültür boyutu. Yazılı yorumlarla “Madalya çok kötüydü, Cpler zayıftı” yazana “sodasız cp mi olur” gibi garip destekleyici cevaplar vermektense, beklentilerin bu kadar yüksek olmamasının gerektiğini, tatile değil yarışa geldiğimizi, organizatörlerin herkesin damağına uygun cp hazırlayamayacağını anlatmak, bu bakış açısını yaygınlaştırmak gerekir.

Benim genel deneyimim:
-Tişörtün, bandananın ek ücretli olduğu yarışlar çoğunlukta. Birkaç kere tişört verilene denk geldim. Bazıları zaten uluslar arası ve pahalıydı (istria, Mozart gibi )
Tişörttense ücretsiz bandana yahut bant daha yaygın.
Bitirme madalyası almadığım yarışların sayısını bile bilmiyorum.
Kürsüde kupa yerine sertifika aldığım da oldu.
Makarna partisine hiç denk gelmedim.
Makarna genelde bitirdikten sonra veriliyor ve her katılımcı kuponla alıyor. Sınırsız değil.

Bunları anlatmak gerek

11 Beğeni

Farklı bir bakış açısı getirmek için soruyorum. Binlerce kişinin katıldığı bir çok kolu olan bir organizasyonda katılımcıların isteklerini takip edip ona göre opsiyonlu kit hazırlayan ve sanıyorum oldukça manuel işler yapacak olan bir ekip daha kurmak da ilave bir maliyet olmaz mı? Standartlaşma maliyet düşüren veya bu tip durumlarda memnuniyeti arttıran bir faaliyet gibi geliyor bana.

İşin sonunda CP’de neden soda yok diye soran insan daha kit dağıtımında 3 kuruş para verdi diye ben tişört istemiştim diyerek sıkıntı yaratmaz mı? Uğraşılacak daha fazla dert yaratır gibi…

Diğer bir taraftan maliyeti bu kadar arttıracak şekilde bir yarışta polar verilmesin çok anlamsız buluyorum. Koşmaya gelen insana polar satılıyor. Tişört ve madalya da gereksiz maliyet gibi. Belki bir boyunluk/bandana hatıra olması için verilebilir ayrıca çok daha kullanışlı.

Bir şeyler verilmesi gerekiyorsa, böyle bir beklenti var ise, uzun mesafelere outdoor temel güvenlik malzemelerinden biri verilebilir. (Termal battaniye, pusulalı düdük, küçük bir ilk yardım çantası, çok hafif naylon yağmurluk, ledli yanıp sönen bir küçük flaş/el feneri vs vs) Bunların hepsi çok çok ucuz şeyler aynı zamanda hiç beklenmeyen bir durumda büyük fayda sağlayabilirler.

1 Beğeni

Bugüne değin bitirdiğim yarışlarla ilgili olarak unutamadığım ve benim için en değerli olan şey ne bitirme madalyaları ne yelekler-polarlar ne partiler; Kapadokya Ultra’nın bitişinde gecenin 2 sinde yarışmacıları bil-fiil bekleyen Sertan Girgin’in uzattığı bir şişe buz gibi biraydı.Keşke yarışlar bu kadar ticarileşmeseydi.O yarı amatör ruhu özlüyorum.

5 Beğeni

Bu işin 2 ana bacağı var. Organizatörler ve katılımcılar.

  1. Organizatörler, vaadettikleri yarışlarda sunacakları hizmetleri olabildiğince detaylı şekilde planlayıp bunları en net şekilde önceden ifade edebilmelidir. Kaynaklarını, bütçelerini, yapabileceklerini bilip yapacaklarını buna göre taahüt edebilmeli, diğer konuları da katılımcılara samimiyetle anlatabilmeli, aktarabilmeli. Yarışlara tek tip koşucu katılmıyor. Çok hırslı, çok obsesif ve planlı, hedefleri için gelen veya sadece goygoyuna veya o bölgeyi gezmeye gelen, sadece doğada olmak isteyen vs birçok tip koşucu olabilir. Organizasyonun bütün katılımcılarına sunabileceği şeyleri çok net belirtmesi gerekir veya hedeflediği katılımcı grubunu belirleyip ona göre bir manifesto ve sunacağı hizmetleri açıklaması iyi olabilir.

Sunulacak şeyler kolay veya zor bir parkur, kritik noktalarda güvenlik, katılımcı tshirti, sadece finisher’a özel tshirt, bandana, süreye tabi madalya, cp’lerde özel yemekler, soda, portakal, enerji jeli veya kendine yeterli yarış, startta-finişte saatli veya saatsiz servis, finishte yemek vs. birçok şey olabilir. Sunulacak hizmetlere göre de katılım fiyatı belirlenir, isteyen katılır isteyen katılmaz. Ama taahüt ettiğini sunacaksın, sunamayacağını da taahüt etmeyeceksin. (Cpde su sadece bardakta diyip misal pette de vermeyeceksin. Kurala uyan koşucuya da saygı)

  1. Katılımcılar, girmeyi düşündükleri yarışların manifestolarını, sundukları hizmetleri önceden inceleyip kabul edip ona göre katılmalı. Her yarışta bu var, burada nasıl olmaz, saçmalık, böyle parkur mu olur, kaç saat bekledik finişte demeye hakkımız yok, eğer öyle bir şeyin sözü verilmediyse. Yarış öncesi tabii ki organizatöre öneriler her zaman yapılır ama tercihlerine de saygı duyulur. Sonuçta sorumluluk onlarda. Bilinçsiz eleştiri yapan arkadaşları da uyarmak hepimizin görevidir.

Organizasyon yapmak büyük emek, sorumluluktur, birçok risk içerir. Herkes yapamaz, vaadettiğini hakkıyla yapamacayak olan da yapmamalıdır. Ama “vaadetiğini” en iyi şekilde yapmaya çalışan, hatalarını kabul edip kendini geliştirmeye devam eden bütün organizasyonlara bu küçük camia olarak sürekli ve özellikle destek vermemiz gerektiğini düşünüyorum çünkü iyi işler yapan arkadaşları bir gün kaybedersek her şeye sıfırdan başlayıp onca tecrübe ve zamanı da boş yere kaybedebiliriz.

Yani diyorum ki kayıt ücretlerinden ziyade benim için öncelikli olan iç güzelliği :slight_smile:

10 Beğeni

Bazı yarışların fiyatlarını görünce gerçekten de “yok artık daha neler” diyip isyan ettiğim oluyor ancak günün sonunda organizasyonlar böyle oluşumlar, şartları kendi oluşturur, her şeyi kendi yapar ve der ki fiyatım bu. katılmak istersen gel istemiyorsan gelme.

Bu noktada biz koşucular olarak organizasyonlardan 3 şey beklemeliyiz;

  1. Katılım ücretlerini kartel mantığı ile fahiş fiyat yapmamaları
  2. Organizasyonun önceden belirttiği veya vadettiği şeylerin dışına çıkmaması (Ör: CP’ye su yazdıysa ve sonuncu yarışçıya bile kusura bakma su kalmadı denmemesi. Bir yarışta madalya veremediler finisherlara :slight_smile: düşünün bir yarışı koşuyorsunuz finish noktasında diyorlar ki kusura bakma dostum madalya kalmadı)
  3. Daha dinamik bir ücret/koşul yapısına geçmeleri. @spinodal’ın da dediği gibi tshirt vermesin, iadeli kayıt ücreti belirlesin vs. gibi.

Ben sosyoloji yüksek lisansı olan biri olarak size ücret politikası şaştığında durum nerelere gelir bir örnek vermek istiyorum.

Futbol 1980i yıllardan 2010’lu yıllara kadar çok ateşli taraftarlar ve taraftar grupları tarafından takip edilen bir spordu. Beşiktaş’ta Çarşı, Galatasaray’da Ultraslan, Fenerbahçe’de Unifeb gibi oluşumlar bu tarihlerde ortaya çıktılar. Bu gruplar çok cüzi bir miktarla (yıllar içinde artsa bile) maçların hemen hepsine gider, çok ciddi tezahürat eşliğinde takımlarını destekler ve yeni gelen nesle de bu ateşi aktarırlardı. Ne zamanki yeni stadyumlar yapıldı, her taraftara numaralı koltuk verildi ve bilet fiyatları o ateşli taraftarların ödeme gücünü aşan seviyelere geldi, o zaman işte o insanların yerini bu fiyatları verebilen insanlar aldı. Dolayısıyla klüpler taraftarlarını artık taraftar olarak değil müşteri olarak görmeye başladı. Tabi müşteri ne ister? Parasının karşılığını almak ister ve gönül bağı da bu karşılık seviyesi ile ters orantılı olarak düşer. Artık bu tarz ateşli taraftarları görmek zor veya sayısı çok az.
Eğer organizasyonlar da koşucuları gerçekten koşucu olarak görmekten vazgeçer ve müşteri olarak gördüğünü kayıt ücretleri ile belli ederse orada işin rengi değişir, insanlar artık “emek, gönüllüler organizasyon zorlukları vs.” gibi etmenleri göz ardı edip parasının karşılığını ister.

The Barkley Marathon’u biliyorsunuzdur. Lazarus Lake yarış ücreti olarak sadece $1,60 belirlediğinde aslında konuyu özetliyor. Diyor ki: “Yarıştaki aksaklıklarla ilgili kimseden şikayet duymak istemediğim için bu kadar ucuz yaptım”.
Umarım anlatmak istediğimi anlatabilmişimdir :slight_smile:

Sağlıklı günler

10 Beğeni

Kâr amacı gütmeyen, tamamen doğa ve sportif amaçlarla gerçekleştirilen bir organizasyonda gönüllü olarak yer aldığım için organizatörler açısından yarışları görmeyi biraz tecrübe etme şansım oldu. Organizatör ya da bu işlerden para kazanan biri olmadığımı belirtmek isterim. Ülkemizdeki ekonomik şartların ve TL’nın durumuna baktığımızda organizasyonların emeğinin karşılığı bir kâr elde ettiğini düşünmüyorum. Doğrudan A ya da B yarışı üzerinden örnek vermek belki doğru olmaz ama pahalı olarak gördüğümüz yarışların aslında mevcut şartlarda fahiş olmadığını düşünüyorum. Özellikle organizasyon yarış çevresinin yerel firması değilse, git-gel, nakliye, ulaşım vs. gibi yol kaynaklı giderler varsa para kazanmaları bence çok zor.

  • Tişört bence de gereksiz bir ekonomik yük (iki tarafa da)
  • Bu tişörtler genellikle kullandığımız popüler markalar kadar kaliteli olmadığı için pek kullanılmıyor. Şahsen kışın üst katman olarak kullandığım bir kaç yarış tişörtü dışında kalanını hiç kullanmıyorum.
  • Tişörtün ücretli olması da çok uygulanabilir değil. Tedarik süreci de dikkate alındığında talebi karşılamak için organizatörlerin bu sefer de stok yapma zorunluluğu ortaya çıkar. Ya da yarış kayıtları ve tişört talepleri en az 1 ay önceden kapanması gerekir.
  • Madalyadan ise şahsen vazgeçmek istemem.
11 Beğeni

Merhaba,
Foruma çok ay girmemişim, bu başlığın dün başlayıp bugün bitirebildim.
Yazışmalar konuyu biraz farklı bir yere taşımış ki bir çok değerli paylaşım ile gelişmiş demek daha doğru.
Başarılı bir organizasyon, doğru organizasyon, sürdürülebilir organizasyon, memnun edici organizasyon… Birbirine yakın ama farklı kavramlar. Hepsi birden olmak imkansız değil, ama zor, hatta Türkiye’de çok zor.
Bunlardan önce, asgari yeterlilikte bir organizasyon kavramı olmalı. 2004’ten beri vergi vererek yarış organizasyonları yapan bir ekip olarak öncelikle bu yeterlilikten ödün vermeyen ( adil, kabul edilebilir güvenlikte, risklere müdahale planı-imkanı belli ölçüde olan, vaatlerini yazılı duyuran ve uygulayan, vaat etmediklerinden beklenti olabilecekleri ‘bunlar yok’ diyerek duyuran, eksik ve hatalarından öğrenen) organizasyon yapmaya çalışıyoruz.
Yarış organizasyonu dışında, kurumsal etkinlik organizasyonu işleri de yaptığımız için çok hızlı bir şekilde %100 memnuniyet sağlamanın çok zor olduğunu öğrendim. Yukarıdaki 16 girdide bile tişört ve madalya konularında çok farklı beklentileri olan arkadaşlarımız var, bu da normal.
Bu sebeple her yarışımızın kendi marka konsepti, değerleri ve manifestosunu oluşturup, buna kıymet veren koşucuları çekmeye, memnun etmeye inanıyorum.
Bunları yaparken, merkezde yarış deneyimi olması gerektiğini düşünüyorum. Sinemaya film izlemeye gidersiniz, patlamış mısır ve gazlı içecek içmeye değil. Konsere müzik dinlemeye gidersiniz, kafa çekmeye değil. Koşu yarışı da goy goy veya sınırlarını zorlayan bir tempoda parkur ve koşu deneyimi ( start, parkur, finiş, vb çok daha karmaşık ama konudan uzaklaşmayayım.) Ön partisi, tişörtü, madalyası, son partisi, konseri, bedava ulaşımı, ucuz otel… bunlar elbette deneyimi iyileştirir, anısı ve sedası hoştur ancak sportif deneyim (hatta bazen ölçüm) kötü iken bir yarışın iyi olmasını sağlar mı?
Bu konu çok boyutlu, Türkiye’de ekonomik, hediyesi bol, insanları öncesi sonrası eğlendiren etkinlikler daha fazla ilgi görüyor gibi gözlemliyorum. Bunların arasından az sayıda yarış sıyrılabiliyor.
Bir organizasyonun görünen yükü, buzdağının su üstündeki kısmı gibi. Maliyetleri de pek anlaşılmıyor. Benim 3-4 sene önce İznik Ultra için fiyat belirlerken aldığım referans iyi bir markanın üst model yeni sezon patika ayakkabısı etiket fiyatına göre oranı korumaktı.
Sonuçta malzemedeki enflasyon , organizasyon masraflarındaki enflasyona paralel. Markete gittiğimizde hissettiğimiz artışların yarış ücretlerine yansıması bana doğal geliyor. 2019dan 2021e yansımadığını da düşünüyorum.

Opsiyonel satışlar; bunu Geyik Koşuları’nda 2018’den beri yapıyoruz. O sene 4 yarış vardı, ilk kayıtta ücretsiz, sonrakilerde ücretli idi. 2019 ve 2018de, yarış ücreti + tişört ücreti şeklinde kayıt açtık. Kaliteli kumaş, iyi üretici, güzel tasarım yaptık. Kimisi sevmedi, kimisi öfkelendi. Ortalama her 3 koşucudan 1i satın aldı. Geyik Koşuları’nda bu hep devam edecek. Çünkü her şeyden önce gereksiz dünya kaynağı (ham maddesini) tüketime sokmak istemiyoruz. Diğer yarışlarımıza da taşımayı ben şahsen istiyorum. Başka kalemlere de yayılabilir.
Türkiye buna hazır mı? bence değil. @spinodal ve @Aysen 'in yazdığı mütevazi yurt dışı yarışlarını ülkemizde yaptığınızda ‘para verdik madalya vermedi’ diye varıştaki görevliyi tartaklayan çıkar. Sonuçta daha geçen ay ‘yaş grubuna madalya değil kupa verin, yoksa o tarihte başka yarışa gideriz’ diye tehdit aldık… (vermiyeceğiz dedik, ki esasında kupamsı bir şey düşünüyoruz, ama o zihniyetin enerjisini yarış alanında hissetmesek daha iyi.)
Bir nevi adak, yarış organizasyonunda 20. yılımızı görürsek, zaman ölçmeyi bile opsiyonel sunduğumuz bir yarış organize etmek isterim. Koşu süremi ve derecemi ertesi gün hatırlamaya çabalamadığım bir çok yarışım var. Süremi hatırlamıyorum ama manzarayı, çektiğim acıyı hatırlıyorum. O süreye varmak değil, oraya yol almak önemliydi. Demek ki başkası düzenlese ben müşteri olabilirim:)

22 Beğeni