Jonathan Edwards - 18.29 (1995)

Geçen hafta BBC’de Jonathan Edwards’ın üç adım atlama dünya rekoru hakkında bir makale gözüme çarptı. Edwards’ın tam 30 yıl önce, 1995’de Göteborg’daki Dünya Şampiyonası’nda kırdığı bu rekor bizim yaşlardakilerin iyi bildiği rekorlardan biri. O yıllarda uzun atlamada Carl Lewis ve Mike Powell başta olmak üzere siyahi atletlerin çekişmesini izlerken üç adım atlamada fiziksel olarak pek bir özelliği yokmuş gibi gözüken bu beyaz adamın yaptıkları acayip geliyordu.

Ayrıca bu rekor, atletizm tarihinin en uzun süredir kırılamayan rekorlarından biri. Halen kırılamayan bazı rekorlarda (400 ve 800 metre kadınlar rekorları gibi) çok bilindik şaibeler olduğu için neden kırılamadıkları konusu pek ilgimi çekmiyor ama bu rekor onlardan biri değil.

Dolayısı ile 18.29’luk bu rekor 30 yıldır neden kırılamıyor diye ister istemez düşünüyorsunuz. Makalede aynı soruyu Edwards’ın kendisine de sormuşlar. O bu soruya, atletizme bu dönemde çok önem verilmiyor, fazla yatırım yapılmıyor vs. şeklinde bir cevap vermiş ama bu cevap beni tatmin etmedi.

Pist kalitesi, ayakkabılar, antrenman teknikleri, toparlanma, beslenme vs. sürekli gelişirken, kırılmaz denilen rekorlar kırılırken bu rekor neden ve nasıl kırılamıyor diye araştırmaya başladım. Oradan oraya atlayarak sonunda belki gereğinden fazla şey öğrendim ama bir işe yarasın diyerek öğrendiklerimi özetliyorum.

***

Üç adım atlamada daha uzun mesafe atlamanız için yapmanız gereken şeyler belli: Sıçrama tahtasına kadar olabildiğince hızlı gelmek, attığınız her adımda bu hızı mümkün olduğunca korurken dengenizi kaybetmemek. Edwards’ın rekorunun hala kırılamamasının şifresi büyük oranda bu iki maddede saklı.

Edwards geç yaşta gelişen bir sporcu. Küçük yaşlarda kendi bölgesinde iyi dereceleri var ama dünya gençler rekoru gibi derecelerden oldukça uzak. 1993’de 27 yaşında iken ilk kez Dünya Şampiyonası’na katılıyor ve bronz madalya alıyor fakat rekor derecelerinden hala çok uzak.

Onu tarihe geçiren sene 1995. En formda olduğu bu dönemde hızını artırıyor ve çift kol kullanma tekniğine geçiyor. Önce 17.97 olan rekoru 17.98 ile kırıyor. Hatta Dünya Şampiyonasına gelmeden 6 hafta önce Avrupa Kupası yarışlarında 18.43 gibi inanılmaz bir derece atlıyor ama 2.4 m/s rüzgar olduğu için bu atlayış geçerli kabul edilmiyor.

Dünya Şampiyonası’ndaki ilk atlayışında 18.16 atlıyor. Böylece tarihte 18 metre üzerinde legal olarak atlayan ilk sporcu oluyor. Altın madalyayı neredeyse garantilemesine rağmen 20 dakika sonra tekrar geliyor ve 18.29’luk halen kırılamayan dereceyi atlıyor.

Koşudaki 4 minute mile gibi üç adım atlamada da 18 metreyi geçebilmek o zaman (hatta şimdi de) atletlerin hayal ettiği bir şey. Metrik değil imperial ölçü kullananlar ise 60 feet (18.288) hayali kuruyor. Edwards bu şampiyonada her ki rakamı da geride bırakıyor.

***

İşin biraz tekniğine girersek…Üç adım atlamadaki adımlara verilen isimler şu şekilde. (Bunların Türkçe isimleri varsa bilmiyorum, o yüzden ingilizce isimlerini kullanıyorum.)

1- HOP

Bu adım olabildiğince uzun olmalı ama kontrolü kaybetmemelisiniz. Çok uzun olursa dengenizi kaybedersiniz ve sonraki adımlar efektif olmaz. Kısa olursa ilk hızınızdan faydalanamamış olursunuz ve istediğiniz dereceden uzaklaşırsınız.

2 - STEP

Genellikle en zor adım olduğu düşünülür. Vücut üzerine ağırlığınızın 15-20 katı kadar yük biner. Genellikle üç adımın en kısası budur. Son adım öncesinde vücut pozisyonunu ve dengeyi koruyarak zıplama adımına olabildiğince güçlü girmeyi hedeflersiniz.

3 - JUMP

Doğru zamanda ve güçlü şekilde yapılması gerekir. Genellikle elitlerle vasat atletlerin arasındaki farkı belirleyen adımdır. Birçok zayıf atlet bu adımda ya gücünü ya dengesini ya da ikisini birden kaybeder.

Elit atletlerin atlayışları incelendiğinde herkesin biraz farklı tekniği olsa da bu üç adımın her birinin yaklaşık uzunluğu şöyle belirlenmiş:

HOP %35 - STEP %29-31 - JUMP %34-36


**************

Edwards 18.29’luk atlayışında her adımda sırasıyla şu mesafeleri atlamış.

6.05, 5.22 ve 7.02. Yani yüzde olarak %33, %29, %38

Bu elitler arasında da görülmemiş bir şey. 7 metrenin üzerindeki üçüncü adımın tarihte örneği yok. Dünya ve Olimpiyat şampiyonalarında madalya alan atlayışlarda son adımın genellikle 6.40 ila 6.60 arasında olduğu belirlenmiş.

Edwards sıçrama tahtasına hızlı geliyor ama elitler arasında en hızlı gelen koşucu değil. Bunu mesafeyi yapabilmesinin sebebi üçüncü adıma kadar hızını ve dengesini diğerlerinden daha fazla koruyabilmesi. Yere dokunduğu süre çok kısa, böylece hızını çok kaybetmeden öbür adıma geçebiliyor. Bunu su üstünde taş kaydırmaya benzetiyorlar. İkincisi de vücut dengesini ve postürünü bozmadan son adıma gelebiliyor. Bunu da sürekli yaptığı antrenmanlara bağlıyor. Denge ve halen koruduğu hız birleşince son adımda kimsenin yapamadığını yaparak 7 metrenin üzerine çıkabilmiş.

Karşılaştırma için 18.21 ile tarihin en iyi ikinci atlayışında Christian Taylor, %34, %29.5 ve %36.5 şeklinde adımlamış.

Edwards dünya rekoru atlayışında tahtanın 11 cm gerisine basmış. “Bir gün birisi rekorumu kırarsa aslında 18.40 atlamıştım diyeceğim” diye espri yapıyor. İngiltere’de bir gazetecinin dünya rekoru sonrasında, “Coğrafya öğretmenine benziyor” dediği adamın rekoru hala orada duruyor.

Detaya inmek isteyen için iyi bir analiz.)

22 Beğeni

Nefis analiz için teşekkürler @aykutc HOP’ta kullanılan adım ile STEP’te kullanılan adımın aynı olması beni hep hayretler içinde bırakmıştır. Bu hareket sonucu vücuda tahminimden de çok yük biniyormuş. Her branşın kendine göre dinamikleri ve zorlukları var tabii ama sanırım sırıkla atlamacılar ve 3 adımcılar ayrı bir parantezi hak ediyor.

2 Beğeni

Bana da çizgiye bastın diskaliye olayları hep saçma gelir. Atlamacıyı gereksiz yere strese sokup tam performans göstermesini engelliyor. Ne kadar geriden atladıysa ekle onu skora ne olmuş yani. Uzun atlamaya gelirsek pek pratik yapma imkanı fazla değil süper yetenekli biri varsa bunu keşfi o kadar değil. Atlamanın sporcular için keyifli olduğunu düşünmüyorum eminim kafalarda sakatlanacak mıyım acaba endişeleri uçuşuyordur.

3 Beğeni

Tesekkurler, guzel paylasim @aykutc. Ben de Edwards’in dini inanclari nedeniyle belli gunlerde yarismamasini ve bazi organizasyonlarin onun tercihlerine gore akisi degistirdigini animsiyorum. Bu da ilginc bir detay :smiley:

5 Beğeni