Duygu ve Düşünce Olarak Koşmak

Merhaba,

Foruma yeni katıldım. Koşmaya görece yeni başladım sayılır.

Çocukken koşmaktan başka bir şey yapmıyorduk. Futbol oynamıyorsak birinin bahçesindeki meyvelere dalıyorduk. Haliyle en iyi dallara tırmanmak ve akabinde en hızlı biçimde kaçmak için iyi koşmak gerekiyordu.

Çocukluk ve gençlik yıllarındaki başka amaçlara hizmet eden koşturmaları saymazsak, koşmak için koşmaya bundan yaklaşık 15 yıl önce başladım. Sabah evden çıkıyor, belirli bir yolun sonuna kadar gidip eve dönüyordum. Bazen günde iki kere çıkıyordum. Ne bir ölçüm, ne bir beslenme, ne bir malzeme bilgisi… Koşabildiğim için koşuyordum ve bu beni mutlu ediyordu. Koşmak düşüncelerimde derinleşmemi sağlıyordu; çelişkide kaldığım konularla ilgili kararlar alıyordum. Bazen öyle koşuyordum ki günün kalanını hasta geçiriyordum. Ertesi Gün ağrıdan merdiven çıkamıyordum. Yanlış anlaşılmasın, öyle hızlı ya da koşmadan duramayan, ne bileyim, Çek Lokomotifi gibi birisi değilim. Sanırım böyle koştuğum zamanlarda kalorileri değil de bazı duyguları yakıyordum.

Sonra koşmayı bıraktım. Hayatımda hep bisiklet vardı zaten, koşmaya baskın geldi. Günlük ulaşım ihtiyacımı bisikletle karşılarken bunu bir işe dönüştürmeye karar verdim ve bir süre motorlu kuryelerle aynı şartlarda ama bisikletle kuryelik yaptım.

Sonra onu da bıraktım.

Bugün biri benden tavsiye isteyecek olsaydı ona bırakmayacağı bir etkinlik bulmasını önerirdim. Bırakmayacağı ve yaşlanınca da sürdürebileceği bir etkinlik… Çünkü bu bırakmaların bedeli çok ağır oluyor. Bıraktığım şeyler bana toplamda 25 kilo olarak döndü. Bu durum geçen seneye kadar sürdü. Geçen sene kendimden duyduğum memnuniyetsizlikle mücadelemde daha etkin yollar aramaya başladım. Bedenimle zihnimi uzlaştırmanın bir yolunu bulmam gerekiyordu. Kilomu düzelterek başladım. Dizlerimi ve sırtımı güçlendirmek için kısa bir süre ağırlık çalıştım. Bu çalışmayla biriktirdiğim gücü son bir aydır koşmaya geri dönmek için kullanıyorum. Bu defa ölçüp biçmeye, malzemeye, beslenmeye biraz daha dikkat ediyorum. Ama kasten bir saat ya da bileklik kullanmıyorum ki gözüm ha bire ona gitmesin. Koşarken cepten ya da bel çantasından telefonu çıkarıp ekranı açmak daha zor olduğu için bakmayı ertelemek daha kolay oluyor. Böylece 21 seferde toplam 10 saat 25 dakika koşarak 100 km yol katettim. Bu, koşma kültürü için kısa, benim için uzun bir mesafe.

Tekrar koştuğum bu son günlerde koşmakla ilgili değişmeyen yanlarımı keşfediyorum: Koşmak benim için yalnız yapılan bir etkinlik. Koşarken müzik dinlemek bile istemiyorum. Adımlarımın ritmi zihnimin kapılarını tıklatıyor. Böylece düşüncelerim koşu süresi boyunca yerçekimsiz ortamda süzülmenin tadını çıkarıyor. Gelip geçiyorlar. Bazen bir şeylere takıldığım da oluyor. Adımlarım sertleşirse dönüp duygularıma bakıyorum. Her seferinde bir şeyler buluyorum. Hızımın düştüğünü, ritmimi kaybettiğimi fark ettiğimde diğerlerine alan bırakmayan düşünceyi arıyorum.

Uzun lafın kısası, bedenimle zihnim arasındaki uyumu koşarak kuruyorum.

12 Beğeni

Foruma hoşgeldiniz. Nick ile uyumlu bir şekilde Murakami tadında bir yazı olmuş. Severek okudum, heralde iki katı olsa da sıkılmadan okuyacak gibiydim.

3 Beğeni

Selamlar, eğer okumadıysanız Taner Damcı hocanın Koşuyorum Öyleyse Varım kitabını tavsiye ederim. Koşmayı bu kadar sevmek bazen bana bile saçma gelirken bunun bir çok açıdan nedenlerinin irdelendiği çok hoş bir kitap.

1 Beğeni