Babadağ Ultra Trail 2026

24-25-26 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleşecek olan Babadağ Ultra Trail kayıtları açıldı. Geçen yarışlardaki parkurlara ilave olarak Kayaköy ve Skyrunning Dragon parkurlarını da içeren 30K parkuru ilave edildi.

Yen parkur (30K - 1922) 2485 m+ yükseklik kazanımı içeriyor. Parkur, Ölüdeniz sahilinden başlıyor önce Kayaköy’e giderek Likya Yolu üzerinden 1922 m+ rakım Babadağ zirvesinde son buluyor.

8 Beğeni

Günaydın, 56k parkuruna kayıt oldum ben. Bu sene ki yarış için de hep çok olumlu yorumlar vardı.

6 Beğeni

Merhabalar, ben de bu sene ilk defa 14K Kayaköy parkuruna katılacağım.

Koşuya geçen Kasım’da başladım ve deneyim kazanmak için direkt trail koşularına yöneldim. Bu benim 3. trail yarışım olacak (Nif Ultra 10K + Efes Ultra 12K).

Nif özellikle eğim olarak baya zorladı, çoğu yerde tempolu yürümek zorunda kaldım. Kasım’dan beri aerobik kapasite için Zone 2 çalışıyorum ancak trail’de nabızım özellikle çıkışlarda Zone 4-5’e gidiyor. Bunun zamanla düşmesi gerekir mi yoksa trail için bu normal mi emin olamadım :slightly_smiling_face:

Bu yüzden bu parkur ne kadar teknik, zorlayan bölümleri nelerdir daha önce bu parkurda koşan varsa deneyimlerini ve tavsiyelerini duymak isterim.

Bir de ayakkabı konusunda özellikle dikkat etmem gereken bir şey var mı? Şu an Salomon Ultra Glide 3 kullanıyorum. Asics Trabuco 13 de var ama biraz sert geldiği için çok tercih etmiyorum.

Şimdiden teşekkürler :folded_hands:

3 Beğeni

Ben geçen yıl 15K Skyrunning parkuruna koşu için katılmıştım. Kayaköy içerisinde de daha önce yürüyüş yapmıştım.

Kendi tecrübelerimden yola çıkarak Zone konusunda şunu söyleyebilirim. Evet yükseklik kazanırken Zone 4 seviyelerine hiç fark etmeden çıkabilirsin. Ama uzun yokuşlarda bu tempo seni yorabilir. Bazı yarışlarda iki üç kilometre boyunca yokuş çıkılabiliyor. Genelde yarış öncesi parkurun profiline bakıyorum. Tırmanış mesafesine göre kendime strateji belirlemeye çalışıyorum. Mesela Babadağ 15K Skyrunning için yanımda baton götürmüştüm. Faydasını gördüm. Eğer o kadar dik parkur değilse özellikle eğimin yükseldiği noktalarda kısa ve seri adımlar atmaya çalışıyorum. Koşudan yavaş yürüyüşten hızlı kısa kısa seri adımlar. Nabız kontrolü kolay oluyor. Sonrasında düzlük veya iniş gelince tıkanmadan devam edebiliyorsun.

Parkur konusunda parkurun profilinden bakarak şunu söyleyebilirim. Yükseklik kazanımı çok değil. Benim fikrim 6km+3km+5km şeklinde bir ayrım yapabilirsin. İlk 6km çıkış 300m civarı yükselti görünüyor. Isınarak ve nabzını kontrol ederek ilerleyebilirsin. Bundan sonra bu kadar çıkış yok gibi. Sonraki 3km çıkış 150m kadar bir yükselti görünüyor. Burada biraz daha kendi sınırlarını deneyebilirsin. Son 5km tamamen inişe geçiyor. İnişe geçtiğin için çıkarken yorulan kaslarının rahatladığını hissedersin. Hızını biraz artırabilirsin. Burada da kontrollü bir iniş yapabilirsin.

Bu bölgede irili ufaklı taşlar oluyor. İki kişinin yan yana koşabileceği kadar geniş olmayan yerler olabilir. Bastığın yere dikkat etmekte fayda var. Taş, çakıl ve topraktan kaynaklı kaygan olabilecek alanlar olabilir. Bu yüzden ayakkabı olarak diş derinliği ve bilek koruması önemli bence. Hangisi bileğine daha destek oluyorsa ve daha az kayıyorsa o daha sağlıklı olabilir.

Bunların dışında keyifli bir bölge. Manzaranın ve tarihi alanların tadını da çıkarmayı unutma bence.

Biraz uzun oldu sanırım. Ama umarım yardımcı olur. Şimdiden kolaylıklar ve başarılar.

5 Beğeni

Çok teşekkür ederim çok değerli bilgiler vermişsiniz :cherry_blossom: Parkuru parçalara bölme yaklaşımı çok mantıklı geldi, koşu sırasında kesinlikle bunu uygulamayı düşünüyorum. Yoksa çok dağılıyorum etrafımda eğimlerde koşan insanlar görünce koşabileceğimi sanıp zorluyorum sonra düzlüklerde de koşamamaya başlıyorum çünkü :smiley: Bu koşuda biraz daha dediğiniz gibi manzaranın ve tarihi alanların keyfini çıkararak ilerlemeyi planlıyorum. Tekrar teşekkürler, emeğinize sağlık :raising_hands:

2 Beğeni

Babadağ Ultra 56k parkuru koştuğum en sert parkurların başında geldi sanırım :grimacing: Asıl zorluk tırmanış değil 30k da zirve yaptıktan sonra ki 26-27k lık iniş ve özellikle en sondaki kısımdı. Zirveye gelmeden yaptığımız kaya tırmanışı ise müthişti. Büyük keyif aldım, parkur tam istediğim gibi, teknik, bol tırmanışlı ve single trackliydi. Bitirdikten sonra denize atlamak ciddi bir lüksmüş, onu da deneyimledim :grinning_face:

15 Beğeni

Tebrikler :clap:

İlk senesinde Ekim ayında düzenlenmişti ve deniz kısmının tadını biz de çıkarmıştık. Dediğin gibi gerçekten büyük lüks :slight_smile: Keşke yine takvimin en sıkışık ayında değil de sonbahar aylarında düzenlense de rahat rahat programımıza alabilsek.

8 Beğeni

Bu sene 14K Kayaköy parkurunda koştum. Çok güzel bir parkur. Parkurda doğa yürüyüş yapan kişiler de vardı ve çok tatlılardı. Kenarda durup geçen koşuculara destek için bağırıyorlardı.

Parkurda hem çıkış hem iniş hafife alınmamalı. Dizini ve boynunu yaralamış iki kişi ile karşılaştım.(Dizini sakatlayan arkadaşın yanında refakatçisi vardı.) Boynunu inciten arkadaş ile de durumunu anlamak için ben biraz konuştum, o da sağlıkla finishe geldi.

Herkesin altını çizdiği gibi yarıştan sonra denize girmek yarışın sonundaki ödül gibiydi.

Gidemeyenlere atmosferi gösterebilmek için aşağıdaki görselleri paylaşıyorum. İlk fotoğrafta organizasyon alanını görebilirsiniz.

9 Beğeni

Buna çok katılıyorum ya her hafta sonu 4-5 yarış, ne kötü

2 Beğeni

Normalde planım bu yarışta sahilde eşimi ve arkadaşlarımı bira ve çerez eşliğinde beklemekti. Zira İznikten sonra buraya toparlanmam mümkün değildi. Fakat parkur da çok güzel. Baktım bacaklar da dönüyor. Yani maksimum verimlilikte olmasa da bir şekilde dönüyor. 15km sky runninge katılayım derken, kayıt esnasında 30 km parkurunun 15 km parkuruyla ücretinin aynı olduğunu görüyorum. Bir anda kendimi 30kmye kaydolmuş buluyorum. Allahtan 56 km biraz daha pahalıydı :slight_smile: Şakası bir yana 56 ve 26 yorgun bacakla yokuş aşağı zorlanacağımı düşünerek bu sene pas geçtiğim parkurlardılar.

Koşulara katılım biraz sosyal medya, biraz influence işi. Çok güzel parkurlar rağbet görmezken, bazı parkurlar ise anlamadığım şekilde rağbet görebiliyorlar. Babadağ, sabırla büyümeye devam eden çok güzel bir organizasyon bence. Geçen seneye göre sosyal medya kullanımları oldukça gelişmiş durumda. Bence bu şekilde layık oldukları yere kısa zamanda ulaşacaklarını düşünüyorum. Hazır başlamışken organizasyondan bahsedecek olursam: eksik hiçbir şey yoktu. Denize sıfır ödül töreni ile zaten güzel giden her şey, ağızda çok güzel bir tatla sonlanıyor.

Evet Mart Nisanda çok yoğun bir yarış takvimi var. Fakat çok basit bir matematiği var bu işin. Dünya’nın en güzel parkurlarından birisi Likya Yolu. Bu parkurun da en güzel iki etabından birisi Ölüdeniz-Faralya Etabı. Dolayısıyla yarış bize Dünya’nın en güzel parkurlarından birini sunuyor. Açıkçası buradan aldığım görsel zevk çok farklı bir şey.

Bir de bunlar yetmezmiş gibi, Kayaköyün içinden geçip şekilli Kayaköy videolarına ve fotolarına sahip oluyorsunuz. Yetti mi, yetmedi. Babadağ. Kendine özgü, karakteri olan bir dağ. Türkiye’de outdoorculuğun merkezlerinden.

İşte yukarıdaki nedenler, İznikten daha kurtulamamışken cahilce bu yarışa katılma nedenlerim. Bunları yazıyorum. Çünkü Türkiyede traili seven her koşucunun bu yarışa katılması gerektiğini düşünüyorum.

Yarışa dönecek olursam, saat sabah 7de startımızı aldık ve Ölüdenizin kenarından başlayıp, Kayaköye doğru çıkan Likya yoluna benzer bir yoldan çıkışa başladık. Daha burada İzniki atlatamadığımın farkına varmaya başladım. Kopmaya çalıştığım gruplardan kopamadığım gibi, düze ve yokuş aşağıya gelince gruplar benden kopmaya başladı. Kayaköye tam yaklaşırken bir iniş var. 26nın parkurunu saymazsam parkurun en tehlikeli noktası burası. Düşen, ayağını yaralayan kişiler olmuş burada.

Sonra Kayaköyün içinden çok keyifli geçip kısa bir tırmanışın ardından ilk cpye iniyoruz. oradan teleferik istasyonundan 15kmlerle birleşecek olan çıkışa başlıyoruz. Bu kısım öncelikle eşsiz ölüdeniz manzaralı bir likya yolu ve sonrasında ikinci cpye doğru, Babadağın en güzel yüzünün göründüğü bir single track patika ile başlıyor.

Daha sonrasında bir orman yoluna giriyoruz. Burası yokuş yukarı olmasına rağmen oldukça koşulabilir bir kısım. Sonrasında da bir düzlüğe çıkıp ardından ünlü elli ayaklı tırmanışa başlıyoruz. Bu tırmanışa kadar geçilmeden ama geçemeden de aynı yerimde hayatıma devam ediyorum. İşin içine eller girince kaya tırmanışı yeteneklerim ortaya çıkıyor. Biraz olsun insan geçebiliyorum :slight_smile:

Sonrasında çin seddi gibi görünen ve bizi finişe taşıyacak olan arnavut taş, beton, asfalt kısım başlıyor. Burası artık son 2 km. Bir şekilde bitirmeye odaklanıp bitiriyorum ama gerçekten artık çok yorulmuştum.

Netice olarak genelde 9 yaş grubunda 4. olarak bitiriyorum. Açıkçası çok daha iyi bitireceğimi düşünerek başlamıştım ama yarışta yorgunluğu hissedince zaten çok büyük hayal kurduğumun farkına varmıştım. Açıkçası İznik sonrası bu sene için kendime koyduğum bir hedef yarış yok. Belki Temmuza bir şeyler ekleyebilirim. Dolayısıyla rekabet duygusundan daha çok parkurları yaşamak keyfine varmak ve videolarını çekip paylaşmak bu senenin kalanı için temel amacım. Bu yüzden sonucu biliyor olsam da yine aynı saatte aynı parkurda olurdum.

Yarış boyunca saatte 85 gr civarı karbonhidrat tükettim. Kafeinli jel üretiyordum ama acılığını çözemedim. Bu yüzden kafeini hap olarak kullanmayı denedim. 200 mglik kafein haplarından 2 adet tükettim. Tuz ve kola cplerde tükettim.

Parkur zor mu? evet. Benim bu sene yarışmadığım iniş kısmında tehlikeler var mı? evet. Fakat yukarıda da dediğim gibi eşsiz bir parkur. Bu yüzden kesinlikle tavsiye ediyorum.

Yarışın videosuna buradan ulaşabilirsiniz:

21 Beğeni

Ben ve arkadaşım İznik maceranızı izlemek için kanalınızı açtığımızda Alanya, İznik, sonrasında da Babadağ görünce oldukça şaşırdık açıkçası, yani her biri birbirinden zor parkurlar ve üst üste koştunuz, videolar ve anlatımınız ayrı güzel. Alanya ve İznik’i izledik (İznik’te sizinle birlikte üzüldük) ama ardına Babadağ çıktı ve arkadaşımla hiç konuşmadan birbirimizin yüzüne baktık şaşkınlıktan :sweat_smile: Gerçekten çok tebrik ediyorum. Videolar kısa, parkuru ve duygularınızı güzel özetliyorsunuz, gelecek sene Babadağ düşünüyordum videonuzdan sonra kesin karar vermiş oldum, ayağınıza sağlık @ggg

6 Beğeni

Çok teşekkürler :folded_hands: Video çekmeyi paylaşmayı seviyorum. Böyle geri dönüşler ekstra motive ediyor.

6 Beğeni

Zor olacağını biliyordum. Uludağ 44 parkurundan daha zor. Madem öyle, Uludağ için ne yapmadımsa burası için yapmaya karar verdim. Power hiking, yokuş tekrarları ve backtoback’ler…

Bu üçünü tüm haftalara serpiştirdim. 3 hafta yüklen…1 hafta dinlen… arada dinlenmeleri unutuyorum… Amacım 6:52’de bitirdiğim Uludağ yarışından daha iyisini koşmak, geçen seneki performansımın üzerine koyup burayı 8 saatin altında bitirmekti. Senenin 3. ayına geldiğimde boyumu çoktan aşıyorum. Ölçüsünü de 3. ayın ortasında alıyorum. Bu işin sadece beden işçiliğinden ibaret olmadığını, fiziksel eforun yanında zihinsel eforun yani aklın da lazım olduğunu her zamanki gibi zor yollardan öğreniyorum.

Bir ara elimde kırık, bacağımda buz torbalarıyla kala kaldım. Ne koşabiliyorum, ne kuvvet antrenmanı yapabiliyorum. Tek seçenek bisiklet ve bacak günü. Tibialis anterior’daki stres birikmesi kemiğe sirayet etti mi etmedi mi derken 2 hafta gitti. Toparladık derken yarışa 2 hafta kala, 3 kilometre koşamaz oldum. cuboid syndrome benzeri bir durumdu bu sefer. Evden çıktım, 1km gittim. Anasına avradına söve söve geri dönüyorum. Allahtan saat erken. Kimsecikler yok. Bir gören olsa, ne küfrediyorsun ulan deyip inseler aşağıya, bir araba dayak yiyeceğim. Kaçamam ki topallıyorum. İşte şu plato meselesi… Devam mı edeceksin? Geri mi döneceksin? Nasıl bir program yazıp çizdiysem, beni sakinleştirip yerime oturtan hep ya sakatlıklar ya aklı selim arkadaşlarım oldu. Aslında bir yandan da seviniyorum. Hazırlık sürecinde çektiğim çilenin yarış günü mükafat olarak döneceğini biliyorum.

Yarış öncesi Kayaköy’ü görmek vardı aklımda. Sonra karar değiştirip son antrenmanımı ipli geçişin olduğu bölümde ve Likya yolunda yaptım. Hani şu zurnanın zırt dediği yer. Rotayı terse çevirip, finişten yukarı doğru tırmanmaya başladım. Demek Likya yolunda böyle çıkacağız. Resimlerde gördüğüm o duvarlar… Demek bacaklar bittiği anda, ipli geçişe buradan varacağız. Lagün de hep yanımda, kum burnu, beyaz köpükler giderek küçülse de dikkat dağıtıyor. Sen yine de bu taşların üzerinden inerken manzaraya bakma Yağız…

Küçük ölçekte düşünürsen yarışı böl ikiye: zirve öncesi ve sonrası.

Büyük ölçekte düşünürsen: Kayaköy. Böl ikiye. 1- ilk 9km 600 elev. Burada yapılan yanlışı Likya yolu ve kaya tırmanışı affetmez. İniş de son darbeyi vurup cezayı keser. 2- Kayaköyden İlk Cp’ye iniş. Tempoyu tutturmak için uygun. Geri çık. Skyrunning. Böl üçe. 1- Likya yolu 2- kaya tırmanışı 3- zirveye giden bitmek bilmeyen parke taşlı yol. Kaya tırmanışı bitince her şey bitti sanma. Geri çık. Downhill. Böl dörde. 1- Zirve sonrası geniş patika ve asfalt yollar. 2- Asfalt yoldan sonra girdiğin muhteşem orman ve sonundaki kısa ama sert & teknik iniş. 3- Kirme - Kozağaç cp (iniş) arası. Sıcak ve yokuşlar bastırıyor. Babadağın mıknatıs etkisi. Hani iniyorduk… Zirve hattını tekrar aşağıdan görüyorsun ben buraya mı çıktım indim diyorsun. 4- Likya yolu inişi ve bastığın her taşın oynadığı ipli geçişin de olduğu bölüm sonu canavarı.

Kayaköy’ün ilk etabında sürekli zone4’e taşıyorum. Bu yarışın başında hiç istemediğim bir şey. Yokuşu gören nabzım ilk adımlarda 160lara çıkıyor. Tam da buraları daha önce not almıştım ve sakin kalmam gerektiğini biliyordum. Bu bölüm sürekli nabzımı baskılayarak ama bir yandan da tempomu yakalamaya çalışarak geçti. Likya yoluna gelince birçok taş yerine oturdu ve göz aşinalığından mıdır, çok rahat geçti. Hala zone4’e taşıyorum tabi. Baskılamaya devam.

Ne kadar yazarsan yaz, çizersen çiz, ne kadar video izlersen izle, düşünürsen düşün, oraya ayağının bastığı an gibi olmuyor hiçbiri. Kozağaç cp’ye (çıkış) yaklaştığında yani yaklaşık 20. km’de Belcekız’dan görünmeyen Babadağın zirve hattını görüyorsun. Buraya mı çıkacağız diyor insan. 2 gün önce bu duvarı nasıl görmedin, Kozağaç cp’ye kadar neden gitmedin diye kendime küfürler ediyorum. Yarışta görünce şaşırmazdım yani. İyi de parkuru tastamam bileyim diye her yerini gezip göremezsin ki. Hiç problem değil tabi. Bu işin sürprizleri, öngörülemez durumlar en güzel yanı değil mi?

Kaya tırmanışı muhteşem. Öyle 3-5 kayadan ibaret değil. Neredeyse 1 km boyunca kayalara ellerinizle yapışıp kendinizi yukarıya çekiyorsunuz. Baş döndürücü güzellikte. Gerçekten anlatılmaz, yaşanır bir bölüm. Sırf burası için bu yarışa gidilir.

Kaya tırmanışından sonra @ggg 'ın videosuna konuk olmak hiç beklemediğim bir durumdu. Nasıl sevindiğini anlatamam. Parkur zaten yarış değil bana düğün yeri. Başlangıçta, ortasında sonunda her yerde İstanbul’un Adımlarından arkadaşlarım. En kötü yarışım olsa bile sonunda onlara sarılmak, onlarla yarışmış olmak var. Beni finişe taşıyan en büyük motivasyon kaynağı buydu. Zirvenin yakınlarına kadar 3. sırada gelmişim. Bu da beklemediğim bir durumdu. Öğrenince çok rahatladım ve sevincimi sona saklayıp kendimi hemen koruma moduna aldım. İnişte 5-5:30 pace aralığını tutturup hiç acele etmeden güvenli moda geçtim. Artık zone 4’e taşmıyorum. Mental ve fiziksel tüm enerjimi son likya yolu inişine ve bölüm sonu canavarına saklamak istiyorum. Buradan önce ağrılar başlarsa, o iniş eziyete döner. Ama başlamıyor. Sadece Kirme-Kozağaç arasında kasıklarıma kramp girer gibi oldu, sakin kalınca kötüleşmeden kayboldu. Likya yolunun sert inişine giriyorum. Ağrılar yine başlamıyor. Bölüm sonu canavarı… Yok başlamıyor. Son 600 metredeki asfalt yola indiğimde ilk kez saate bakıyorum 7 saat 30 dakikayı gördüğümde sevinçten havalara uçuyorum ve yarışı 5. sırada bitiriyorum. Zirveye beraber çıktığım arkadaşıma son çizgide tekrar sarılıyorum. Rüya gibi.

Kayaköy etabı muhteşem. Likya yolu & Skyrunning muhteşem. Downhill etabı büyük bölümü muhteşem. İnişin bazı asfalt bölümleri parkurun tek zayıf tarafı olabilir o da %10-15’ine denk gelir. Geri kalan insanı kendine aşık eder.

Organizatöre, yarış direktörüne ulaşmak, birşey sorup öğrenmek çok kolay.

Erken dönemde çok uygun kayıt ücreti. Oluyor demek ki.

Her cp’de soda, kola, tatlı, tuzlu atıştırmalıklar. Daha ne olsun… Cp’deki görevliler sizi utandıracak derecede yardımcılar. Flaskları doldurup yeleğin içine koymalar… İçinden ne koşuyorum sanki diye geçiriyorsun utancından.

Konaklama konusu… Yarışın sitesindeki otellerden birini aradım. Babadag ultra dedim. Bütün kapılar açıldı. Gerçek bir kolaylık, ekstra hizmet söz konusu.

Bu güzel organizasyon, bu güzel parkur, aynı güzellikte bir yarış tişörtünü hak ediyor. Böylesini değil.

Saygılar

18 Beğeni

Vay be, yine harika, ayağına, kalemine sağlık :grinning_face: :clap: En azından starttan sonra bir süre sizin kafaları takip edebiliyordum, o da bana yeter :folded_hands:

5 Beğeni

Abi o kısımların keyfi apayrı. 10 saat koşuyoruz. 10 saat de koştuğumuzu konuşuyoruz :man_facepalming: :sweat_smile:

5 Beğeni

Abiler siz ne yiyip içiyorsunuz bize de söyleyin bu nasıl dayanıklılık :sweat_smile::nazar_amulet::nazar_amulet::nazar_amulet:
Ayağınıza taş değmesin maşallah diyelim. gerçekten insani sınırları zorluyorsunuz. Darısı başımıza daha hızlısı da size nasip olsun diyelim :clap::clap::clap:

5 Beğeni

Bu yıl Babadağ Ultra’da 30K parkurunu koştum. Hem Kayaköy, hem de Skyrunnig rotasını içeriyordu. 30 km’de 2485 m+ irtifa kazanımı var. Deniz seviyesinden başlayarak 1922 m rakım Babadağ’ın zirvesinde son buluyor. Müthiş güzel bir parkur, çok zor fakat benim favori yarışım oldu kesinlikle.

Önce Ölüdeniz sahilinden başlayarak Kayaköy rotasına giriyorsunuz. Bu rotanın da belirli yerlerinde teknik çıkış ve inişler var. Teknik çıkış bittiği zaman, Kayaköy antik şehrine doğru iniş başlıyor, tarihi yapıların içinden geçilerek devam ediliyor. Sonra ormanın içine giriyorsunuz burası yarışın en kolay bölümü, skyrunning rotasına doğru orman içi geçiş yapılıyor, burası hem düz hem de iniş yapılan yerler var.

Orman geçildikten sonra Likya Yolu başlıyor. Burası epey dik ve epey uzun nefes kesen teknik bir yol çık çık bitmiyor, arada hiking yapan hepsi batonlu kalabalık turist kafileleriyle karşılaştım, belirli yerlerde yol dar olduğu için onların önüne geçmek te biraz vakit kaybettirdi.

Likya yolu bitince 21. km Kozağaç CP’den sonrası artık sırf tırmanış. Yarışın en zorlu yeri, 1300 m rakıma gelene kadar sürekli dik yokuşlar çıkılıyor ve burada yol bitiyor, 27.km’de kaya tırmanışının olduğu bölüme geliniyor. İşte yarışın en adrenalinli ve en güzel yeri de burasıydı bence. Hayatımda ilk defa 450 m’ye yakın kaya tırmanışı yaptım. 27.km’de 1300 m rakıma gelindiğinde kaya tırmanışı başlıyor. Yaklaşık %48 eğim var. Önce iple yukarıya doğru dimdik çıkılıyor, sonra yukarıdaki kayalara elle tutunarak çıkıyorsunuz. Burada tavsiyem; batonları katlayıp çantanıza koymanız, eğer benim gibi yükseklik korkunuz varsa kaya tırmanışı bitene kadar arkanıza bakmayın :slight_smile: aşağısı uçurum ve yanlış bir hareket yaptığınızda kurtuluş şansınız yok gibi. İkincisi; basacağınız her yerin ve yukarıdaki elinizle destek aldığınız kayanın sallanmadığına emin olun. Buradaki tırmanış sırasında o bölüme kadar gelen kas yorgunluğundan olsa gerek bacaklarımın arka tarafına hamstring’lere kramp girdi. Biraz dinlenerek krampın geçmesini bekleyerek devam ettim. Kaya tırmanışı bittiğinde 1465 m rakıma geliniyor ki 1922 m’ye kadar 3 km daha zorlu yokuşlar var. Burada katladığınız batonları tekrar açmanızı öneririm. Bu 3 km bana hem zorlu Likya Yolu’ndan hem de kaya tırmanışı bölümünden daha da zor geldi ve sonuçta zirvede Finish’e gelip yarışı bitirdim.

Organizasyon her şeyiyle güzeldi, işaretlemeler çok iyiydi hiçbir yerde sıkıntı çekmedim. CP ikramlarında gerekli olan her şey vardı. Yarıştan bir gün önce makarna partisi yapıldı, yarış sonrası sınırsız finisher yemeği verildi. Yarış kitine gelirsek tişört, dropbag çantası, 2 tane protein bar ve parfümlü kolonya verildi. Ayrıca yarışı bitiren herkese finisher tişörtü ile madalya verildi.
CP’de bekleyen görevliler CP’ye gelen her koşucuyla ayrı ayrı ilgilendi ve motive etti. Aynı şekilde yarışı düzenleyen Mustafa Kızıltaş hoca ve Serkan Özdemir de öyle.

Bu yarışı ben çok beğendim. Tırmanış seven, teknik parkur seven herkese de tavsiye ediyorum.

14 Beğeni

Babadağ Ultra 24K (O zaman bu mesafeydi) parkurunu 2 yıl önce koştum. Manzaranın mükemmelliğini anlatmama gerek yok yukarıda arkadaşlar benden daha iyi anlatmışlar zaten.

Benim bu yarışta unutamadığım şey hep instada, youtube ta Prof trail koşucuların UTMB vs elit yarışlarda Finişe yakın yerlerde dar bir insan koridorunda ellere “çak” yaparak geçişini burada yaşamak oldu. Parkurun son 5 km si Likya yürüyüş rotasında ve yürüyen bir sürü insan size yolu açıp alkışlıyor, tezahürat yapıyor ve “çak” yapıyordu. Bu bana müthiş enerji verdi. Hala daha unutamıyorum.

Maddi nedenlerden dolayı iki yıldır gidemiyorum ama elbet bir gün tekrar gideceğim.

8 Beğeni