Eski adıyla “Ultimate Aydos Patika Serisi” olan bu yarışa bu sene itibariyle 4.kere katıldım. İlk olarak pandemi sonrası 2022’de katılmıştım. O zaman sadece 9 km olarak düzenlenen tek parkurlu yarışta çip ölçümü yoktu, hakemler kalemle not alarak sonuçları belirlemişti. Ayrıca yarış sonrası su bile verilmemişti diye hatırlıyorum. Yıllar içinde yarış gelişti, bu sene parkurlarda revizyona gidilerek Ultra mesafesi de bulunan 4 parkurlu bir trail yarışı haline dönüştü.
Aydos Ormanı, bizim yıllardır Salomon How To Trail Run ile Merrell One Trail antrenmanlarına gittiğimiz ve 2. kapı çıkışlı zirve parkurunu, göl parkurunu ayrıca Sancaktepe başlangıçlı zirve parkurunu sürekli koştuğumuz bir yer. Açıkçası bu yıl yeni eklenen 1650 m+ irtifa kazanımı olan 43K ultra parkurunu merak ediyordum. Öncelikle 44K olarak açıklanan parkur ormanın bir bölümünde çalışma olmasından dolayı daha sonra 43K olarak revize edildi. Bu arada saatimden kontrol ettiğimde 43 km finish’inde 1740 m irtifa kazanımı çıktı.
Fırtınalı, yağışlı, buz gibi bir havada yarışa başladık. Mayıs ayında sabah 6’da kış soğuğu gibi bir soğuk olacağını tahmin etmemiştim. Keşke eldivenimi alsaydım dedim kendi kendime yarışa başlarken o derece soğuktu. Daha sonra hava biraz ısındı gibi olduysa da yarış sırasında yağışın şiddetlendiği ve fırtına esen yerler de çok oldu. Parkurda bir çok yer yağış dolayısıyla epey çamurluydu, bazı yerler su birikintili çamur, bir çok yerde de ayakabbıya yapışan çamur şeklindeydi.
Yarışın ilk turu 19.km sonlarına kadar bildiğimiz zirve parkuru, yalnız dönüş rotasında bazı farklılıklar vardı. Dönüşte göl parkuruna da girildi, daha sonra farklı bir yerden bayrağın olduğu bir tepeye çıkılıp oradan inilerek başlangıç noktasında ilk tur tamamlanmış oldu.
Yarışın ikinci turunda ise 20.km’den itibaren bambaşka yerlere gittik. İlk tura göre çok daha zorlu fakat çok daha güzel bir rotadan zirveye çıktık. Aydos Ormanı’nda hiç görmediğim yerleri gördüm. Bir tepeden Sabiha Gökçen Havalimanı bile görünüyordu. 2-3 tane duvar çıktık ki bir tanesi epey zordu burası Uludağ Ultra’daki 30K’nın Sarıalan çıkışı gibi sertti. Yine 2 ayrı yerden çarşak inişi vardı, 2-3 tane de orman içi ağaçların arasından single track geçişi vardı ki çok güzel yerlerdi. Zirve dönüşü ise ilk turun dönüşüyle aynı yerdendi. Bence ikinci turun zirve dönüşü gelecek senelerde farklı bir rotadan olursa aynı yerlerden tekrar geçilmeden daha keyifli bir hale gelebilir.
43K parkurunun özellikle 20K sonrası zorlu olan ikinci tur bölümünü daha çok sevdim, bu kısmı antrenman olarak da tekrar koşmayı düşünüyorum. Bu arada işaretlemeler ve parkur görevlilerinin yönlendirmeleri gayet iyiydi. Hepsi zorlu hava şartlarında saatlerce parkurda beklediler. Yarışta emeği geçen herkesin emeklerine sağlık diyorum.
Yarış kitinde sadece Salomon buff’ı verildi, tişört verilmedi. Yarış sonrası verilen Finisher poları ile madalya kaliteliydi.
Şimdi gelelim yarışın eksikliklerine ve yanlışlıklarına
kimse kızmasın bunları biz yarışa katılanlar olarak söyleyeceğiz ki sonraki yarışlarda telafi edilsin.
Bir kere CP’lerdeki yiyecekler çok yetersizdi. CP’lerde yiyecek olarak bisküvi, kraker ve hazır kek (bu da CP’nin birinde kalmamıştı) verildi başka bir şey yoktu. Zaten 43K’da su noktaları haricinde beslenme noktası olarak 2 CP vardı bunlar da çok zayıftı. En önemli olması gereken muz, tuzlu fıstık gibi şeyler yoktu. Zirve geçiş CP’si tüm koşucuların ortak CP’siydi, ancak yiyecekler (o da sadece krakerden ibaret) sadece 43K’lara açıktı diğer koşucular yiyecek istediğinde size sadece su verebiliriz, yiyecekler 43K’ların dendi.
Finish’te ise biz 43K finisherlarına çorba ve poğaça, 5K, 10K ve 20K’ya da sadece simit verildi. Finish’te 43K haricinde yarışan diğer koşucular çorba istediklerinde verilmedi fakat yanlış olan taraf şu; Finish standı hepsinde ortak. “Kusura bakmayın çorba sadece 43K’lar için size çorba veremeyiz” deyince isyan edenler oldu “Bu ne biçim organizasyon, bir daha bu yarışa gelmeyeceğiz” diye bağırıp çağıran bazı koşucular oldu. Finish’te görevli olan genç bir arkadaş ta “Artistlik yapma” gibisinden hiç söylenmemesi gereken bir laf etti ki neyse ki o bağıranlar onu duymadı yoksa orada ciddi kavga çıkabilirdi.
Giyinme kabini olarak sadece Salomon’un antrenmanlarında kullandığımız 2 kabinlik kapalı yeri vardı ki burası 530 kişinin katıldığı bir yarış için çok yetersiz kaldı. Giyinme kabini olarak ayrıca geniş çadırlar olmalıydı.
Sonuçta ben genel anlamda yarıştan memnun kaldım, özellikle benim için en önemli şey parkur ve işaretlemelerin iyi olmasıdır. Sonra ise CP’ler ve Finish’te verilen yiyecek-içecekler gelir, bu eksikliklerin ilerleyen yıllardaki yarışlarda düzeleceğini umuyorum.