Kit dağıtım detayları, saat aralığı vs de yazmakta.
Başlangıç saati öncesindeki günlerde yağış yoksa asfalt saat 11.00’de buz tutmaz gibi.(klasik olarak sarı renkteki asfalttaki çizgiler kaygan olabiliyor).Büyük iniş sonrası düz sayılır, büyük inişte yazın bile temkinli olmalı.
Ben de ilk kez geçen yıl katılmıştım, en başlarda çok kısa olmayan ve çok dik bir iniş olduğunu hatırlıyorum hatta öyle ki düzenli koşmama rağmen bu koşudan sonra hiç ağrımayan kaslarım ağrımıştı sürekli kendimi frenlememden ötürü. Dilerim bu sene de zemin ıslak olmaz.
Federasyon yönetimleri değişiyor. rezalet aynı kalıyor.
Her şeyden önce ücretsiz olan koşuyu bu yıl ücretli diğer koşuların fiyatına getirdiler bir anda. 500-600 TL. Bu koşunun 90 yıllık tarihi olmasa, “ATATÜRK” ifadesi olmasa, Paşa’nın Ankara’ya gelişinin hatırı olmasa on paralık bir organizasyon.
Hangi hizmeti veriyorsunuz da 500-600 TL ücret talep ediyorsunuz. Ben görece hızlı bitirdim. Ama yavaş koşan arkadaşlarım kayıtlı olmalarına rağmen madalya kalmadığı için madalya alamamışlar. Para alıp bu işi ticarileştiriyorsan sözleşmede vaat ettiğin hizmeti vereceksin. Madalyalar da zaten 10 yıl önce 1 milyon adet bastırılıp stok eritilen madalyalar. Ne bir özen, ne bir tasarım çabası var. Yol üstünde zaten su falan yok, bitişte de ikram neredeydi ben göremedim. Kiti aldığınızda veya çantanın üstünde de 10 tane sponsor var maşallah. Bu sponsorlar katkı veriyorsa insanlardan ilave 500 TL niye alıyorsunuz.
Parkur her yıl olduğu gibi koşulmaması gereken bir parkur. Değişmedi. Bu kafayla değişmeyecek de. Gökçek’in trafik kilitleniyor diye Ankara halkına attığı en büyük kazıklardan biri olarak kaldı. Runkara diye 3-5 kişinin para kazandığı organizasyona, başkent granfondo’ya bulvarları kapatırlar ama.
Start ayrı rezalet. Sabah 10:00’da balon start takı şişirilmiş duruyordu. Sonra kaldırıldı. Yarışın başlamasına 3 dakika kala kamyon koşucuların arasına dalıyor takı tekrar kuracaklarmış. Rezalet kere rezalet.
Bu koşu organizasyonunu federasyon beceremiyor. Ya bu organizasyonu ankaralı koşu gruplarına devredin, ya çankaya belediyesine devredin ama federasyon bu işi bırakmalı artık. Bu koşu özelinde federasyonda yapısal bir beceriksizlik var.
Tek olumlu şey: koşunun her şeye rağmen 90. kez yapılmış olması.
Koştuğum sene statüde olmasına rağmen karşılanmayan maddelerden bahsetmiştim. Koşamadığım sene şimdi yine aynı maddelerden bahsediyorum. Yılı kapatmak istediğim ama son 3 günde çıkan ağır grip sebebiyle katılamadığım bir organizasyon oldu. Hem “belki düzelirim” düşüncesiyle hem de anı kalması için kitimi almaya gittiğimde konu tam komedi filmine döndü.
Kit alımı için geçtiğimiz günlerde çıkarttığım ferdi atletizm lisansımı ibraz ettim ve kit dağıtımdan sorumlu organizasyon yetkilisi “Lisansınız geçerli değil taahhütname imzalamanız gerek.” diye bir cümle sarfetti. Anlamadığımı belirterek tekrar sordum, lisanslık bir konu olmadığını ve taahhütname istediğini belirtti. Taahhütnamelerin bulunduğu masaya geçerken biraz yüksek sesle söylenmiş olacağım ki başka bir yetkili yanıma geldi. Bu sefer de kendisi dijital olarak gösterilen lisansın bir hükmü olmadığını, bir sağlık sorunu durumunda ıslak imzalı taahhütname gerekli olduğunu belirtti. Tartışmamak için konuyu uzatmadım. Zira statüdeki madde açık ve net:
Sporcular, 2026 sezonuna ait vizeli ve kulüp lisansları ile yarışmaya katılacaklardır. Kulüp adına yarışmaya katılacak sporcuların, kulüp lisanslarını ibraz etmeleri zorunludur. Lisansı bulunmayan sporcular ise; Ekte yer alan yarışma taahhütnamesini imzalayarak, veya Herhangi bir sağlık kuruluşundan alacakları, “90. Büyük Atatürk Koşusuna katılmasında herhangi bir sıhhi engel bulunmamaktadır” ibaresinin yer aldığı sağlık raporu ile yarışmaya katılabilirler.
Gitmişim sağlık raporu için uğraşmışım, belirtilen ücreti ödemişim, sistemden zaten gerekli taahhütnameleri kabul etmişim ve lisansımı almışım. Eğer lisans kabul etmeyecekseniz, statüye böyle bir madde koyamazsınız. Gel gelelim, konu iki satır yazıyla taahhütname imzalamak da değil; elime yapışmıyor sonuçta. Ama federasyonun kendi tescillediği lisans için “geçerli değil”, “dijitalinin hükmü yok” demesi ne demek?
Yol üstünde su gerçekten yoktu ama finiş aalanında paraşüt kulesinin orada bitirenler için çok güzel bir çorba ve kaşarlı, salamlı , fümeli güzel bir sandviç vardı. Su ve peçete de vardı. Ama bende çok sonra farkettim.
Gülsem mi ağlasam mı bilemedim, güleyim dedim.Sağlık sorunu durumu için lisans > taahhüt olması gerekir, en azından sağlık raporusonucunda çıkıyor. Lisansı kanarya severler derneğinden almıyorsunuz üstelik.
İniş odaklı bir yarış olduğu için çok ilgimi çekiyor. Parkur değişmezse seneye katılmayı düşünüyorum. (Erteleye erteleye 2026ya kadar geldim) Fakat dediğiniz gibi, yanlış hatırlamıyorsam rotanın Atatürk’ün Ankara’ya geldiği lokasyonla alakası yok deniyordu. Burası tartışmaya açık.
Devamı için de federasyona YAZIKLAR OLSUN demek istiyorum sadece. Tabi siz ne utanırsınız, ne de sıkılırsınız. Belki bıyık altından gülersiniz? Onu da biliyorum.
Bu konuda özensizliği görünce sinirlerime hakim olmakta zorlanıyorum.
kusura bakmayın