2026 İznik Ultra Müşküle Dağ Maratonu 50k Yarış Raporu

:snow_capped_mountain: UTMB OCC Yolunda İlk Büyük Test: İznik Ultra Müşküle Dağ Maratonu 50k Yarış Raporu
Tarih: 11 Nisan 2026 Cumartesi 13:00
Start: Müşküle Sahil Anıt Ağaç
Mesafe / İrtifa: 50km / 1500m+
Bitirme zamanı: 9:00:22
Genel Sıralama / Yaş Kategorisi: 53/58 2/4

Kısa bir özet: 2 yıl önce var bir hayalimiz demiştik. UTMB OCC kurası çıktığında… ​Geçen yıl Kaçkar Ultra ile yine stone alınca, neden olmasın dedik, TEAM AKTAŞ olarak tekrar kuraya katıldık. Çekiliş sonucu, bekleme listesinde olduğumuz mesajını görünce, geliyor gelmekte olan demiştim…Kısa süre sonra da positive drawn mesajını aldık.
Oturup kabaca bir taslak hazırladım ve 2026 hazırlıkları 14 Şubat Geyik koşuları ile başladı.
Çamurlu zeminde 14k’yı 2:01:31’de tamamladım.
Ardından, hemen ertesi gün Winterrun İstanbul 10k’yı da 58:14:00 bitirdim.
Sonrası, haftalık koşu max 40k ya da daha az jog, irtifa kazanımı da Atatürk Kent ormanı yokuşları ile sınırlı kaldı. Araya Eskişehir’de 3 ilave 20k, şehrin rakımı 850m olunca bir nevi irtifa kazanımı sayılabilir(mi?). Ama aksatmadan haftada 2 reformer pilates, bu süreçteki en istikrarlı hareketimizdi.

Neden bu kadar az hazırlıkla İznik Ultra Müşküle 50k parkuruna kaydoldun diyebilirsiniz ve haksız da sayılmazsınız. Benim bu yarıştan en büyük beklentim, parkurun ilk ve son 10k’lık bölümünün UTMB OCC ile benzerliği. Dolayısıyla içinde bulunduğum kısa hazırlık dönemi için mesafe fazla bile olsa, parkurda kalmayı planladığım süre ve zaman dilimleri, planlarıma tam oturuyor aslında. Amacım, 9 saatin altında kendimi çok zorlamadan parkurda kalıp, sağlıkla finishe ulaşabilmekti. Nitekim oldu da.

Yarış öncesi son hafta: ​Taper week’de koşmadan çok beslenmeye odaklanıp, son 2 günün akşamlarını makarna, pizzaya ayırdım, su tüketimimi arttırdım. Uyku konusu tam bir muamma, düzenli uyku ritmine aylardır giremiyorum.

​Yarış ortamı, hava, civa vs: Yarış öncesinde ülke genelinde soğuk ve yağışlı hava tüm hafta devam etti. Hatta kar yağışı bile görüldü İznik civarında…Zemin %31 patika, %60 toprak yol, %9 asfalt olarak dağılmış. Özellikle Derbent’e gelişte son 3k’lık bölüm teknik olarak single track ve işaretlere dikkat edilmezse kolayca parkuru kaçırabileceğimiz bir yer. Beklenti çamurlu zemin ve yağmurun yağmasıydı. Aksine kuru ve yağışsız bir yarış oldu. Toprak genel olarak yumuşaktı. En zorlayıcı kısım ise ilk 15k idi. İrtifa kazanımının neredeyse %80’i burada tamamlandı.

Yarış kıyafetlerim: Ayakkabım Altra Olympus 6. Ultra trail yarışları için tek geçerim. Performansı çok iyi, yol tutuşu, kaya geçişlerindeki kaydırmazlığı ve özellikle inişlerde parmakları koruma özelliği mükemmel. Kıyafet olarak her zamanki takımımı giydim. Sürpriz yok. Tamam ben batonsuz patikaya hiç çıkmam ama burası için baton kesinlikle ama kesinlikle şart!

Beslenme: Yanıma 4 maurten jel (biri kafeinli) ve klasik peynir ekmeğimi aldım. Planım, her 10k’da bir jel almak üzerineydi. Ekmeği de son 5k’ya saklamayı planlamıştım. Ama gerçekte olanlar gene farklıydı. Başlarken bir suluğu tailwind ile hazırlamıştım. 12.3k Süleymaniye CP’ye kadar bitirdim onu. Sonrasında 16k ve 22k’da 2 jel aldım. 28k Derbent CP’de masadan beslendim. Limon tuz cips kaşar, ekmek ve cola ile…Sonrasında 45k’ya yaklaşırken de cebimdeki peynir ekmeği yedim. Toplamda 3 litre su tükettim parkur içinde. Midem tüm yarış hiç rahatsızlık vermedi. Ama jellerin tamamını da tüketmedim.

​Yarışın Akışı:
​Başlangıçta, kendi aracımızla şehirden Müşküle Anıt Ağaç’a gelirken, yolu kaçırınca, başlamadan 1 dk önce varabildik start noktasına. İlk hatayı, parkuru saatimde açamayınca yaptım. Bunu tekrar çalışmam lazım. Garmin fenix 6S’de pratiğim çok iyiydi ama, Huawei GT 6 Pro ile ilk yarışımda patladım.
Yarışa en sondan başladım. Asfalttaki yaklaşık 1km’lik yolu yanımda seyreden Jandarma aracındaki arkadaşlarla sohbet ederek geçirdim. Patikaya girmeden finishde buluşmak üzere vedalaştık. Şaka değil :))
Patikaya girişle birlikte çıkış başlayınca, ben de azar azar öne geçmeye başladım. 23 dk. sonra vardığımız Müşküle Köy meydanında, CP1’e girmeden, sadece halıdan geçip yola devam ettim. Ne güzel, hem zaman hem sıra kazanmış oldum derken… Ah, o parkuru saate yüklememek ne büyük hataymış. Saatle parkur koşmaya öyle alışmışım ki… Bir anlık dalgınlık, saatten gelen uyarı da olmayınca, pahalıya patladı…

​2.5-7.9k ve salaklıkta zirve!
9.9k ya kadar sağlam çıkış olduğunu çok iyi biliyorum. Hafif jogla kafamı kaldırmadan tıkır tıkır giderken, 7.9k’daki toprak yoldan patikaya girişi kaçırmışım. Yol yataya dönünce uyandım ama işaret görürüm umuduyla bir süre daha devam ettim. 1k sonra nihayet kendimi ikna edebilmemle birlikte geri döndüm. Fazladan 200m ilave irtifa alıp, yan tepeye tırmanmışım. Tempolu şekilde işaretleri görene kadar indim. Her adımda kendime sitemler ederek tabii… Sonuçta 7.9k’da sapmam gereken yola 10.3k’da girdim. Bu andan itibaren tüm hesaplarım şaştı. Hep ilave km, üstelik küsüratlı olarak eklemek zorundayım. 25 dk.'lık kayıp da cabası…
Allahtan parkur notlarını aldığım kağıda zirveleri not etmişim. Artık km’lerin bir anlamı kalmadığından not ettiğim 3 zirveye odaklandım. Saat bu konuda çok yardımcı oldu. Sanki suç ondaymış da, kendini affettiriyormuş gibi :slight_smile:

7.9k’da tekrar parkura girdikten sonra 2k full tırmanışla ilk ve en yüksek tepe olan 760m’ye, kendi kendimi teselli etmelerle vardım. Buradaki manzarayla moralim öyle bir yerine geldi ki, modum bir anda "İyi ki gelmişim"lere evrildi.
Normalde her yarışın başında söylediğim bu cümle, starta geç kalacağım telaşıyla nereden baksan 2 saat geç geldi…Olsun, İyi ki gelmişim!

Etraf baharın en güzel kokularıyla dolu. Süleymaniye CP2 12.3k’ya kadar görsel şölenli bir iniş beni bekliyor artık. Zemin çok iyi, tarlaların arasından geçerek rahat bir tempoda 15:25’de, cut off’dan 20 dk önce CP’ye girdim. Oysa iki CP arasını 2 saatte almayı planlamıştım.
Oyalanmadan suluklarımı doldurdum. Bir avuç cips, 2 tuzlanmış limon dilimi ile vakit kaybetmeden yola koyuldum. Muhtemelen o geçtiğim arkadaşların tümü tekrar önümdeler.
Köy çıkışından sonra parkur aynı şekilde Yenişehir ovası manzaralı devam etti (İlginç, dağlar İznik gölü ile Yenişehir ovasını ortadan tam ikiye bölmüş… Ova sanki kurumuş İznik gölü, üstelik neredeyse aynı şekle sahip).

İlk Maurten jeli 16k’da (parkur 13.7k) açtım, 600m irtifada, buğday tarlaların yanından geçerken. Resmen Windows açılış ekranı var önümde…İstikamet göle doğru yatayla karışık hafif tırmanış. 730m ile ikinci tepeye vardıktan sonra ova, yerini göl manzarasına bıraktı. Artık Derbent CP3’e kadar yataylı-inişli bir yol var önümde. Parkur, 18k itibarıyla solda göl, sağda ova manzaralı şekilde, 600-700m civarında seyreden, açıklık alanda, gölgesiz ilerliyor. Hava bu yıl epey serince. Güneş var ama rüzgar çıktığında afiyetle ayazı yiyorsun. Şikayetim yok. Soğuğu her zaman tercih edenlerdenim. Bu arada 20k’da Kirazlıyayla köyünün içinden CP’siz geçiliyor (inişe aynen devam). Benim kramplar hep inişlerde ziyarete gelirler ama bugün uğrayan yok henüz:) Arada bir iki gerginlik hissettim, koşu, adım aralığı, yürüyüş şeklimi değiştirdim, yumuşadılar… Durmama gerek kalmadı.
24k’da (parkur 21.6k) ikinci Maurteni açtım. Bu arada saat 17:00 oldu bile.

Güneş iyice yatayda ama hep gölün karşısından, eşlikçi. Parkurun 24-28k’lık kısmı bir başka görsel şölen. İyi ki gelmişim!'lerce…
Derbent’e gelmeden, son 2.5k dediğim gibi, yarışın en teknik yeriydi… Sık çalılık, single track, iki işaret arası bazen neredeyse 10m falan. Kaçırdın, yandın. Alice Harikalar Diyarı’nın labirentindeyiz resmen. Döndükçe dönüyorum. Çok akıllıca bir şekilde koyulmuş, tam galiba ters yöne gidiyorum derken, İznik Ultra logolu oklu tabelalara rastlıyor insan. Derbent görünüyor karşıda ama yol ters tarafa devam ediyor falan :slight_smile:
Caner ve Tatiana’ya bu ince jestlerinden ötürü(oklu görseller), şahsım adına teşekkürü bir borç bilirim:)
Tam km’yi bilememekle birlikte 17:45’de o muhteşem ama bir o kadar da teknik dere geçişini yaptım. Kuş sesleri, su sesine karışıyor… Ama batonsuz buralar adamı döver, söylemiş olayım.

Derbent CP3 28.4k’da Mümtaz beni bekliyordu. Son 20k’yı birlikte koşacağız. İznik merkezden kalkan Yenişehir minibüsleri buradan geçiyor. Dün sorup saatlerini öğrenmiştik. Son sefer akşam 7’deymiş. Kaçırırsanız koşarak dönersiniz demişlerdi şakayla karışık. E biz de onu planladık ya zaten :slight_smile:

18:16 da CP’ye girdim. Hava iyiden iyiye soğudu. Artık güneş de batma yolunda. Üstümü değiştirdim, kuru termallere geçtim. Buff, eldiven ve reflektör yeleğimi de giydim. Beslenmeyi CP’den yaptım. Bir avuç cips, limon, tuz, bir bardak kola, kaşar peynir… Acıkmışım :slight_smile:
Suları da tamamladım ve 18:20’de Mümtaz’la birlikte yola koyulduk. Güneş 19:45 civarında battı, alacası kaldı yadigar. Saat 20:00’de artık son 9k’dayız. İznik hep önümüzde, ışıl ışıl parlıyor ama yol bitmiyor :slight_smile:
İşte tam burası, ana gelme sebeplerimizden biriydi. UTMB OCC son km’leri de aynen böyle. Elini uzatsan ulaşacaksın gibi ama epey süren oldukça teknik bir iniş. Allahtan burada zemin o kadar teknik değil, keyifle gidebiliyorsun.

Bu arada karanlık bir anda çöktü. Kafa lambalarımızla easy run temposunda ilerlerken, tüm yarışın en güzel, ve bir o kadar da heyecanlı anına denk geldik. Saat 21:00 civarında yakınlardaki, muhtemelen Çamdibi cami hoperlöründen yatsı ezanının okunmasıyla birlikte, solumuzdaki sık çalılığın içinden ulumalar başladı. Ama öyle böyle değil… İki adım yanımızdalar. Aynı sesleri, Kaçkar Ultra’da, Rize’de kaldığımız evin arkasında da duymuştuk. Çakallar var yanımızda. Öyle heybetli değil, yavru köpek uluması gibi sesleri. Kesik kesik, korkutmuyor ama kalabalık bir aile, belli… Ezan bitene kadar susmadılar. Bir iki dakika sonra, biz ne yaşadık az önce dedik birbirimize… İyi ki Mümtaz’la birlikteydim. Tek başıma olsam aynı heyecanı yaşardım elbette ama o karanlıkta endişe kaçınılmaz olurdu.
Çamdibi CP4 45.1k’ya 21:18’de girdik. Artık iniş yerini yataya bıraktı. Son 4k zeytin ağaçlarının arasından devam edip, tam ortadan İznik’e giriyor. Önce Antik Su Yolu, ardından Lefke Kapı ve merdivenler… Tatlı bir yorgunluk var diyeceğim, birden gülme tutuyor :slight_smile: Son 4k’da koşarken öyle uykum geldi ki, yürü koş temposunda, arada bir iki saniyeliğine gözlerimi kapadım. Ayakta uymaktan hallice yani.
Veeee.. Saat 22:02’de finish çizgisinden geçtim.
75k ve 165k finisher’ları da gelmeye devam ediyordu bu arada…Öyle açım ki, o soğuğa rağmen, hemen verdikleri sıcacık mercimek yemeği ve bulgur pilavını üstümü değiştirmeden oracıkta silip süpürdüm:)

Titremeye başlayınca üstümü değiştirmek aklıma geldi. Finish alanının yanındaki okulu çok iyi düzenlemişler. Okulun içi sıcacık. Sınıfları soyunma odasına dönüştürmüşler. Yanılmıyorsam campet de vardı, çok yorgun olanların uzanmaları için…

​Vallahi bitti. Güzel de bitti…45-54 yaş gurubunun en büyüğü olarak arada bir de 2.lik geldi, hoş oldu.

Sonuç olarak;
Beklentilerimin tamamını karşılayan bir yarış oldu. Hedeflediğim sürede bitirdim. Sert çıkış ve inişler olmasına rağmen herhangi bir kramp olayı yaşamadım. Mide ile ilgili bir sorunum olmadı. Bu Maurten jelleri keşfettikten sonra çok rahatladım. Tadı yok ve yutarken tuhaf bir şekilde bağazdan kayıyor, mide bulandırmadan…Tek hatam, sona sakladığım kafeinli olanı almayı unuttum. Sanırım soğuktan:) Toplam 3 litre su tükettim, CP’lerde içtiklerim hariç. Daha fazla tüketmeliydim, ama yarış sonrası Mr. small-wc rengi koyu değildi. Dehidre olmamışım demek ki.
Canım Altra Olympos 6 ayakkabım ( ki eskiden ultralarda en az iki tırnakla vedalaşırdım, bu ayakabının burun kısmı çok farklı, inişlerde asla parmak uçlarını uca değdirmiyor, tırnaklar da zarar görmüyor haliyle), Salomon şort, boyunluk, termal içlik ve yağmurluğum, Aonijie yeleğim ve batonlarım… Yeni bir malzeme kullanmadığım için kılık kıyafette sıkıntı yaşamadım.
Dönüp bakınca neyi daha iyi yapabilirdim dediğim iki şey, saati daha iyi çalışmalı ve daha erken start alanına gelmeliydim.
Yarış sonrasında akşam yatarken bir ağrı kesici aldım, kuzu gibi uyumuşum. Sabah kalktığımda genel durumum gayet iyiydi.
İznik’e bu 3 veya 4. gelişimiz. Ama katıldığımız parkurlar hep daha kısaydı. Aklımda burada mutlaka bir ultra trail koşmak vardı, bu güne kısmetmiş. Organizasyon tek kelime ile şahaneydi. CP noktalarında bizi bir pamuklara sarmadıkları kaldı. O kadar diyeyim. Ve özellikle o küçük gönüllülerin gözlerinden öperim. Ayrıca, finish noktasında, bugüne kadar ki en sıcak finisher yemeğini yediğimi de belirtmek isterim. Özellikle cut off’a yakın gelenler için bu durum tam bir ızdırap. Yaşamayan bilemez.

Teşekürlerce…
Macera Akademisi ekibi ve Cener’e, her ne kadar parkurda görüşemesek de Tatiana’ya tekrar tekrar teşekkürler. İyi ki varsınız!


13 Beğeni

Bir yarış raporu ancak böyle olur, teknik bilgi, malzeme, mesafe, beslenme, beklenti ve disiplin…benim ilk uzun yarışım olan bu parkuru 2018 de koşmuş ve hayran kalmıştım. Ayaklarınıza sağlık. Başarılarınız daim olsun. Utmb de görüşmek üzere

2 Beğeni