Yarış sabahı yaşadığımız komikliklerle başlayayım. 10 yıldır oturduğumuz sitenin otopark kapısı ilk kez açılmadı. Sabahın köründe güvenliğe haber ver, yöneticiyi uyandır derken yarım saat rötarlı çıkabildik. İstanbul’dan araçla yolculuğumuz yaklaşık 1 saat sürdü. Sonrasında Çorlu yeni fuar alanına vardık. Çorlu’nun neredeyse tamamı trafiğe kapatıldığı için buradan servislerle başlangıç noktasına gideceğiz. Fakat o kadar sıkı güvenlik önlemi var ki araçların önünde kocaman SPORCU SERVİSİ yazmasına rağmen polisler ilk kavşakta geçmemize izin vermedi.
Devlet hastanesinin arkasından dolanacaksınız. Şu sokak var ya. Oradan gir, şuradan çık sonra varacaksınız.
Servis şoförü polisin aynen dediğini yaptı ve ikinci kavşakta, farklı noktada yine aynı polislerle karşılaştık.
Yahu yine mi sen. Yanlış geliyorsun ondan böyle oluyor.
Abi ben yolu biliyorum da sen izin vermiyorsun ki.
Çorlu lisesinde okuduğum için yarışı duyduğum anda çok heyecanlanmıştım. Çevremdeki lokal yarışları çok önemsiyor ve elimden geldiğince katılmak istiyorum. Parkur da öyle Çorlu’nun bilmem neresinden geçmiyor şehrin tam kalbinde yarışıyorsunuz. Rota biraz yokuşlu ve yanlış saymadıysam 10K’da 10 tane dönüş var ve bunların en keskin&dar olanı 8. Km civarı belediyeye çıkan parke taşlı yola dönüş.
40 dakikanın altında gelme hedefim vardı. Buna göre pace pro’da negatif tempo stratejisi oluşturdum. 4.16, 4.12, 4.07 gibi başlayıp 5. kilometre sonrasında gerekeni yaparak yarışın ikinci yarısında daha hızlı koşup hedefe ulaşmayı düşünüyordum. Başlangıçta çok rahat hissettim. İlk 2 km hiç yarışıyor gibi değildim. 3. km de tam istediğim gibi geçti. Fakat 4 ve 5. km’lerde Orion’a çıkan sert yokuşta tahmin ettiğimden daha fazla süre kaybettim. Omurtak caddesi’ne girdiğimde artık 4pace’in altına inmem gerekiyordu. Bunun için hazırlandın ve şu an buradasın dedim içimden. Fakat 6 7 8. kilometrelerde de istediğim paceleri çıkartamadım. Hedefin gelmeyeceğini anlayınca artık ne kadarına tutunabilirim diye düşündüm ve bunun için mücadele etmeye devam ettim. Aynı zamanda hayatımın bu zamana kadarki en güzel birebir mücadelelerinden birini de yaşamış oldum.
Orion’a çıkarken önümdeki koşucu su istasyonunda bardağı tutmaya çalıştı ama gönüllünün elinden söküp alamadı. Bu bana dert olunca kendi suyumun birazını ona bırakıp yetişmeye çalıştım ama başaramadım. Ufacık bir bardak suyun yarısı bile ağır gelmeye başladı. Suyu kenara atıp kendi işime odaklandım. Yokuşun sonunda Omurtak caddesi’ne önde girdim ve buradan sonra 4 pacein altına inemeyince bu sefer ben ona yakalandım ve tam 9. kilometreye kadar omuz omuza, ya bir adım önde ya bir adım geride beraber ilerledik.
Çorlu lisesi, heykel meydanı, Megalit, Şımarık döner ve önlerinden Altez spor salonuna giden sokaklar yıllarımın geçtiği yerler. Buralarda yarışmak bana tarifi mümkün olmayan duygular yaşattı. Belediye sonrasındaki son çıkış da belimi büktü ve geriye elimde avucumda ne varsa ortaya koyup günü bitirmek kaldı. Son 1 kilometre muhteşem bir iniş. Burayı güçlü inebildim ve 2 kişiyi geçtim. İstediğim gibi koşamadım ama genel 23 yaş 4 sonucundan çok mutluyum. Yarışın ikinci yarısında 5k süremi 19:28’e çekebilmek de ayrı güzel bence. Bu gücü 10km’ye yayabilmek için birkaç fırın daha ekmek yemem gerektiği belli.
Isınmada Kosanvizor’le karşılaşmak, ona sarılmak tuhaf başlayan günün güzel anlamda ilk kırılma noktasıydı.
Elektrikli scooter’la yarışın içinde su dağıtan görevli detayına hayran kaldım.
Şimdi önemli bir konuya değinmek istiyorum.
Tekirdamedya isimli bilmem kaç bin takipçili insta hesabı Çorlu’da maraton rezaleti başlıklı bir gönderi paylaşmış. Tıkanan yollar yüzünden insanların çektiği çileler falan filan. Bir sonraki gönderisinde de bu sporla dalga geçer bir gönderi daha paylaşmış. Ya biz kimsenin mağdur olmasını istemeyiz, biz koşalım diye insanlar işlerinden güçlerinden, seyahatlerinden tabiki geri kalmasın. Fakat bu tavır bizim çok dikkat etmemiz gereken, daha küçükken başını ezmemiz gereken küstah tavır. Biz bunlara yüz çevirdikçe İzmir maratonu gibi organizasyonlar tarihe karışmaya devam edecektir. Aralarındaki çekişmenin nedenini bilmiyorum. Çorlu’nun belediye başkanı hangi partiden umrumda bile değil ki umrumda olmasının artık bir kıymeti de kalmadı. Burada hayal gücü çok geniş, kalemi kuvvetli yazarlar var. Başını belaya sokmadan bu zihniyete tepki göstermeye davet ediyorum bu gönderiyi okuyan herkesi. Koşuforumda bir aileysek bize yakışanı yapalım.
Şikayetimvar nokta com, Organizasyon için gönülden tavsiyeler:
Sonuçlara hemen ulaşamamak çok can sıkıcı. Bir süre sağda solda bir bileni aradıktan sonra nasıl olsa öğreniriz dedik aramaktan vazgeçtik.
Dönüşte servislerin erkenden çalışmaması çok büyük sorun. Ben yarışımı bitirmiştim. Emanet eşyamı almışım. Törene kalmak istemiyorum, arabama geri gitmek istiyorum. Ama servislerin ne zaman başlayacağı belli değil. Bu belirsiz durumda soğukta beklemek yerine eşimle birlikte 5 kilometre yürüdük ve arabaya ulaştık. Bunu herkes istemeyebilir.
Cheerzone hiç yoktu sanırım ve eksikliğini de hiç hissetmedim. Bunu her zaman samimiyetsiz ve gerçek dışı buluyorum. Benim için önemli olan şehrin gerçek sahiplerinin gönülden desteğidir. Bu yoksa bomboş yollarda yapayalnız koşmak hiç sorun değil. Yapay alkışlara ihtiyacım yok. Bu yarışta su istasyonları yeterliydi ama buralardaki gönüllüler çok hareketsizdi. Patika yarışlarında bizi F1 pilotu gibi hissettiren olağanüstü desteğe alıştık sanırım. Bir istasyonu önceden hiç göremedim son anda geçerken farkettim. Küçük bardak suların ağzını biraz açıp bize vermeleri daha iyi olacaktır. Onu açmakla uğraşmak bile zor gelebiliyor inanın. Kısacası su istasyonundakiler masanın arkasında hareketsiz durmasın, bize kendilerini göstersinler yeter, biz gerisini hallederiz.
Oh be son zamanlardaki en keyifli haftasonlarımdan biriydi. Nereye baksam bir yarış. Heryerde yarış. 59 sen sevinme.