Arazi Koşusu Yarışlarında Maddi Ödüller

Türkiye’de düzenlenen arazi koşusu yarışları organizasyonlarında nakit ödülü veya doğrudan maddi fayda sağlayabilecek hediyelerin* verildiği yarışlarda son zamanlarda artış var gibi görünmekte. Siz bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Ankete verilen oylar anonim kaydedilir.

*: Sponsor firmaların kişiye özel hediye çekleri veya sürpriz sponsor hediyeleri bu kapsamda sayılmaz.

  • Bir düşüncem yok. Yarış seçimimi veya topluluğu etkileyen bir faktör olamaz.
  • Olumlu düşünüyorum. Maddi ödül bana ve(ya) topluluğa olumlu katkı sağlayabilir.
  • Olumsuz düşünüyorum. Maddi ödül beni ve(ya) topluluğu olumsuz etkileyebilir.
  • Duruma göre değişir. Maddi ödüllerin bana ve(ya) topluluğa olumlu veya olumsuz katkısı diğer koşullara bağlıdır.
0 oylayan
2 Beğeni

Bir genelleme olarak Arazi koşusu genelin dışında kalabilir ama
şunu söylemek isterim Maddi geliri olmayan insanların yeşil kartı olup sgk dan,hastanelerden nasıl ki faydalanabiliyorlar Maddi geliri olmayan koşucuların,spor sevdalıların da bir çok ücretli koşulara katılabilmelerini isterim Sporu bir aktivite olarak değil sağlıklı yaşamın temel bir parçası,gündelik yaşamımızda yemek,wc gibi bir ihtiyaç olduğu düşüncesindeyim

4 Beğeni

Yarışlarda ödüllerin artması bir yandan iyi bir gelişme. Sporun ciddiye alındığını gösteriyor, organizasyonlar arasında rekabet artıyor elit koşucular ekipman, ulaşım, antrenman için harcadıkları paranın bir kısmını geri alabiliyor. Kalite yukarı çekiliyor, yeni sponsorlar geliyor, genel olarak sporun görünürlüğü artıyor.

Ama bu işin bir de öteki yüzü var. Ödül havuzu büyüdükçe organizatör o maliyeti bir yerden çıkarmak zorunda kalıyor kayıt ücretleri artıyor. Ödül kazanma ihtimali olmayan ama o topluluğu yıllardır ayakta tutan koşucular hem daha fazla ödemeye başlıyor hem de kontenjan daralınca yer bulamıyor. Üstüne yüksek ödüller dışarıdan yarışmacı çekiyor sınırlı kotalar doluyor yerel katılımcı kenara itiliyor. CrossFit yarışmalarında bunun aynısını yaşadım, eskiden kendi aramızda eğlenceli bir etkinlik havası varken bu yerini tamamen farklı bir atmosfere bıraktı. Yarışmalar ödül avcılarıyla doldu yabancı sporcuların kontenjanları doldurması yüzünden yerel katılımcılar yer bulamaz oldu. Organizatörler birbrirleriyle ödül konusunda yarışmaya çalışırken katılım ücretlerini giderek yükselttiler.

Bir de daha yapısal riskler var. Para olan yerde hile motivasyonu da geliyor bundan dolayı doping artabilir, kestirme yapma gibi sahtekarlıklar daha cazip hale gelebilir. Organizatörler bütçeyi ödül havuzuna yönlendirdikçe parkur güvenliği, medikal destek, işaretleme gibi kritik alanlarda tasarruf yapma eğilimine girebilir. Arazi koşularının en değerli yanı herkes kendi yarışını koşuyor bitirmek bile başarı kültürü. Para işin merkezine oturunca o kültür aşınabilir. Dengeyi tutturmak organizatörlerin elinde umarım Crossfit’in başına gelen arazi koşularının da başına gelmez.

10 Beğeni

Maddi ödülü patika ruhuna aykırı buluyorum. Patika yarışına katılma sebebi maddi ödül almak olmamalıdır. Patika yarışındaki en büyük ödül, yarış süresince doğada yaşanılan maceradır. Doğa şartlarına uyum sağlayarak saatler hatta mesafe uzunluğuna göre günler sonra Finish’e gelebilmenin mutluluğudur.

12 Beğeni

Yıl herhalde 2012 olmalı, Türkiye’de ilk patika koşusunun 2011’de yapıldığını düşünürseniz, emekleme dönemleri. Çekmeköy’de belediyenin para desteği verdiği bir 10K yarışı yapıldı. Taşdelen Ormanı içinde koşulan bir patika koşusu idi ve tek mesafe 10K idi. Dişe dokunur para ödülleri vardı. İçinde siyahi atletlerin de olduğu birçok hızlı yol koşucusu geldi.

Yarış başladı, koştuk, finişe geldik ve nasıl olduysa tahmin ettiğimizden daha ön sıralarda bitirdiğimizi öğrendik. Meğerse önde koşan 10-15 kişi bir ayrımda yanlış yola girip birbirlerini takip etmişler ve ormanda kaybolmuşlar. İşaretlemede bir sorun yoktu, onların arkasından gelen hiç kimse yolu kaybetmemişti.

Bundan sonra yaşananlar hoş değildi. Kaybolanlar grubu ve onları yarışa getiren “hocaları”, yaklaşık 1.5 saat boyunca ödül törenini yaptırmadılar. “Bu kadar geldik, koştuk, buradan elimiz boş dönmeyiz” diyerek hakaretler, tehditler eşliğinde o zamana kadar sorunsuz giden organizasyonu kendileri dışındaki herkes için bitirdiler.

Her para ödülü olan yarış bu şekilde olacak diyemeyiz. Para ödülü olmayan yarışlarda benzer sorun yaşanmaz da diyemeyiz, ki her ikisinin örneklerini de zaman zaman görüyoruz. Ancak para ödülünün özellikle patika yarışları ve ultralarda birçok potansiyel sorunu yanında getirdiği konusu bence yadsınamaz bir gerçek. Bunun maalesef örneklerine çok daha fazla şahit oluyoruz.

Yol koşusunda her şey göz önünde ama patika ve ultralarda koşan kişi yarışın büyük bölümünde gözlerden uzakta. Her yeri ve her şeyi kontrol etmek imkansız, dolayısı ile katılanların hiç kimse bakmazken kurallar bir yana, etik değerlere ve patikaya özgü “kodlara” uymasını beklemekten başka çaremiz yok. Maddi motivasyon bazen bunların önüne geçebiliyor. Bu tek bir yarışla kalsa yine çok önemli olmayabilir ama kırık pencereler misali bütün camiayı yozlaştırma potansiyeline sahip.

Birçok yarışta gönüllü oldum ama nakit para ödülü olan yarışlardan uzak durmaya çalıştım. Organizasyonu içinde bulunduğum yarışlarda da bazen sponsorlar teklif etmesine karşı bunun karşısında durdum.(Tabii ki hediye çekleri, sponsor ödülleri gibi şeylerden bahsetmiyorum).

Her şeyin istisnası olabileceği gibi bunun da istisnaları olabilir. Türkiye şampiyonası gibi bir organizasyon olur, hem parkurda çok iyi bir kontrol yapmayı taahhüt edersiniz, hem de parkur dışında doping kontrolü vs. gibi caydırıcı önlemler alırsınız, o zaman belki düşünürsünüz. Organizasyonlara katılmanın maddi olarak giderek zorlaştığının farkındayım, emek verenlerin desteklenmesi de çok önemli ama bu farklı şekilde olmalı. Bu kontrolleri yapamayacak organizasyonlarda (ki bu herhalde genelin yüzde 95’i falan demektir) nakit para ödülünün uzun vadede bu spora ve camia kültürüne zarar getireceğine inanıyorum.

35 Beğeni

Para ödülü genelde belediyelerin düzenlediği patika yarışlarında mevcut gibi görünüyor, Konya Trail (Spor Konya organizasyonu belediyeye ait diye biliyorum) mesela. Belediyelerin patika yarış düzenlemesi iyi bir şey mi? İyi gibi görünüyor, ama bazen aklım karışıyor haksız rekabet mi oluyor diye, Konya 30k 900 tl katılım ücreti. Bir başka yarışa bakıyoruz 6000 tl. Para ödülü ile sporcu çekmeye çalışmalarını yanlış bulmuyorum, ama tabii para ödülü tatsız şiddetli bir rekabeti de beraberinde getiriyor, belki de tatlıdır bilemiyorum. Para ödülünün sponsor ödülüne göre dezavantajı nedir patika ruhuna neden aykırı olduğu düşünülüyor bilmek isterim açıkçası, karşı gelmek için değil bilgim yetersiz gerçekten, bu ödülün gençleri patikaya çektiğini fark ettim son dönemde ve belki ben olumlu taraflarına fazla odaklanıyorum, süreç içerisinde nasıl bir zararı olabilir? Yine toplumsal bir sürü değişken içeren bir yapılanma süreci.

(Aykut hocamız aslında güzel açıklamalar yapmış ama olumlu tarafları da olabilir mi diye düşünmeye çalışıyorum…)

3 Beğeni

Sonuna kadar katıldığım bir açıklama olmuş Aykut Abi. Sen bahsetmişsin ama ayrıca şunu da eklemek isterim: İşin bir de organizasyon tarafı var. Sırf koşucu çekmek için sidik yarışına giren organizatörler sağ olsun, bu işin ruhundan ve kafasından uzaklaşarak her şeye sayı, rakam gözüyle bakıyorlar. Patika ruhuna uygun, özgün bir yarış yapmaktansa daha çok sosyal medya, sayı ve reklam odaklı yarışlar düzenliyorlar.

2016 yılında patika koşmaya başladım. Senin kitabın başta olmak üzere birçok yabancı kitap ve yayın okudum, bu forumda çok güzel yarış raporları inceledim ve en çok bu sporun ruhunu, işleyişini sevdim. Ancak son zamanlarda, yol koşusu yapan arkadaşların bile patika yarışlarına (hepsi için demiyorum, yanlış anlaşılma olmasın) girdikten sonra, daha önce görmediğim kadar ‘çıplak’ (zorunlu ekipmanı olmadan) koşan koşucu gördüm. Patikalarda yerlere atılan jeller ve çöpler… Koşu sırasında selam vermeden önce yaş ve kürsü muhabbetine girenler… Zorunlu ekipmanını yarış sırasında diskalifiye olmamak için bitiş çizgisi öncesi arkadaşlarını çağırıp tamamlayanlar… Yarış sitesinde zaten belirtilmesine rağmen organizatörle yarış öncesi ‘polar neden yok’ kavgası yapanlar… Bu yazdıklarım tabii ki daha önce de az da olsa yaşanmıştır ama bu maddiyat işi, böyle şeylerin katlanarak çoğalmasına vesile olacaktır. Eğer organizasyonun dağıtacağı bir para varsa, keşke bunu gerçekten ihtiyacı olan insanlara, sahipsiz hayvanlara, bize ev sahipliği yapan patikaya harcanabilse veya organizasyonlara katılamayan öğrenci kardeşlerimize indirimli şeklinde uygulanabilse.

Neyse, daha fazla kafa şişirmeyeyim. Öyle, biraz içimi dökmek istedim. Daha söylenecek çok şey var ama… Üzücü.

12 Beğeni

Geçenlerde bir gönderimde hayatım boyunca rekabet etmekten yoruldum patika yarışlarında rekabetten geri durmak sadece kendimi aşmak istiyorum dedim pat diye cevabı yedim, “e peki neden “yarış”lara katılıyorsun adı üzerinde rekabet içerir yarışlar” dendi, haklı, neden katılıyorum? Herkesin var kendince bir sebebi. Koşu çok acayip bir spor, psikososyolojik ve felsefi yönü hep kafamı karıştırır.

8 Beğeni

Herkes bu yarışlara rekabet için, yarışmak için katılmıyor. Açıkçası ben de hiçbirine yarışmak için katılmıyorum. Yürü-koş şeklinde o coğrafyayı keşfetmek, bir tür doğa gezisi ya da bir tür patika ekspedisyonu diyelim. Koşmaktan çok batonlarla teknik zeminde uzun yokuşları tırmanmayı seviyorum. Yarış sırasında yürüyüş süresi koşu süresinden daha fazla oluyor genelde, bazen de eşit sürede oluyor. Doğada, arazide saatlerce vakit geçirmek hoşuma gidiyor o yüzden 65K gibi orta-uzun mesafe ultralara ya da tırmanış ağırlıklı sky running yarışlarına katılmayı tercih ediyorum. Bunu da işaretli, güvenlik önlemleri alınmış, CP’leri iyi olan bir parkurda yapmak ideal oluyor benim için.

10 Beğeni

Bu mesajım hiç kimsenin hoşuna gitmeyecek ama yine de yazayım.

Nedir “Patika Ruhu” ?

İnsanlar olarak çok bencil yaratıklarız.

Yarışlarda ödül olmasın diyoruz. Çünkü ödül olursa kalabalık olur. Yarışmak için yarışa gelen insanlar olur. Onlarla koşmak için gelen insanlar olur. Kalabalık olur. Rahatsız oluruz. Sponsorlar falan olur. Ortam ticari bir hal alır. Bu şartlar altında ortamdan zevk almamız zorlaşır.

Peki ne olsun istiyoruz? Ödül ve benzeri kalabalığı çeken şeyler olmasın. Ortam ticari olmasın. Butik tarz olsun yani fazla koşucuda olmasın. Ne o öyle İstanbul maratonu gibi insanı rahatsız eden bir kalabalıklar falan. Ama hizmet çok iyi olsun, CP’ler çok iyi olsun. bize sundukları her türlü imkan çok iyi olsun. Bizim parkurdan keyif almamız için gereken her ne varsa olsun. Ama aynı zamanda çok ucuz olsun ve hatta mümkünse bedava olsun.

Biz ise “patika ruhu” veya “sporun toplumda yaygınlaşması için gereklilikler” gibi bahaneleri kullanarak bunun keyfini çıkaralım.

Ben çok sevdim bu bakış açısını. Bunu gerçekleştirmek için patika ruhu ve spor aşkı ile yaşayan karın tokluğuna çalışacak organizatörler bulmak lazım.

Ve aslında böyle bir organizatör vardı. Bakiye Duran ülkemizde patika koşu yarışlarını ilk başlatan kişiydi. 2012 yılından Pandemi dönemine kadar tamamen patika ruhu ile butik ve ödülsüz yarışlar düzenliyordu. Patika koşularına onun sayesinde başladım. ilk patika yarışlarım onun yarışları oldu. Bakiye abla tamamen kendi imkanlarıyla yarışları yapardı. yarış sabahı start yerinde kayıt olup göğüs numaramızı alırdık. Yarış sonrası çadırda çorbamızı içer güzel sohbetler ederdik. Ama hiç kimsenin ona yardım ettiğini görmedim. Pandemi ortamı girince organizasyon yapmak iyi zorlaşmıştı. Bakiye abla da amme hizmeti gibi yaptığı yarışları bıraktı. Hiç kimse niye bıraktı veya tekrar başlaması için ne yapabilirim demedi veya onun yaptığı gibi bizde yapalım veya onun yaptığını yapacak birilerini bulalım demedi.

Şimdi ise ödül olmasın veya patika ruhu olsun muhabbeti yapıyoruz.

Hadi canım , geçmiş olsun. Hak ettiğimizi bulduk.

10 Beğeni

PTL’e katılım sebebin neyse o dur.

Hiç ilgisi yok. Ödül olsun ya da olmasın zaten bir patika yarışının koşucu kapasitesi sınırlıdır. 40 bin kişiyi uçurum kenarından mı geçireceksin? ya da Belgrad Ormanı’nda 40 bin kişiyi mi yarıştıracaksın, hem güvenlik hem de lojistik olarak bu mümkün değil. Onun için kontenjan organizasyon tarafından sınırlandırılır.

Bunu da katılacağım yarışa, ödediğim kayıt ücretine göre değerlendiririm. Ben her yıl Uludağ, Tirilye gibi büyük organizasyon yarışlarına gittiğim gibi Aydos, Geyik Koşuları gibi daha butik yarışlara da gidiyorum. 4000 TL kayıt parası olan bir yarış ile 1500 TL kayıt parası olan bir yarışı kimse bir tutmaz mutlaka.

Bir patika yarışı amatör ruh, doğaya saygı, kendi kendine yeterlilik ve topluluk kültürü içerir. Örneğin birisi patikada düşüp yaralandığında oradan geçen diğer yarışmacılar ona yardım etmek zorundadır. Yardım etmeyip te yol yarışındaki gibi birinci ben gelicem, para ödülünü ben alıcam diye devam ederse işte bu hem patika ruhuna aykırıdır hem de şikayet edildiğinde yarıştan diskalifiye olma sebebidir.

10 Beğeni

Çöpler her yarış ile birlikte çoğalacak ve kalıcı olacak.

Bir kaç yıl sonraki yarışlarda parkur işaretlerine gerek kalmayacak.

Yarışı bitirmek için çöpleri takip etmek yeterli olacak .

4 Beğeni

İşte bu da patika yarış ruhuna aykırı ama bizim bazı hızlı yol koşucularımız bunu anlayamıyor. Yol yarışlarında olduğu gibi jel paketini ya da elinde kalmış olan çöpünü, plastik şişesini acaba doğayı kirletir miyim, zarar verir miyim? diye hiç umurlarında bile olmadan doğaya atıp koşmaya devam ediyorlar. Maalesef her yarışta görüyorum, son katıldığım Doca Tirilye Ultra 60K yarışında da parkurun bir çok yerinde gördüm. Temizlik görevlisi yarış sonrası temizler mantığı doğaya da uyarlanıyor, doğa jel paketini kendi kendine temizler diye düşünüyorlar herhalde ya da umurlarında değil çünkü patika yarışlarını, yol yarışlarından ayırt edemiyorlar.

3 Beğeni