Tahtali Run to Sky - Berg Sky Race Raporu

ultramaraton
#1

“Shine On You Crazy Diamond” eşliğinde yazıyorum bu satırları.
Tarih 29.03.2019
Yaklaşık 3 ay önce Tahtalı Berg Sky race e katılmaya karar vermiştim. Tabi ki birden olmamıştı.
Birçoğumuz gibi acaba biraz daha fazlası olur mu diye aklımı kemiren meraklar 2018 yılında Kapadokya Ultra Trail 38 ve Ida Ultra 36 koştuktan sonra biraz daha kanıma işledi.
Hayatım boyunca kanaatkar olurken aklımın kenarında sınırlar vardı.
ACABA ?
Önce yarışa katılan, bitiren, bitiremeyen kendi isteğiyle yarıştan çekilen tanıdıklarımla görüştüm. Aklım “bunu denemelisin” derken kalbim hiç olmadığı gibi
heyecanla attığında kararımı vermiştim !!!
Kolları sıvadım ve öncelikle parkurun tüm metrelerini ezberleyecek kadar çalıştım. Sonrasında sadece antrenman ile değil beslenme ve farklı dinamikleri de göz
önüne alacak şeyleri sıraladım ve “sky running” antrenmanları nasıl oluyor, neye dikkat etmek lazım diye bol bol okudum ve bir yandan da kuvvet antrenmanlarını
artırdım. Birçok arkadaşımın güzel emeğiyle oluşmuş yarış raporunu okudum. Belki de siz bunu okurken 58.8 k bitiren bir koşucunun yazdıklarını belki de güzelce dayak yemiş
ama dersini almış yoluna devam eden bir gencin satırlarını okuyacaksınız. Neyse :))
Kuvvet antrenmanlarını devam ettirirken uzun koşularıdan ziyade biraz daha eğimli yerlerde sık tekrarlar yapmam gerektirdiğine kanaat getirip Ocak Şubat dönemindeki
iş yoğunluğumu da attıktan sonra İzmire dönüp kendime eğim yerleri aramaya başladım. Çiğlinin tepelerinde bulduğum 400 metrelik bir yangın çıkışı 100 metrelik
tırmanış sağlıyordu ve zemin de oldukça bozuktu oh ne güzel :slight_smile:
Yer yer %40 eğimlerin olduğu yerde çıkıp inmeli tekrarlara 8 Mart tarihinde 3 tekrar, 14 Mart tarihinde 5 tekrar, 21 Mart tarihinde 7 tekrar ve 28 Mart tarihinde 10
tekrar ile devam ediyorum. Son 10 tekrarlı antrenman kaydında 13.32 km koşup 1187 metre tırmanış sağladım.
Şimdi 6 Nisan sabahı bu yıl ilki düzenlenecek olan Latmos ultra 45 km de kendi en uzun mesafemi koşacağım. Bu arada şarkı Guy Davis - Loneliest Road That I Know oldu :slight_smile:
Tahtalıya dönecek olursak son 1 aydır özellikle bu yarışla yatıyorum ve kalkıyorum diyebilirim. Az önce yarışın kml dosyasını google earthe gömerek parkuru 3d olarak yaşamaya
çalıştım.
Bu tarz heyecanlı etkinliklerden önce “hayalinde resmetme” konusuna inanan biriyim. Bugüne kadar her yaptığımda işime yaradığını gördüm.
Yanartaştan geçerken, patikalara daldığımda, canavar çıkışlarla karşılaşıp güneşin alnında zirve yolculuğunda… Zirveden inerken, uçurum kenarlarında ve 45.5 den sonrasında…
Hepsinde kendimi görüp heyecanlanıyorum. Şu anda saat 23:50 ve ben bu işi başarabileceğime günden güne daha çok inanıyorum.
Hayatta her zaman bir eşik vardır…
Bir sonraki bilince ve bakış açısına giden…
Okulda, iş hayatında, özel hayatında ya da aldığın kararlarda…
O 58.8 km sadece gidilecek bir yol değil içe yapılacak bir yolculuk ve gitmenin varmakla bir ilgisi yok.
Süreç içinde tekrar yazacağım.
Şarkı bitiyor.
Sıradaki.

12 Likes

#2

Çok güzel yazmışsınız, orada görüşmek üzere :wink:

Nacizane bir tavsiye: Yanınıza yedek softflask(1 lt yetmiyor) ve hava değişimi ihtimaline karşı ara katman veya uzun tayt almanızı tavsiye ederim.

Bende tavsiyelere açığım örneğin sky running ve güç antrenmanlarıyla alakalı.

Çıkışlarda alt sırtımda (lower back pain) ağrı yaşıyorum o yüzden şu sıralar plank ve core antrenmanlarına dadandım iyice.

1 Like

#3

Bu arada 5. km de şöyle bir manzara var, insanı yere çiviliyor:)

1 Like

#4

Tuğrul merhaba,

Öncelikle yarış raporlarını hatmettiğim kişilerden birisin Dileminkiyle birlikte :slight_smile:
Katkıların için teşekkür ediyorum…

Son üç aydır araştırdığım skyrunning antrenman makale ve videolarından analdığım üst adele (Front hamstring) ve kalça sağlam olsun. Core ne kadar sağlamsa o kadar avantaj var.
Peki ne yapıyorum ?

Nike Training Club mobil uygulamasının harika dayanıklılık antrenmanları var. Onları yapıyorum haftada bir ya da iki kere.
Onun dışında senin ve Dilemin de üstüne basarak söylediğiniz tepe tekrarlarına devam ediyorum son bir aydır ve kesinlikle ama kesinlikle faydasını görmeye başladım.
Bu hafta Latmos 45 te göreceğim net olarak.

Baton bence en kritik nokta. Baton kullanmayı sanırım becerebiliyorum ve bir parçam gibi hareket ettiriyorum.

Su noktasına geldiğimizde ise yarış için planım 2 liltre ile yola çıkmak ön tarafta sürekli kontrol ettiğim iki adet 500 ml suyu kullanıp sırtımdakiini yedek şarjör :slight_smile: olarak kullanacağım.

Dehidrasyon ve beslenme noktası için de sürekli bir plan içerisindeyim.

Alt sırt için ben baton kullanmayıp etkisine bakarken orada ağrı oluyor. Yani tepe tekrarı yaparken bir keresinde batonu kullanmadım ve belime binen yük fazla oldu.
( Batonu 3 hafta önce Decathlondan en ucuzundan aldım ve yıllardır kullanıyormuş rahatığındayım arkadaşlarım öyle diyor :slight_smile: Şimdi baton çantası yapıyor bir arkadaşım :slight_smile:

Çok özel bir parkurdayız ve güzel şeylerle sonuçlanacak eminim :slightly_smiling_face:

2 Likes

#5

Gidemediğimiz yer bizim değildir dersem gaza geliriz bence :slight_smile: Manzara müthiş gerçekten…

1 Like

#6

Tavsiyeler için teşekkürler. Raporların okunmasına sevindim:)

Baton konusu benim için bir muamma oldu. Geçen sene kullandığımda yeteri kadar batonla çıkış antrenmanı yapmadığım için, çıkış esnasında beslenme, su içme, malzemelere ulaşma dert oldu, (iç içe geçen modellerden) Z pole almaya kalksam dünya para, üstelik uçak problemi de eklenince, baton yerine dizlere ve belime yatırım yapmaya karar verdim :slight_smile:

Aslında bir nevi test yapacağım kendimce. (Risk budur)

Bu arada https://skyrun.co.za/salomon-skyrun-lite-training-programm/ şu adreste kaynak olarak alınabilir. Tepe antrenmanlarının yanı sıra, intervallere de ağırlık veriyorum ben. Şunu farkettim, squat vs ile tamam bacakları kuvvetlendirdim artık daha geç yanmaya başladılar ama nefes ve nabız hala sorunlu (15 yıl sigaranın cezası) o yüzden sakatlamayacak interval antrenmanlarına başladım.

Öte yandan bu sefer jel + ekmek arası :slight_smile: reçel - peynir vb kombinasyonunu deneyeceğim, kayısı ceviz züber helva gibi şeyler beni taşıyamıyor onu gördüm.

:pray: :heart:

1 Like

#7

Sanırım deneyimin ve öğrenmenin bitmediğin en güzel delilik bu trail koşu dünyası :slight_smile:

Gönderdiğin linke dün denk geldim ve güzel şeyler var sağol…

Ben kuvvet ve tepe antrenmanına yoğunlaştım bakalım :slight_smile:

Yemek olayı çok önemli ve sanırım sen yanında minnak bir piknik çantası hazırlayacaksın. :slight_smile:

Ben de kendi enerji jellerimi yapmanın derdindeyim ama bakalım =) Özellikle yanımıza alacağımız yiyecek ve içecek stratejisi çok öenmli sanırım. Yarıştan önce simule etmek gerekiyor.

0 Likes

#8

Sıradaki şarkı U2 - Elevation. İyi antremanlar…

0 Likes

#9

Günün anlam ve önemine binaen :slight_smile: Teşekkürler sizlere de iyi antrenmanlar

0 Likes

#10

Ve artık her şey hazırdı. Geze geze 11 saatte izmirden gittiğimiz Çıralıda otele yerleşirken kurulan yarış alanı ilk heyecanı vermeye yetmişti. Eşyaları odaya atıp bir şeyler yedikten sonra gün biterken heyecanım biraz yatışmıştı.

Sabah 8 gibi uyanıp kaldığımız Barış Pansiyondan hemen karşıya geçip denize girecekken sırtımı verdiğim dağa doğru ilk bakışım her şeyin değiştiği o andı.

adeta kendi başına bir cumhuriyet kurmuş olan Tahtalı Dağı tüm heybetiyle karşımda duruyordu.

Bakın burası çokomelli :slight_smile:

Abartmıyorum 5 dakika boyunca sadece dağa baktım. Sonra bir döndüm kendime baktım. Bu dağla güzel bir anımız olacak dedim ve denize girdim. Sadece Dağı görmek için sürekli kıyıya paralel yüzdüğümü itiraf ediyorum :slight_smile:

Denizin ardından yaptığımız kahvaltı ve ardından kitleri almaya gittik.

Koşu dünyası böyle butik organizasyonlarda tanıdık yüzlerle selamlaşmak ve sohbet etmenize imkan veriyor. Genelde gördüklerim tanıdıklarım 27 Run to Sky ( 2365 m) ya da 30 Chimera ( 1000 m ) koşacaktı. Benim 60 koşup 3800 metre tırmanacağımı söylediğimde bana çok güzel bakıyorlardı :slight_smile:

Kitleri aldıktan sonra yavaş yavaş yarış psikolojisine girmeye başlamıştım.

Aylardır yaptığım fiziksel ve psikolojik antrenmanlar artık nihayete erecekti.

Makarna partisinin ardından teknik toplantıda heyecanım korkuya o korkuda beni çılgınca bir eğlenceli hissiyata götürdü.

Organizatör Polat Dede son beş yıldır Antalya’nın hiç bu kadar soğuk olmadığını zirvede uzun bir süredir kar olduğunu ve yarışta da çok fazla olacağını, yağış ihtimali olduğundan bahsettikçe ben garip bir şekilde mutlu oluyordum. Sanırım işin mücadele kısmı arttıkça motive olma durumum artıyordu. Çünkü Latmos 45 K da tam olarak böyleydi. Son detayları dinleyip artık dinlenme vakti geldi.

Hayatımın en bilinmez sabahına uyanmak üzere…

Uyudum…

04:00te gözlerim açıldı. Akşamdan hazırladığımız bir şeyler ve Barış Pansiyonun yaptığı sandviçleri yedim.

Son kontrolleri yapıp kıyafetlerimi giydim.

Start alanına gittiğimde heyecanım tavan yapmış durumdaydı.

06:00…

Uzun bir yolculuk olan yarış başladı.

İlk 4 km gidilen asfalt üzerinde yavaş tempo ile gittim ve yanartaş için yükselmeye başladığımızda tempolu şekilde çıkıyordum. Yanartaşın orada güzelce fotoğraflara poz verip devam ettim. Güneşin doğuşu ve eğimin artmasıyla güzel bir şekilde ısındım ve ilk kontrol noktası Ulupınara 1:15 te geldim. Buraya kadar olan kısım yarışın içine girmeniz için güzel bir ısınma oldu.

Bu noktadan sonra eğimin biraz daha artmasıyla birlikte tempomu korumaya çalıştım ve ikinci kontrol noktasına 2:40 ta geldim.

En merak edilen kısım başlıyordu. Bu noktadan sonra 18.8 ile 27 arasında 1500 metre çıkacağız. Bu 9 km’yi ikiye bölmek gerekiyor. Mücadele edilen çok şey var. Birincisi hızlıca tırmanış yapıyorsunuz. Fakat zemin oldukça kırıcı büyük taşlardan oluşuyor.

İkincisi sıcaklık hızla azalıyor. Sis artıyor ve rüzgar terleyen bedenimizi hızlıca soğutuyor. Çünkü eğim arttıkça hız azalıyor. Neyse ki enerjim oldukça yerinde. Ormanın bitmesi ve inanılmaz şekilde bir anda çarşak zemine dönmesi beklenen bir şeydi ama işte bu karşımıza çıkan şey İNANILMAZ…

Çarşakla birlikte başlayan kar yolları. Ama ne kar hem de …

Birçok yerde patikayı kaybeden karlar sandığınız yumuşak karlardan değil. Sertleşmiş ve üzeri buza yakın kayganlıkta olan kar…

Koşucuların oluşturduğu yürüyüş yolundan zirveye çıkmaya başladım. Burada hız değil dikkat önemli benim için. Çünkü bir anlık dikkatsizlik dengenizi değil hayatınızı kaybetmenize neden olabilir. Çok dikkat hep dikkat.

Bu arada yukarı yürüdükçe daha da büyüyen teleferik istasyon her adımda daha da yaklaşıyor. Yer yer kardan çarşak zemine çıkıp tekrar kar zemine dönüyorum. Yarı çarşak yarı kar diyebilirim zirve yoluna. Buraya çıkacaklara tavsiyem arada dönüp arkanıza bakın ve kendinizle gurur duyun.

Neyse :slight_smile: 6 saatte zirveye çıktım. Ve burada üst değiştirip beslenmeyi biraz Uzun tuttum.tamam itiraf edeyim çok yedim :yum::yum:

Burada 25 dakika durduktan sonra inişe geçtim. Burada şunu söylemek istiyorum. Bence çıkmak daha kolay. Çünkü inerken hızınızı ayarlayamazsanız sonuçları çok acı olabilirdi. Çıkışa geçen arkadaşlara moral verip inişe devam ettim ve çarşak bittikten sonra sağa orman içine devam ettim. Buradan sonra bir 10 km kadar yarışın belki de benim için tek koşulabilir yerinde koştum. Tempo yüksek olmasa da ayakları döndürmek önemliydi. 37. Km deki Çukuryayla cp de fazla oyalanmayıp devam ettim ve 45. Km ye kadar olan inişte koşarım diye düşünürken büyük taşların olduğu orman içi çarşak zemine koşulamayacağını anladığımda tempolu yürüyüşe geçtim. Yer yer kaygan olan zeminde dikkatli bir şekilde Yaylakuzdere istasyonuna merakla geldim. Bu arada sürem 9:40 gibi bir şey olmuştu.

Neden merakla dedim çünkü okuduğum her yerde ve tecrübeli olan her kişi zor olacağından bahsetti. Burayı 13 km ama kesinlikle yarışın en zor kısmı olacağını biliyordum.

Size orayı şöyle anlatayım

İlk 1 km yi 15 dakikada geçip sonraki 1 km yi 40 dakikada geçtim :slight_smile: çünkü buradaki taşlar inanılmaz büyük eğim çok sert ve çıkışta nefes alabileceğiniz hiçbir yer yok. 47. Km’de yarışın en tehlikeli Yeri diyebilirim burayı sanıyorum 1 saatte geçmişimdir. Burası tehlikeli eğimin ve uçurumun olduğu çarşak zemin arka arkaya geçtiğiniz 100 er metrelik üç tane sağlam kar geçişi vardı.

Burada korktuğumu söylemek istiyorum.

Süreyi dikkate almayı bırakalı çok olmuştu zaten ve tamamen dikkatli geçmem gereken noktalara odaklanmıştım.

Burada organizasyonun büyük emekleriyle açılan kar geçişleri çok faydalı oldu. Ellerine sağlık Rossist :pray:t2:

Tehlikeli geçişlerin olduğu yerlerden sonra tırmanış devam etti ve süre yaklaşık 12:30 saat gibi olmuştu.

50.kmden sonra biten tırmanış yerini inişe bıraktı fakat yine sıkıntılı patikaların olduğu yerler olunca yürüyüş devam etti.

Ormanın yoğun ve ağaçların sıklaştığı patikada devam ederken bitirmeye yakındım.

Ufak ufak gelen çıkışlar farklı kas gruplarını çalıştırmak açısından iyi oluyordu.

Bitişe yaklaşırken yarışı düşünüp kendimle konuştuğumda kocaman bir aferin dedim kendime. Zor bir işi bitirmiş olmanın gururuyla finişe giderken ormanın içinden BİTTİİİİİİ diye bağıran kişi bendim :slight_smile:

Yarışı bitiren her kişinin dediği şey çok zordu oldu.

Bir yarıştan ziyade hayat tecrübesi oldu ve güzel anılarla geride kaldı.
Resmî Süre 13 Saat 57 Dakika

Artılarım

Mental ve fiziksel dayanıklılığımın artmış olmasını Sevdim.

Doğru antrenmanlar işe yaradı.

Bu kadar zor bir parkuru geçerken eğlenmeyi unutmadım ve bir yolculuk keyifli hal aldı.

Enerjim başlarkenki gibi bitirirken de aynıydı.

Doğru beslenme ve su tüketme işini geliştiriyorum.

Eksiler

Koşuşabilecek yerlerde zihnini yürümeye ikna etmemen lazım.

Kuvvet çalıştın ama yetmez.

Dayanıklılık artırıcı şeyleri hayatına kat.

Bisikleti bir an önce al.

Organizasyon artılar

İşaretleme çok kritikti ve başarılıydı.

Çoğu cp başarılı ve oradaki görevliler çok gönülden gönüllülerdi.

Teknik toplantı detaylı ve aydınlatıcıydı.

45-50 arasındaki tehlikeli kar geçişlerinde yol açmaları inanılmaz değerli bir şeydi.

Eksiler

Zirvede çorba içmek en ihtiyacım olan şeydi ama sıcak bir şey olarak sadece sallama çay vardı. Sallama olması bile bir zaman kaybı.

4 ve 5. Kontrol noktasında zorunlu malzeme kontrolü yapılacaktı hiçbir şey kontrol edilmedi.

Finisher tişörtümü finişte madalya ile birlikte almak isterdim çıralıya gelince değil.

Naçizane Tavsiyeler

1- Parkurun her noktasını Google earth pro üzerinden çalışın ve psikolojik olarak eğitin zihninizi.

2- Kesinlikle tempolu tepe yürüyüşleri yapın.

3- Üst baldır ve merkez bölge için kuvvet çalışın.

4- Uzun doğa yürüyüşleri ile kendinizi tanımanız belirli bir süreyi aştıktan sonra zihninizin ve bedeninizin vereceği tepkileri eğitecektir.

5- Her ne olursa olsun bu bir psikolojik süreç. Zihninizi eğitin ve keyif almaya bakın

Kıyafet ve ekipman

Salomon Sense ride ile koştum. Tavsiyem çarşak zeminde ve bozuk yolda ayağınızın rahat edeceği bir ayakkabı giymeniz.

Şortla koşulabilir bitki örtüsü buna izin veriyor.

Zirveye bıraktığım drop bag de yedek çorap tişört oldu ve bunları orada değiştirip yola devam ettim.

Ormanın bitip çarşak zeminin başladığı yerde zAten yükseltiyle beraber azalan ısı üstüme yağmurluğu giymeme sebep oldu.

Rüzgar ve ısı değişiminde yağmurluk beni ısıttı.

Zaten yarışa başlarken almayı planladığım baton zorunlu malzeme oldu. 14 saat boyunca hep elimdeydi. Çok işime yaradı. Bu noktada yarışa hazırlık aşamasında batonla antrenman yapmak çok etkili oluyor.

Besin olarak streç filme sardığım hurma-ceviz-kayısı menüsünden 5 set yaptım ve yanıma aldım. 3 tanesini tükettim.

İki tane Jel tükettim.

1,5 litre su hep yanındayd. Sanırım yarışta toplam 4 litre su tükettim.

Ulupınar ve Beycik kontrol noktasında kısa süreli kaldım. Zirvede ise 25 dakika kaldım. Üst değişikliği ve yüklü beslenme yaptım. Çukuryaylada 2-3 dakika kaldım. Yaylakuzdere istasyonundan sonraki kısım oldukça uzun süreceği için orada hem beslenmeyi hem de besin yedeklemesini fazla yaptım.

Yarış boyunca sadece son 3 saatte enerjim düştü ama bu yemekle alakalı değildi. Sonuçta bu süreyi irtifayı ve kilometreyi vücudum yeni tanıyordu.

Telefonun şarjı 10. Saatte bitti. Böyle tehlikeli ve kırıcı bir yarışta taşınabilir batarya almak gerekirdi. Tecrübe işte.

Bir daha yaparsan hata ve aptallık olur:)

Sıradaki Şarkı - Balmorhea / The Winter

10 Likes

#11

@ceylanlardanaykut Tebrikler. Paylaşım için de çok teşekkürler.

Telefon bataryalarının soğukta donup işlevselsizleştiğini duymuştum. Koşuda değil ama soğuk bir günde kendi telefonumu açamadığım da olmuştu. Böyle bir yarışa katılacak olursam telefonu soğuktan muhafaza etmeyi düşünüyorum.

1 Like

#12

Tebrikler, tam bir dayanıklılık testi olmuş :clap::clap::clap:

1 Like

#13

Kesinlikle dediklerinize katılıyorum. Dikkat edilmesi gereken bir detay.

0 Likes

#14

Çok teşekkür ederim. Kendimi daha da tanımama yardımcı olan Tahtalı Dağına saygıyla :slight_smile:

0 Likes

#15

Eline sağlık Aykut, videoyu da kısa zamanda derlemen dileğiyle :slight_smile: Seni ancak Beycik’te kısa bir süre yakalayabildim sonrasında zaten kayboldun, seneye daha iyi hazırlanıp beraber bitirmek dileğiyle :slight_smile:

1 Like

#16

Geçen seneye göre Beycik’e 22 dk daha önce gelmişim ama süreyi karşılaştırdığımda Beycik’ten sonrası geçen sene ile aynı.

Bacak kuvvetim çok düşük bunu fazlalaştırmam lazım.

Başlarda Aylin Hoca ve Savaş’a tutunmaya çalışsam da, Yanartaş sonrası inişlerde kaçırdım ve Beycik’e kadar olan aramızdaki 10dk yı kapatamadım. Sonrası zaten kopuş. Engebeli sert arazi beni çok yavaşlatıyor. Ayrıca çalışmak lazım. Burada rahat 5-6 kişi beni geçmiştir.

Düz yol ve hafif çıkışlardaki dayanıklılığımdan memnunum ama iş power hiking ve tırmanışa geldiğinde hem vücut olarak hem zihin olarak bitiyorum. Bunun üzerine ayrıca eğilmem lazım.

Özellikle batonla tırmanış - yürüyüş antrenmanları yapmam gerekiyormuş. Yokuşu sürekli koşmaya çalışacaksın diye kendimi yok yere şartlayıp koşamayınca moral bozmaya gerek yokmuş.

Uzun koşuyorsan, intervalinde, antrenmanında uzuna göre olsunmuş

Beslenmeyi hala öğreniyorum.

Tuvalet… tuvalet… tuvalet… başımın belası, zirve çıkışında iyice başıma dert olan gaz sıkışmalarından kurtuladım, halbuki Kapadokya’da gram problem yaşamadım 2 senedir…

Bu sene yine Zirve çıkışında kendime yenildim ve bıraktım, geri kalan 33’ü kendime yaşatmak istemedim, bok mu vardı dedim, yükselti içeren yarışlar bana göre değil dedim ama ertesi gün seneye o dağla yarışmaktansa hem kendimle hem de onunla barışık bir şekilde bitirmek için sözleştim :slight_smile:

İyi ki Beycik’te yanıma ek flask almışım…

Seneye T-shirtü gerçekten hak etmek dileğiyle:)

Umarım madalyalarınızı ve T-shirtlerinizi beğenmişsinizdir :slight_smile: :wink:

Sevgilerimle.

8 Likes

#17

Tuğrul selam dostum

Öncelikle hepimize tebrikler.
Bu yarışa kayıt olmak orada başlamak bile büyük cesaret.
Zorlu bir doğa, çetin yollar ama be olursa olsun güzel bir hayat deneyimi.
Seneye yarışı bitireceğine inanıyorum :v:t2:

Madalya ve tişört harika olmuş eline emeğine sağlık :ok_hand:t2:

Sevgiler…

2 Likes

#18

2019 mini yarış videomuz yayında!

Video kalitesinde bazı yerlerde sorun oldu, gelecekte yarışlarda video çekmek isteyeceklere ipucu olsun diye not düşmek isterim…

  1. Sis jellerinin nedense ambalajları patlıyor, eller yapış yapış kalıyor, bir süre sonra aç kapa düğmesi de yapış yapış kaldığından özelllikle kuzey tarafındaki rotada çekim yapamadım… (Ders 1. Bir daha yarışta Sis Jel kullanma.)

  2. Go Pro’yu kolaylık olsun diye belimdeki çantaya koydum. Fakat özellikle zirve çıkışında vücut ısımla birlikte alet de ısındı, buğu içinde kaldı, bir türlü o sorunu çözemedim… (Ders 2. Bu konuya kafa yor…)

@ersavas ile birlikte 60K parkurunda ayrı ayrı çekim yapıp derlediğimiz 10 dakikalık videomuz için link;

Bildiğiniz gibi, her katıldığımız yarışı bir yarış raporu ile taçlandırıyoruz, bu yıl 4. kez Tahtalı’yı fethettik, farklı olarak raporumuzu bir "üstad"a teslim ettik, nefesinizi tutarak okuyacağınız hikayesini gün içinde paylaşmış olacağız.

Takipte kalınız.

Team Run.BO’lar adına,

8 Likes

#19

Sevgili Mahmut Yavuz’un 60K 08.11 derecesiyle parkur rekoru kırdığı Tahtalı Berg Sky yarış raporu yayında!

Keyifli okumalar,
Team Run.BO’lar adına,

6 Likes