Patika yarışlarında güvenlik standartları

öncelikle belirteyimki çok detaycı bir insan değilim. yarış organizasyonlarının çok zor ve meşakkatli işler olduğununda gayet farkındayım. ayrıca her yarışta kimi tersliklerin ve sakatlıkların en mükemmel koşullarda dahi olabileceğinide biliyorum. ancak son katıldığım geyik yarışı aklıma bu soruyu getirdi. yani kayak pisti gibi olan bir zeminde koşmaya çalışmak ne kadar doğru sakatlığa bu kadar açık bir zeminde yarış yapılmalımı? patika koşularında çok tecrübeli değilim bu soruyu sormaktaki amacımda kesinlikle bağcı dövmek değil çünki yarışın genel organizasyonu çok güzeldi.ancak bu soru geldi ve aklıma takıldı genel görüşleri ve uygulamayı merek ediyorum doğrusu

Ben daha önce de katıldığım için bile bile gittim. Kayak pistinde daha fazla “grip”,“tutunma” - her neyse- ihtimaliniz var açıkcası. İlk tur gene parkur iyiydi. Fakat ikinci turda 14K’cıların geçmesi ile birlikte parkur iyicene balçık oldu ve gerçekten tahammül sınırlarının ötesine geçti. Sonuçta bu işin doğasında var böyle parkurlar. Bu anlamda iyi bir idman oldu. Kendi adıma daha önceki koşuma göre özellikle yokuş aşağı inişlerde ne kadar hızlandığımı görmüş oldum. Asfalt koşu ayakkabısı ile gelip -özellikle 14K’cılar- düşen o kadar çok kişi vardıki? Belki bu anlamda daha yoğun uyarı yapmak lazım. Ama genel anlamda öncesi ve sonrası ile çok başarılı bir organizasyondu. Özellikle bambi organizasyonu süperdi :slight_smile: Güvenlik konusunda daha tecrübelilerin söyleyecekleri farklı şeyler olacaktır mutlaka.

Bu tip sorular genelde yol yarışları mantığı ile düşünen kişilerden geliyor.
Güvenli bir ortam arıyorsak bence Avrasya Maratonu, Antalya Maratonu gibi yol yarışlarının dışına çıkmayalım.

Patika koşusu demek doğayla başbaşa kalmak demektir.
Şehir insanın taşıdığı “Hijyenik bir ortamda herşeyden korunaklı bir yaşam” olgusu bence büyük bir yanılgı.
ve emin olunuz ki; orada sakatlanma ihtimaliniz, Antalya Matonunda sakatlanma riskinizden çok daha az.

Ben şahsen Geyik Koşularına hem kısa olduğu için hemde çamur harici hiçbir teknik tarafı olmadığı için katılmıyorum.

Bence bir patika koşusu; çamuruyla, suyuyla, taşıyla, inişiyle, yokuşuyla, vahşi doğasıyla, sıcağıyla, soğuguyla insanın sıralama düşünmeden tek başına koştuğu anlarda dahi kişiye zevk veren bir yapıda olmalı.

Demek istediğim; ben patika koşularının güvenlik önlemleri ile yavanlaştırılmasına karşıyım :slight_smile:

1 Beğeni

koştuğumuz yer doğa ancak yarışta şartlar ne ölçüde doğal kalabiliyor. üzerinden 200 kişi geçince o zemin tabiki doğal halini korumuyor. özellikle dik inişler oldukça tehlikeli bir hal alıyor. ama belkide dediğiniz gibi bu küçük bir alanda çok sayıda insanın koşmasından kaynaklanıyor…

@cciftci bu konuyu gündeme getirdiğin için teşekkür ederim.
Patika koşularında dal, kök, taş, çamur, yaprak olabilir. Pazar günü çamur bazı yerlerde fazlaydı. (Cuma 14K koştum, Pazar 4K yarıştım). Patikada koşmaya alışmak zaman ister, tekrar ister. Geyik Koşuları parkurları, kendi mesafelerinde Türkiye’nin mevcut en değişken ve teknik zemin yapısına sahip. Parkurda kimseye koşma diyemeyiz. Keyifli ve güveli koşmak ile riskler alıp herşeyini ortaya koyarak yarışmak arasındaki seçim koşucunun kendi sorumluluğudur.
Pazar günü özellikle iniş tekniği çok öne çıktı diye düşünüyorum.

Organizasyon olarak iptal etmemiz gereken yüksekten düşme, taş düşmesi, heyelan, insan yapımı tehlike içeren bir etap olduğunu düşünmüyoruz. Çamurda koşacak insan sayısı için hala yerimiz vardı bence, start dalgaları (herkes tempo sınırlarını uymasa da) işe yaradı gibi gördük.

Parkurda yol ayakkabısıyla koşmak elbete daha zordu, bunu bilinçli olarak tercih eden bazı 14 ve 28ciler vardı. Kendi tercihleri olduğu için ağlayanı duymadım-henüz…

@ismaileren bence yolda koşanı rencide edecek şekilde görüş bildirmek patikacıya uymaz:) Organizasyon olarak parkur görüşünden rencide olmadık, her iki parkurumuzu da biliyoruz…

8 Beğeni

Kendi adıma konuşuyorum, çok heyecanlanarak, dahası pür dikkat koştuğum -indiğim bölümler oldu geçen pazar. En keyif veren ve akılda kalan yanı da buydu kanımca.

Güvenlik endişesi hep aklımın bi köşesinde vardı koşu boyunca. Ve fakat ben koşu ve yarış kavramlarını düşünürken aklıma gelen bir organizasyon değildir Geyik Koşuları. Doğru ya da yanlış kanaatimce, bu bir sportif parti, curcuna. Yine de ciddi anlamda bir dayanıklılık, iyi bir derece elde etmek için de ciddiyet istiyor.

Bu koştuğum en güzel Geyik oldu bence. Çamur da güzeldi, organizasyon da…

2 Beğeni

14K ve 28K’cılar için bu mesafeyi seçtiklerine göre yeterince deneyimlidirler ve aldıkları riski de ölçebilirler ve dolayısıyla tehlike varsa da hesaplanmış ve kabul edilmiş seviyelerdedir sanırım. Ama 4K’cılar için bir risk var gerçekten. Ben pazar günü 2. kez 4K koştum ve ilkine göre çok zordu ve riskliydi. Hatta özellikle sona doğru olan dik inişler değişmiş olabilir diye düşündüm ama parkur tamamen aynıydı. Adım Caner olsaydı yarış bitene kadar ben de biterdim :slight_smile:

Ama sonuçta zevkli ve eğlenceliydi :smile:

1 Beğeni

Parkura girmek ve parkurda belirleyeceğiniz hız ve buna bağlı alacağınız risk sizin seçiminizdir. Bakınız :smiley:
Çekmeköy’de ilk defa patika yarışına katıldığımda aynı sıkıntıları ben de yaşamış ve aynı soruları kendime sormuştum. Şu anda patika güvenliği deyince aklıma köpekler geliyor -ki İznik’te bu güvenlik sorunu çözülmüştü. Başka bir güvenlik sorunu örneği -sanırım önceki sene- UTMB parkurundaki hava şartlarından kaynaklanmıştı. Çözüm parkurun değiştirilmesi ve bir çok kalbin kırılmasıyla çözülmüştü. Patikanın teknik seviyesi ile güvenlik sorunlarını birbirine karıştırmamak lazım.

4 Beğeni

Risklerden bahsediliyor ise ille de patika koşusu olmasına gerek yok, güneş altında sıcak havada uzun mesafe koşarsanız da bir çok risk alıp canınız isterse ölebilirsiniz. Örnekler çoğaltılabilir. Sıkıntıları keyife çevirmek için koşucunun yapması gerekenler şunlar;

  1. Bilgi toplama. Artık yarış raporları çok yazılır oldu. Bu nefis bir durum. Mümkün olduğunca raporları okuyun, Facebook Dailymile gibi paylaşım sitelerinde insanların yarışlarını inceleyin. Her seviyeden koşucu güzel detaylar paylaşıyor. Bunlar en iyi hazırlık bilgisi. Parkur hakkında güncel bilgiler de geliyor bu yazılarda. Geyik Koşuları da çok yazılan çizilen bir parkur. Yarış günü çamuru sürpriz kabul etmemek lazım, biraz daha ilgili medyayı kurcalamak lazım.

  2. Malzeme seçimi. Ayakkabı başta olmak üzere giyim kuşam önem kazanıyor. Su taşımak, eldiven takıp elleri korumak düşünülmeli. Ben çoğu koşucuda bu gibi birinci sırada yer alması gereken ve doğrudan güvenliğe yönelik malzeme yerine i-phone kol bantları, müzik çalarlar, çamura ve patikaya uygun olmayan ayakkabı, gereksiz kalın giysiler, bu mesafede anlamsız özellikte çantalar (tamam bu belki yaklaşan yarışlar için malzeme deneme fırsatı olarak görülebilir çanta konusunda) gözlemledim. Aksesuar severim, çanta fetişim vardır koşuda ama güvenlik sanki biraz daha ön planda düşünülmeli?

  3. Teknik ve tecrübe. Geyik Koşularının bence en güzel özelliği, orman ve patika koşusunu bilmeyen, deneme şansı olmamış koşuculara bunu gayet güzel öğretmesi. Yılda 3 kez düzenlenmesi, değişik hava şartları ve zemin yapısını da beraberinde getiriyor. 14km parkur Belgrad Ormanı standartlarında olabilecek en geniş teknik yelpazeye sahip. Yani ormanda 50km de 150km koşsanız bu 14km içinde yer almayan bir yapı bulamazsınız (Çakma parkur Fıratpen kiremit zeminini saymazsak), çok güzel bir özet bu parkur. Ormanda koşmak ayrı bir tecrübe gerektiriyor. Geyik Parkuru çamur olmasa da “yarışmak” için zor bir yapıda. Bu sebeple patika koşusu konusunda tecrübe ve hatta parkur konusunda tecrübe epey öne çıkıyor. Çözüm ne olabilir? Daha çok patikada koşmak, yarış dışında da patikaya girmek.
    Geyik Koşularının biri hariç hepsine girmiş ve o rota ve çevresini keyif niyetine çok koşmuş biri olarak diyebilirim ki güvenlik adına bir sıkıntı yoktu. Organizasyon bu konuda üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştı.

Çamurda düşmeyi güvenlik önlemi konusuna dahil etmeyelim, ille soracaksak soru şu olmalı: “Ben falanca kilometrede düşüp bileğimi kırsam ne olacaktı?” Buna @caner daha iyi cevap verir ama ben pakuru ve bölgedeki ulaşımı bilen birisi olarak söyleyebilirm ki Geyik parkurunda sırasıya ambulans-sedye-sağlık görevlisi ulaşamayacak nokta yok. Parkurda doğum yapsanız 15 dakikaya ebe gelir :slight_smile:
Bu kadar ukalalıktan sonra eklemeden edemeyeceğim, ben de yıllardır buralarda koşmama rağmen hayatımda ikinci kere ormanda düştüm, sağ yarım çamur içinde tamamladım yarışı :smile:

7 Beğeni

Bu konuda sanki fazla bir hassasiyet var. Başlığı açan arkadaş muhtemelen sadece son paragraftaki durumla karşılaşınca ne olacağını merak ediyordu. Kimsenin herhangi bir suçlama vs. yaptığı yok bence.

Bir de aklıma bir şey takıldı. Ben parkuru sırt çantamla koştum. Malzeme deneme gibi bir amacım da yoktu. Bir tane çantam var uzun, kısa idmanlarda ve yarışlarda hep bu çantayı kullanıyorum. Sadece suyum bir de cezeryem vardı :slight_smile: 7 km’de bir su istasyonu olan bir parkurda sırt çantası ve suyla koşmanın nesi yanlış anlamadım? Herkesin koşarken ihtiyaç duydukları farklı değil mi? Nefes nefese bir bardak su alıp yarısını içip yarısını üstüme dökmektense kısa aralıklarla yudum yudum su içince daha rahat hissediyorum kendimi.

3 Beğeni

Vay neler varmış ilk defa duydum böyle birşey inşallah kimsenin ihtiyacı olmaz.

1 Beğeni