Köpek saldırıları için tavsiye

2026 yazı Kuşadası’nda sabah 05:30 gibi bir zamanda otelden çıkıp yol kenarında koşmayı planladım. Aklıma köpekler olabileceği geldi ama bu kadar tehlikeli bir an yaşayabileceğim gelmedi. İlk 4K sorunsuz geçti. Amacım 10K tamamlayıp, otele geri dönmekti. Yolumu önce iki tane büyük köpek kesti. Havlayarak üzerime doğru koşmaya başladılar. Daha önceden yıllarca köpek beslediğim için korksam da korktuğumu belli etmedim. Ben de üzerlerine yürüyüp bağırmaya başladım. Onlardan şans eseri kurtulduğumu düşünürken ve otele yaklaşmışken bu sefer 6 tane köpek sürüsüyle burun buruna geldim. O andan itibaren inanın hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Hepsi birden havlayarak çevremi sardı. Çevrede ne bir araç ne bir insan vardı. Bağırsam kimse duymayacak. Aralarından biri alfaydı ve diğerleri o ne yaparsa onu takip ediyordu. Ona yoğunlaştım. Ona yoğunlaşırken, diğer taraftan başka bir köpek beni ısırabilecek kadar yakınlaştı. O an aklıma yerden taş alır gibi yap, korkarlar diyen biri geldi. Yere eğilmemle alfa olanın irkilip geri çekilmesi bir oldu. Sonra tekrar dikleşti ve ben yeniden yere eğildim. Bu şekilde beş dakika kadar sonra aralarından kurtulmayı başarım. Ama inanın, oradan benim kemiklerimi toplarlardı. Bir daha asla ve asla bu tür yerlerde koşmaya çıkmam. İnsan hayatı da bu kadar ucuz olmamalı.

10 Beğeni

Yabancı mekanlarda Koşarken yanıma teleskopik çelik job alırım.Sallayıp açarken çıkarttığı ses saldırmak isteyen hayvanı korkutuyor .
Geçen ay Turgut reis de sahilde Koşarken tasmalı pit bull cinsi bir köpek geldi ve ısırmaya çalıştı son anda ayağımı çektim dişlerinin temasını hissettim . Sahilde bir şey olmaz deyip copu almamıştım , hata yapmışım.
Kişinin kendisini koruması - savunması hak ve görevidir .
Sahipli ve sahipsiz köpek saldırılarından bizi koruyun bizde cop,sopa vs taşımak zorunda kalmayalım !

6 Beğeni

Hayatının büyük kısmı köyde geçmiş birisiyim. Dağlar ve doğa ile çok haşır neşir oldum. Belgeselleri de severim. Ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bunlar tamamıyla hatalı tespitler.

İnsanlar şehirde kendi “konfor alanı” ve/veya “güvenli alanları” içerisinde yaşamaya o kadar çok alıştılar ki, bu alanın içinde yaşamadıkları tüm duyguları “gariplik” veya “olumsuz” diye nitelendiriyorlar.

Doğada tüm canlılar hayatta kalma içgüdüsü ile yaşarlar ve korku doğada ana duygudur. Korku garip değildir çünkü her canlıda korku vardır. Örneğin bir aslan tek başınayken bir kaç bufalo ile karşılaştığında korkar ve kaçar çünkü otobur olan bufalo bile bir aslana tehdit olabiliyor ve bir aslan bile korku duygusu ile hareket ediyor. Veya bir aslan tek başınayken vahşi köpek sürüsü ile karşılaştığında korkuyor ve kaçıyor. Doğada gelişmiş tüm canlılarda korku ana duygu.

Örneğin geçen sene ABD’de 22 kişi sığırlar tarafından öldürülmüş. Sadece bir yılda tek bir ülkede olan sayı bu. Korkmanın garip olduğunu düşünen ve sevginin her şeyin üstünde düşünen bireyler boynuzu veya tekmeyi yediklerinde işin geri dönüşü olmuyor.

Kaldı ki ülkemizde sokak hayvanlarından hiç korkmayan ve onları besleyen insanların bizzat besledikleri köpekler tarafından saldırıya uğradıkları oldu. Hayvan severler bu gibi haberleri görmezden geliyor ama bunlar oluyor.

Mesela alttaki fotoğrafta köpek kendisini besleyen çocuğa saldırıyor. Çocuk kendisini zor kurtardı. Bunun gibi bir çok örnek var. Hadi şimdi bu çocuğa korkunun garip olduğunu ve içini sevgi ile doldurması gerektiğini söyleyelim.

Hayvan hayvandır. Hayvanın evcili vahşisi olmaz. Tüm hayvanlar iç güdüleri hareket eder. Evcil dediğimiz hayvanlar barınma ve beslenme kaynaklarına alıştıkları için sahiplerini tolere ederler. Ve hatta bazen sahiplerine saldıran köpekler dahi olabiliyor. Ve bu hayvanlar sokakta yaşamaya başladıkların sürü olmaya ve bir alanı sahiplenmeye çok meyilli oluyorlar. Kendi alanlarına koşarak giren bir canlıyı ise bir av veya bir tehdit olarak görmeye oldukça meyilli olurlar.

Bir köpek sizi bir tehdit veya bir av olarak görürse sizin sevgi pıtırcığı olmanız sizi kurtarmayacaktır.

Avrupa ve Amerika ülkelerinde sokak köpeği sorunu yokken ülkemizde böyle bir sorunun olması ve hayvan severler ile diğer insanlar arasında çatışmalar yaşanmasının asıl sorumlusu olarak ben hayvan severleri görüyorum.

Şöyle ki; ülkemizde sokak hayvanları onlarca yıldır sürekli artıyordu ve sorun haline geliyorlardı. Bir çok insan bu olaya bir çözüm bulunması talep ediyordu. Hayvan severler ise sadece ve sadece sokakta sevecekleri ve kendi duyguları tatmin edecekleri hayvanlar olsun istiyordu. Her türlü ıslah çalışmasına karşı çıktılar. Hatta hayvanları kısırlaştırılmasına bile karşı çıktılar. Bu kontrolsüzce bir nüfus artışına sebep oldu ve artık köpekler insanların hayat düzeni için bir tehdit oluşturma noktasına geldi.

Sonuçta tüm canlılar kendileri biçin bir tehdit ile karşılaştıklarında ya o tehditten kaçarlar ya o tehdidi yok ederler. Neandartelleri bile yok eden Homo Sapiens sokakta bir tehdit ile karşılaştığında elbette yaptığı yapacağı şey kaçmak değil yok etmek oldu.

Ben köyde büyüdüm. Köpekleri severim ama köpekleri nasıl düşündüklerini bildiğim için onlardan çekinirim. Bir sokak köpeği üzerinden duygu tatmini yaşamak için kendimi ısırtma riskini almam. Ayrıca sokak köpekleri sokaklarda hastalıklar yüzünden ölüyor, birbirleri ile çete savaşı yaparken ölüyor, trafik kazalarında araçların altında ölüyor. bunlar her yıl on binlerce köpeğin ölümüne sebep oluyor. Tüm bu ölümleri görmezden gelen ama bir köpeğe hoşt diyen birisi için tantana koparan hayvan severleri ise fazlasıyla samimiyetsiz buluyorum.

17 Beğeni

Bence köpek tartışması geçen yılın konusuydu. Kalmadı ki köpek. Hala bir yerlerde görüyorsanız öldürülmeleri an meselesidir. Bunu savunana diyecek hiçbir şeyim yok. Asıl sorun, köpeklerin yaşamasını savunan bizlerin gözlerinin önünde oldu her şey ve sesimizi çıkarmadık. Bu da bize dert olmalı.

Hiçbir köpek yavru insan yavrusunun ayağını kırıp makatına çubuk sokmuyor ya da bir kaplumbağanın üzerine çıkıp onu öldürene kadar tepinip bir de öldürmekten ne kadar mutlu olduğunu ifade etmiyor.

Toplum ise bir önceki paragraftaki iki insanı rehabilite etmeye çalışırken, yaşama içgüdüsüyle hareketlerine karar veren çoğunluğu melek gibi tertemiz varlıkları, yüzbinlerce, katletti.

O yüzden tavsiyem öfke duyacak yok edecek yeni şeyler bulunması gerekiyor. Bu defter neredeyse kapandı sayılır.

12 Beğeni

Tantana koparanların bir kısmı hayvanseverlik adı altında kendilerini farklı göstermek ve sebepsiz öfkelerini kusmak için mazeret arıyor.

4 Beğeni

Fazla söze gerek yok. @ismaileren bey konu hakkında söylenmesi gereken herşeyi kapsamlı şekilde özetlemiş. Teşekkür ediyorum duygu ve düşüncelerime tercüman olan bir yazı. Ben 92 doğumluyum sokakta oynayan nesildik. O kadar bisiklet ile mahalle mahalle gezmişimdir, gece gündüz demeden sokakta oynamışımdır. Bir kez olsun başıboş köpek gördüğümü hatırlamıyorum. Son yıllarda patlak veren bu problem toplumsal ayrışma konusu oldu. Duygular ile hareket edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

9 Beğeni

Ben yazmayayım demiştim ama hislerime tercüman olmuşsun abi :folded_hands: :disappointed_face:

6 Beğeni

Merhaba.

Köpek uzaklaştırıcı düdükler işe yarar mı bilmiyorum, daha önce hiç denemedim. Bazı arkadaşlar cop önermiş ancak bunu bir insana karşı kullanma riski beni düşüdürüyor, Emin olamıyorum. :slight_smile:

Hemen konuya gireyim: Şehir hayatında başıboş köpek diye bir şey olmamalı. (Ki ben sokaklarda ayı oynatılan dönemleri hatırlayan biriyim.) Hatta başıboş köpek nerede olur tam emin değilim; belki Avustralya’daki dingo cinsi köpekler böyledir.

Yani bir köpeğe sorsak, ‘Halin vakit nasıl?’ diye, ‘Ben neredeyim, sizin yapacağınız işe…’ diyerek söveceğine eminim. (Hastalık, kaza, kış şartları, beslenme zorluğu vb.)

Koşu forumundaki kimsenin ‘Köpekler telef edilsin, yok edilsin’ diyecek kadar psikopat bir kişilikte olduğunu düşünmüyorum. ‘Çözüm önerin nedir?’ derseniz: Kısırlaştırma, kontrol, sahiplendirme (belki askeriye veya devlet daireleri aracılığıyla) ve zaman içerisinde sayılarının azalması.

Yaklaşık 3-4 yıl önce yaşadığım bölgede köpek sayısı çoğalmaya başlamıştı. Ben de O dönem, ‘Şimdi kontrol edilmezse ileride başa çıkılamaz’ diye düşünmüştüm.

Şimdi eve çıktığım yokuşta iki köpek arkadaşla her akşam bağırışıyoruz; onlar söyleniyor ben onları dinliyorum. (Birkaç ufak hamleyi tango ve halay arası hareketler yaparak savuşturdum.) Otobüslerin çok hızlı gittiği bir yer ve çocuklar veya fobisi olan birisi için durum ölümcül olabilir.

İlla koşmanıza veya bilmediğiniz bir yerde olmanıza da gerek yok. Pandemi öncesinde iş yerinden kulaklıkla müzik dinleyerek çıkmıştım. 10 metre sonra önümde köpekleri fark ettim. Soluma baktım köpekler, sağımda köpek, arkamda aynı şekilde… Çembere almışlar, bir de daraltıyorlar namussuzlar. Şansa karşıdan bir araba geldi ve köpeklere doğru sürdü. Onun arkasından başka bir araba daha geldi. (Tabii ki çarpma olmadı, sadece korna çalarak korkutma amaçlıydı.) Daha sonra ileride çorba içtiğim mekândan başaşçı elinde süpürgeyle kafasında aşçı şapkasıyla bir komutan edasıyla çıktı. Yanındaki garsonlar ve komiler süpürge sapları ve garip cisimlerle köpeklere doğru hamle yaptılar. Bu muharebe esnasında ben de oradan uzaklaştım.

Başta söylediğim gibi; köpeklere, (sokak hayvanlarına ve insanlara) hepimiz üzülüyoruz. Ancak bunun çözümü çoğalmalarını teşvik etmek değil; onlara bulunabiliyorsa bir yuva sağlamak (bunu da vatandaş bireysel olarak değil, ülke politikası olarak çözmeli) ve zamanla sayılarının azalmasını beklemektir.

Teşekkürler.

Aşağıya da çılgın zamanlarımdan Tayland tarafından bir foto becerebilirsem bırakacağım, (ne akılla yanaşmışım bu sokak hayvanlarına bilemiyorum)

7 Beğeni

Bugün ilk 30 km mesafemi koşmak için babaeski kırklareli yoluna çıktım. Çok keyifli giderken benzinlikten başı boş iki kangal tipi çoban köpeği fırladı. Korktuğum için bariyerlerden zıplayıp karsı yol kenarına geçtim. O esnada bariyer keskindi elimi kestirdim. Çok moralim bozuldu ve rotamı değiştirip aynı yolu birkaç kere git gel yaparak çile şeklinde 30 km tamamladım. Örneğin o anda kaçabileceğim bir yer olmasaydı veya vızır vızır arabalar geçiyor olsaydı karsıya geçemeseydim belki de beni parçalayabilirlerdi. Koşarken düşündüm bir av silahım falan olsaydı muhtemelen iki köpeği de vururdum. Hayvanseverlik, duygusallık, böyle yeni nesil plaza duyarlılığı vs umurumda değil, evimde beni kahvaltıya 20 aylık oğlum ve eşim bekliyor.

8 Beğeni

Çok geçmiş olsun. Defalarca saldırıya uğradığım için sizi anlıyorum. Kesikle kurtulmanıza sevindim. Allah göstermesin trafik kazasına karışabilirdiniz. Yol koşularımda köpek kovucu cihazı erişebileceğim en yakın yerde taşıyorum. Genellikle maraton kemerimde taşırım. 10 metre mesafeden etki ediyor. Cihazın yaydığı sonik ses köpekleri rahatsız ediyor. Ters istikamete kaçıyorlar. Yedek pil de taşımanızı öneririm. Bir keresinde pili bitmişti zor durumda kalmıştım. Bu arada ilk 30km mesafeniz için tebrik ederim. Nice 30+ mesafelere.

5 Beğeni

Hemen etki ediyor mu? Hiç etki etmediği oldu mu? Bende düşünüyorum almayi.

2 Beğeni

işitme duyusu zayıf yada olmayan hayvana denk gelmemek dileğiyle :grinning_face_with_smiling_eyes::grinning_face:

3 Beğeni

Eğer benzinliğe ait köpeklerse sahiplerini vurmak daha mantıklı sanki. Ah evet köpek vurmanın cezası yok.

5 Beğeni

2018 yılında İngiltere’de koştuğum yarışın güzergahı bir trekking rotası üzerinden gidiyordu. Ve trekking rotası üzerinde alttaki uyarı işaretleri vardı. İşaret diyor ki; bu rota üzerinde yerde yuva yapan kuşlar var. Köpekleriniz bu yuvaları ve kuş civcivleri ürkütebilir. O yüzden köpeklerinizi tasmalı tutun.

Bak bak, duyarlılığın bu kadarı pes yani. Bizde ise bırakın kuşları vızır vızır trafiğin olduğu bir konumda trafik kazalarına sebep olabilecek ve/veya insanlara zarar verecek boyutta köpekleri uygun bir şekilde barındırma konusunda dahi duyarlılık göstermekten aciz bir toplumuz.

iki toplumu karşılaştırınca cidden umutsuzluğa kapılıyor insan.

ve gerçekten içimden böyle sahiplik yapan insanları vurmak geliyor. Yani size sonuna kadar hak veriyorum

7 Beğeni

Sonuç ne?

  1. Çevrende saldırgan köpekler olabileceğini düşünüyorsan ve saldıracaklarından kuşkun yoksa illa o rotada koşacağım diye inatlaşma.
  2. Tek başına değil grup halinde koşun.
  3. Sabah akşam saatleri ve bilmediğin rotaları koşmayın.
  4. @Sametkymk 'ın bahsettiği köpek kovucu ses cihazları al, karşılaşma anında soğuk kanlı ol.Sen de köpeğe bağır, biz de vahşi canlılarız, ısırmasını beklemeyin.
  5. Salgırgan köpekler kadar şiddet dolu insanlardan 100 adım uzak durun.
  6. Sorun köpekten çok bizim o durumda ne yapacağımızı bilmeyişimiz. Güneş, soğuk,deniz anası,yılan,trafik canavarı, ayı, ayak kayması, kene, covid, insan vs tonla tehlike risk olacak; köpek saldırdığında ne yapacağınızı bilmiyorsanız bu köpek market önünde alışverişte de çıkacak.Daha korkuncu da çılacak, 7.maddedeki gibi.
  7. “İzmir’in Beydağ ilçesinde M.Ö.(71), kümesteki tavuklarını yediği gerekçesiyle tüfekle köpeğe ateş açtı. Tüfekten çıkan saçmalar, yoldan geçen çifte isabet etti. Olayda Adem I.(74) yaralanırken, eşi Şenay I.(69) hayatını kaybetti. Şüpheli ise jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı.”
10 Beğeni

Gümrük mevzu daha kapanmadan önce ben Amazon Amerika’dan aşağıdaki ürünü getirttim. Hem koşu hem de bisiklette gayet işe yaradı. Oralardan gelecek birileri varsa bu cihazı tavsiye ederim. Amazon fiyatı 20 dolar.

3 Beğeni

Aynen yazdığınız gibi. Mama verip çoğalmalarını teşvik etmek yerine bu bütçe organize şekilde üremelerini engellemeye yönelik kullanılsa bir kaç sene içinde hem insanlar hem de hayvanlar için en iyi şekilde bu konu çözülmüş olur.

3 Beğeni

hayvanseverlerin, sokak hayvanlarını, çoğalmalarını teşvik etmek gibi bir amacı olduğunu düşünmüyorum. İNSANLAR tarafından mağdur edilen, İNSANLAR tarafından sokağa terk edilen, İNSANLAR tarafından sayısız kötü davranışa uğrayan, bakıma muhtaç hayvanlara (devletin ulaşamadığı, yardım edemediği, doğru dürüst çözüm üretemediği) bir nebze de olsa karnına mama, su girsin diye veriyorlar.

Öncelikle geçmiş olsun. Umarım 20 aylık oğlunuz, analı, babalı ve doğayla, canlılarla barışık bir ömür sürer… ama, ‘babalık’ arkasına gizlemeyin lütfen. Evinizde sizi bekleyenlerin olması, bu dünyanın sadece sizin etrafınızda döndüğü anlamına gelmiyor. ayrıca karşınıza çıkan her tehlikede ‘silahım olsa vururdum’ ne demek?, o zaman doğaya ve kırsal yollara hiç çıkmayın; çünkü o yollar sadece insanlara ait değil. ben de senelerce koşu ve bisiklet sürüşlerimde bu durumlarla karşılaştım, ama sizin kullandığınız dil çok korkutucu… (belki de çok sıcakken yazdınız bu düşüncelerinizi) (not: 4 yaşında oğlum var)

Umarım başımızdakiler bu durumu en az mağduriyetle bir çözüme kavuşturur.

13 Beğeni

Tüfekle gezip bir şeyler öldürme ihtiyacını gidermenin adına spor olarak avcılık demişler zaten. Ben avcılığa da karşıyım. Fakat koşunun ruhunun çok daha farklı olduğuna inanıyorum. Hele şehirdeki konfor alanından çıkıp kırsala çıkmak sadece bir bacağı bir bacağın önüne atmak değil komple bir stratejidir.

Ben dağa giderken ya da bir zeminde dolaşırken öncelikle bölgede dikkat etmem gereken bitki ve hayvan var mı diye bakarım. Kıbrısta koşarken koca engereke denk gelme ihtimaliniz vardır örneğin. Ya da Vanda bir ayıya denk gelme olasılığınızı gözardı etmemeniz lazım, toroslarda ayıyla yine karşılaşabilirsiniz ama kurt sürüleri de bir hayli olasılıklıdır.

Korkmuyor muyum. Tabi ki korkuyorum. Kıbrısta yapacağım aktivite öncesi gece heyecandan uyandım. Gözümü kapatıyorum gufi(engerek) düşünüyorum. Fakat karılaşırsam ne yapmam gerektiği ile ilgili uzun uzun okumalar yaptım. Ve karşılaştım da. Tam da kitapta yazdığı gibi gerçekleşti karşılaşma. Ben onu gördüm, onu görene kadar da ihtimal dahilinde olduğu için bastığım her yere dikkat ederek gittim. Gördüğüm anda söylendiği gibi üstüne bir adım daha atmadım. Yavaşça geri adım attım. O da tehlikede olmadığını anlayınca çalıların arasında süzülüp gitti.

Keza, ayı bulunan ortamda da ayıyla denk gelmemek için, hiçbir zaman tedbiri elden bırakmadan bağırırım. Bence işe yarıyor. En azından elimden gelen şey bu. Yasal olsa ayı spreyi de taşırım.En son durumda kullanmak adına. Normal spreylerin tam tersi etkisi olduğunu okuduğum için taşımıyorum.

Domuzla denk geldiğimizde arkası dönükse yüksek ses çıkarırım. Kaçıyor genelde. Ama yüzyüze geldiysek, domuzun hareketlerini izlerim. Baktım ki saldırmayı seçmiyor. Onu korkutup sinirlendirmeyecek mesafede yine bağırırım.

ilk 30 kmlik parkuruma eğer şehirlerarası yolda çıkıyorsam, öncelikle kulaklık takmam ve özellikle şehir girişlerinde ve benzin istasyonu gibi sahiplenebilecek bölgelerde, sürülerin olduğu yerde dikkat kesilirim. Dolayısıyla bir anda köpekle karşılaşma durumu riskini oldukça azaltmış olurum. Bunlar niye burada var konusu biraz daha otoritelerin ilgilenmesi gereken kısım. Fakat ben koşuya başlarken biliyorum ki onlar orada varlar.

Şimdi yukarıda yazdığım hiçbir şey, sizin doğada zarar görmemenizi garanti etmez. O yılan saygılı davranışınıza rağmen sizi sokabilir, o ayı bilakis sese gelebilir, domuz da siz iletişim kurduğunuzu zannederken üzerinize charge edebilir ve dişleriyle size ağır yaralar verebilir. Sara Alonsoya inek saldırdı daha geçen yıl. Düşünsem aklıma gelmezdi şimdi mandalara da abi çekiyorum.

Eğer yükseklik korkunuzdan dolayı düz duvar tırmanamıyor ama çok istiyorsanız çözüm kayaları parçalayıp merdivenler oluşturmak değildir. Çözüm kısmında değilim, bu sporun koşarken köpek riski var. Eğer buna katlanamıyorsanız, daha steril ortamlar bulmayı deneyebilirsiniz. Ve en önemlisi bir anda karşınıza köpek çıkmasını engelleyecek önlemleri almalı ve leyla leyla koşmak yerine yaptığınız işin risklerinin farkında dolaşmalısınız.

İnsanımız çok mert. Çekiyor vuruyor. Bunu da 30 km parkurunu 15-15 yapmak yerine 3x10 yapmak zorunda kaldı diye yapıyor. Bakın bu kibirdir. Yaptığının kötü olduğunun bilinçaltı seviyesinde farkında ki, bunu antrenmanı bozuldu diye değil de yüce bir amaç uğruna yapmayı düşünüyor. Hikayelerin hepsinde yerden taş alır gibi yapınca ya da iki metre geriye çıkınca kurtuluyor bir de bu insanlar.

Vura vura bitiriyorlar zaten. Fakat tekil olarak siz vura vura bitiremezsiniz. O yüzden sert bir karakteri oynamanın lüzumu yok. Büyük ihtimalle müzikle ya da kafanızda bir düşünceyle uğraşırken fark etmediğiniz köpek iki havladı diye hayatınızın travmasını yaşamışsınız. Siz mevcut durumun ne olduğunun farkına varıp, kendi risk yönetiminizi yapmak zorundasınız. Bu da bu başlığa benim son yazımdır.

15 Beğeni

Ben aslında sokak hayvanlarını aç bırakmayı kastetmemiştim ama konu çok acayip yerlerde dolaşmaya başladı,

2 Beğeni